Dünyanın üç yüzü vardır
07/10/2007
Uzay boşluğunda çatısız ve direksiz asılı duran dünyamız, bizim evimiz. Onu çok seviyoruz. Nasıl sevmeyelim ki, mavi küremiz pek çok güzellikleri barındırıyor ve bu başdöndürücü güzelliklerini bize cömertçe sunuyor. Şimdi gelin beraberce dünyamızla alakalı bir tefekkür iklimine yelken açalım. Mana büyüklerimiz dünyanın üç yüzü olduğunu söylüyorlar.
Birinci yüzü, Rabbimiz’in isimlerine bakar ve onların aynasıdır.
‘ın sonsuz cemal tecellilerine sahne olarak O’nun muhabbetine vesile olduÄŸu için dünyanın bu yüzü sevgiye layıktır. Rabbimizi tanıma, O’nun kapısının önünde bulunduÄŸunu düşünme ve sonra O’nu kâinattaki muhteÅŸem eserleriyle tanıma lütfuna erme öyle zevkli bir ÅŸeydir ki insana, “Ne güzelsin ki Rabbimi bana tanıtıyorsun.” dedirtir. Kâinat bu yönüyle sevilir.
İkinci yüzü, ahirete bakar ve dünya, Peygamberimiz’in ifadesiyle ahiretin tarlasıdır. Burada ektiÄŸimiz ÅŸeyleri orada biçeceÄŸiz. Ahiret hayatının saadeti bu dünyada kazanılır. Åžayet ahiret olmasaydı dünyanın hiçbir kıymeti olmayacaktı. Dünyanın bu yüzü de sevilmeye layıktır.
Üçüncü yüzü de, insanın fani heveslerine bakar. Geçicidir ve aldatıcıdır. Bu yönüyle dünyayı sevmek, insanı
‘tan ve yaratılış maksadından uzaklaÅŸtırır, felâkete sürükler.
Fani dünya da elimizde durmaz, çabuk kaçar gider. Dünyadaki bütün güzellikler, nefislerinden ötürü seviliyorsa hepsi geçicidir. Zatından dolayı gönül verdiÄŸimiz her ÅŸey, bizim için, acı, ızdırap ve elem unsurudur. Halbuki, dünyanın karşılığı ahiret olsa, burada bulunanlar bitip tükenecek ama yeni bir ahiret sabahı doÄŸacak, yeni bir bahar geleceÄŸi gibi ahiret baharı gelecek ve orada solma olmayacaktır. Binaenaleyh bu inanç ışığından bakınca, dünya kıymet kazanır. İnsan, “Dünya, sen ne güzelsin ki burada solup batmanla içimde solup batmayana aÅŸk ve iÅŸtiyak hâsıl ediyorsun.
Fâni sevgililerin beni terk etmesine karşılık içim tam kan aÄŸlayacağı zaman, “Ey ezeli ve ebedi sevgili! Herkes beni terk etti. Ben kapına geldim. Anladım ki Sen’den baÅŸka vefalı ve hakiki dost yok. İçimi sana dökmek, dertlerimi Sana açmak istiyorum.” der, içi birden bire sevinçle dolar ve bütün hüzünler gider. Öyleyse dünyayı dünya yapan ahirettir.
Meselenin diÄŸer yönüne gelince, eÄŸer ahirete iman olmazsa, öbür alemde Rabbimiz’in huzurunda hesaplaÅŸma duygusu olmazsa, bu dünyada çocuklar ızdırap çekecek, mallar gidecek, servetler tar u mar olacak, kimse malından ve canından emin olamayacak ve böylece dünyanın tadı tuzu kalmayacaktır. Ancak ahirete iman duygusu, bir kalbde zuhur ettiÄŸi zaman çocuklar bile sevince boÄŸulur ve “Öldü ama cennete gitti” diyerek içleri huzur dolar. Bir genç ise nefsinin galeyanı anında ancak haÅŸre iman ve Cenab- ı Hakk’a hesap verme sayesinde nefsini frenleme imkanını bulur. Son söz, dünyayı dünya yapan ahiret inancıdır. Ahireti kazanmak ise burada Cenab-ı Hakk’ın rızasını kazanmaya yönelik ameller yapmaya baÄŸlıdır.














