Bir ayet-i kerimede ; “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.” buyuruluyor…
— Âl-i İmrân, 3/104
HAYATİ BEY, yıl sonu sayım çalışmalıyla hayli yorulmuştu. Akşam eve erken gitmeye niyetlenmişti. Masasını toparladı. Tam yazıhaneden çıkmak üzere idi ki, yayınevine iki genç geldiler ve doğruca yazıhaneye doğu ilerlemeye başladılar. Gençlerden birisini tanımıştı. Yayınevinin en çok okuyan müşterilerinden Kemâl idi.n
Kemâl, Hayati Beye elini uzattı ve
Hayırlı akşamlar efendim, diyerek arkadaşını tanıttı. Hayati Bey kendilerini içeri davet etti. Zaten konuşmak için geldikleri her hallerinden belliydi.
Birgün, çelimsiz, küçük bir kız çocuğu, sokağın köşesine oturmuş; yiyecek, para, ya da alabileceği herhangi bir şey için dileniyordu. Üzerinde yırtık, pırtık giysiler vardı; yüzü gözü kir içinde ve perişan bir haldeydi.
Geçmiş zamanın birinde bir adam, bir çiftlik evi yapmaya karar verdi. Bunun için güzel bir yer aradı ve aradığı yeri sonunda buldu. Araziyi sahibinden satın aldı. Hemen işe koyuldu. Önce kendine güzel bir ev, daha sonra hayvanları için bir barınak yaptı. Geri kalan arazi üzerine ise meyve ağaçları dikmeye başladı.