Berat Gecesi

Posted on 13 Ağustos 2008

Şaban ayının 14. gününü 15′ine bağlayan geceye Berat Gecesi denir. 16 Ağustos Cumartesi günü akşamı Berat Gecesi’dir.

Aslı “Beraet” olan ve Türkçe’ye “Berat” olarak giren bu kelimenin sözlük anlamı: “Borçtan, hastalıktan, suç ve cezadan kurtulmak”. Dinî literatürde ise: “Günahlardan arınmak, temize çıkmak, ilahî af ve rahmete nail olmak” manasını ifade etmektedir.

Buna göre Berat gecesi, Allah Teâlâ’nın affı ve bağışlaması ile Müslümanların günahlardan arınmasına ve kurtuluşlarına bir vesiledir.

Allah Teâlâ, bu mübarek gecede, kendisine yönelip af dileyen mümin kullarına, cehennemden kurtuluş beratı verir. Berat gecesine, bereketli ve feyizli bir gece olması sebebiyle: “Mübarek”; kulların günahlarının affolunması ve temize çıkmaları sebebiyle: “Beraet”; kulların ihsana kavuşmaları nedeniyle: “Rahmet”; geceyi iyi değerlendiren kulların seçilerek salih kullar arasına alınması sebebiyle: “Beraet ve Sakk” adı da verilir.

Muaz b. Cebel (ra)’dan rivayetle Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Allah-u Zülcelal Şaban’ın onbeşinci gecesi bütün yaratıklarına muttali olup, onların hepsini bağışlar. Ancak müşrik ve münafığı bağışlamaz.” (Taberani, İbn Hıbban)

Berat gecesi hayırlarla dolu olayların meydana geldiği bir gecedir. Berat Gecesi’ni, bu derece yücelten husus, Berat gecesinin kutsiyeti, Kur’an-ı Kerim’in bu gecede Levh-i Mahfuz’dan dünya semasına indirilmiş olması ile alakalıdır.

Cenab-ı Hak şöyle buyurur: “Hâ Mîm. Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu mübârek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” (Duhan; 1-6)

Ayet-i kerimede geçen: “Mübarek gece”den maksat, bazı müfessirlere göre: Berat gecesidir. Bu tefsir sahiplerinin sahih kabul ettiği rivayetlere göre: Kur’an-ı Kerim’in tamamı, bu gecede Levh-i mahfuz’dan dünya semasındaki Beyt-i Ma’mur’a indirilmiş, sonra da Kadir gecesinden itibaren Cebrail (as) vasıtasıyla Peygamber Efendimiz (sav)e peyderpey indirilmiştir.

Ayrıca Kıble’nin Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dan Mekke-i Mükerreme’deki Kâbe istikametine çevrilmesinin; hicretin ikinci yılında, Şaban ayının 15’inde vuku bulması da bu geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.

Bu gelen gece olan Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin proğramı nev’inden olması cihetiyle Leyle-i Kadr’in kudsiyetindedir.

Herbir hasenenin Leyle-i Kadir’de otuzbin olduğu gibi, bu Leyle-i Berat’ta herbir amel-i sâlihin ve herbir harf-i Kur’anın sevabı yirmibine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhur-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyali-i meşhurede onbinler, yirmibin veya otuzbinlere çıkar. Bu geceler, elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için elden geldiği kadar Kur’anla ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır. ( Said Nursî Şualar: 505)

Konuyu ekleyen:

admin - who has written 323 posts on Minare İslam Portalı.


Yazarla iletisime gec

Leave a Reply

Foto Galeri - Hepsini incele

Ramadan_Kareem (94)Ramadan_Kareem (84)Ramadan_Kareem (85)Ramadan_Kareem (86)Ramadan_Kareem (88)Ramadan_Kareem (99)Ramadan_Kareem (87)Ramadan_Kareem (89)Ramadan_Kareem (96)Ramadan_Kareem (90)Ramadan_Kareem (95)Ramadan_Kareem (92)

Site Sponsors