Tarih 14 Eylül 2008
“Gönül İkliminde Damladan Deryaya” başlığıyla Şebnem Dergisi sayfalarında bir silsile hâlinde yayınlanan bu roman, günümüz gençliğini özetleyen ve onun yaşayışına derinden tesir eden gerçekler etrafında kaleme alınmıştır.
Günümüz insanı, asrımızı kasıp kavuran sapık felsefelerin ve inançsızlık buhrânının neticesinde büyük bir mânevî erozyon yaşamaktadır. Toplumun zeminini kaydıran bu erozyon, cemiyeti ayakta tutan müesseseleri ve bilhassa âile yuvasını [...]
Sekerleme: damladan deryaya
Tarih 14 Eylül 2008
Mü’minler birbirlerini, farklı bedenlerde olsalar da tek yürek halinde yaşayan bir vücudun uzuvları gibi telakki etmeye mecburdurlar. Bir uzvun acısını bütün bir vücut hissettiği gibi, din kardeşlerinin ıztırabını duymak, bütün mü’minler için bir vicdan imtihanıdır.
Zira Cenab-ı Hak, insanları birbirine muhtaç bir halde yaratmıştır. Toplumda güçlüler - kuvvetliler olduğu gibi; zayıflar, sakatlar ve muhtaçlar da daima [...]
Tarih 14 Eylül 2008
Hazret-i Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’in Hak katındaki kadri o kadar yücedir ki; Cenâb-ı Hak, Habîbi’ne itaati, kendine itaat saymış; O’na karşı yapılacak en küçük hürmetsizliği, amellerin boşa çıkmasına sebep kılmış ve O’na tazimi, gönüllerin takva imtihanı eylemiştir. Rasulü’ne uygunsuz hitapta bulunmayı büyük bir cehalet eseri olarak kabul etmiştir.
Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e çokça salat [...]
Tarih 14 Eylül 2008
Yüz yirmi dört bir peygamber ve onlardaki sayasız zuhurat ve ilahi tecelli akışları, sanki bereketli nisan bulutları gib azami derecede işba (doymuşluk) haline geldikten sonra beşeriyetin gönül toprağına mecburi bir surette boşaldı.
Ve bereketli bir hidayet şeraresi halirdeki nebiler silsilesi, alemlere rahmet olarak gönderilen Hazret-i Muhammed Mustafa -sallallahu aleyhi ve sellem-’in zuhura gelmesinin adeta birer ikbal [...]
Tarih 14 Eylül 2008
Mevlânâ Hâlid-i Bağdâd-î Hazretleri, Peygamber Efendimiz –sallâllâhu aleyhi vesellem-‘in bütün âlemlere rahmet ve bereket kaynağı olduğunu, dîvânında şöyle ifade eder:
“O’nun varlığı hürmetine kumlu denizler inci verir, nice sert taşlar yâkut olur ve dikenler güle döner. Eğer bir bahçede O’nun güzel ahlâkından bahsedilirse, sevincinden coşmayan, yani açılmayan bir gonca bulamazsın…”