<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Minare İslam Portalı</title>
	<atom:link href="http://www.minare.net/tr/index2.php/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.minare.net/tr</link>
	<description>Minare boyunda, İslam tadında bir hayat...</description>
	<pubDate>Sun, 07 Sep 2008 18:09:44 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Kadınların sesleri haram mı?</title>
		<link>http://www.minare.net/tr/soru-kosesi/kadinlarin-sesleri-haram-mi</link>
		<comments>http://www.minare.net/tr/soru-kosesi/kadinlarin-sesleri-haram-mi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Sep 2008 14:10:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Soru Köşesi]]></category>

		<category><![CDATA[islam ve kadın]]></category>

		<category><![CDATA[İslamda Kadın]]></category>

		<category><![CDATA[kadın sesi caizmi]]></category>

		<category><![CDATA[kadın sesi haram mı]]></category>

		<category><![CDATA[kadın sesi islam]]></category>

		<category><![CDATA[kadının sesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minare.net/tr/?p=367</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Bazıları, kadınların erkeklerle konuşmasına helal diyorlar. Haram değil mi?
Cevap: İslamiyetin hükümleri, 23 yılda geldi. Tesettür âyeti gelmeden önceki olayları ele alıp yabancı erkeklerle konuşmayı mubah saymak yanlıştır. İçki de haram edilmeden önce günah değildi. Daha önceki olayları örnek gösterip, asr-ı saadette içki içiliyordu diyerek içkiye mubah denir mi? Eski Peygamberlerin dinlerindeki olayları örnek gösterip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.minare.net/tr/wp-content/uploads/2008/09/flower.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-369 alignleft" style="float: left;" title="flower" src="http://www.minare.net/tr/wp-content/uploads/2008/09/flower.jpg" border="0" alt="" width="135" height="100" /></a><strong>Sual: </strong>Bazıları, kadınların erkeklerle konuşmasına helal diyorlar. Haram değil mi?<br />
<strong>Cevap:</strong> İslamiyetin hükümleri, 23 yılda geldi. Tesettür âyeti gelmeden önceki olayları ele alıp yabancı erkeklerle konuşmayı mubah saymak yanlıştır. İçki de haram edilmeden önce <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/gunah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with günah">günah</a> değildi. Daha önceki olayları örnek gösterip, asr-ı saadette içki içiliyordu diyerek içkiye mubah denir mi? Eski Peygamberlerin dinlerindeki olayları örnek gösterip bak kadınlarla konuşmak caiz denir mi? Hazret-i Âdem zamanında şimdi evlenilmesi haram olan bazı kimselerle evlenmek caizdi.</p>
<p><span id="more-367"></span></p>
<p>Daha sonra haram edildi. Şimdiki olaylar için o zamanki hükümler örnek verilir mi hiç?</p>
<p>Cariyelerin şarkı söylemeleri, hür kadınlar için örnek gösterilemez.<br />
Hazret-i Ömer, mehrin azaltılmasını tavsiye edince, perde arkasından yaşlı bir kadın, itiraz mahiyetinde, Nisâ suresinin (Bıraktığınız eşinize, yüklerle [altın mehir] vermiş de olsanız, ondan bir şey geri almayın) mealindeki 20. âyetini okuyor. Hazret-i Ömer bu kadına itiraz etmiyor.</p>
<p>Bazı sapıklar, (Bu olay, kadının sesinin haram olmadığını gösterir) diyorlar. Perde arkasındaki kadının ihtiyar olduğunu açıklamıyorlar. İhtiyar <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/kadinin-sesi" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with kadının sesi">kadının sesi</a> haram değildir. İhtiyar kadına caiz olan şey, genç kadına caiz olmaz.</p>
<p>Sapıklar yine diyor ki:<br />
(Hazret-i Âişe anlatır: &#8220;Bayram günü iki cariye, kahramanlık şiirlerini def çalarak terennüm ediyordu. Resulullah yatağına yatıp yüzünü öbür tarafa çevirdi, sonra babam [Hazret-i Ebu Bekir] içeri girdi. (Bu ne hâl, Resulullahın huzurunda şeytanın düdüğü ve sesi ne arıyor?) diye beni azarlayınca, Resulullah (Bırak onları, her milletin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır) buyurdu. Babam başka şeyle meşgul olunca cariyelere işaret ettim, dışarı çıktılar.)</p>
<p>Sapık kimseler, bu olayı delil göstererek, kadınların erkeklerle beraber oturmasının, çalgı çalmasının, şarkı söylemesinin ve seslerini erkeklere duyurmasının helal olduğunu söylüyorlar.</p>
<p>Şimdi yukarıdaki ifadeleri inceleyelim:<br />
1- Şiir okuyan veya şarkı söyleyenler, hür kadın değil cariyedir. Cariyelerin saçlarını, kollarını açmaları seslerini erkeklere duyurmaları <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/gunah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with günah">günah</a> değildir. Cariyeyi örnek gösterip, hür kadınlara da bunların mubah olacağını söylemek Müslümana yakışmaz.</p>
<p>2- Kahramanlık şiirleri veya şarkıları da, mehter marşları da caizdir. Bunların caiz olması, diğer şarkı ve türkülerin de caiz olmasını gerektirmez. Def ile şarkı türkü söylenir, ilahi söylenmez. Çünkü ilahi ibadettir. İbadete çalgı karıştırılmaz. Tasavvuf müziğinin dinde yeri yoktur. Resulullah efendimizin geldiği bir evde, küçük zenci kızları [cariyeler] def çalıp şarkı söylüyorlardı. Şarkıyı bırakıp, Resulullahı övmeye başladılar. Resulullah efendimiz, (Onu bırakın, oyun arasında beni övmeyin. Beni övmek [ilahi söylemek] ibadettir. Eğlence, oyun arasında ibadet caiz değildir) buyurdu. (K. Saadet)</p>
<p>3- Hazret-i Ebu Bekrin, def için şeytanın düdüğü demesi, çalgının mubah olmadığını gösterir. Ulema sadece düğünlerde, bayramlarda kadınların def çalmasının caiz olduğunu bildirmiştir. Yani def çalmanın kadınlara caiz olması, düğün ve bayram içindir. Başka zaman caiz değildir.</p>
<p>Kadın sesinin haram olduğunu bildiren vesikalardan bazıları:<br />
Resulullahın hanımları müminlerin anneleri olduğu için, onun hanımları ile yani annelerimizle evlenmek de haramdır. Üç âyet meali:<br />
(Ey iman edenler, Resulullahın eşleri ile evlenmeniz caiz değildir.) [Ahzab 53]</p>
<p>(Resulullahın eşleri, müminlerin anneleridir.) [Ahzab 6]</p>
<p>(Ey nebi hanımları, siz diğer kadınlar gibi değilsiniz. <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/allah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with allah">Allah</a>&#8217;tan sakının, edalı, yumuşak konuşmayın, kalbi bozuk olan, ümide kapılır; hep ciddi konuşun.) [Ahzab 32]</p>
<p>Âyette, <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/peygamber" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with peygamber">Peygamber</a> hanımlarının yani annelerimizin yumuşak konuşmaları caiz olmayınca, başka kadınların yumuşak konuşmaları nasıl caiz olabilir. Annelerimize kötü gözle bakan çıkabileceğine göre, diğer kadınlara kötü gözle bakan çıkmaz mı?</p>
<p>Kadının ihtiyaçsız sesini erkeklere duyurması caiz olmadığı gibi, bakması da caiz değildir. Bir âyet meali:<br />
(Mümin kadınlara da söyle, gözlerini [yabancı erkeklere bakmaktan] sakınsınlar.) [Nur 31]</p>
<p>Birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
(Erkeğin kadına, kadının da erkeğe [şehvetle] bakması haramdır.) [Taberani]<br />
(Yabancı kadını görünce, yüzünüzü çevirin!) [Ebu Davud]</p>
<p>(Şarkı söyleyen kadını dinlemek ve yüzüne bakmak haramdır.) [Taberani]<br />
(Namahreme bakmak göz zinasıdır.) [Buhari]</p>
<p>Ümm-i Seleme vâlidemiz anlatır:<br />
Resulullahın yanında iken, iki gözü de görmeyen İbni Ümmi Mektûm, izin isteyip içeri girdi. Resulullah bize, (İçeri girin) buyurdu. (Ya Resulallah o ama değil mi, bizi görmez) dedim. (O sizi görmüyorsa, siz onu görmüyor musunuz?) Yani, o kör ise, siz kör değilsiniz ya, buyurdu. (Tirmizi, Ebu Davud)</p>
<p>Bir âyet meali de şöyle:<br />
(Resulullahın eşlerinden ihtiyacınızı perde arkasından isteyin.) [Ahzab 53]</p>
<p>Namahreme bakmak <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/gunah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with günah">günah</a> olduğu gibi onunla konuşmak da günahtır. İki hadis-i şerif meali:<br />
(Ey kadınlar, ancak mahreminizle konuşun, namahremle konuşmayın!) [Ramuz, İbni Said]<br />
(Yabancı kadınla şehvetle konuşana, her kelimesi için, Cehennemde azap vardır.) [R. Nasıhin]</p>
<p>Kadınların yüksek sesle veya yumuşak konuşmaları ve seslerini namahreme duyurmaları caiz olmadığı için, ezan ve ikamet okumaları da caiz değildir. (Redd-ül Muhtar)</p>
<p>Genç kadın, yabancı erkeğe selam veremez ve aksıran erkeğe bir şey söylemez ve kendine söylenince de cevap vermez. (Hamevi Eşbah şerhi)</p>
<p>Kadınların seslerini erkeklere duyurması haramdır. Bazı âlimler, ihtiyaç zamanında, ihtiyaç kadar ve sert, ciddi konuşmaları caiz olup fazlası yine caiz olmaz buyurmuşlardır. (Tezkiye-i ehli beyt)</p>
<p>Çalgı ve kadın sesi, sima değil gınadır, haramdır. (Dürr-ül-mearif)</p>
<p>Allahü teâlâ, kadının namahremle yumuşak sesle konuşmasını men ediyor. (Mekt. Rabbani 3/41)</p>
<p>Kadınların, saçı, başı ve kolları açık sokağa çıkmaları ve yabancı erkeklerle lüzumsuz yere, konuşmaları, şarkı söyleyerek, hatta Kur&#8217;an, mevlit, ezan okuyarak seslerini erkeklere duyurmaları büyük günahtır. Ancak yabancı erkeklerle, alış veriş gibi, ihtiyaç olduğu zaman, fitneye sebep olmayacak şekilde, sert ve ciddi konuşmaları caizdir. (Tergibüssalat, Hadika, S. Ebediyye)</p>
<p>Sual: Kadın resmine bakmak caiz midir? Açıkken, arkadaşlarla çektirdiğim resimlerden onlarda da vardır. Geri alma imkanı da yoktur. O resimlerin bana da günahı olur mu?<br />
CEVAP<br />
Kadın resmine ihtiyaçsız ve şehvetsiz bakmak mekruh, şehvetle bakmak haramdır. Bir ihtiyaçtan dolayı şehvetsiz bakmak caizdir.</p>
<p>Resim, hoparlörden çıkan sese benzetilemez. Resim, o kimsenin bizzat kendisi değil ise de, neticede bir kadın resmidir. Hangi kadın olursa olsun, resme de şehvetle bakmak caiz değildir.</p>
<p>Kadının erkeğin, erkeğin de kadının yüzüne ihtiyaçsız bakması tenzihen mekruhtur. Bir ihtiyaç varsa, ihtiyaç kadar bakılır. Açık gezmeye tevbe edip, resimleri de, geri alamadığınıza göre, size <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/gunah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with günah">günah</a> olmaz.</p>
<p>Sual: TVlerdeki bayanların resimlerine şehvetli veya şehvetsiz bakmak ve seslerini dinlemek caiz mi?<br />
CEVAP<br />
Kadınların saç, kol gibi bakılması haram olan yerlerinin aynadaki görüntülerine şehvetsiz bakmak haram değildir. Resimlerine, televizyondaki görüntülerine bakmak, aynadaki hayallerine bakmak gibidir. Şehvetsiz bakmak caiz, şehvet ile bakmak veya şehvete sebep olacak görüntülerine bakmak, böyle sesleri dinlemek haramdır.</p>
<p>Sual: Kadınların, Kur&#8217;an-ı kerim, mevlid, ilahi okuyarak seslerini erkeklere duyurmaları haram mıdır?<br />
CEVAP<br />
Evet haramdır. [Hoparlör, radyo ve TV ile duyurmaları ise mekruh olur.] (Tergibüssalat, Hadika)</p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.minare.net/tr/?p=367&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_367" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>
	<h4>Related posts</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li>No related posts.</li>
	</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minare.net/tr/soru-kosesi/kadinlarin-sesleri-haram-mi/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazanda verilen beş nimet</title>
		<link>http://www.minare.net/tr/mubarek-gunler/ramazanda-verilen-bes-nimet</link>
		<comments>http://www.minare.net/tr/mubarek-gunler/ramazanda-verilen-bes-nimet#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Sep 2008 12:56:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Mübarek Günler]]></category>

		<category><![CDATA[allah]]></category>

		<category><![CDATA[ayet]]></category>

		<category><![CDATA[hat]]></category>

		<category><![CDATA[huzur]]></category>

		<category><![CDATA[peygamber]]></category>

		<category><![CDATA[ramazan]]></category>

		<category><![CDATA[ramazan ayı]]></category>

		<category><![CDATA[ramazanı şerif]]></category>

		<category><![CDATA[ümmet]]></category>

		<category><![CDATA[yurdu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minare.net/tr/?p=365</guid>
		<description><![CDATA[
Cabir ibni Abdullah Radiyallâhu Anh,
Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellemin şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
“Ümmetime Ramazan ayında beş şey ihsan edildi.
Bunlar daha önceki peygamberlerin ümmetine verilmemişti.

Birincisi: Ramazan ayının ilk gecesi olunca Cenab-ı Hak onlara rahmetiyle bakar. Allah kime rahmetiyle bakarsa, onu hiçbir zaman azaba çarptırmaz.
İkincisi: Oruç tutanların ağızlarının kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur.
Üçüncüsü: Gece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.minare.net/tr/wp-content/uploads/2008/09/ramazan.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-366 alignright" style="float: right;" title="ramazan" src="http://www.minare.net/tr/wp-content/uploads/2008/09/ramazan.jpg" border="0" alt="" width="112" height="150" /></a></p>
<p>Cabir ibni Abdullah Radiyallâhu Anh,</p>
<p>Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellemin şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:</p>
<p>“Ümmetime <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/ramazan" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with ramazan">Ramazan</a> ayında beş şey ihsan edildi.</p>
<p>Bunlar daha önceki peygamberlerin ümmetine verilmemişti.</p>
<p><span id="more-365"></span></p>
<p>Birincisi: <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/ramazan" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with ramazan">Ramazan</a> ayının ilk gecesi olunca Cenab-ı Hak onlara rahmetiyle bakar. <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/allah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with allah">Allah</a> kime rahmetiyle bakarsa, onu hiçbir zaman azaba çarptırmaz.</p>
<p>İkincisi: Oruç tutanların ağızlarının kokusu <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/allah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with allah">Allah</a> katında misk kokusundan daha hoştur.</p>
<p>Üçüncüsü: Gece ve gündüz melekler oruç tutanların bağışlanması için Allah’a yalvarırlar.</p>
<p>Dördüncüsü: <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/allah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with allah">Allah</a> o gün Cennetine emir verir ve şöyle buyurur: ‘Ey Cennet, kullarım için hazırlan, süslen. Dünya sıkıntılarından kurtulup Benim huzuruma ve ikramıma gelip istirahat etmeleri yaklaştı.’</p>
<p>Beşincisi: Ramazan’ın son gecesi gelince de, <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/allah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with allah">Allah</a> oruç tutan kullarının hepsini affeder.</p>
<p>Sahabilerden bir zat sordu: “Ya Resulallah, bu gece Kadir Gecesi midir?”</p>
<p><a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/peygamber" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with peygamber">Peygamber</a> Sallallâhu Aleyhi Vesellem “Hayır,” dedi, “bilmez misiniz, işçiler gün boyu çalışıp da işlerini bitirdikleri zaman ücretlerini almıyorlar mı?” (et-Tergib ve’t-Terhib, 2:92)</p>
<p>hanimlar.com</p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.minare.net/tr/?p=365&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_365" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>
	<h4>Related posts</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.minare.net/tr/islamiyet/uc-aylar-gelirken" title="Üç Aylar Gelirken ! (Haziran 27, 2008)">Üç Aylar Gelirken !</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.minare.net/tr/hz-muhammed-sav/ramazan-nukteleri" title="Ramazan Nükteleri (Ağustos 31, 2008)">Ramazan Nükteleri</a> (1)</li>
	<li><a href="http://www.minare.net/tr/kissadan-hisse/huzuru-ararken" title="Huzuru Ararken (Temmuz 6, 2008)">Huzuru Ararken</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.minare.net/tr/onemli-gunler/hadislerle-berat-kandili" title="Hadislerle Berat Kandili (Ağustos 13, 2008)">Hadislerle Berat Kandili</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.minare.net/tr/edeb/nasil-helallesmeyi-dusunuyorsunuz" title="Nasıl Helalleşmeyi Düşünüyorsunuz ? (Haziran 15, 2008)">Nasıl Helalleşmeyi Düşünüyorsunuz ?</a> (2)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minare.net/tr/mubarek-gunler/ramazanda-verilen-bes-nimet/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ramazan Nükteleri</title>
		<link>http://www.minare.net/tr/hz-muhammed-sav/ramazan-nukteleri</link>
		<comments>http://www.minare.net/tr/hz-muhammed-sav/ramazan-nukteleri#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Aug 2008 11:33:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Hadis-i Şerif]]></category>

		<category><![CDATA[Hz. Muhammed sav]]></category>

		<category><![CDATA[Kıssadan Hisse]]></category>

		<category><![CDATA[Önemli Günler]]></category>

		<category><![CDATA[Öğüt Bahçesi]]></category>

		<category><![CDATA[ramazan]]></category>

		<category><![CDATA[ramazan ayı]]></category>

		<category><![CDATA[ramazanı şerif]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minare.net/tr/?p=363</guid>
		<description><![CDATA[
Ramazan Cennetin Süslendiği Ay !
Sehl ibni Sa’d Radiyallâhu Anh, Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellemin şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
&#8220;Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır. Kıyamet Gününde o kapıdan ancak oruç tutmuş olanlar girer, onlarla birlikte o kapıdan başka hiç kimse giremez.

O vakit, ‘Dünyada iken oruç tutmuş olanlar nerededir?’ diye bir ses yükselir. Onlar gelir, Cennete [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.minare.net/tr/wp-content/uploads/2008/08/ramadan.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-364 alignleft" style="float: left;" title="ramadan" src="http://www.minare.net/tr/wp-content/uploads/2008/08/ramadan.jpg" alt="" width="107" height="150" /></a></p>
<p><strong><a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/ramazan" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with ramazan">Ramazan</a> Cennetin Süslendiği Ay !</strong></p>
<p>Sehl ibni Sa’d Radiyallâhu Anh, Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellemin şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:</p>
<p>&#8220;Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır. Kıyamet Gününde o kapıdan ancak oruç tutmuş olanlar girer, onlarla birlikte o kapıdan başka hiç kimse giremez.</p>
<p><span id="more-363"></span><br />
O vakit, ‘Dünyada iken oruç tutmuş olanlar nerededir?’ diye bir ses yükselir. Onlar gelir, Cennete o kapıdan girerler. Oruçluların en son kalanı da girince kapı kapatılır, artık başka hiç kimsenin girmesine müsaade edilmez. O kapıdan kim Cennete girerse ebedi olarak susuzluk çekmez.&#8221;<br />
(Buhari, Savm: 4, Bed’ü’l-Halk: 9; Müslim, Sıyâm: 166; Tirmizî, Savm: 55)</p>
<p>Bir başka hadiste de her mü’minin işlediği amele ve ibadete göre Cennetin değişik kapılarından çağrılacağı bildirilir:</p>
<p>Ebu Hüreyre Radiyallâhu Anhın rivayetine göre Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:</p>
<p>&#8220;Kim ki <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/allah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with allah">Allah</a> rızası için (malından iki sığır, iki koyun, iki dirhem) çift sadaka verirse, Cennet kapılarından, ‘Ey Allah’ın (sevgili) kulu (buraya gel)! Bu kapıda büyük hayır ve bereket vardır’ diye çağrılır.</p>
<p>Çok namaz kılan da (Cennetin) namaz kapısından çağrılır.</p>
<p>Mücahitler cihat kapısından çağrılır.</p>
<p>Oruçlular da ‘Reyyan’ kapısından çağrılır.</p>
<p>Sadaka sahipleri de sadaka kapısından davet edilirler.&#8221;</p>
<p>Ebu Bekir Radiyallâhu Anh:</p>
<p>&#8220;Babam, anam sana feda olsun ya Resulallah! Bir mü’minin bu kapıların hepsinden davet olunması müşkül müdür, bir kişi bu kapıların hepsinden davet olunur mu?&#8221; diye sordu.</p>
<p>Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem cevaben, “Evet, hepsinden davet olunur. Ey Ebu Bekir, umarım ki, sen de o bahtiyarlardan olasın” buyurdu. (Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrîd-i Sarih Tercemesi, Hadis no: 895.)</p>
<p>İbni Abbas Radiyallâhu Anhüma, Hz. <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/peygamber" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with peygamber">Peygamber</a> Sallallâhu Aleyhi Vesellemden şöyle işittiğini rivayet ediyor:</p>
<p>&#8220;Şüphesiz ki, Cennet, bir sene boyunca <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/ramazan" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with ramazan">Ramazan</a> ayının girmesi için süslenir.</p>
<p>Ramazan’ın ilk gecesi olunca “Müsire” denilen bir rüzgar, Arş’ın altından eser.</p>
<p>Cennet ağaçlarının yaprağı ve kapılarının halkaları şiddetle sallanır ve bundan dolayı tatlı bir ses işitilir ki, dinleyiciler bundan daha güzelini hiç işitmemişlerdir.</p>
<p>Böylece Cennet hurileri meydana çıkıp Cennetin en yüksek yerinde dururlar ve şöyle seslenirler:</p>
<p>“Evlenmek isteyen yok mu?” <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/allah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with allah">Allah</a> onu evlendirir.</p>
<p>Sonra huriler derler ki:</p>
<p>“Ey Cennetin bekçisi! Bu gece nedir?” Bekçi saygıyla cevap verir:</p>
<p>“Bu gece, <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/ramazan" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with ramazan">Ramazan</a> ayının ilk gecesidir. Muhammed’in Sallallâhu Aleyhi Vesellem ümmetinden oruç tutanlar için Cennetin kapıları açıldı.”</p>
<p>Sonra Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem buyurdu ki:</p>
<p><a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/allah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with allah">Allah</a> (Azze ve Celle) şöyle buyurur:</p>
<p>“Ey Rıdvan (Cennetin bekçisi)! Cennetlerin kapılarını aç ve ey Malik (Cehennemin bekçisi)! Cehennemin kapılarını Muhammed Sallallâhu Aleyhi Vesellemin ümmetinden oruç tutanlara kapat!</p>
<p>“Ey Cebrail! Yeryüzüne in, şeytanların azgınlarına kelepçe vurup zincirlerle bağla, sonra onları denize at ki, Sevgili Habibim Muhammed’in (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) ümmetinin oruçlarını ifsat etmesinler.”</p>
<p>Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem daha sonra şöyle buyurdu:</p>
<p><a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/allah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with allah">Allah</a> (Azze ve Celle) <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/ramazan" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with ramazan">Ramazan</a> ayının her gecesinde, bir münâdiye (çağrıcıya) üç defa şöyle nidâ etmesini (seslenmesini) söyler:</p>
<p>“Bir şey isteyen yok mu, isteğini vereyim.</p>
<p>“Hiç tövbe eden yok mu, tövbesini kabul edeyim.</p>
<p>“Mağfiret dileyen yok mu, bağışlayayım.</p>
<p>“Kim fakire değil, zengine; zalime değil, vefakâra borç verecek?”</p>
<p>Resul-i Ekrem Sallallâhu Aleyhi Vesellem devamla şöyle buyurdu:</p>
<p><a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/ramazan" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with ramazan">Ramazan</a> ayının her gününde iftar anında <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/allah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with allah">Allah</a> (Azze ve Celle) hepsi de Cehennemi hak etmiş olan bir milyon kişiyi Cehennemden kurtarır. <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/ramazan" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with ramazan">Ramazan</a> ayının son günü olunca <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/allah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with allah">Allah</a> Teâlâ ayın başından sonuna kadar Cehennemden kurtardığı kimselerin toplamı kadarını daha kurtarır.</p>
<p>Kadir Gecesi olunca <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/allah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with allah">Allah</a> (Azze ve Celle) Cebrail’e (Aleyhisselâm) emreder. Cebrail Aleyhisselâm meleklerle beraber yanlarında yeşil bir sancakla yeryüzüne inerler. Sancağı Kâbe’nin üzerine dikerler. Bu sancağın yüz kanadı vardır. Bunlardan ikisi bu gecenin dışında açılmaz.</p>
<p>Cebrail Aleyhisselâm o iki kanadı bu gece açar ki, bunlar doğudan batıya ulaşır. Cebrail Aleyhisselâm bu gece melekleri teşvik eder. Onlar da her ayakta durana, oturana, namaz kılana ve zikredene selâm verirler ve onlarla musafaha ederler, tokalaşırlar. Yaptıkları dualara “Âmin” derler.</p>
<p>Bu iş, tan yeri ağarıncaya kadar devam eder. Tan yeri ağarınca Cebrail Aleyhissalâm:</p>
<p>“Ey melekler topluluğu! Gitmeye hazırlanınız” der.</p>
<p>Melekler:</p>
<p>“Ya Cebrail, <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/allah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with allah">Allah</a> Teâlâ Muhammed’in (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) ümmetinden olan mü’minlerin ihtiyaçlarını ne yaptı?” derler.</p>
<p>Cebrail Aleyhisselâm şöyle cevap verir:</p>
<p>“Allah Teâlâ, bu gece onlara rahmet nazarıyla baktı ve onları affedip bağışladı. Ancak dört grup hariç.”</p>
<p>Râvi der ki:</p>
<p>“Ya Resulallah! Onlar kim?” dediğimizde, buyurdu ki:</p>
<p>“İçki içmeye devam eden, anababasına âsi olan, akrabalık bağlarını gözetmeyen ve müşahin.”</p>
<p>“Ya Resulullah! ‘Müşahin’ nedir?” dedik:</p>
<p>“İnsanlar arasındaki dostluk bağlarını kesen, fitne ve fesat çıkartan kimsedir” buyurdu.</p>
<p>Bayram gecesi olunca, bu geceye mükâfat gecesi ismi verilir. Bayram sabahı olunca <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/allah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with allah">Allah</a> (Azze ve Celle) melekleri her memlekete gönderir. Yeryüzüne inerler, sokak başlarını tutup insanların ve cinlerin dışındaki bütün yaratıklara işittirecek bir sesle bağırıp:</p>
<p>“Ey Muhammed ümmeti! Çok ihsan eden ve büyük günahlarınızı bağışlayan Rabbinizin huzuruna çıkınız” derler.</p>
<p>Onlar namazgâhlarına çıkınca <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/allah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with allah">Allah</a> (Azze ve Celle) meleklere:</p>
<p>“İşini yapan işçinin mükâfatı nedir?” diye sorar.</p>
<p>Melekler:</p>
<p>“Ey yüce Allah’ımız ve Mevlâmız! Onun mükâfatı ve ücretini tam olarak vermendir” derler.</p>
<p>Bunun üzerine <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/allah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with allah">Allah</a> Teâlâ:</p>
<p>“Ey meleklerim! Sizi şahit tutuyorum ki, Ben onlara <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/ramazan" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with ramazan">Ramazan</a> ayındaki oruçlarının ve namazlarının sevabı olarak rızamı ve mağfiretimi verdim” dedi ve sonra şöyle buyurdu:</p>
<p>“Ey kullarım! Benden isteyiniz. İzzetim ve Celalim hakkı için bugün Benden âhiretiniz için biriktirmek üzere ne isterseniz mutlaka veririm. Dünyanız için istediğiniz şeyde de size bakarım.</p>
<p>“İzzetim hakkı için siz Benim rızamı gözettiğiniz müddetçe, Ben de sizin hatalarınızı örterim.</p>
<p>“İzzetim ve Celalim hakkı için hak sahipleri ve idareciler önünde sizi rezil ve rüsvay etmem.</p>
<p>“Siz Beni razı ettiniz, Ben de sizden razı olduğum halde bağışlanmış olarak dönünüz.”</p>
<p>Bu sebeple melekler sevinir ve <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/ramazan" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with ramazan">Ramazan</a> sonunda iftar ettiklerinde Allah’ın (Azze ve Celle) bu ümmete vereceği mükâfatı müjdelerler. (et-Tergîb ve’t-Terhîb, 2:439)</p>
<p><strong><a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/ramazan" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with ramazan">Ramazan</a>&#8217;ın Cennet Sevabı</strong></p>
<p>Ebû Said el-Hudri Radiyallâhu Anhın rivayetine göre Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:</p>
<p>“Ramazan’ın ilk gecesi olunca, semânın kapıları açılır, Ramazan’ın son gecesi oluncaya kadar hiçbir kapısı kapanmaz.</p>
<p>“Ramazan ayı içerisinde bir gecede, herhangi bir kul namaz kılarsa, şüphesiz ki, <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/allah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with allah">Allah</a> onun her secdesine bin beş yüz <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/sevap" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with sevap">sevap</a> yazar ve onun için Cennette kırmızı yakuttan bir köşk yapar. Bu köşkün altmış bin kapısı vardır. Her kapısında kırmızı yakutla süslenmiş altından bir köşk vardır.</p>
<p>“Ramazan’ın ilk orucunu tutunca, o güne kadar olan geçmiş günahları bağışlanır ve her gün sabah namazından akşama kadar yetmiş bin melek ona istiğfar ederler.</p>
<p>“Ramazan ayı içerisinde gece veya gündüz yapmış olduğu her secde için ona, gölgesinde atlı bir yolcunun beş yüz sene gidebileceği büyüklükte bir ağaç verilir.” (et-Tergîb ve’t-Terhîb 2:429)<br />
hanimlar.com /Mehmed Paksu</p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.minare.net/tr/?p=363&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_363" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>
	<h4>Related posts</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.minare.net/tr/islamiyet/uc-aylar-gelirken" title="Üç Aylar Gelirken ! (Haziran 27, 2008)">Üç Aylar Gelirken !</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.minare.net/tr/mubarek-gunler/ramazanda-verilen-bes-nimet" title="Ramazanda verilen beş nimet (Eylül 6, 2008)">Ramazanda verilen beş nimet</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minare.net/tr/hz-muhammed-sav/ramazan-nukteleri/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Abdest</title>
		<link>http://www.minare.net/tr/soru-kosesi/abdest</link>
		<comments>http://www.minare.net/tr/soru-kosesi/abdest#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Aug 2008 15:15:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Soru Köşesi]]></category>

		<category><![CDATA[Şafii Mezhebi İlmihali]]></category>

		<category><![CDATA[abdest]]></category>

		<category><![CDATA[abdest almak]]></category>

		<category><![CDATA[abdestin adabı]]></category>

		<category><![CDATA[abdestin farzları]]></category>

		<category><![CDATA[abdestin mekruhları]]></category>

		<category><![CDATA[abdestin sunnetleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minare.net/tr/?p=361</guid>
		<description><![CDATA[
Abdest
Abdest, belli organları belli bir usule göre yıkamaktır. Bu yıkama gelişi güzel değildir. Bunun farzları vardır, sünnetleri vardır, edebleri vardır.

Abdestin farzları:
1- Niyet etmek. Abdest almak isteyen kimse, hadesin yani abdestsizliğin kaldırılmasına niyet eder. Niyet, yüzü yıkarken yapılır. Daha önce yapılırsa sahih olmaz. Niyet, kalb ile yapılır, dil ile söylenmesi de sünnettir. �Neveytü raf�al-hadesi� yani (abdestsizliği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-362 alignright" style="float: right;" title="12" src="http://www.minare.net/tr/wp-content/uploads/2008/08/12.jpg" alt="" width="150" height="128" /></p>
<p><strong><a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/abdest" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with abdest">Abdest</a></strong><br />
<a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/abdest" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with abdest">Abdest</a>, belli organları belli bir usule göre yıkamaktır. Bu yıkama gelişi güzel değildir. Bunun farzları vardır, sünnetleri vardır, edebleri vardır.</p>
<p><span id="more-361"></span></p>
<p><strong>Abdestin farzları:</strong><br />
1- Niyet etmek. <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/abdest-almak" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with abdest almak">Abdest almak</a> isteyen kimse, hadesin yani abdestsizliğin kaldırılmasına niyet eder. Niyet, yüzü yıkarken yapılır. Daha önce yapılırsa sahih olmaz. Niyet, kalb ile yapılır, dil ile söylenmesi de sünnettir. �Neveytü raf�al-hadesi� yani (abdestsizliği gidermeye niyet ettim) şeklinde niyet edilebilir. Bu niyetin sadece Türkçesi-ni söylemek de kafidir.</p>
<p>2- Yüzü yıkamak. Yüzün uzunluğu, saç bitiminden çene kemiğinin altına kadardır. Eni ise, iki kulak memesi arasında kalan kısımdır. Yüzde bulunan hafif sakal, kirpik, kaş, bıyık, favori ve dudak altındaki kılların hem altını hem de üstünü yıkamak gerekir. Gür olan sakalın sadece dışını yıkamak kafidir. Hafif sakal, karşıdan bakıldığında altındaki tenin görüldüğü sakaldır. Gür sakal ise, karşıdan bakıldığında altındaki tenin görülmediği sakaldır.</p>
<p>3- Kolları dirseklerle beraber yıkamak. Kol, parmak uçlarından dirseğe kadardır. Dirsek de dahildir. Abdes-te başlarken ellerin yıkanması kafi değildir. Yüzü yıkadıktan sonra kolları yıkarken de, eleri yıkamak gerekir.</p>
<p>4- Başın, ten veya saçından bir kısmını mesh etmek. Bir kıl veya bir kıl kadar başın tenini meshetmek de kafidir. Hepsini meshetmek sünnettir.</p>
<p>5- Ayakları, yandaki aşık kemikleriyle beraber yıkamak. Parmakların arasını ve ayaktaki yarıkları yıkamak da farzdır. Ayak üzerinde ve tırnaklar altında bulunan; suyu, altına geçirmeyen kir ve benzeri şeyleri gidermek de lazımdır. Parmak aralarına, hilalleme yapmadan su ulaşmıyorsa, hilallemek de gerekir.</p>
<p>6- Tertip üzere <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/abdest-almak" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with abdest almak">abdest almak</a>. Yani sıra ile yüzü, kolları yıkamak, başı meshetmek, sonra ayakları yıkamak. Ancak denize, göle girip çıkan kimse, abdeste niyet ederse abdesti sahih olur, tertip aranmaz.</p>
<p><strong>Abdestin sünnetleri:</strong><br />
1- Kıbleye dönmek.<br />
2- Euzü-Besmele çekmek.<br />
3- Misvak kullanmak.<br />
4- Suyu, üzerine sıçratmamak.<br />
5- Elleri yıkarken, abdestin sünnetine niyet etmek. Mesela, �Neveytü sünnet-el-vudui� (abdestin sünnetine niyet ettim) demek.<br />
6- Elleri bileklere kadar yıkamak.<br />
7- El ve ayak parmaklarının aralarını hilallemek.<br />
8- �Mazmaza� yapmak yani ağza su vermek, �istinşak� etmek yani burna su vermek.<br />
9- Yıkamaya, yüzün üst tarafından başlamak ve suyu yüzüne çarpmamak. Gür olan sakalı hilallemek.<br />
10- Başın tamamını meshetmek. Kulakların içini ve dışını yeni bir su ile meshetmek.<br />
11- <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/abdest" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with abdest">Abdest</a> azalarını ovalamak.<br />
12- Bütün azalarda; sağı, soldan önce yıkamak.<br />
13- Bütün yıkamaları üçer defa yapmak.<br />
14- <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/abdest" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with abdest">Abdest</a> alırken konuşmamak.<br />
15- <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/abdest" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with abdest">Abdest</a> azalarını silmemek. Yani kurulamamak.<br />
16- <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/abdest" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with abdest">Abdest</a> suyunun artığından içmek ve birazını elbiseye serpmek.<br />
17- Azaları ara vermeden, arka arkaya yıkamak.<br />
18- <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/abdest" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with abdest">Abdest</a> aldıktan sonra Kıbleye dönerek, ellerini semaya doğru kaldırıp şu duayı okumak:<br />
�</p>
<p>Eşhedü en la ilahe illellahu vahdehu la şerike lehü ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resulühü Allahümmec�alni minet-tevvabine vec�alni minel-mutetahhirine sübhanekellahümme ve bi hamdike eşhedü en la ilahe illa ente estağfiruke ve etubu ileyke.�<br />
<strong>Meali:</strong><br />
(Ben şehadet ediyor [dilimle söylüyor ve kalbimle inanıyorum ki,] Allah�tan başka ibadet edilmeye layık hiçbir ilah yoktur. O, birdir, Onun ortağı da yoktur. Ben yine şehadet ediyor [dilimle söylüyor ve kalbimle inanıyorum ki,]<br />
Muhammed aleyhisselam, Onun kulu ve Peygamberidir. Allah�ım! Beni, çok tevbe edenlerden ve temizlenenlerden eyle. Allah�ım! Sen, bütün kusurlardan münezzehsin, sana hamd olsun. Ben şehadet ediyorum ki, senden başka ilah yoktur, senden günahlarımın affını diliyor ve (bütün günahlardan yüz çevirip) sana dönüyorum.)</p>
<p><strong>Abdestin mekruhları</strong><br />
<a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/abdestin-mekruhlari" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with abdestin mekruhları">Abdestin mekruhları</a>ndan bazıları şunlardır:<br />
1- Suyu normalden fazla kullanmak.<br />
2- Solu, sağdan önce yıkamak.<br />
3- Azaları üç defadan fazla veya az yıkamak.<br />
4- <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/abdest" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with abdest">Abdest</a> uzuvlarını silmek.<br />
5- <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/abdest" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with abdest">Abdest</a> uzuvlarını silkelemek.<br />
6- Boynu mesh etmek.<br />
7- Helada <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/abdest-almak" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with abdest almak">abdest almak</a>.</p>
<p><strong>Abdesti bozan şeyler:</strong><br />
1- Ön veya arkadan bir şeyin çıkması.<br />
2- Baygınlık, delilik, sarhoşluk ve uyumak.<br />
3- Yabancı bir kadına dokunmak. Hanım, hanımın kız kardeşi, halası ve teyzesi de yabancıdır.<br />
4- Kendisinin veya çocuk da olsa başkasının ön veya arka avretine elin içiyle çıplak olarak dokunmak.</p>
<p><strong><a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/abdest" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with abdest">Abdest</a> nasıl alınır?</strong><br />
Önce kıbleye dönülür. Euzü-Besmele çekilir ve abdestin sünnetine niyet edilerek mesela �Neveytü sünnet-el-vudui� (abdestin sünnetine niyet ettim) diyerek eller, bileklere kadar yıkanır.</p>
<p>Sonra ağıza ve buruna üçer defa su verilir. Misvak kullanılır.</p>
<p>Sonra abdestin farzına niyet edilerek yüz yıkanır. Niyetin yeri kalbdir. Dil ile söylemek ise, sünnettir. �Neveytü raf al-hadesi� yani (abdestsizliği gidermeye niyet ettim) şeklinde niyet edilebilir. Bu niyetin sadece Türkçesini söylemek de kafidir. Yüz, yıkandan aşağıya doğru yıkanır.</p>
<p>Sonra parmak uçlarından, dirseğe kadar (dirsek dahil olmak üzere) üçer defa önce sağ kol, sonra aynı şekilde sol kol yıkanır, parmak araları hilallenir. Bu yıkamalar yapılırken organlar ovalanır.</p>
<p>Sonra başın tamamı meshedilir. Sonra yeni bir su ile kulakların içi ve dışı meshedilir.</p>
<p>Sonra sağ ayak, yandaki aşık kemiklerine kadar (bu kemikler dahil olmak üzere) üç defa yıkanır, sonra aynı şekilde sol ayak yıkanır ve ayak parmaklarının arası hilallenir. Abdestte kullanılan sudan bir miktar içilir ve biraz su elbiseye serpilir. Bundan sonra bildirilen dualar okunur.</p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.minare.net/tr/?p=361&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_361" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>
	<h4>Related posts</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li>No related posts.</li>
	</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minare.net/tr/soru-kosesi/abdest/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Güzelliğin İmtihanı Var</title>
		<link>http://www.minare.net/tr/dini-hikayeler/guzelligin-imtihani-var</link>
		<comments>http://www.minare.net/tr/dini-hikayeler/guzelligin-imtihani-var#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 09:30:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dini Hikayeler]]></category>

		<category><![CDATA[hikaye]]></category>

		<category><![CDATA[islami hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minare.net/tr/?p=359</guid>
		<description><![CDATA[
Süleyman bin Yesâr, bir arkadaşıyla “Ebva” denen yerde konaklamışlardı. Arkadaşı yakındaki alışveriş yerinden bir şeyler almak üzere çadırdan ayrıldığı sırada Süleyman’ı geriden gözetleyen bir bedevi kadını hemen çadırın kapısına gelerek:
– Buraya kadar gelir misin? diye seslendi.

Süleyman, serili sofradan yiyecek isteyeceğini düşünerek bazı şeyleri alıp da kadına doğru yürürken kadının ikazı farklı oldu: – Ben yiyecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.minare.net/tr/wp-content/uploads/2008/08/y1prbqobnefakjdvci3quo3hritcwhpemseteogtlsayflyb51mnxh8nkfumo2ipqjvenqpbjxhzbe.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-360 alignleft" style="float: left;" title="y1prbqobnefakjdvci3quo3hritcwhpemseteogtlsayflyb51mnxh8nkfumo2ipqjvenqpbjxhzbe" src="http://www.minare.net/tr/wp-content/uploads/2008/08/y1prbqobnefakjdvci3quo3hritcwhpemseteogtlsayflyb51mnxh8nkfumo2ipqjvenqpbjxhzbe.jpg" alt="" width="101" height="150" /></a></p>
<p>Süleyman bin Yesâr, bir arkadaşıyla “Ebva” denen yerde konaklamışlardı. Arkadaşı yakındaki alışveriş yerinden bir şeyler almak üzere çadırdan ayrıldığı sırada Süleyman’ı geriden gözetleyen bir bedevi kadını hemen çadırın kapısına gelerek:</p>
<p>– Buraya kadar gelir misin? diye seslendi.<br />
<span id="more-359"></span><br />
Süleyman, serili sofradan yiyecek isteyeceğini düşünerek bazı şeyleri alıp da kadına doğru yürürken kadının ikazı farklı oldu: – Ben yiyecek falan istemiyorum, seni istiyorum seni. Yakışıklılığın hoşuma gitti. Karşı çadıra gel. Kimsecikler yok yanımda! Süleyman, bir imtihana tabi tutulduğunu düşünerek bağırmaya başladı:</p>
<p>– Defol buradan şeytanın elçisi. Şimdi arkadaşım gelir, İkimiz de rezil oluruz!<br />
Kadın, beklemediği bu karşılıktan ürkerek peçesini yüzüne kapayıp çadırına dönerken, Süleyman da içeriye girip ağlamaya başladı. Bu sırada çarşıdan aldığı şeylerle gelen arkadaşı Süleyman’dan yaşadığı durumu dinleyince o da ağlamaya başladı. Süleyman şaşırmıştı.<br />
– Sen niçin ağlıyorsun? diye sordu. Aldığı cevap şöyle oldu:<br />
– Kardeşim, sen gerçekten de bir iffet abidesiymişsin. İyi ki ben muhatap olmadım böyle bir imtihana. Muhtemeldir ki kaybedebilirdim. <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/allah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with allah">Allah</a> sana senin güzelliğin kadar iman kuvveti lütfeylemiş demek ki.<br />
Süleyman oradan kalkıp Medine’ye varır, o gece rüyasında Yusuf aleyhisselamı görür. Karşıdan kucağını açarak gelen Hazret-i Yusuf ona şöyle hitap eder:<br />
– Gel seni kucaklayayım iffet abidesi kardeşim. Güzelliğin de kendine göre imtihanı vardır. Sen de benim gibi bu konuda imtihanlara tabi tutuldun, ama kazandın. Tebrik ederim seni.</p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.minare.net/tr/?p=359&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_359" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>
	<h4>Related posts</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.minare.net/tr/dini-hikayeler/rizik-nerden-gelir" title="Rızık Nerden Gelir? (Haziran 20, 2008)">Rızık Nerden Gelir?</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.minare.net/tr/dini-hikayeler/dilenci-kiz" title="Dilenci Kız (Temmuz 2, 2008)">Dilenci Kız</a> (3)</li>
	<li><a href="http://www.minare.net/tr/dini-hikayeler/bana-yardim-et" title="Bana Yardım Et ! (Haziran 16, 2008)">Bana Yardım Et !</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minare.net/tr/dini-hikayeler/guzelligin-imtihani-var/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Günâhı Sevâba Çevir</title>
		<link>http://www.minare.net/tr/islamiyet/gunahi-sevaba-cevir</link>
		<comments>http://www.minare.net/tr/islamiyet/gunahi-sevaba-cevir#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Aug 2008 11:35:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kıssadan Hisse]]></category>

		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<category><![CDATA[İslamiyet]]></category>

		<category><![CDATA[günah]]></category>

		<category><![CDATA[günahı sevaba cevir]]></category>

		<category><![CDATA[günahlar ve sevaplar]]></category>

		<category><![CDATA[sevab]]></category>

		<category><![CDATA[sevap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minare.net/tr/?p=357</guid>
		<description><![CDATA[
Günahı sevaba çevirmek nasil olur?
Nazar ile niyet mahiyeti eşyayı tağyir eder. Günahı sevaba, sevabı günaha kalb eder. Evet niyet adi bir hareketi ibadete çevirir ve gösteriş için yapılan bir ibadeti günaha çevirir.&#8221; (Mesnevi-i nuriye).Siz bir sadaka veriyorsanız, bunun ölçüsü sırf Allah rızası için olmalı. Niyetiniz böyle olunca o zaman yaptığınız hayır ve hasenattan sevap kazanırsınız.

Ama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-358 alignright" style="float: right;" title="adsaz" src="http://www.minare.net/tr/wp-content/uploads/2008/08/adsaz.jpg" border="0" alt="" width="100" height="150" /></p>
<p>Günahı sevaba çevirmek nasil olur?</p>
<p>Nazar ile niyet mahiyeti eşyayı tağyir eder. Günahı sevaba, sevabı günaha kalb eder. Evet niyet adi bir hareketi ibadete çevirir ve gösteriş için yapılan bir ibadeti günaha çevirir.&#8221; (Mesnevi-i nuriye).Siz bir sadaka veriyorsanız, bunun ölçüsü sırf <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/allah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with allah">Allah</a> rızası için olmalı. Niyetiniz böyle olunca o zaman yaptığınız hayır ve hasenattan <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/sevap" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with sevap">sevap</a> kazanırsınız.</p>
<p><span id="more-357"></span></p>
<p>Ama niyetiniz arkadaşım beni görsün veya halk benim ne kadar cömert oduğumu bilsin şeklinde olursa; o zaman o hayır ve hasenat boşa gitmiş olur. Bir arkadaşınızın çok şefkatli biri olduğunu düşünüyoruz. İnsanlara karşı, hayvanlara karşı, hatta bir karıncaya varıncaya kadar&#8230;bunu yapmak yaradılış gereği olsa gerektir. Yaradılışın gereğini yapmamak, gayrı fıtri yani fıtri olmayan şeylerin yavaş yavaş bizi sardığı neticesi verebilir. Şefkat gösterilmesi gerekmeyenlere de şefkat gösterilmesi ve bunun devam ettirilmesi yavaş yavaş fıtri olan şefkati ortadan kaldırır.Şefkatsizlik insanda asıl, şefkat göstermek tali konumuna geçebilir. Belki de şefkatlilik durumu yok olmayla git gide o latif hissiyatın ölümüyle sonuçlanabilir. Demek ki gayrı fıtri bir şeye niyet edip yaptık mı ve bunu daimi kıldık mı artık yavaş yavaş o fıtri halimiz ortadan kalkar, bir cihette ölür.</p>
<p>&#8220;İnsan eğer inandığı gibi yaşamazsa yaşadığı gibi inanmaya başlar.&#8221; sözü meselemiz hakkında ehemmiyetlidir.</p>
<p>Örneklerle konumuzu genişletmeye devam edelim;<br />
Mesela, bir atı bağlamak için çaktığınız bir kazığı yerinden çıkarmayıp, sizden sonraki insanların gelip istifade etmesi için orda bırakırsanız ve sizden sonra biri gelir de aynı o kazığı -burdan geçen birisinin ayağı çarpmasın -niyetiyle ordan o kazığı sökerse, bu da <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/sevap" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with sevap">sevap</a> kazanır birinciside&#8230;</p>
<p>Hem mesela, tevazu gösterilmemesi gereken bir yerde tevazunun gösterilmesi, hatta ona niyet edilmesi o tevazuyu tevazuluktan çıkarır. Ezcümle; düşman askeri boğazınıza ayağını bastığı esnada, şayet ona karşı tevazu gösterirseniz ruhunuz cesedinizden evvel ölür. Ama orda o düşman askerinin yüzüne bi tükürebilseniz o zaman hem ruh kurutulur hem de cesed. Hem mesela, alimlerin bulunduğu bir mecliste azıcık fikrinizle büyük meseleleri çözmeye kalkışıp ortaya atılırsanız bu da kendini olduğundan büyük göstermek olduğundan bundan da kibir kokusu gelebilir. Yine diyelim ki huzurlu bir insan değilsiniz. Çok şevkli ve hareketli olmaya çalışmanız sizi rahatlandırır, psikolojik tedavi yaptırır. Cenabı Hakkın dergahında insanın kendini gamlı ve kederli üzüntülü olarak takdim etmesi, işlediği günahlardan ötürü pişmanlık hissedip iki damla göz yaşı dökmesi, onu hafiflendirir ve ferahlandırır.<br />
hanımlar.com</p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.minare.net/tr/?p=357&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_357" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>
	<h4>Related posts</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.minare.net/tr/kissadan-hisse/huzuru-ararken" title="Huzuru Ararken (Temmuz 6, 2008)">Huzuru Ararken</a> (0)</li>
	<li><a href="http://www.minare.net/tr/islamiyet/gunahlar-ve-sonuclari" title="Günahlar ve Sonuçları (Haziran 26, 2008)">Günahlar ve Sonuçları</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minare.net/tr/islamiyet/gunahi-sevaba-cevir/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hayız ve Nifas</title>
		<link>http://www.minare.net/tr/safii-mezhebi-ilmihali/hayiz-ve-nifas</link>
		<comments>http://www.minare.net/tr/safii-mezhebi-ilmihali/hayiz-ve-nifas#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Aug 2008 19:56:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Şafii Mezhebi İlmihali]]></category>

		<category><![CDATA[Hayız ve Nifas]]></category>

		<category><![CDATA[hayz ve nifas]]></category>

		<category><![CDATA[şafi ilmihali]]></category>

		<category><![CDATA[şafi mezhebi]]></category>

		<category><![CDATA[şafii mezhebi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minare.net/tr/?p=355</guid>
		<description><![CDATA[
Namaz kılmak, Kuran-ı kerim okumak, hac ibadetini yapmak, baliğ olmak, evlenmek, boşanmak, iddet beklemek ve benzeri işler için, kadınlık hallerini bilmek gerekir.
Bu konuda bilinmesi lazım olan hususlardan bazıları şunlardır:
Kadınlar en erken 9 yaşında iken, hayız kanını görebilirler. Bu yaştan önce görülen kan hayız kanı değildir. (Hayız, kadınların aybaşı halidir.)

Hayız görmeye başlayan kız baliğa olmuş, yani [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.minare.net/tr/wp-content/uploads/2008/08/cicek_dekor.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-356 alignleft" style="float: left;" title="cicek_dekor" src="http://www.minare.net/tr/wp-content/uploads/2008/08/cicek_dekor.jpg" border="0" alt="" width="150" height="150" /></a><br />
Namaz kılmak, Kuran-ı kerim okumak, hac ibadetini yapmak, baliğ olmak, evlenmek, boşanmak, iddet beklemek ve benzeri işler için, kadınlık hallerini bilmek gerekir.</p>
<p>Bu konuda bilinmesi lazım olan hususlardan bazıları şunlardır:<br />
Kadınlar en erken 9 yaşında iken, hayız kanını görebilirler. Bu yaştan önce görülen kan hayız kanı değildir. (Hayız, kadınların aybaşı halidir.)</p>
<p><span id="more-355"></span></p>
<p>Hayız görmeye başlayan kız baliğa olmuş, yani ergenliğe ulaşmıştır. 15 yaşını dolduran kız, hayız kanı görmese bile baliğa sayılır.</p>
<p>Hayız süresinin en azı bir gün bir gece, yani 24 saattir. En fazlası ise 15 gündür. Şu halde bir gün bir geceden az veya 15 günden çok gelen kan, hayız kanı değildir.</p>
<p>Hayız kanının hep akması lazım değildir. İlk görülen kan kesilip, birkaç gün sonra, tekrar görülürse, aradaki akmadığı günler hep hayız kabul edilir. Mesela, 12 saat gelip kesilse, 14 gün sonra 12 saat aksa, bu 15 günün hepsi hayız kabul edilir.</p>
<p>Kan görüldüğü andan, kesildiği ana kadar olan günlerin sayısına adet zamanı denir. İki hayız arasındaki en az tuhr yani temizlik hali 15 gündür. Fakat nifasın en çoğu olan 60 günden sonra bir anlık dahi kan kesilse, sonra aksa bu akan kan, hayız kanıdır. Yani nifas ile hayız arasında 15 gün temizlik olması gerekmez.</p>
<p>Hamile kadının, gördüğü kan, hayız şartlarına uyarsa, hayızdır.</p>
<p>Nifas yani lohusalık kanının en azı bir andır. En çoğu 60 gündür.</p>
<p>Nifas kanı ile hayız kanı arasındaki temizlik için belli bir sınır yoktur. Yani 60 günlük lohusa kanı kesildikten bir an sonra, kan tekrar gelse, bu yeni gelen kan, hayız kanıdır ve aradan 15 gün geçmesi gerekmez.</p>
<p>Hayızlı ve nifaslı kadın; namaz kılamaz, oruç tutamaz, Kabeyi tavaf edemez. Kuran-ı kerim okuyamaz. Cinsi münasebette bulunamaz. Kocasının, onun diz ile göbek arasında kalan kısmıyla oynaması haramdır. Kadın; hayızlı iken tutamadığı <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/ramazan" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with ramazan">Ramazan</a> oruçlarını kaza eder. Namazları kaza etmez.</p>
<p>İstihaza, dokuz yaşına basmamış kızın gördüğü kandır. Hayız görmekte olan kadının; bir gün bir geceden az veya 15 günden sonra gördüğü kan ve lohusa kadının 60 günden sonra gördüğü kan da istihaza kanıdır.</p>
<p>İstihaza kanı; hastalık sebebiyle gelir. Uzun zaman akması tehlikeli olup, tedavi olmak lazımdır. İstihaza kani; namaz, kılmaya, oruç tutmaya, Kuran-ı kerim okumaya engel değildir.</p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.minare.net/tr/?p=355&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_355" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>
	<h4>Related posts</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://www.minare.net/tr/safii-mezhebi-ilmihali/necasetten-taharet" title="Necasetten Taharet (Ağustos 2, 2008)">Necasetten Taharet</a> (0)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minare.net/tr/safii-mezhebi-ilmihali/hayiz-ve-nifas/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kayıp Aranıyor !</title>
		<link>http://www.minare.net/tr/her-telden/kayip-araniyor</link>
		<comments>http://www.minare.net/tr/her-telden/kayip-araniyor#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2008 08:12:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Her Telden]]></category>

		<category><![CDATA[başörtüsü mizah]]></category>

		<category><![CDATA[deniz baykal ve türban]]></category>

		<category><![CDATA[kayıp aranıyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minare.net/tr/?p=353</guid>
		<description><![CDATA[ 
bir  süre psokolojik  sağlık  sorunları  vardı  
irtibat: halklailiskiler@chp.org.tr    
Bu ablamızı tanıyanlar yorum yazsın =)
Bu Yazıyı Paylaşın

	Related posts
	
	No related posts.
	

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="TEXT-ALIGN: center"><strong></strong> <img src="http://minare.net/resim-yukle/uploads//fe69bd0895992a6c91d59ee8bdc3f1ac.jpg" alt="" /></p>
<p style="TEXT-ALIGN: center"><strong><span style="color: #ff0000;">bir  süre psokolojik  sağlık  sorunları  vardı  </span><br />
irtibat: </strong><a href="mailto: halklailiskiler@chp.org.tr"><span style="color: #53661a;"><strong>halklailiskiler@chp.org.tr </strong></span></a><strong>  </strong> </p>
<p style="TEXT-ALIGN: center"><strong>Bu ablamızı tanıyanlar yorum yazsın =)</strong></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.minare.net/tr/?p=353&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_353" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>
	<h4>Related posts</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li>No related posts.</li>
	</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minare.net/tr/her-telden/kayip-araniyor/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Paylaşmak ve Ağlamak</title>
		<link>http://www.minare.net/tr/dini-hikayeler/paylasmak-ve-aglamak</link>
		<comments>http://www.minare.net/tr/dini-hikayeler/paylasmak-ve-aglamak#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Aug 2008 21:51:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dini Hikayeler]]></category>

		<category><![CDATA[dini şiirler]]></category>

		<category><![CDATA[Paylaşmak ve Ağlamak]]></category>

		<category><![CDATA[Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minare.net/tr/?p=351</guid>
		<description><![CDATA[
Büyük zatlardan biri, evinde otururken birden kapı çalınır. İnip bakar.  Bir de ne görsün eski tanıdıklarından biri.  Allah rızası için sadaka istemeye gelen bu eski dostu mahcup etmemek için kendisine görünmez. Hemen içeri koşup eline sandıktan ne geçerse hepsini getirip, kapı aralığından uzatır. Adam dua ederek gittikten sonra o zat hüngür hüngür ağlamaya başlar&#8230;
Hanımı, Verdiklerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-352 alignleft" style="float: left;" title="red-flower-256x256" src="http://www.minare.net/tr/wp-content/uploads/2008/08/red-flower-256x256.png" alt="" width="150" height="150" /></p>
<p>Büyük zatlardan biri, evinde otururken birden kapı çalınır. İnip bakar.  Bir de ne görsün eski tanıdıklarından biri.  <a href="http://www.minare.net/tr/sekerleme/allah" class="st_tag internal_tag" rel="tag nofollow" title="Posts tagged with allah">Allah</a> rızası için sadaka istemeye gelen bu eski dostu mahcup etmemek için kendisine görünmez. Hemen içeri koşup eline sandıktan ne geçerse hepsini getirip, kapı aralığından uzatır. Adam dua ederek gittikten sonra o zat hüngür hüngür ağlamaya başlar&#8230;<br />
Hanımı, Verdiklerin gözüne çok göründü, yaptığın cömertliğe pişman oldun da ondan dolayı mı ağlıyorsun? diye sordu.</p>
<p><span id="more-351"></span><br />
Adam şöyle cevap verdi:<br />
Hayır!<br />
Aklına gelen yanlış. Ben verdiğim para için değil, uzun zamandan beri görmediğim bir dostumun halini sorup araştırmadığım için, onu dilenmeye zorlanacak duruma getirişime ağlıyorum!..</p>
<p>Gelin büyük zata eşlik edip biz de ağlayalım! Teselli bekleyen komşumuza çare olamayışımıza, cevabını unuttuğumuz mektuplara, aramadığımız dostlarımıza, ziyaret etmediğimiz hastalara ağlayalım. Belki en kötüsü de, bu hissimizi yitirişimize ve ağlamayı unutuşumuza ağlayalım. Çoğu şeyin farkına varmadan yaşıyoruz.<br />
Sokakta telaşla ilerlerken hayattan ümidini yitirmiş birisi geçiverir yanımızdan. Alaca karanlıkta pazar artıklarını toplayan yoksulları görürüz. Çöp bidonunu karıştıran adamın parmakları yırtık pabucunun içinde donarken, basit bir boya kutusu ile yaşam savaşı veren minik bir çocuk görürüz.</p>
<p>İyilik yapmayı uzaklarda aramayalım.<br />
Aslında o yanıbaşımızda bizi beklemektedir.<br />
Öyle insanlar vardır ki, parasızlıktan veya maddi yetersizliklerden dolayı değil, sadece sevgi sözcüğüne hasret olarak ilgisizlikten ölür giderler.<br />
Bazen, kedinin ayak tıkırtısı veya rüzgarın sürüklediği kağıdın hışırtısı, ümit uyandırmak için insanın yerini alabiliyor.. .<br />
Bir aile, &#8220;Acaba hangi lokantaya gitsek&#8221; diye düşünürken, yan komşusunun elektrik borcunu ödeyemediği için kullandığı mum devriliyor ve yangın çıkıyor.<br />
Yetimler akşama ne yiyecek?<br />
İyilik, hayata anlam kazandırır.<br />
İyilik öyle bir dildirki hem dilsizler konuşabilir onunla, hem de sağırlar işitir onu&#8230; Hayat bir iyilik yarışıdır ve sevmektir.<br />
Sevmek ise boş sözle olmaz.<br />
Sevmek ilgilenmektir.<br />
Zaman ayırmaktır.<br />
Paylaşmaktır.</p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.minare.net/tr/?p=351&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_351" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>
	<h4>Related posts</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li>No related posts.</li>
	</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minare.net/tr/dini-hikayeler/paylasmak-ve-aglamak/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tv ve Başarı !</title>
		<link>http://www.minare.net/tr/her-telden/tv-ve-basari</link>
		<comments>http://www.minare.net/tr/her-telden/tv-ve-basari#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Aug 2008 19:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Her Telden]]></category>

		<category><![CDATA[çocuk ve televizyon]]></category>

		<category><![CDATA[çocuk ve tv]]></category>

		<category><![CDATA[televizyon ve başarı]]></category>

		<category><![CDATA[televizyonun başarıya etkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.minare.net/tr/?p=349</guid>
		<description><![CDATA[
10 dakika TV izleyip ders çalışacaktım.” dediniz ama yine olmadı. Çalışamadınız. Peki bu pişmanlığı hangi sıklıkla yaşıyorsunuz? Eğer başarı istiyorsanız, TV’nin güdümünden çıkmanız gerekiyor.

Öğrenciler, televizyondaki diziler ve yarışmalardan vazgeçemeyeceklerini düşünürler. Bunu ispatlayan en iyi örnek, konuyla ilgili olarak öğrencilerin kurdukları cümlelerdir: ‘Hocam, inanın kısa bir mola verecektim. Ayaklarım televizyona götürdü, dalmışım. Saatin nasıl geçtiğini anlayamadım.’
Öncelikle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-350 alignright" style="float: right;" title="basari1" src="http://www.minare.net/tr/wp-content/uploads/2008/08/basari1.gif" alt="" width="92" height="92" /></p>
<p>10 dakika TV izleyip ders çalışacaktım.” dediniz ama yine olmadı. Çalışamadınız. Peki bu pişmanlığı hangi sıklıkla yaşıyorsunuz? Eğer başarı istiyorsanız, TV’nin güdümünden çıkmanız gerekiyor.</p>
<p><span id="more-349"></span><br />
Öğrenciler, televizyondaki diziler ve yarışmalardan vazgeçemeyeceklerini düşünürler. Bunu ispatlayan en iyi örnek, konuyla ilgili olarak öğrencilerin kurdukları cümlelerdir: ‘Hocam, inanın kısa bir mola verecektim. Ayaklarım televizyona götürdü, dalmışım. Saatin nasıl geçtiğini anlayamadım.’</p>
<p>Öncelikle şunu belirtelim: Ayaklar, televizyona götürmez. Daha doğrusu götürür de, tabii beyin isterse. Ayaklar tüm diğer organlar gibi beyin tarafından yönetilir, bunu hiç kimse inkâr edemez. Bilinçsiz bir şekilde gerçekleştirdiğimiz davranışlar vardır. Ancak yalnızca refleks ve içgüdü türü davranışlar, bilinçsiz davranışlar kapsamına girer. Gök gürültüsü karşısında irkilme, ışık karşısında gözbebeğinin küçülmesi, leyleklerin göç etmesi gibi.</p>
<p>O halde, söylenen cümleyi düzeltelim: ‘Hocam, molamı televizyon karşısında vermek istedim. Yaptığım davranışın farkındayım.’</p>
<p>Şimdi doğru olanı söylemiş olduk. Öğrencilerin söylediği diğer cümlelerde yanlışlık yok.</p>
<p>***</p>
<p>TELEVİZYON BİREYE NASIL EGEMEN OLUR?</p>
<p>Televizyon karşısında vaktin nasıl geçtiği anlaşılamaz. Çünkü televizyon -özellikle de seçici olunmazsa- bireyi esir alır. Kaç yaşında olursak olalım; televizyon karşısında savunmasız kalırsak yani izleyeceğimiz programa karar vermeden karşısına geçersek, bize hükmeder. Televizyonun bize bu denli hâkim olmasının nedeni, duyu organlarının birçoğuna aynı anda hitap ederek, bireyi sersemletmesidir.</p>
<p>Televizyon, öncelikle göze hitap eder ve bireyin tüm dikkatini onun üzerinde yoğunlaştırması için gerekli olan her türlü unsuru kullanır. Hareketli, renkli ve büyük objeler, ekranları süsler.</p>
<p>Kulağa hitap eder. Ani ve yüksek seslerin, zihni gereksiz yere meşgul eden konuşmaların adresi, yine televizyondur. Bu nedenle; kalabalık bir odada birçok farklı uyarıcıyla bir arada bulunsak da, algıda seçiciliğimiz(dikkatimiz) yine televizyona yönelir. Ders çalışmaya dalmak; çok ender görünen bir durum olmasına rağmen, televizyona dalmak sık rastlanan bir durumdur. Çünkü televizyon, bireyin düşünmesine engel olur ve onu bulunduğu ortamdan soyutlar.</p>
<p>Uzun süre televizyon seyretme, bireyde yorgunluğa neden olur. Ancak öğrenciler, mola vermek yani dinlenmek için televizyona yönelirler. Burada sizce bir çelişki yok mu?</p>
<p>***</p>
<p>TV KARŞISINDA GEÇİRİLEN SAATLER KAYIP MI, KAZANÇ MI?</p>
<p>Televizyonda önümüze gelen her programı; hiçbir saat sınırı koymadan seyredersek, öncelikle hayallerimizi bir başka hazirana ertelememiz gereklidir. ‘Yok, ben dizilerimden hiçbir zaman vazgeçemem’ diyorsanız, üniversite hayalinizi rafa kaldırmanız gereklidir. Yalnızca hayallerinizi mi rafa kaldırmanız gereklidir? Tabii ki, hayır. Aile içi iletişiminizi, özgün ve bağımsız düşünme yeteneğinizi ve daha sayamayacağımız birçok şeyi. Gerçek olmayan, kurmaca bir dünyanın içinde silik bir yaşam sürmek, sürekli yönlendirilmek, insan olma onuruna yakışmayan bir durum. Gerektiğinde ailenize karşı bile bildiği doğruları savunmaktan çekinmeyen gençler, neden bu kadar sessizsiniz?<br />
Unutmayın! Televizyon ve başarı bir arada bulunmayacak bir ikilidir. Bunlardan birisini tercih etmemiz gereklidir. Rotasız gemiler gibi hareket etmeyelim. Televizyon bizi yönlendirmesin, biz televizyonu yönlendirelim. Enerjimizi, potansiyelimizi, sorumluluklarımızı yerine getirmek için kullanalım. Hayatımızın her döneminde, iradeli davranışlarda bulunmaya gayret edelim.</p>
<p>Ailem Dergisi&#8217;nden&#8230; / hanimlar.com</p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.minare.net/tr/?p=349&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_349" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>
	<h4>Related posts</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li>No related posts.</li>
	</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.minare.net/tr/her-telden/tv-ve-basari/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>


<script src="http://www.google-analytics.com/urchin.js" type="text/javascript">
</script>
<script type="text/javascript">
_uacct = "UA-2522121-1";
urchinTracker();
</script>