Yolun Hakkı Nedir?
Hz. Peygamber yol kenarında oturan bazı sahabileri görünce;
“Yol kenarlarında oturmaktan sakının” buyurdu.
Sahabiler; “Buraları bizim oturup konuştuğumuz yerlerdir” deyince;
“Eğer burada oturursanız yolun hakkını verin” buyurdu.
Enes’in (r.a.) haber verdiğine göre: Allah Resulü (a.s.): “Sahur yemeği yiyiniz. Çünkü sahur yemeğinde bereket vardır” buyurmuştur.
— Müslim, Sıyam,45 (l, 770)
Hz. Peygamber yol kenarında oturan bazı sahabileri görünce;
“Yol kenarlarında oturmaktan sakının” buyurdu.
Sahabiler; “Buraları bizim oturup konuştuğumuz yerlerdir” deyince;
“Eğer burada oturursanız yolun hakkını verin” buyurdu.
Nakşibendî şeyhlerinin büyüklerinin huzur halleri süreklidir. Gelip geçici huzur halinin onların yanında bir kıymeti yoktur. Bu sebeple Nakşibendî büyüklerinin kemâli ve nisbeti bütün kemâl ve nisbetlerin üstündedir. Bu husus bizzat bu yolun büyükleri tarafından ifade edilmiştir.Bu yolda, “son mertebenin ilk mertebeye indirilmesi” önemli bir özelliktir. Buna “sonucun başa konulması” derler. Bu konudaki önderleri Rasulullah s.a.v.’in saha-besidir. Sahabe-i kiram, Sevgili Peygamberimiz’le olan ilk sohbetlerinde son mertebede ele geçecek olan üstünlüklere eriştiler. Bu da, son merhalenin ilk merhaleye indirilmesinden kaynaklanmaktadır.
Aziz dostum! En iyi nasihat, dindar kimselerle, dinin esaslarına bağlı insanlarla oturup kalkmak, hep onlarla beraber olmayı tavsiye etmektir. Dindarlık, dinin emirlerine bağlılık ise Ehl-i Sünnet yolu üzere olmaktır. Yollar arasında kurtuluşa erecek olan Ehl-i Sünnet ve Cemaat yolunda olanlardır.
Büyüklerin yolu budur. Bu yolda gitmeyenlerin kurtuluşa ermeleri imkânsız, o büyüklerin görüşlerini kabul etmeksizin felah bulmaları muhaldir. Ayet ve hadisler, aklın ortaya koyduğu deliller, keşfe dayalı bilgiler hep bu gerçeği doğrulamaktadır. Bunun aksini düşünmek mümkün değildir.
Tasavvuf yoluna girmekten maksat, dinimizin inanılmasını emrettiği hususlara inancı artırmak, güçlendirip pekiştirmektir. Tasavvuf yoluna girmekle, delillere dayalı olan iman yakînen bilinir, hissedilir hale gelir. Topluca kabul ettiğimiz inanç esaslarının ayrıntıları da anlaşılmaya başlanır.
Mesela, Allah Tealâ ve Tekaddes Hazretleri’nin varlığı ve birliği, önce delillere dayanarak veya başkalarından duyulanı kabul ederek bilinir ve bu kadarıyla bir yakîn oluşur. Tasavvuf yoluna girildiğinde ise, delile dayalı olan veya taklit yoluyla kazanılan bu iman keşfe ve müşahedeye dayalı imana dönüşür. Allah’ın varlığına ve birliğine iman en mükemmel biçimde, şüpheye yer bırakmayan kesin ve doyurucu bir şekilde elde edilmiş olur. Diğer inanç esaslarını da buna göre değerlendirebilirsin.
Peygamberimiz (sav) buyurdu ki: “Şu duayı okumaya devam edin.
اللهم انى أسألك باسمك الاعظم ورضوانك الاك
“Allahumme innî eselüke bsmike’l-azam ve rıdvaneke’l-ekber”
(Kenzu’l-ummal, h. No: 3837).
Meali: “Allah’ım’ Senin en büyük ismini ve en yüce rıdvanını şefaatçi yaparak senden istiyorum” (bundan sonra istediğini dile getirir)
Üç aylar’ı nasıl değerlendirelim? 3 Aylar ne demektir? Bize ne anlatır?
İki Cihan Güneşi Sevgili Peygamber Efendimiz, saâdet meclisinde oturuyordu. Mescide bir esir grubu getirildi. O sırada Allah Resûlü (sas), bir kadının yana yakıla bir şeyler aradığını gördü. Kadın yakaladığı her çocuğu sinesine basıyor, kokluyor sonra bırakıyordu.