Hz. Peygamber yol kenarında oturan bazı sahabileri görünce;
“Yol kenarlarında oturmaktan sakının” buyurdu.
Sahabiler; “Buraları bizim oturup konuştuğumuz yerlerdir” deyince;
“Eğer burada oturursanız yolun hakkını verin” buyurdu.
Tarih 30 Haziran 2008
Hz. Peygamber yol kenarında oturan bazı sahabileri görünce;
“Yol kenarlarında oturmaktan sakının” buyurdu.
Sahabiler; “Buraları bizim oturup konuştuğumuz yerlerdir” deyince;
“Eğer burada oturursanız yolun hakkını verin” buyurdu.
Tarih 29 Haziran 2008
Nakşibendî şeyhlerinin büyüklerinin huzur halleri süreklidir. Gelip geçici huzur halinin onların yanında bir kıymeti yoktur. Bu sebeple Nakşibendî büyüklerinin kemâli ve nisbeti bütün kemâl ve nisbetlerin üstündedir. Bu husus bizzat bu yolun büyükleri tarafından ifade edilmiştir.Bu yolda, “son mertebenin ilk mertebeye indirilmesi” önemli bir özelliktir. Buna “sonucun başa konulması” derler. Bu konudaki önderleri Rasulullah s.a.v.’in [...]
Tarih 29 Haziran 2008
Aziz dostum! En iyi nasihat, dindar kimselerle, dinin esaslarına bağlı insanlarla oturup kalkmak, hep onlarla beraber olmayı tavsiye etmektir. Dindarlık, dinin emirlerine bağlılık ise Ehl-i Sünnet yolu üzere olmaktır. Yollar arasında kurtuluşa erecek olan Ehl-i Sünnet ve Cemaat yolunda olanlardır.
Büyüklerin yolu budur. Bu yolda gitmeyenlerin kurtuluşa ermeleri imkânsız, o büyüklerin görüşlerini kabul etmeksizin felah bulmaları [...]
Tarih 29 Haziran 2008
Tasavvuf yoluna girmekten maksat, dinimizin inanılmasını emrettiği hususlara inancı artırmak, güçlendirip pekiştirmektir. Tasavvuf yoluna girmekle, delillere dayalı olan iman yakînen bilinir, hissedilir hale gelir. Topluca kabul ettiğimiz inanç esaslarının ayrıntıları da anlaşılmaya başlanır.
Mesela, Allah Tealâ ve Tekaddes Hazretleri’nin varlığı ve birliği, önce delillere dayanarak veya başkalarından duyulanı kabul ederek bilinir ve bu kadarıyla bir yakîn [...]
Tarih 29 Haziran 2008
Peygamberimiz (sav) buyurdu ki: “Şu duayı okumaya devam edin.
اللهم انى أسألك باسمك الاعظم ورضوانك الاك
“Allahumme innî eselüke bsmike’l-azam ve rıdvaneke’l-ekber”
(Kenzu’l-ummal, h. No: 3837).
Meali: “Allah’ım’ Senin en büyük ismini ve en yüce rıdvanını şefaatçi yaparak senden istiyorum” (bundan sonra istediğini dile getirir)