Muharrem Ayı Hutbesi
Muhterem Müslümanlar!
İman ve ibadet bilincinin derinleştiği, din kardeşliğinin duygu ve davranışlara yansıdığı, mahşer tablosunun an be an yaşandığı müstesna zaman dilimlerinden biri olan ve Zilhicce ayında gerçekleştirilen Kurban Bayramı ve Hac ibadeti sona ermiş, Sevgili Peygamberimizin “Şehrullah”, yani, “Allah’ın Ayı” diye nitelendirdiği Muharrem ayına Miladî 29 Aralık’ta gireceğiz inşAllah
Muharrem ayı, tarih boyunca insanlık için dönüm noktaları sayılabilecek önemli olayların yer aldığı bir aydır Bu sebeple gerek İslâm’da, gerekse İslâm’dan önce Muharrem ayına ayrı bir önem verilmiştir
Bu ayın 10 günü olan aşûra gününü oruçlu geçirmek, Hz Nuh(as)’dan beri semavi dinlerde mevcut olan önemli ve faziletli bir ibadettir Bununla birlikte; Rasulullah(sas) yahudileri taklit etmemek ve hurafelerinin İslâm bünyesine girmesine engel olmak için müminleri uyarmış ve sadece aşûra günü değil, muharremin dokuz, on ve on birinci günlerinde oruç tutulmasını tavsiye etmiştir
Değerli Kardeşlerim!
Hicrî yılın ilk ayı olan Muharrem, aynı zamanda İslâm tarihinde meydana gelen bazı üzücü olayları da hatırlatmaktadır Çünkü Muharrem, Kerbelâ olayını ve Hz Hüseyin’in şehadetini hatırlatır
Şehadetin büyük üstadı Hz Hüseyin, sevgili Peygamberimizin damadı Hazret-i Ali ile cennet kadınlarının anası HzFatıma’nın ciğerpâresi, sevgili Peygamberimiz’in; “Dünyanın iki çiçeği, ahirette de cennet çocuklarının efendileri” diye övdüğü ve haklarında, “Allah’ım! Ben onları seviyorum, sen de sev!” diye dua ettiği, adını bizzat kendisinin koyduğu torunudur
Evet, bu mübarek torun Hüseyin, bize şehâdetiyle büyük bir ders vermiştir: O, bütün geçmişleriyle ecdadının atası ve babasının, ihyası uğruna cihad ettikleri Hacc’ı yarıda kesmiş ve şehâdeti seçmiştir Hz Hüseyin böyle yapmakla, tarihin tüm hacılarına, tarihin tüm namaz kılanlarına ve İbrahim’in sünneti’ne inanan herkese şunu öğretmek istemiştir: Eğer rehberlik olmazsa; eğer hedef olmazsa, Allah’ın Evi’ni tavaf etmenin de bir anlamı yoktur!
Aziz Mü’minler!
Kerbela’nın mesajını doğru anlamanın yolu onun ayakta tutmaya çalıştığı Kur’ani mesajı doğru anlamaktan geçer Kur’an’ın bütünsel dünya görüşü Tevhid, Adalet ve ahlaki kaygı üzerine bina edilmiştir İlahi vahyin tüm amacı bu üç temel esası ayakta tutmak ve bu üç temel esas ekseninde bir şahsiyet ve toplum inşa etmektir Müslümanlara düşen görev ise bu amaca uygun bir yaşam tarzı ortaya koymaktır İman ve Salih amel olarak tanımlayabileceğimiz bu görevi Hz Muhammed (sav) hakkıyla yerine getirmişti Ancak ondan sonra gelişen beşeri zaaflar Cahiliyye’nin yeniden hortlamasına sebebiyet vermişti İşte Hz Hüseyin bu karşı-devrim ifsadına karşı kendisini feda etmiştir Kerbela hadisesi bu sebeple herhangi bir mezhebin başka bir mezhebe isyanı değil Tevhid ve adaleti savunanların hurafelere ve zulme karşı koyuşunun simgesidir
Hz Hüseyin’i anlamak emperyalizme karşı insanın onurunu, özgürlüğünü, adalet arayışını, Kur’an mesajını gündemleştirmektir
Kerbela’yı anlamaksa; bugün Lübnan’da, Filistin’de direnenlerin safında olmak demek, mezhepçiliğin, boş didişmelerin karşısında Kur’an mesajının evrensel ilkelerini kuşanmak demektir…
Kardeşlerim!
Şimdi şehitler maddi manada ölmüşlerdir Biz ölülerse diriyiz Şehitler, söyleyeceğini söyledi Biz sağırlara ise seslenildi Bugün şehitler, çağrılarını kendi kanlarıyla duyurmuş bulunmaktadır
Kendi kültür ve tarihimizde; yüce cevherler, tarihi diriltip harekete geçiren canlı maddeler ve insana “Allah”a doğru yükselebileceğini öğreten ilahi dersler saklıdır
Biz İslam tarihinde cihatların, şehadetlerin ve yüce değerlerin varisiyiz İşte biz bunların varisiyiz Öyleyse içimizden insanlığa örneklik edecek ümmet çıkarmalıyız Rabbimizin şu ayetinde belirttiği gibi:
“Böylece sizi vasat bir ümmet kıldık!
İnsanlar üzerine tanık olasınız;
Rasul de sizin üzerinize tanık olsun diye” [2/143]
Biz; şehitlerimizin, mücahitlerimizin, imamlarımızın, inanç ve kitabımızın mirasından örnek bir ümmet oluşturmakla yükümlüyüz Böylece insanlar üzerinde tanık olacağız Rasulullah(sas) da bize örnek ve tanık olacaktır
Hutbemi, bir şairin şu manidar sözleriyle bitiriyorum:
“Şehadet geleneğini unutup,
Şehitlere mezarcılık
Yapmaya başladığımız günden beri
Kara ölüme boyun eğmişiz
Kadın ve erkeklerimiz,
Şehitlere uyacağı yerde
Şehitlerin yasını tutmaya başladığı
Günden beri sürekli
Yasta kalmışız”




