|
|
 |
« Yanıtla #35 : Aralık 15, 2007, 22:10:19 » |
|
Şehitlik nedir? Her öldürülen kişi şehit olurmu?
yolunda hayatını feda etmek...
'a iman edip müslüman olanlar ile inkar edip şeytana uyanlar tarih boyunca hep bir mücadele içinde oldular. Mü'minlerin Kur'ân’a bağlı olarak gösterdikleri dirayet, ihlâs, azim ve cesaret nasıl her dönemde aynıysa, iman etmeyenlerin kustukları kin ve nefret de her dönemde aynıdır. Kafirlerin içlerinde duydukları inanılmaz haset küfredenleri birbirine yaklaştırmış, müminlere karşı güçlerini ve imkanlarını birleştirmelerini sebep olmuştur. Böylelikle aynı amaç için bir araya gelen inkârcılar ve münâfıklar mü'minlere karşı savaşmışlardırGünümüzde de bu savaşlar işgalcilik ve terör şeklinde devam etmektedir. En büyük hataları da mü'minlerin ölen kardeşleri için üzüldüklerini ve bu ölümlerin onları yıldırdığını düşünmeleridir. Halbuki durum hiç de zannettikleri gibi değildir. Çünkü şehitlik katında çok üstün bir mertebedir. Resulullah Efendimiz "Şehidlerin en üstünü, ön safta düşmanla karşılaştığında yüzlerini çevirmeyip öldürülenlerdir..." (Ahmed, 5/287) buyurmuştur.
Bütün mü'minler tarafından kendilerine böyle bir mertebenin verilmesi için dua ederler. Böylesine büyük bir şerefin kardeşlerine verilmesi ise onların müthiş şevklenmelerini ve aralarında müjdeleşmelerini sağlar. Bu olay mü'minlerin yolunda savaşma azimlerini kat kat artırır. Âyetlerin gerçekleştiğini görmek ise onları İslâm’a daha da çok bağlar. Onlar yolunda öldürülen şehitlerini asla ölülerden saymazlar. Şehitlik bir mü'min için dünya hayatında elde edilebilecek en şerefli, en saygıdeğer mertebedir. bu mertebeyi herkese nasip etmez, mü'minlerden çok seçkin kullarına bağışlar. Öyle ki cennet ehlini sayarken peygamberlerin yanında şehit olan salihleri de sayar.
Şehitlerin yolunda öldürülmeleri, diğer mü'minleri asla ve asla hak yoldan döndüremez ve onları yıldıramaz. Tam tersine Kur'ân’daki tüm ayetlerin tecellilerini tek tek yaşayan müminlerin şevklerinde ve azimlerinde müthiş bir artış olur. Böylelikle küfrün dağılıp ayrılacakları zannına kapıldığı müminler birbirlerine daha da sıkı kenetlenirler. Ve Resulullah’ın açtığı yolda kesinlikle yılmadan ehl-i küfürle mücadele etmeye devam ederler. Zira kendilerine ’ın yazdıkları dışında hiçbir şeyin isabet etmeyeceğinden emindirler. Her öldürülen şehit olurmu ?
yolunda öldürülen müslümana şehit denir.Şehitlik, katında yüksek bir rütbedir. Şehit ’ın huzurunda diri olarak hazır bulunup rızıklanacağı ve cennete gireceğine şehadet olunduğu için bu adı almıştır.
Kur’an-ı Kerim’de şehitler hakkında şöyle buyurulur: “ yolunda öldürülenlere (şehitlere) ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler. Lakin siz onu anlayamazsınız.” (Bakara, 154)
İman eden ve salih amel işleyen, Rabbına teslim olan, kendisinden, kendisi de Rabbından razı olan, için, yolunda ölenlere şehit denir. Bu hükmü de (c.c.) verir ve onu mükafatlandırır. Secde etmeye lüzum hissetmeyen, dinin emirlerinden rahatsız olan, baş örtüsünü ve tesettürü içine sindiremeyen, müslümanları inancından dolayı hakir görenler, kendilerine göre yeni hükümler çıkaranlar öldürülseler dahi asla şehit olamazlar. Onlar asker de olsalar poliste olsalar veya hangi önemli mevkide olurlarsa olsunlar İmanı ve İslamı İçlerine sindirememişlerse bu mertebeye ulaşamazlar. Onlara A, B, C, E şehitleri dense de ve Rasulü’ne karşı savaş açanların ne kendileri, ne de tabileri şehitlik mertebesine ulaşamazlar.
Allahu Teala şöyle buyuruyor:
“ ve Resulü’ne karşı savaşanların ve yeryüzünde (hak) düzeni bozmaya çalışanların cezası ancak (acımadan) öldürülmeleridir.”
’a savaş açanların ’tan alacağı yoktur. Kendileri müslüman olarak bilinseler dahi, İçkiyi, kumarı, faizi, zinayı hoş gören ve devamını sağlayanlar ’la savaş halindedir.
İmansız kişi şehit olamaz... Uhud harbinde Peygamberimiz’e (s.a.v.) demir zırh ile yüzü örtülü bir kişi geldi de: “Ya Rasulallah! Hemen harp edeyim de sonra müslüman mı olayım?” diye sordu. Rasulullah (s.a.v.): Müslüman ol, sonra harp et.” buyurdu. O da hemen müslüman oldu, sonra vuruştu. Nihayet şehit edildi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.): “Az işledi, fakat çok kazandı.” buyurdu. (Buhari, 8/277)
(c.c.), iman edenlerin amellerini zayi etmez. Şehadet, Allahu Teala’nın mümin kullarına ilahi mevhibesidir. Bunu belirleyen Teala’dır. Kullar, sadece zanni hükümle, hüsnü zan besleyerek umarız şehit olmuştur diye sadece iyi niyetini açıklar. Şehitlik, Muhammed ümmetine tahsis edilmiş üstün bir gaye, büyük bir mertebedir. Peygamberimiz (s.a.v.): “Kim şehit olmayı içtenlikle dilerse, , onu şehitlerin menziline ulaştırır. Bu kişi, isterse yatağında ölmüş olsun.” isyankar, günahkar kişi şehit olur mu ? Allaha ve Rasuluna iman etmiş İslam'ın bütün hükümleri kabul ve tasdik etmiş bir müslüman, gaflete düşüp bazı günahları işlemesi ve ve bir kısım ibadetlerinin eksik olması onu kafir sınıfına sokmaz. Bir insan inkarcı olmadığı müddetçe imanlı ve müslüman durumundadır. İmanlı olduğu müddetçe kişinin isyankar ve günahkar olması şehitliğe mani değildir. Ölen kişi asi olsa da iman ve amel bütünlüğü içerisinde ölmüş ise o kimse şehittir.
(c.c.) şöyle buyuruyor: “Şüphesiz iyilikler, kötülükleri yok eder.” (Hud, 44). Hz. Peygamber (s.a.v.) de bir hadisi şeriflerinde şöyle buyuruyor: “Kötülüğün ardından bir iyilik işle ki onu silsin." Kötülüğü emredenler şehit olamaz... Mü’min, iyiliği emir, kötülüğü nehiy ile görevlidir. Bu ’ın emridir. ’ın emrine muhalefet edenler, onun şehitlik gibi bir nimetinden nasipleri yoktur. Hatta kötülüğü emredenlere severek, inanarak itaat edenler, bu hal üzere yaşar ve ölürlerse onlar da şehitlikten nasiplenemezler. İnsanlar ne uğurda, niçin öldüklerini bilmeden gaflet üzere ölürse şehit değildir. Her mesele için kurallar koyan İslam dini, şehadet için de şartlarını belirlemiştir. Şehitlikten ancak için yaşayan ve ölenler ’tan nasiplerini alabilirler. Ayeti Celile, kötülüğü bile bile emredenler hakkında "bırakın şehit olmayı" şöyle buyuruyor: “Münafık erkekler ve münafık kadınlar (sizden değil) birbirindendir. Onlar kötülüğü emreder, iyilikten alıkor. , erkek münafıklara ve kadın münafıklara da, kafirlere de içinde ebedi kalacakları cehennem ateşini vadetti. O, onlara yeter. onlara lanet etmiştir. Onlar için devamlı bir azap vardır.” (Tevbe, 67-68) Bu uygulamalarda haramın haram olduğunu bile bile işleyenler günahkar olurlar. Ama harama haram değildir diyerek yanlış yapanlar imandan uzaklaşır. ’ın lanetlediği insan sınıfına girerler. “Zamanımız böyledir, ne yapalım.” gibi ham hayallerde bulunanlar günahta ısrar ederlerse korusun kafir olup ilahi azaba düçar olabilirler.
Şehitlik üç çeşittir. 1- Dünya ve Ahiret şehidio, ’ın Kelimesinin yükselmesi ve yücelmesi için kafirlerle savaşıp savaş meydanında müslümanlar ile kafirler arasında öldürülen kimsedir. İster savaş, harb beldelerinde olsun, ister ise İslâm beldelerinde olsun fark etmez. Allahu Teâlâ şöyle dedi: “ yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler, Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar.” İşte bu kişiler, hakkında şer'î hükümlerin yani şehit hükümlerinin geldiği şehittir. Bu şehitlik, kafirlere karşı savaşta öldürülen kimseye hastır. Aynı şekilde savaş meydanında yaralanan sonra bu yarasından dolayı ölen kimse de savaş meydanında öldürülen kimse gibi sayılır. Fakat onun dışında kalanlar şehit sayılmaz. Savaş meydanında yaralanan sonra yarası iyileşen daha sonra ölen kimse de şehit sayılmaz. Zikredilen bu şehidin hükmü şudur: 1- Yıkanmaması, 2- Kefenlenmeyip kanı ve elbisesi ile defnedilmesi. Çünkü şehit, Kıyamet Günü kanının kokusu çok güzel misk olduğu halde haşrolunur. 2- Dünya hükümleri olmaksızın sadece Ahiret şehidi;Müslim’de geçtiğine göre de, onlar şu beş grup insanlardır: a-) Vebâ hastalığından ölenler, b-) İshal hastalığından ölen, c-) Suda boğularak ölen, d-) Enkaz altında ölen, e-) Savaş olmaksızın ’ın Kelimesini yükseltmek uğruna ölen.
Bütün bu kişilerin “şehit” olmalarından kast olunan, onlara Ahirette şehitlik sevabının verilecek olmasıdır. Dünyada ise gasledilip cenaze namazları kılınır. Bu kişilere durumları belirtilerek şehit denilebilir. Fakat beraberinde herhangi bir karine olmaksızın konuşmada yalnızca “şehit” kelimesi geçtiğinde bu sadece yolunda öldürülenlere ait bir ifade olarak değerlendirilir. 3- Ahiret olmaksızın dünya şehidiDünyada şehit ile ilgili hükümler ona uygulanır. Yani gasledilmez, elbisesi ile defnedilir. Fakat o Ahirette, ’ın Kelimesinin yüce olması için savaşan şehitlerin sevabını alamaz. Zira o unvan için ya da sadece ganimet için ya da düzenbazlık için savaşmak gibi yolundan başka bir gaye için savaşmıştır. Müslim, Ebu Musa el-Eş’ârî kanalı ile şunu rivayet etti: “Bir adam Nebi (a.s.)’a gelip şöyle dedi: Ya Rasulullah, bir kişi ganimet için savaşıyor, bir kişi anılmak için savaşıyor, bir kişi yerini görmek için savaşıyor. Kim yolundadır? Bunun üzerine 'ın Rasulu şöyle dedi: Kim ’ın Kelimesi yüce olsun için savaşırsa, o yolundadırŞam ehlinden gelen birisi Ebu Hureyre’ye şöyle dedi: Ey şeyh, Rasulullah (a.s.)’dan işittiğin bir Hadisi bize anlat. O da dedi ki: Evet, Rasulullah'ı(a.s.) şöyle derken işittim: “Muhakkak ki, Kıyamet gününde hakkında hüküm verilen ilk insan, şehit edilen bir adamdır. O adam getirilip kendisine nimet tanıtılır. O da onu tanımış olur. ona, Bunun için ne yaptın? der. O da; Şehit olasıya kadar Senin için savaştım, der. da;Yalan söyledin, sen cesur desinler diye savaştın, nitekim öyle denildi, der. Sonra onun ateşe atılasıya kadar yüzüstü sürüklenmesini emreder.” Ünvan ve şöhret için savaşanlara, dünyada şehit hükümlerine göre muamele edilsede Kıyamet Günü onun için şehit sevabı olmadığı bilakis azap olduğu anlaşılmaktadır
Günümüzde vatani görevini yapmak için askerlik vazifesini icra anında öldürülen askerlerimiz eğer kafir veya munafık değillerse,iman etmiş kişilerse,
niyetleri; Biz müslüman halkın ezanını, kitabını, mabedlerini, bayrağını, sancağını, vatan bütünlüğünü, namuslarını, mal ve can güvenliklerini korumak ve devamı için buradayız şuurundaysalar günahkar olsalar bile,ibadet eksiklikleri olsa bile şehiddirler.
alıntı...
|