| Kasım 30, 2007, 13:49:07 |
|
|
 |
« : Kasım 30, 2007, 13:49:07 » |
|
Kul hakkı nasıl telafi edilir? "Yıllar önce birisine, bir haksızlık yapmıştım. Fakat daha sonra onunla helalleştim. Tevbe istiğfar ettim. Ancak bir türlü vicdan azabından kurtulamıyorum. Tevbemin kabul edildiğini nasıl anlayacağım, işareti nedir?"
İnsan bilerek veya bilmeyerek birisine haksız bir davranışta bulunmuş olabilir. Hatta onu mağdur bir duruma düşürmüş ve bazı haklarının elinden çıkmasına sebep olmuş da olabilir. Kendimizi her ne kadar korumaya, hakperest olarak kalmaya çalışsak da, birtakım hata ve kusurlar mutlaka elimizden çıkıyor. Öyleyse bu durum karşısında ne yapmalıyız? "Bir defa oldu, bir daha yapmam. Keşke yapmasaydım" dememiz, iç dünyamızda hesaplaşmamız vicdanen rahatlamamıza yeterli gelir mi? Yoksa hatamızın telafisine çalışıp da onu düzelterek, hak sahibinden helallik dilemeli miyiz?
İslamda genel anlamda, bir hakkı, bir de kul hakkı kavramı vardır. hakkı, her insanın Rabbine karşı yapması gereken kulluk görevleridir. Bu konuda yaptığı bir kusur, günah ve eksiklikten dolayı affı için 'a yalvarır. Tevbe ve istiğfar ederek affını diler. Fakat kul hakkı öyle değildir. Onun bir tek telafisi vardır. O da, haksızlığa uğrayan, zarar gören kişiyle bizzat görüşüp özür dilemektir. Gerekirse, helâllik dilemekle birlikte, maddî bir kaybı varsa karşılama yoluna girmektir.
* * *
Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyururlar: "Bir kimse, kardeşinin onuruna yahut malına haksız olarak saldırmışsa, karşılık olarak verilebilecek altın ve gümüşün bulunmadığı günden (Kıyamet) önce helalleşsin. Aksi halde, yaptığı haksızlık nispetinde onun iyi amellerinden alınıp hak sahibine verilir. İyiliği yoksa hak sahibinin günahından alınıp haksızlık eden adama verilir." (Buharî, Mezalim: 10.)
Bu durumda helalleşmekten başka çıkar yol yoktur. O kadar ki, insan şehit bile olsa kul hakkından kurtulamıyor. Eğer üzerinde kul hakları varsa, , diğer günahlarını bağışladığı halde, kul hakkını bağışlamıyor. Bu yüzden tek çare hak sahibinin gönlünü almaktır. Yapılacak olan bellidir: Zarara uğramasına sebep olduğunuz kimseye gider, önce hata yaptığınızı itiraf edersiniz. Özür beyan edersiniz. Sizi affetmesini, hakkını helâl etmesini rica edersiniz. Maddî bir kaybı da varsa, imkânınız ve onun razı olabileceği nispette hakkını verirsiniz.
* * *
Böylece elinizden geleni yapmış olursunuz. Karşınızdaki insan da sizi hoş karşılarsa, hoşgörü ve anlayış gösterirse, suçluluğunuz kalkmış olur. Hadis-i şerifte açıklandığı gibi, daha dünyadayken helâlleşerek âhiretteki hesaplaşma kurtulmuş olursunuz.
Bununla birlikte hâlâ vicdan azabı çekiyorsanız, ayrıca tekrar tekrar tevbe ve istiğfar edersiniz. "Pişmanlık tevbenin kendisidir", "Günahından tevbe eden, hiç günah işlememiş gibi olur" mealindeki hadis-i şeriflerin sırrıyla katında da rahata kavuşmuş olursunuz. Bir insan tevbesinin kabul olduğunu, günahtan kurtulduğunu nasıl anlar, nasıl fark eder, bu hal nasıl bilinir? Cevabını Peygamber Efendimizden (a.s.m.) öğrenelim: "Bir günah işledikten sonra tevbe edip iyilik işleyen kimse, üzerine çok dar bir zırh giyinen bir adama benzer. Günahtan sonra bir iyilik yaparsa, zırhın halkalarından biri çözülür. Bir iyilik daha işlerse öbür halka da çözülür. Yapılan iyiliklerin sonunda zırh yere düşer." (et-Tergib ve't Terhib, 4:106)
Gerek bir günah işleyen, gerekse haksız bir davranışta bulunan bir kimse, o günah ve hatanın arkasından pişmanlık duyarak sevaplı ameller işlerse, bu durumunu değiştirebilir. Artık bundan sonra bir vicdan azabı çekmesine, huzursuz olup üzüntüye kapılmasına gerek kalmaz. Çünkü o, bir kul olarak, iyi niyetle elinden geleni yapmış sayılır.
Mehmet PAKSU - BUGÜN
|
|
|
|
|
Logged
|
Mezardakilerin pisman olduklari seyler icin dunyadakiller birbirlerini yiyorlar
|
|
|
| Kasım 30, 2007, 13:58:46 |
|
|
 |
« Yanıtla #1 : Kasım 30, 2007, 13:58:46 » |
|
Gerek bir günah işleyen, gerekse haksız bir davranışta bulunan bir kimse, o günah ve hatanın arkasından pişmanlık duyarak sevaplı ameller işlerse, bu durumunu değiştirebilir. Artık bundan sonra bir vicdan azabı çekmesine, huzursuz olup üzüntüye kapılmasına gerek kalmaz. Çünkü o, bir kul olarak, iyi niyetle elinden geleni yapmış sayılır.  Mü'min, mü'min kardeşinin yüzüne Hakkım sana helaldir! diyebilmeli bunu da kalpten söyleyebilmelidir! Rabbim kul hakkına girmekten muhafaza eylesin..
|
|
|
|
|
Logged
|
y desde que t ú te fuiste yo solo, tengo tengo la camisa negra porque negra tengo el alma yo por ti perdí la calma
|
|
|
|
|
| Kasım 30, 2007, 14:30:39 |
|
|
 |
« Yanıtla #3 : Kasım 30, 2007, 14:30:39 » |
|
Mü'min, mü'min kardeşinin yüzüne Hakkım sana helaldir! diyebilmeli bunu da kalpten söyleyebilmelidir! Rabbim kul hakkına girmekten muhafaza eylesin..
  ablam...
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap"Aşk'ına Tâlib'im, Ey Yâr... Söyler misin, ne olur; Vuslâdım'a daha, ne kadar var?"

|
|
|
| Aralık 06, 2007, 19:33:22 |
|
|
 |
« Yanıtla #4 : Aralık 06, 2007, 19:33:22 » |
|
kul hakkı bilindigi gibi cok önemli bir konudur yüce kitabımın kuran_ı kerimin bir cok ayetinde geciyor ve onemli bir konuyu da bilmemiz gerekiyoki helalleşipte sonradan helallik aldıgın kişi bir fikir degişikligi yapıp ben hakkımı helal etmiyorum dedigi anda ilk onceki soyledigi helale ettim hakkımı demesi gecerlidir allaha emanet olunuz 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Aralık 06, 2007, 22:00:20 |
|
|
|
| Ocak 02, 2008, 20:23:43 |
|
|
 |
« Yanıtla #6 : Ocak 02, 2008, 20:23:43 » |
|
herkese hakkımızı helal edelim cennete daha erken girmeyi nasip eder insallah  u Teala
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Ocak 12, 2008, 22:38:15 |
|
|
 |
« Yanıtla #7 : Ocak 12, 2008, 22:38:15 » |
|
Kul hakkı nedir? Kul haklarından kurtulmak için ne yapmak lazımdır?
Kul hakkı; kul ile diğer insanların arasında, mallarını gasbetme, dövme, eziyet etme, yaralama, öldürme ve kötü sözler söylemekten dolayı meydana gelen haklardır. Kul hakkı insanlara yapılan bir zulümdür.
Ahireti üzerinde meraklı olan kimseler, başkalarının haklarına tecavüz etmekten sakınmalıdırlar. Çünkü -u Zülcelal bir ayet-i kerime de şöyle buyurmuştur: “... sonra şüphesiz siz de kıyamet günü Rabbinizin huzurunda hesaplaşacaksınız.” (Zümer; 31)
Bir kimse, başkası ile olan hesabını, -u Zülcelal’in huzuruna bırakırsa, çok büyük bir zarara girmiş demektir. -u Zülcelal hiçbir kulunun alacağını başkasında bırakmaz. Çünkü O, çok büyük adalet sahibidir.
Üzerinde başka insanların hakkı bulunan kişi, ölmeden önce o kimselerle helalleşmelidir. Nitekim Hz. Peygamber (asv) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
“Sizden biriniz bir başkasına haksızlık etmişse, dinar ve dirhem bulunmayan kıyamet gününden önce, yani bugün helalleşsin. Kıyamet günü, haksızlık yapan kimsenin sevaplarından, haksızlık yaptığı kadarı alınır ve haksızlığa uğrayana verilir. Şayet sevabı yoksa, haksızlığa uğrayanın günahlarından alınır, haksızlık yapana yüklenir.” (Buhari)
Görüldüğü gibi, kul hakkıyla ahirete giden kimsenin hali perişanlıktır. Buna göre, herkes hakkını aldığı kimseyle helalleşmelidir.
Şayet helalleşmemişse, salih amellere sarılmak suretiyle -u Zülcelal’in rızasını kazanmaya gayret etmelidir. Eğer -u Zülcelal’i razı ederse, kıyamet günü -u Zülcelal de hakkını aldığı kişiyi razı ederek onu cehennemden kurtarır.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Ocak 12, 2008, 22:39:29 |
|
|
 |
« Yanıtla #8 : Ocak 12, 2008, 22:39:29 » |
|
Nitekim, rivayet edildiğine göre, üzerinde kul hakkı bulunan bir kişi -u Zülcelal’i razı ederse, kıyamet gününde hakkını aldığı kişiye, -u Zülcelal:
- Başını kaldır, bak, buyurur. O kişi başını kaldırınca Cennet-i Ala’da çok büyük güzel saraylar görür ve: - Ya Rabbi! Bunlar kimindir? diye sorar. -u Zülcelal: - Bunlara sahip olmak senin elindedir, buyurur. O kimse: - Ya Rabbi! Bunlara ne ile sahip olabilirim, benim gücüm buna yeter mi? diye sorar. -u Zülcelal: - Bunlara gücün yeter. Çünkü bunların bedeli, bu kulumu affetmendir, buyurur. O zaman adam: - Ya Rabbi! Ben onu affettim, der. Bunun üzerine -u Zülcelal şöyle buyurur: - Öyleyse elele tutun ve beraberce cennete girin. Görüldüğü gibi, insan dünyada -u Zülcelal’i razı etmeye gayret ederse, kıyamet gününde -u Zülcelal de onun üzerindeki hakları ödemesi için bu şekilde ihsanda bulunur.
Şehidler bile, -u Zülcelal’in yanında çok kıymetli olmalarına rağmen, -u Zülcelal hak sahiplerini affetmediği sürece, şehitlerin dahi kul haklarını affetmez. Onun için Hz. Peygamber (asv) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Şehidin, borcunun dışındaki bütün günahları bağışlanır.” (Müslim)
Bu hadis-i şerifte kul hakkının ne kadar çok önemli olduğu anlaşılmaktadır. Bu yüzden kul hakkına girmemeye çok dikkat etmek lazımdır. İnsanları kırmayan, zarar vermeyen, bir malı borç alıp da geri veren insan, kıyamet gününde rahat eder. Zulüm, insan için çok çirkin bir elbisedir ve sahibini kıyamet gününde azaba müstahak edecektir. Onun için insanın hem başka insanlara hem de kendisine zulmetmekten kaçınması lazımdır.
Kaynak: Hanefi ve Şafi Mezhebine Göre Asrımız Meselelerine Fetvalar, Reyhani Yayınları.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Ocak 12, 2008, 23:27:44 |
|
|
 |
« Yanıtla #9 : Ocak 12, 2008, 23:27:44 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
MUTLULUK DİKENLER ARASINDA BÜYÜYEN GÜL'DÜR... SEVGİ VE ÖLÜM İNSANA HER ŞEYİ HATIRLATIR... SEVGİM RASULUME VE RABBİME DUYDUYUM AŞKTIR... ÖLÜM İSE SEVDALIYA KAVUŞMAKDIR...
|
|
|
| Ocak 12, 2008, 23:39:10 |
|
|
 |
« Yanıtla #10 : Ocak 12, 2008, 23:39:10 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| Ocak 24, 2008, 18:49:10 |
|
|
 |
« Yanıtla #11 : Ocak 24, 2008, 18:49:10 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Nisan 03, 2008, 15:51:11 |
|
|
 |
« Yanıtla #12 : Nisan 03, 2008, 15:51:11 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Nisan 05, 2008, 17:43:12 |
|
|
 |
« Yanıtla #13 : Nisan 05, 2008, 17:43:12 » |
|
sevgili kardeslerim  hepimizin tövbelerini kabul etsin işallah yoksa halimiz harap
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|