|
|
 |
« : Kasım 21, 2007, 14:13:42 » |
|
Hak Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri buyurur ki: “Mü’minler, mü’minlerin gayri kâfirleri dost ittihâz etmesinler! Eger bir kimse mü’min’in gayri kâfiri dost ittihâz ederse o kimse ’in dostlugundan bir sey üzre degildir.” (Âl-i Imran süresi, 28)
“Ey mü’minler! Kendi emsaliniz mü’minlerin gayri kâfirleri dost ittihaz etmeyin! Zira Kâfirler sizden zarar ve fesad verecek seyi men’etmezler.” (Âl-i Imran süresi, 118)
“Ey mü’minler! Kendi kardesleriniz olan mü’minlerin dûnunda kâfirleri dost ittihaz etmeyin! Kâfirleri dost ittihâz etmekle Allahu Teâlâ için aleyhinize açik ve zâhir beyyine, huccet kilmak mi murâd edersiniz? Ve bu sebeple nefsinizi nâr’a müstahak kilmak mi istersiniz?” (Nisâ sûresi, 144)
“Ey imân edenler! Eger küfür ve inkâr edenlere itâat ederseniz sizi ökçelerinizin üstünde (gerisin geri küfre) çevirirler de (dünyâda ve âhirette) büyük zarara ugrayanlarin hâline dönersiniz. Hayir!.. Sizin Mevlâniz, yardimciniz Allahü Teâlâ’dir. Halbuki Allahü Teâlâ yardim edicilerin hayirlisidir.” (Âl-i Imran Sûresi, 149 - 150)
Binâenaleyh, bütün islerinizde ve bilhâssa muztar oldugunuz zamanlarda Allahu Teâlâ’dan yardim talep edin. Zirâ düsmanlarin serrini sizden defedecek O’dur. Ondan gayri bir Mevlâ yoktur.
Itâat ile murad, onlarla müsâveredir. Ve sâir husûsâtta emirlerine itâattir.
Âyetteki hüsran, dünyâ ve Âhiret’e sâmildir. Dünyâda hüsrân; kâfirlere itâat ve tezellül ve düsmana arz-i ihtiyâç etmek gibi seylerdir. Düsmana boyun egmek, envâ-i zilleti câmi’dir. Âhirette hüsran; Cehheneme girmek ve Cennet’ten mahrûm olmaktir.
“Her kim ki kâfirlerle müvâlât ve dostluk eder, o kimse Hakkin velâyetinden ve dostlugundan hiç bir seyde degildir.” (Âl-i Imran Sûresi, 28) Yani Hak Teâlânin velâyetinden tamâmiyle münselihtir (siyrilip çikmistir). Çünkü muvâlât (dostluk) ile müâdât (düsmanlik) bir seyde cem’ olmaz.
Her kim ki, Hak Sübhânehü ve Teâlâ Hazretlerinin muhabbeti da’vasi üzerindedir. Fakat onun a’dâsindan teberrî eylememistir, o kimse da’vâsinda kâzibtir.
Bu husûsta ba’zi müfessirler demislerdir ki:
O kimse Hak Dîninden bir sey üzre degildir. Ve her kim ki Dinden bî-nasîbtir, kurb-i Haktan ve Ma’rifetullahtan nice hissedar olabilir?
“Ey mü’minler!.. Eger babalariniz ve kardesleriniz küfrü imân üzerine tercih ve ihtiyâr ederlerse, onlari dost ittihâz etmeyin. Eger sizden bir kimse onlari dost ittihaz ederse, iste o dost ittihâz eden kimseler zâlimlerdir.” (Tevbe süresi: 23)
Zîrâ kâfirlere mukârenetle nefislerine zulm etmislerdir. Çünkü yakîn olan kimselere onlarin küfür ve dalâleti sirâyet eder. Ve bilhâssa akrabanin akrabaya te’siri daha ziyâde olur.
Fahr-i Râzî ve Hâzin’in beyânlari vechile bu Âyet-i celîleden maksad, mü’minleri kâfirlerden ve münâfiklardan hiç bir ferd ile dostluk etmekten nehy’dir. Yani, “hiç bir mü’min hiç bir kâfiri ciddiyetle dost ittihâz etmesin. Velev ki o kâfir mü’minin anasi babasi ve birâderi gibi yakin akrabasindan olsa bile.” demektir.
Çünkü Cenab-i Hak bu âyette “Eger su umur-i dünyâ size dînden daha ziyâde muhabbetli ise âkibet gelecek belâyi gözetin!” buyurmustur. Bu ise umur-i Din’e riâyet olunmadigi sûrette her türlü tehlike mevcûd oldugunu beyân etmektir.
Hûd Sûresi 113. âyet-i celilede de:
“Siz zalimlere meyil etmeyin ki, vücûdunuza ates yapismasin. Halbuki
’tan gayri sizin dostunuz yoktur. Binâenaleyh, zâlimlere meyil ettikten sonra hiç kimse tarafindan yardim olunmazsiniz.”
Fahr-i Râzî, Hâzin ve Kâzî’nin beyânlarina göre “Velâ Terkenû”: azicik meyil ile kalbte muhabbet etmek mânasinadir. Veyahut onlarin zulümlerine rizâ göstermektir. Buna nazaran ma’nâ-yi ayet:
“Zâlimlere kalbinizle muhabbet eder ve zâlimâne islerine rizâ gösterirseniz Cehennem atesi sizi yakar. Su halde onlara muhabbet etmeyin ki, ates sizi yakmasin.
Eger yakarsa sizi kurtaracak ’tan gayri bir dostunuz olmadigi gibi, bir kimseden de yardim görmezsiniz.” demektir. Veyahud, “onlara müdâhene edip zâlimâne emirlerine itâat etmeyin,” demektir.
Zulüm, cemi’ edyânda haramdir. Zirâ insanlarin nazarinda, makbûl ve âlemin intizâmina hâdim olan adâletin ziddi zulüm oldugu cihetle âlemin harâbetine, milletlerin inkirâzina da zulüm sebep oldugundan zulm etmek söyle dursun, Cenâb-i Hak Azze ve Celle Hazretleri zulm edenlere meyl etmekten dahî nehy buyurmustur.
Ebû Dâvud’un Sünen’inde: Sehl Ibn-i Muâz -radiyallahü anh-’in rivâyetine göre Rasûlullah -sallalahu aleyhi ve sellem- buyurmustur:
“Her kim ki bir mümini bir münâfiktan himâye eder, korursa Kiyâmet günü Cenâb-i Hak bu himâye eden mü’min’in vücûdunu Cehennem atesinden siyânet için bir melek gönderir.
|