İslam Forumu - İslami Forum
Kullanıcı Adı Sürekli Bağlı Kal
Şifre:
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Eden Bulur  (Okunma Sayısı 840 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
04 Haziran 2008, 06:11:49
hatice

VIP

*


Üye No : 33

Nerden : hollanda

Konu  : 443

Mesaj : 1,254

Aldığı Teşekkür 46
Ben kalbimi dunya ipine baglamadim ki o kopunca ka
WWW
Offline
« : 04 Haziran 2008, 06:11:49 »



Eden Bulur



Ehlullah; irşat eserlerinde haksızlık ve zulüm karşılığı olaylardan şöyle bir misal anlatır:

Bir gün Musa Aleyhisselam:

- Ya Rabbi! der, bazı insanlar zalimin yaptığı yanına kalıyor sanıyorlar. Halbuki senin adaletin eninde sonunda gerçekleşmekte, zalim zulmünün karşılığını mutlaka bir sebeple görmektedir. Bana gerçekleşen bu adaletinin bir örneğini göster ki, onu insanlara anlatayım da kimse zulüm ve haksızlık yapma cesareti bulamasın kendinde. Eninde sonunda zulmünün karşılığını göreceğini anlasın herkes. Rabb'imiz:

- Ya Musa der, sahrada dört yolun kesiştiği yerdeki çalılıkta saklanarak çeşme başında cereyan edecek olayları seyret de gör bakalım zalim, haksız nasıl eninde sonunda zulmünün, haksızlığının karşılığını görmektedir...

Musa Aleyhisselam, tarif edilen yerdeki ağaçların arasına gizlenerek karşıdaki çeşme başında yolcuların yaşayacağı olaylara bakmaya başlar.

İlk olarak bir atlı gelir çeşmenin başına. Atından iner, üzerindeki heybesini alıp ağacın gölgesinde oturup yemeğini yer, suyunu içer, içinde altınları bulunan heybesini orada unutarak atına binip uzaklaşır.

Arkasından gelen ikinci yolcu, çeşmeden suyunu içer, etrafa bakarken ağacın dibinde bir heybe görür. Kaptığı gibi heybeyi gözden kaybolur. Onun arkasından iki gözü de görmeyen üçüncü yolcu gelir, o da eğilerek çeşmeden suyunu içer, bir kenara çekilerek şöyle birazcık dinlenmek isterken heybenin sahibi ilk yolcu atıyla çıkagelir, öfkeyle heybesini aramaya başlar. Yaşlı bir adamdan başka da kimseyi görmeyince:

– Burada unuttuğum heybemi sen alıp sakladın, ya paramı verirsin yahut da canını!.. der. İhtiyar:

- Ben iki gözü de görmeyen bir adamım. Senin heybenin nerede olduğunu ne bileyim!.. diyerek sert karşılık verince, öfkesi başına sıçrayan atlı, 'Bu yaşta beni mi kandıracaksın?' diyerek bir vuruşta ihtiyarı yere serer, ölümüne sebep olur. Hemen atına atlayıp oradan uzaklaşır.

Bunları bulunduğu yerden seyreden Musa Aleyhisselam:

- Ya Rabbi, der, bu atlının içi para dolu heybesini arkasından gelen genç bir yolcu alıp gitti, cezayı ise ondan sonra gelen yaşlı adam çekti. Adalet neresinde bunun?.. Rabb'imiz şöyle hitap eder:

- Ya Musa! İnsanlar böyledirler işte. Hep hadiselerin dışına bakarlar, içindeki kaderin adaletini çoğu zaman göremezler. Burada herkes geçmişte yaptığının karşılığını gördü, diyerek işin geçmişini şöyle açıklar:

- Para dolu heybesini çeşmenin başında unutan atlı, vaktiyle yanında çalıştırdığı fakir bir adamın hakkını vermedi, yoksul adamın hakkı kaldı üzerinde...

İşte heybeyi alıp giden genç yolcu, o yoksul adamın çocuğudur. Aldığı para babasının hakkı olan paraydı. Onu alıp gitti. Böylece kaderin adaleti yerini bulmuş, çocuk babasının verilmeyen hakkını alıp gitmiş oldu. Ölen ihtiyara gelince:

- O da astığı astık, kestiği kestik denecek derecede zalimin biriydi... Nice kavgalara, zulümlere karışmış, yaptığı hep yanına kalmıştı. Son olarak da atlının babasını öldürmüş, yaptığı yanına kaldı sanmıştı. Nihayet atlı da geldi, parasını aldı zannıyla babasını öldüren adamı bir vuruşta öldürdü, tıpkı onun da babasını bir vuruşta öldürdüğü gibi.

Bundan sonra Rabb'imiz Hazreti Musa'ya şöyle hatırlatmada bulunur:

- Ya Musa! Söyle kullarıma, hikmetini bilemedikleri olaylara itiraz yollu bakmasınlar. Bilsinler ki, bir yapana bir başka yapan çıkacak, kimsenin yaptığı zulüm, haksızlık yanına kalmayacak, kaderin adaleti eninde sonunda yerini bulacaktır. Atlı adamın çalıştırdığı işçisinin hakkını sonunda heybe dolusu parayla ödediği gibi, babasını bir vuruşta öldüren adamı da kendisi bir vuruşta aynı şekilde öldürdüğü gibi... Onun için büyüklerimiz demişler ki:

"Hak Teala bir kulun hakkını bir başka kul ile alır; bilmeyen gafil onu kul kendi yaptı sanır!"

Evet, kimse yaptığının yanına kalacağını sanmasın. Çünkü adili mutlak olan Allah, imhal eder, yani mühlet verir; ama asla ihmal etmez. Bir de bakarsınız ki zalim, zulmünün karşılığını beklenmedik bir anda olanca şiddetiyle görmüştür. Ancak insanlar bu cezanın yaptığı zulmün, haksızlığın karşılığı olduğunu bazen anlayamazlar da zalimin, haksızın yaptığı yanına kaldı sanırlar.

Şöyle bir düşünecek olursak...

Ya külli zulümler yapıldığında, kendileri gibi diğer insanların da dinini dünyaya sattırmak için çaba sarfedildiğinde, Allah’la ve Allah’ın hükümleriyle cedelleşildiğinde, Kitaba uymak değil kitabına uydurmak için gayret gösterildiğinde, Hak ve hakikatler çiğnendiğinde, Allah’ın değil kendi değerlerinin geçerli olduğu söylendiğinde, kitlelerin cennete değil büyük bir iştiyakla cehennemin dibine gitmesi için çalışıldığında, kitlelerin ötelere ait istikbalini karartmak isteyenlerin akibetleri nice olur?
Logged

Mezardakilerin pisman olduklari seyler icin dunyadakiller birbirlerini yiyorlar
01 Temmuz 2008, 15:35:42
afettah

Yeniyim

*


Üye No : 29512

Nerden :

Konu  : 0

Mesaj : 1

Aldığı Teşekkür 0
Offline
« Yanıtla #1 : 01 Temmuz 2008, 15:35:42 »

Eden Bulur



Ehlullah; irşat eserlerinde haksızlık ve zulüm karşılığı olaylardan şöyle bir misal anlatır:

Bir gün Musa Aleyhisselam:

- Ya Rabbi! der, bazı insanlar zalimin yaptığı yanına kalıyor sanıyorlar. Halbuki senin adaletin eninde sonunda gerçekleşmekte, zalim zulmünün karşılığını mutlaka bir sebeple görmektedir. Bana gerçekleşen bu adaletinin bir örneğini göster ki, onu insanlara anlatayım da kimse zulüm ve haksızlık yapma cesareti bulamasın kendinde. Eninde sonunda zulmünün karşılığını göreceğini anlasın herkes. Rabb'imiz:

- Ya Musa der, sahrada dört yolun kesiştiği yerdeki çalılıkta saklanarak çeşme başında cereyan edecek olayları seyret de gör bakalım zalim, haksız nasıl eninde sonunda zulmünün, haksızlığının karşılığını görmektedir...

Musa Aleyhisselam, tarif edilen yerdeki ağaçların arasına gizlenerek karşıdaki çeşme başında yolcuların yaşayacağı olaylara bakmaya başlar.

İlk olarak bir atlı gelir çeşmenin başına. Atından iner, üzerindeki heybesini alıp ağacın gölgesinde oturup yemeğini yer, suyunu içer, içinde altınları bulunan heybesini orada unutarak atına binip uzaklaşır.

Arkasından gelen ikinci yolcu, çeşmeden suyunu içer, etrafa bakarken ağacın dibinde bir heybe görür. Kaptığı gibi heybeyi gözden kaybolur. Onun arkasından iki gözü de görmeyen üçüncü yolcu gelir, o da eğilerek çeşmeden suyunu içer, bir kenara çekilerek şöyle birazcık dinlenmek isterken heybenin sahibi ilk yolcu atıyla çıkagelir, öfkeyle heybesini aramaya başlar. Yaşlı bir adamdan başka da kimseyi görmeyince:

– Burada unuttuğum heybemi sen alıp sakladın, ya paramı verirsin yahut da canını!.. der. İhtiyar:

- Ben iki gözü de görmeyen bir adamım. Senin heybenin nerede olduğunu ne bileyim!.. diyerek sert karşılık verince, öfkesi başına sıçrayan atlı, 'Bu yaşta beni mi kandıracaksın?' diyerek bir vuruşta ihtiyarı yere serer, ölümüne sebep olur. Hemen atına atlayıp oradan uzaklaşır.

Bunları bulunduğu yerden seyreden Musa Aleyhisselam:

- Ya Rabbi, der, bu atlının içi para dolu heybesini arkasından gelen genç bir yolcu alıp gitti, cezayı ise ondan sonra gelen yaşlı adam çekti. Adalet neresinde bunun?.. Rabb'imiz şöyle hitap eder:

- Ya Musa! İnsanlar böyledirler işte. Hep hadiselerin dışına bakarlar, içindeki kaderin adaletini çoğu zaman göremezler. Burada herkes geçmişte yaptığının karşılığını gördü, diyerek işin geçmişini şöyle açıklar:

- Para dolu heybesini çeşmenin başında unutan atlı, vaktiyle yanında çalıştırdığı fakir bir adamın hakkını vermedi, yoksul adamın hakkı kaldı üzerinde...

İşte heybeyi alıp giden genç yolcu, o yoksul adamın çocuğudur. Aldığı para babasının hakkı olan paraydı. Onu alıp gitti. Böylece kaderin adaleti yerini bulmuş, çocuk babasının verilmeyen hakkını alıp gitmiş oldu. Ölen ihtiyara gelince:

- O da astığı astık, kestiği kestik denecek derecede zalimin biriydi... Nice kavgalara, zulümlere karışmış, yaptığı hep yanına kalmıştı. Son olarak da atlının babasını öldürmüş, yaptığı yanına kaldı sanmıştı. Nihayet atlı da geldi, parasını aldı zannıyla babasını öldüren adamı bir vuruşta öldürdü, tıpkı onun da babasını bir vuruşta öldürdüğü gibi.

Bundan sonra Rabb'imiz Hazreti Musa'ya şöyle hatırlatmada bulunur:

- Ya Musa! Söyle kullarıma, hikmetini bilemedikleri olaylara itiraz yollu bakmasınlar. Bilsinler ki, bir yapana bir başka yapan çıkacak, kimsenin yaptığı zulüm, haksızlık yanına kalmayacak, kaderin adaleti eninde sonunda yerini bulacaktır. Atlı adamın çalıştırdığı işçisinin hakkını sonunda heybe dolusu parayla ödediği gibi, babasını bir vuruşta öldüren adamı da kendisi bir vuruşta aynı şekilde öldürdüğü gibi... Onun için büyüklerimiz demişler ki:

"Hak Teala bir kulun hakkını bir başka kul ile alır; bilmeyen gafil onu kul kendi yaptı sanır!"

Evet, kimse yaptığının yanına kalacağını sanmasın. Çünkü adili mutlak olan Allah, imhal eder, yani mühlet verir; ama asla ihmal etmez. Bir de bakarsınız ki zalim, zulmünün karşılığını beklenmedik bir anda olanca şiddetiyle görmüştür. Ancak insanlar bu cezanın yaptığı zulmün, haksızlığın karşılığı olduğunu bazen anlayamazlar da zalimin, haksızın yaptığı yanına kaldı sanırlar.

Şöyle bir düşünecek olursak...

Ya külli zulümler yapıldığında, kendileri gibi diğer insanların da dinini dünyaya sattırmak için çaba sarfedildiğinde, Allah’la ve Allah’ın hükümleriyle cedelleşildiğinde, Kitaba uymak değil kitabına uydurmak için gayret gösterildiğinde, Hak ve hakikatler çiğnendiğinde, Allah’ın değil kendi değerlerinin geçerli olduğu söylendiğinde, kitlelerin cennete değil büyük bir iştiyakla cehennemin dibine gitmesi için çalışıldığında, kitlelerin ötelere ait istikbalini karartmak isteyenlerin akibetleri nice olur?

Eden Bulur



Ehlullah; irşat eserlerinde haksızlık ve zulüm karşılığı olaylardan şöyle bir misal anlatır:

Bir gün Musa Aleyhisselam:

- Ya Rabbi! der, bazı insanlar zalimin yaptığı yanına kalıyor sanıyorlar. Halbuki senin adaletin eninde sonunda gerçekleşmekte, zalim zulmünün karşılığını mutlaka bir sebeple görmektedir. Bana gerçekleşen bu adaletinin bir örneğini göster ki, onu insanlara anlatayım da kimse zulüm ve haksızlık yapma cesareti bulamasın kendinde. Eninde sonunda zulmünün karşılığını göreceğini anlasın herkes. Rabb'imiz:

- Ya Musa der, sahrada dört yolun kesiştiği yerdeki çalılıkta saklanarak çeşme başında cereyan edecek olayları seyret de gör bakalım zalim, haksız nasıl eninde sonunda zulmünün, haksızlığının karşılığını görmektedir...

Musa Aleyhisselam, tarif edilen yerdeki ağaçların arasına gizlenerek karşıdaki çeşme başında yolcuların yaşayacağı olaylara bakmaya başlar.

İlk olarak bir atlı gelir çeşmenin başına. Atından iner, üzerindeki heybesini alıp ağacın gölgesinde oturup yemeğini yer, suyunu içer, içinde altınları bulunan heybesini orada unutarak atına binip uzaklaşır.

Arkasından gelen ikinci yolcu, çeşmeden suyunu içer, etrafa bakarken ağacın dibinde bir heybe görür. Kaptığı gibi heybeyi gözden kaybolur. Onun arkasından iki gözü de görmeyen üçüncü yolcu gelir, o da eğilerek çeşmeden suyunu içer, bir kenara çekilerek şöyle birazcık dinlenmek isterken heybenin sahibi ilk yolcu atıyla çıkagelir, öfkeyle heybesini aramaya başlar. Yaşlı bir adamdan başka da kimseyi görmeyince:

– Burada unuttuğum heybemi sen alıp sakladın, ya paramı verirsin yahut da canını!.. der. İhtiyar:

- Ben iki gözü de görmeyen bir adamım. Senin heybenin nerede olduğunu ne bileyim!.. diyerek sert karşılık verince, öfkesi başına sıçrayan atlı, 'Bu yaşta beni mi kandıracaksın?' diyerek bir vuruşta ihtiyarı yere serer, ölümüne sebep olur. Hemen atına atlayıp oradan uzaklaşır.

Bunları bulunduğu yerden seyreden Musa Aleyhisselam:

- Ya Rabbi, der, bu atlının içi para dolu heybesini arkasından gelen genç bir yolcu alıp gitti, cezayı ise ondan sonra gelen yaşlı adam çekti. Adalet neresinde bunun?.. Rabb'imiz şöyle hitap eder:

- Ya Musa! İnsanlar böyledirler işte. Hep hadiselerin dışına bakarlar, içindeki kaderin adaletini çoğu zaman göremezler. Burada herkes geçmişte yaptığının karşılığını gördü, diyerek işin geçmişini şöyle açıklar:

- Para dolu heybesini çeşmenin başında unutan atlı, vaktiyle yanında çalıştırdığı fakir bir adamın hakkını vermedi, yoksul adamın hakkı kaldı üzerinde...

İşte heybeyi alıp giden genç yolcu, o yoksul adamın çocuğudur. Aldığı para babasının hakkı olan paraydı. Onu alıp gitti. Böylece kaderin adaleti yerini bulmuş, çocuk babasının verilmeyen hakkını alıp gitmiş oldu. Ölen ihtiyara gelince:

- O da astığı astık, kestiği kestik denecek derecede zalimin biriydi... Nice kavgalara, zulümlere karışmış, yaptığı hep yanına kalmıştı. Son olarak da atlının babasını öldürmüş, yaptığı yanına kaldı sanmıştı. Nihayet atlı da geldi, parasını aldı zannıyla babasını öldüren adamı bir vuruşta öldürdü, tıpkı onun da babasını bir vuruşta öldürdüğü gibi.

Bundan sonra Rabb'imiz Hazreti Musa'ya şöyle hatırlatmada bulunur:

- Ya Musa! Söyle kullarıma, hikmetini bilemedikleri olaylara itiraz yollu bakmasınlar. Bilsinler ki, bir yapana bir başka yapan çıkacak, kimsenin yaptığı zulüm, haksızlık yanına kalmayacak, kaderin adaleti eninde sonunda yerini bulacaktır. Atlı adamın çalıştırdığı işçisinin hakkını sonunda heybe dolusu parayla ödediği gibi, babasını bir vuruşta öldüren adamı da kendisi bir vuruşta aynı şekilde öldürdüğü gibi... Onun için büyüklerimiz demişler ki:

"Hak Teala bir kulun hakkını bir başka kul ile alır; bilmeyen gafil onu kul kendi yaptı sanır!"

Evet, kimse yaptığının yanına kalacağını sanmasın. Çünkü adili mutlak olan Allah, imhal eder, yani mühlet verir; ama asla ihmal etmez. Bir de bakarsınız ki zalim, zulmünün karşılığını beklenmedik bir anda olanca şiddetiyle görmüştür. Ancak insanlar bu cezanın yaptığı zulmün, haksızlığın karşılığı olduğunu bazen anlayamazlar da zalimin, haksızın yaptığı yanına kaldı sanırlar.

Şöyle bir düşünecek olursak...

Ya külli zulümler yapıldığında, kendileri gibi diğer insanların da dinini dünyaya sattırmak için çaba sarfedildiğinde, Allah’la ve Allah’ın hükümleriyle cedelleşildiğinde, Kitaba uymak değil kitabına uydurmak için gayret gösterildiğinde, Hak ve hakikatler çiğnendiğinde, Allah’ın değil kendi değerlerinin geçerli olduğu söylendiğinde, kitlelerin cennete değil büyük bir iştiyakla cehennemin dibine gitmesi için çalışıldığında, kitlelerin ötelere ait istikbalini karartmak isteyenlerin akibetleri nice olur?

Logged
05 Eylül 2008, 14:25:30
ferzan

FERZAN

Yeniyim

*


Üye No : 20900

Yaş : Yok

Nerden :

Konu  : 12

Mesaj : 34

Aldığı Teşekkür 0
HAK GELDİ,BATIL ZAİL OLDU
Offline
« Yanıtla #2 : 05 Eylül 2008, 14:25:30 »

   TEŞEKKÜR EDERİM,ALLAH c.c. RAZI OLSUUN. EVET HAYATTA İBRET ALMAMIZ GEREKEN KONULAR ÇOK,BİZ İNSANLAR İSE;KENDİMİZE BİR AKIBET GELDİĞİNDE,ACABA NEREDE HATAMIZ OLDU Kİ DİYE TEFEKKÜR ETMEZ,SABIR GÖSTERMEDEN,AİLE İÇİ KAVGALAR GÜRÜLTÜLER,ALIR BAŞINI GİDER.KENDİMİZDE KUSUR ARAMAZ KARŞIMIZDAKİLERİ SUÇ ORTAĞI OLARAK GÖRÜRÜZ,GÜYA AKLANACAĞIZ YA,NASIL AKLANMAKSA !.   :SORULU:
FAKAT:KARŞIMIZDAKİLERDE BİR OLAY VUUKU BULSA!.TUTMAYIN!YAKALADIK,ELEŞTİRİP,MAHKUM ETMEK,BAĞIRIP ÇAĞIRARAK AŞAĞILAMAK İÇİN BİRİLERİNİ.ASLAN KESİLİRİZ,MAHKUM ETMEK İÇİN.        
   HALBUKİ:İNSANOĞLU ÇOK ACELECİDİR BUYURAN RABBİMİZ NE GÜZEL BUYURMUŞTUR.
İNSANLAR: BİR OLAY OLDUĞUNDA, DAİMA TEFEKKÜR ETMELİ ve RABBİM BİZİ KUSURLARIMIZDAN DOLAYI CEZALANDIRMA ve AZABINDAN KORU DİYEREK METANET,SABIR GÖSTEREREK TAŞKINLIKLARDAN KAÇINMAMIZ GEREKİR.NE HAZİNDİR Kİ:HAYIR ve ŞER ALLAH TAN DIR,DİYE OKURUZ,SÖYLERİİZ,LAKİN,İCRAATA GELİNCE YOKUZ.ELBETTE Kİ BÖYLE OLMAAZ .MÜSLÜMAN KENDİ
İÇİNDE:TEVAZU,SABIRLI ve AĞIR BAŞLI OLMALIDIR.DIŞ MİHRAKLARA KARŞI, ASLANLAR GİBİ (DİNİ DAVADA,VATAN,NAMUS MUDAFASINDA)KÜKREMELİDİR....                 
   ALLAH c.c. İNANANLARIN YAAR VE YARDIMCISI OLSUN.İNŞAELLAH..   
ALLAH a c.c. EMANET OLUNUZ.   VESSELAAM..
« Son Düzenleme: 05 Eylül 2008, 14:31:33 Gönderen: ferzan » Logged
Anahtarlar:
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
ARZU EDEN GELSİN Menkıbeler ve Hikayeler Rumeysa 0 414 Son Mesaj 07 Mayıs 2007, 20:32:04
Gönderen: Rumeysa
DUA EDEN BULUTLAR Resim & E-Kart yaren 3 947 Son Mesaj 18 Haziran 2007, 10:57:27
Gönderen: Gül-i rânâ
Kalpten Çıkan Kalbi Bulur Önemli Şahsiyetler hatice 4 962 Son Mesaj 10 Temmuz 2007, 07:27:16
Gönderen: VuSLaT
DUA EDEN ADAM... Dualarımız VuSLaT 10 1523 Son Mesaj 09 Mart 2008, 10:03:39
Gönderen: VuSLaT
... Mest eden bi kaç sayfa ... Resim & E-Kart « 1 2 ... 33 34 » Gülüşü Yaralı 499 8010 Son Mesaj 03 Temmuz 2008, 14:50:44
Gönderen: NURALEM
dua eden kurbağa Resim & E-Kart Gülüşü Yaralı 5 466 Son Mesaj 11 Nisan 2008, 13:14:49
Gönderen: Gülüşü Yaralı
Din yerini bulur Makale ve güzel Yazılar... Gülüşü Yaralı 0 124 Son Mesaj 08 Haziran 2008, 14:07:42
Gönderen: Gülüşü Yaralı
Sen DoĞru Ol..Kem Belasını Bulur.. Menkıbeler ve Hikayeler gülvisal 3 673 Son Mesaj 11 Temmuz 2008, 12:16:08
Gönderen: NURALEM
Beni tedirgin eden Hadis-i Şerifler hakanbalıkçı 0 158 Son Mesaj 11 Eylül 2008, 01:54:46
Gönderen: hakanbalıkçı
Tevekkül eden ve etmeyenin misâlleri Hikayeler ve Nükteler Süeda 1 46 Son Mesaj 06 Ekim 2008, 00:19:36
Gönderen: VuSLaT
Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf
İhya evden eve nakliyat İslami Sohbet İlahi Sözleri