Futbol, vatan kurtarır mı?
Futbolu sadece bir oyun olarak bir türlü göremiyoruz. Hele milli maçlar, tam bir düşmanla meydan muharebesi psikolojisine sokuluyor. Bunda spor editörlerinin de ciddi katkısı var doğrusu. Ahmet Turan Alkan’ın bu noktaya gayet başarıyla parmak basan yazısının bir bölümünü sunuyoruz:
“Birilerinin çıkıp, futbol editörlerinin gündemi yakalamak uğruna her salataya maydanoz olmak heveslerine dur demesi gerekiyor; daha doğrusu futbolun, aslında ait olması gereken yeri dar bularak hayatımızı idare etmeye kalkışmasına hep beraber karşı çıkmamız lazım.
Biri çıkıyor şehit cenazelerinden ötürü ciddi ciddi millî takıma kara forma giydiriyor; bir başkası millî takım oyuncularının prim gelirlerini ebediyyen şehit ailelerine bağışlamaları için vatanseverlik formu doldurmaya davet ediyor. Vaayy itiraz edenin haline!
Hayır, bu kadar çok önem verdiğimize göre milletçe futboldan biraz anlasak gam yemeyeceğim; futbol zevki ölmüş, ortalık fanatikten geçilmiyor; çoğu kuralları bile bilmiyor ama boğazımıza kadar futbola batmışız.
İddia ediyorum; Türkiye’de futbol, kardeşlik ve iyi ilişkilerden çok gerginlik ve kavga ortamına katkıda bulunmuştur; itiraz eden “araştırmacı gazeteciler” yapsınlar dökümünü, görelim.
Şu Trabzon-Sivas maçından sonra gelişen olaylara bakınız; neredeyse iki şehir ahalisi birbirine düşman kesilecek raddeye getirildi. Paylaşılamayan bir üç puan söz konusu imiş. Yerin dibine geçsin üç puan; nedir üç puan, ekmek mi, su mu, bağımsızlık mı, nedir?”
…