İslam Forumu - İslami Forum
Kullanıcı Adı Sürekli Bağlı Kal
Şifre:
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Yağmursuzluk, yağmur duâsı ve namazının vaktidir  (Okunma Sayısı 403 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
05 Temmuz 2008, 02:41:41
Gülüşü Yaralı

Ziyaretçi

« : 05 Temmuz 2008, 02:41:41 »






 


Yağmursuzluk bir musibettir ve ceza-yı amel bir azaptır. Buna karşı, ağlamakla ve hüzün ve kederle, niyaz ve hazinane yalvarmakla ve pek ciddi nedamet ve tevbe ve istiğfar ile karşılamak ve sünnet-i seniyye dairesinde, bid'alar karışmadan, şeriatin tayin ettiği tarzda dergah-ı İlahiyeye iltica etmek ve dua ve o hale mahsus ubudiyetle mukabele etmektir.

Hem böyle umumi musibetler, ekser nasın hatasından geldiği cihetle, o insanların ekseri (kısm-ı azamı) tevbe ve nedamet ve istiğfar etmekle def olur.

(Bediüzzaman, Emirdağ Lâhikası, s. 33)

***

Sual: Üstadım, yağmur duası ve namazın neticesi görünmedi, faydasız kaldı. İki üç defa bulut toplandı, yağmur vermeden dağıldı. Neden?

Elcevap: Yağmursuzluk, bu çeşit dua ve namazın vaktidir, illeti ve hikmeti değil. Nasıl ki güneş ve ayın tutulması zamanında küsuf ve husuf namazı kılınır ve güneşin gurubuyla akşam namazı kılınır; öyle de, yağmursuzluk, kuraklık, yağmur namazının ve duasının vaktidir. İbadet ve duanın sebebi ve neticesi emir ve rıza-i İlahidir, faydası uhrevidir. Eğer namazdan, ibadetten dünyevî maksatlar niyet edilse, yalnız onlar için yapılsa, o namaz battal olur. Meselâ, akşam namazı güneşin batmaması için ve husuf namazı ayın açılması için kılınmaz. Öyle de, bu nevî ibadet, yağmuru getirmek için kılınsa yanlış olur. Yağmuru vermek Cenab-ı Hakkın vazifesidir. Biz vazifemizi yaptık; Onun vazifesine karışmayız.

Gerçi yağmur namazının zahir neticesi yağmurun gelmesidir; fakat asıl hakiki, en menfaatli neticesi ve en güzel ve tatlı meyvesi şudur ki: Herkes o vaziyetle anlar ki, onun tayınını veren babası, hanesi, dükkânı değil; belki onun tayınını ve yemeğini veren, koca bulutları sünger gibi ve zemin yüzünü bir tarla gibi tasarrufunda bulunduran bir Zat, onu besliyor, rızkını veriyor. Hatta en küçücük bir çocuk da, daima aç olduğu vakit validesine yalvarmaya alışmışken, o yağmur duasında, küçücük fikrinde büyük ve geniş bu manayı anlar ki: Bu dünyayı bir hane gibi idare eden bir Zat, hem beni, hem bu çocukları, hem validelerimizi besliyor, rızıklarını veriyor. O vermese, başkalarının faydası olmaz. Öyleyse Ona yalvarmalıyız der, tam imanlı bir çocuk olur.

(Bediüzzaman, Emirdağ Lâhikası, s. 31)








Logged
05 Temmuz 2008, 02:42:13
Gülüşü Yaralı

Ziyaretçi

« Yanıtla #1 : 05 Temmuz 2008, 02:42:13 »

 


                                                  ***

Hem, duâ bir ubûdiyettir; ubûdiyet ise, semerâtı uhreviyedir. Dünyevî maksadlar ise, o nevi duâ ve ibâdetin vakitleridir; o maksadlar, gàyeleri değil. Meselâ, yağmur namazı ve duâsı bir ibâdettir. Yağmursuzluk, o ibâdetin vaktidir; yoksa, o ibâdet ve o duâ, yağmuru getirmek için değildir. Eğer sırf o niyet ile olsa, o duâ, o ibâdet hâlis olmadığından, kabule lâyık olmaz.

Nasıl ki, güneşin gurûbu, akşam namazının vaktidir; hem güneşin ve ayın tutulmaları, küsûf ve husûf namazları denilen iki ibâdet-i mahsusanın vakitleridir. Yani, gece ve gündüzün nurânî âyetlerinin nikaplanmasıyla bir azamet-i İlâhiyeyi ilâna medâr olduğundan, Cenâb-ı Hak, ibâdını, o vakitte bir nevi ibâdete dâvet eder. Yoksa, o namaz, açılması ve ne kadar devam etmesi, müneccim hesâbiyle muayyen olan ay ve güneşin husûf ve küsûflarının inkişafları için değildir. Aynı onun gibi, yağmursuzluk dahi, yağmur namazının vaktidir. Ve beliyyelerin istilâsı ve muzır şeylerin tasallutu, bâzı duâların evkàt-ı mahsusalarıdır ki, insan o vakitlerde aczini anlar; duâ ile, niyaz ile Kadîr-i Mutlakın dergâhına ilticâ eder. Eğer duâ çok edildiği halde, beliyyeler def' olunmazsa, denilmeyecek ki, "Duâ kabul olmadı." Belki denilecek ki, "Duânın vakti, kazâ olmadı." Eğer Cenâb-ı Hak, fazl ve keremiyle, belâyı ref' etse, nurun alâ nur, o vakit duâ vakti biter, kazâ olur.

Demek duâ, bir sırr-ı ubûdiyettir. Ubûdiyet ise, hâlisen livechillâh olmalı. Yalnız aczini izhâr edip, duâ ile Ona ilticâ etmeli; Rubûbiyetine karışmamalı. Tedbîri Ona bırakmalı, hikmetine itimad etmeli, rahmetini ittiham etmemeli.

(Bediüzzaman, Sözler, s. 287)





Logged
Anahtarlar:
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Şimdi vakit dua vaktidir.. Dualarımız Ebrar 1 855 Son Mesaj 07 Temmuz 2007, 21:15:24
Gönderen: VuSLaT
vakit arınma vaktidir... Namaz CeNNeT 5 1174 Son Mesaj 05 Ağustos 2007, 23:09:58
Gönderen: MujaHiD
Bir şafak vaktidir ömür Genel Şiir ve Edebiyat CeNNeT 4 835 Son Mesaj 24 Ağustos 2008, 00:43:36
Gönderen: hatice
Teravih namazının fazileti Serbest Bölüm Gül-i rânâ 6 2634 Son Mesaj 24 Eylül 2007, 05:16:34
Gönderen: Gülüşü Yaralı
Yağmur...! Kurani Kerim CeNNeT 3 709 Son Mesaj 31 Ekim 2007, 02:15:25
Gönderen: CeNNeT
YAĞMUR Genel Şiir ve Edebiyat Gülüşü Yaralı 0 290 Son Mesaj 20 Aralık 2007, 08:37:40
Gönderen: Gülüşü Yaralı
yağmur duası Üstadlardan... yusufum 1 334 Son Mesaj 01 Nisan 2008, 11:29:35
Gönderen: yaren
Yatsı Namazının Kerâhet Vakti Namaz ölüme hasret 0 472 Son Mesaj 21 Haziran 2008, 16:03:49
Gönderen: ölüme hasret
cuma namazının hükmü nedir? Namaz serrkan 0 671 Son Mesaj 30 Temmuz 2008, 18:21:59
Gönderen: serrkan
Teravih Namazının Kaç Rek'attır Önemli Günler ve Geceler izzetin 1 323 Son Mesaj 30 Ağustos 2008, 12:57:52
Gönderen: mehmet akif
Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf
İhya İfexi İlahi Sözleri