İslam Forumu - İslami Forum
Kullanıcı Adı Sürekli Bağlı Kal
Şifre:
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  
Gönderen Konu: neden yaratıldık?  (Okunma Sayısı 800 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
08 Eylül 2008, 00:52:26
nura

Yeniyim

*


Üye No : 48177

Nerden :

Konu  : 1

Mesaj : 4

Aldığı Teşekkür 0
Offline
« : 08 Eylül 2008, 00:52:26 »






 arkadaşlar aranıza yeni katıldım sizlere bir sorum olacak..
yeni tanıştığım bir arkadaşım bana biz niye yaratıldık diye sordu, işte bende Allah a kulluk için yaratıldık, bu dünya hayatı asıl hayatımız değildir, asıl hayatımız öldükten sonra başlayacaktır dedim..
Rabbimizin istediği gibi yaşarsak oda bizi öbür dünyada cennetine alacak dedim..
arkadaşım Allah a kulluk için yaratıldık diyorsun Allah ın buna ihtiyacımı varki dedi, nasıl olsa hepimizin sonunu biliyor dedi.. ne diyeceğimi şaşırdım epey bi konuştuk ama o günden beri bu soru aklıma takıldı, kendimede kızdım niçin daha çok şey öğrenmek için çaba sarfetmiyorum diye..  :AHH:
sizin de yanıtlarınızı bekliyorum şimdiden teşekkür ederim..
Logged
08 Eylül 2008, 01:06:03
gülvisal

Süper Mod

*


Üye No : 1097

Nerden :

Konu  : 925

Mesaj : 3,309

Aldığı Teşekkür 82
dağlar bile dayanmadı ağırdır yüküm
Offline
« Yanıtla #1 : 08 Eylül 2008, 01:06:03 »

 
Öncelikle Hoşgeldiniz inş Allah Minare.Net Sitesine Nura Kardeşim
   
Sorunuzun cevabına Sorularla İslamiyet Sitesinde şu şekilde yer verilmiş.
   
Umarım faydalı olur
   
DUA İLE...
                                                                                       
Değerli Kardeşimiz;


Cevap 1:

“İnsan niçin yaratılmış?” sorusuna sıkça muhatap oluruz. Böyle bir soruyu kendimize yahut bir başkasına sormamız, bizim için büyük bir İlâhî ihsandır. Şöyle ki: Bu soruyu güneş kendisine soramadığı gibi, bir başka yıldız da güneşe sorabilmiş değil. Yine bu soruyu bir arı bir başka arıya, yahut bir koyun berikine sormaktan aciz. Demek oluyor ki, bu sorunun cevabını arayan insanoğlu, kendi varlığını istediği sahada kullanma konusunda serbest bırakılmış; bir arayış içinde ve bu konuda bir imtihana tabi tutulmuş.

Bu imtihanı kazanmanın tek yolu, sorunun cevabını bizi yaratandan öğrenmemizdir. Bu noktaya varan insanlar gerçeğin kapısını çalmış olurlar. Ve kendilerine Kur’an lisanıyla, Peygamber diliyle cevapları verilir.

“Ben cinleri ve insanları, ancak bana ibadet -kulluk- etsinler diye yarattım.” ( Zâriyât Sûresi, 56)

Nur Küllîyatında ibadete “marifet” manası veriliyor. Bu mana üzerinde çoğu tefsir alimlerimiz ittifak etmişler. Namaz, oruç gibi ibadetler ise bu marifetin neticesidir. Yani, insan nimetin şükür gerektirdiğini idrak edecektir ki, sonra bu şükür ve hamd vazifeni yerine getirsin.

İnsan, bu kâinatı dolduran İlahi mucizelerin tefekkür ve hayreti icap ettirdiklerini bilecektir ki, tespih ve tekbir vazifesini ifa etsin.

İnsan, başka insanlara merhamet etmesi gerektiğinin şuuruna erecektir ki zekât ve sadaka verme yolunu tutsun.

Bütün bunlar imanın ve marifetin, yani Allah’a inanmanın ve onu tanımanın meyveleridir.

Nur Külliyatından bir marifet dersi: “Şu kâinattan maksad-ı âlâ, tezahür-ü Rububiyete karşı, ubudiyet-i küllîye-i insaniyedir.” ( Sözler, 264 .)

Rububiyet, terbiye edicilik manasına geliyor. Bütün alemlerin her birinde bu fiil bir başka şekilde, bir başka güzellikte, bir başka mükemmellikte kendini gösteriyor. Ve biz her namazda Fatiha Sûresini okurken alemlerin Rabbine hamd etmekle bu farklı terbiyelerin şuurunda olduğumuzu ilan etmiş oluruz.

Işıklar alemini de Allah terbiye ediyor, gözler alemini de. Ve biz, güneşin ışık verecek şekilde, gözümüzün de ondan faydalanacak biçimde terbiye edildiklerini düşünerek Rabbimize şükretmekle “tezahür-ü Rububiyete karşı, ubudiyet” vazifemizi yerine getiririz.

Gıda maddelerinin yenilecek şekilde, ağzımızın, dilimizin, midemizin de onlardan faydalanacak tarzda terbiye edildiklerini nazara alarak Rabbimizin bu sonsuz ihsanlarını hayret ve teşekkürle karşıladığımızda, yine o rububiyete karşı ubudiyetle mukabele etmiş oluruz.

Kâinatın yaratılması insan için, insanın yaratılması ise ubudiyet içindir. Burada dikkatimizi iki kelime çekiyor; âlâ ve küllîye kelimeleri. Bu iki kelime bize bu vazifeyi yapan daha başka varlıklar da olduğunu haber veriyorlar. Şu var ki, insan ubudiyet vazifeni onlardan daha üstün ve daha küllî bir derecede yapabilecek bir istidada sahip. Sözünü etmek istediğimiz bu varlıklar, meleklerle cinlerdir.

Bir melek, bir meyveyi tefekkür ederken, dünün şekilsiz, renksiz elementlerinin bugün güzel bir varlık haline gelmelerini, sert ağaçtan bu yumuşak meyvelerin çıkmasını hayretle seyreder. Ama o meyvenin tadını, vitaminini, kalorisini düşünemez, tefekkür edemez. Zira, istidadı buna müsait değildir.

İnsana bu noktada bambaşka bir kabiliyet verilmiştir. O, aklıyla, hayaliyle sadece hazır eşyayı değil, o anda görmediği nice şeyleri hatta geçmişi ve geleceği düşünebilir. Böylece fikri, düşüncesi, anlayışı ve feyzi küllîleşir. Eline aldığı bir meyveyi yerken, o anda bir milyonu aşkın canlı türünün sonsuz denecek kadar çok fertlerinin rızklandıklarını, kendisinin de bu İlâhî sofradan faydalanan bir fert olduğunu düşünebilir ve böylece Allah’ın Rezzak ismini küllî manada tefekkür etme imkanına kavuşur.

Dilerse, düşüncesini geçmiş ve gelecek zamanlara da götürür. Bütün zamanlarda ve mekânlardaki her türlü nimeti ve onlardan istifade edenleri, hayalinin yardımıyla, birlikte düşünür ve tefekkürü daha da küllîleşir.

Bütün İlâhî isimlerin tecellileri için benzer şeyler söylenebilir.

Nur Küllîyatında, “İyyake na’büdü” “Biz ancak sana ibadet ederiz.” ayetinin açıklaması yapılırken, ayet-i kerimede niçin ben değil de biz denildiğine dikkat çekilir ve böyle denilmekle üç ayrı cemaatin kastedildiği ders verilir. Bunlardan birisi bütün müminler, diğeri vücudumuzda vazife gören ve her biri kendine mahsus bir ibadetle meşgul olan bütün organlar, hücreler, duygular,.., üçüncüsü ise bütün bir varlık âlemi.

Demek oluyor ki insan, bütün varlık alemi namına “İyyake na’budü” diyebilecek bir kabiliyettedir. İşte tek başına da namaz kılsa, ferdiyetten kurtulup bu üç cemaatin ibadetlerini Rabbine takdim eden insan küllî bir ibadet yapmış demektir.

İnsanın bu kâinata meyve olması da böyle bir neticeyi doğurmaktadır. Bir ağacın bütün birimlerini şuurlu farz verseniz, en küllî tefekkürü meyve yapacaktır. Çünkü meyvenin içindeki çekirdek bütün ağaçtan süzüldüğü için o meyvede ağacın tümünün ibadetlerini temsil etme, tefekkür etme kabiliyeti bulunacaktır.

Bu küllî ubudiyeti en ileri derecede yapanlar kâinat ağacının en mükemmel meyveleri olan peygamberler ve özellikle Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’dir(asm.).

“Maksad-ı âlâ ve ubudiyet-i küllîye” manalarıyla şu kutsî hadis arasında yakın bir ilgi vardır: “Sen olmasaydın ben felekleri yaratmazdım.”

Nur Küllîyatında insanın vazifesiyle ilgili birçok bahis mevcut. Bunların bir özeti olarak birkaç maddeyi takdim etmek isterim:

- Ruhuna bir İlâhî ikram olarak takılan, ilim, irade, görme, işitme gibi sıfatlarını Allah’ın sıfatlarını bilmeye bir vasıta olarak kullanmak. Kendi ruhundan İlahi sıfatları bilmek için açılan bu marifet pencerelerini iyi değerlendirmek.

- Akıl kuvvetini hikmet dairesinde, şehvet kuvvetini iffet dairesinde, gazap kuvvetini şecaat dairesinde kullanmak.

- Muhabbetini ancak Allah’a vermek ve mahlukatı da yine Onun namına, Onun isimlerine ayna olmaları, kemaline işaret etmeleri, cemalinden haber vermeleri cihetiyle sevmek.

- “İbadatın bütün enva’ına müstaid bir fıtratta” yaratıldığının şuurunda olup bütün ibadet çeşitlerinin ayrı ayrı feyizlerinden azami ölçüde nasiplenmeye çalışmak.

- Kendisine verilen “kalb, sır, ruh, akıl hattâ hayal ve sair kuvvelerin hayat-ı ebediyeye yüzlerini çevirmek.” Böylece bunların her birini kendine mahsus ibadetiyle meşgul etmek.

- Duygularının her biriyle Allah’ın rahmet hazinelerinden birini açmak, ondan güzelce faydalanmak ve küllî şükretmek.

- Aczini ölçü alarak Allah’ın kudretini, fakrına bakaran Onun rahmetini, noksanlıklarını düşünerek Onun kemalini tefekkür etmek. Rabbini sonsuz kemal, rahmet ve kudret sahibi, kendi nefsini ise yine sonsuz aciz, fakir ve noksan bilmek.

- Ruhunu günahlardan, bedenini de her tüllü kirlerden, pisliklerden uzak tutarak İlahi huzura çıkmak.

- Kendini Allah’ın en mükemmel eseri olma cihetiyle meleklerin, ruhanilerin seyrine, temaşasına güzelce sunmak.

İşte insan bu gibi ulvî gayeler için yaratılmıştır. Ama ne yazık ki, bir çok insan, kendini unutmuş ve bu gayelerden gafil olarak sadece dünya hayatını rahat bir şekilde geçirmek için çabalar. Bütün kâinatın ibadetlerini temsil etme kabiliyetine sahip olduğu halde, sadece çevresindeki bir gurup insanın teveccühlerini kazanmayı ve kendisini onlara beğendirmeyi hayatına gaye edinir.

Bir süre sonra kendisi de, o insanlar da dünyadan göçüp gitmekte ve bütün bu gayeler de onun bedeniyle birlikte adeta toprağa gömülüp kaybolmaktalar.
« Son Düzenleme: 08 Eylül 2008, 01:07:58 Gönderen: gülvisal » Logged

HANGİ GÜZEL YÜZDÜR Kİ TOPRAK OLMADI!..  HANGİ CEYLAN GÖZDÜR Kİ YERE AKMADI!..
               
08 Eylül 2008, 01:07:05
gülvisal

Süper Mod

*


Üye No : 1097

Nerden :

Konu  : 925

Mesaj : 3,309

Aldığı Teşekkür 82
dağlar bile dayanmadı ağırdır yüküm
Offline
« Yanıtla #2 : 08 Eylül 2008, 01:07:05 »


Cevap 2:

Bir doktor, bir hastaya bazı ilaçları mutlaka kullanması gerektiğini söylese, hasta da o doktora: Bu ilaçları benim kullanmama senin ne ihtiyacın var diyebilir mi? Hayır. Çünkü o ilaçlara doktorun değil hastanın ihtiyacı vardır. Bunun gibi ibadetlere de haşa Allah'ın değil bizim ihtiyacımız vardır.

Yeryüzünün tamamını küçücük aynalardan oluşmuş farz edelim. Bu aynaların ışık ve sıcaklığı gökteki güneşten alacakları apaçık bir gerçektir. Gökteki güneşin aynalarda yansımasında, onları ışıklandırmasında bir ihtiyacı olduğu düşünülemez. Yani güneşin aynalarda yansıyıp yansımaması bir ihtiyaçtan dolayı değildir. Yansıma hadisesi olmasa da onun ışığından, sıcaklığından, yedi renginden hiçbir şey eksilmez. Güneş, ışığı ve kütlesi ile ne ise yine odur. Yansıma olayındaki bütün fayda ve menfaat, ancak aynalara aittir. Onlar, karanlıktan kurtulup, ışığa kavuşma hususunda güneşe muhtaçtırlar. Yoksa güneş, onların aydınlığa çıkmalarına muhtaç değildir.

Şimdi yukarıdaki örneği biraz daha geliştirerek güneşi ilim, irade, kuvvet ve hayat sahibi; aynaları da akıl ve şuur sahibi olarak kabul edelim. Şimdi tekrar düşünelim, akıl ve şuur sahibi aynalar, güneşi sevmeleriyle güneşin mükemmelliğine, muhteşemliğine ne katabilirler? Yahut ona isyan ederek onun yüce şanından ne eksiltebilirler? Mesela güneşin bitki ve hayvanlara ışık vermesinde ne faydası olabilir? Yahut vermemesinde, onun için ne eksiklik düşünülebilir? Elbette hem fayda hem de zarar onlara aittir.

Aynen yukarıdaki misaller gibi, Allahın varlık âlemini yaratmasında Onun sonsuz kemalinde bir fazlalık olduğu düşünülemez. Mevcudatı yaratmasaydı yine onun kemalinden hiçbir şey eksik olmazdı. Mesela hadsiz yıldızlarla yaldızlanmış şu gök kubbenin, üzerimizde bir çadır gibi çatılmasında ve yeryüzünün rengârenk çiçeklerle süslenmiş bir halı gibi ayağımızın altına serilmesindeki bütün faydalar bize aittir.

Hak Teâlâ, ne varlıkların yokluktan varlık âlemine çıkmalarına, ne meleklerin onu sena ve methetmelerine, ne de insanların ibadet ve itaatlerine muhtaçtır. Bunlar olsun ya da olmasın, O, zatında hamd ve senaya lâyık, eşi, misali, dengi olmayan bir Allahtır. Sonsuz zenginlik sahibi, her şey kendisine muhtaç ve o hiçbir şeye muhtaç olmayan Allahın ihtiyaçtan münezzeh olduğunu böylece tespit ettikten sonra, kâinatı niçin yarattığı hususuna bakalım.

Kâinatın yaratılmasındaki en önemli cihet, Allahın kendi manevi cemal ve kemalini, yani ilminin eserlerini, kudretinin harikalarını, isimlerinin tecellilerini, zenginliğinin genişliğini, ihsan, şefkat ve merhametinin yansımalarını, varlık aynalarında bizzat kendisinin müşahede etmesidir.

Kâinatın yaratılmasının ikinci ciheti Allahın rahmetidir. Rahman ve Rahim olan Allah, insanları ve diğer canlıları yokluk karanlığında bırakmayı dileyebilirdi. Ama Onun o sonsuz rahmeti buna müsaade etmemiş ve bu varlık alemi ve ondaki bu sonsuz canlı alemler varlık sahasına çıkmışlardır.

Kâinatın yaratılışının üçüncü ciheti ise ahiret alemine bakmaktadır. Hadis-i Şerifte bildirildiği gibi “Dünya ahiretin tarlasıdır.” Tarlanın yaratılması mahsulleri içindir. Bu fani dünyanın mahsulü ebedi ahiret alemleridir.

Bu üçüncü gayede en büyük pay insan nevine ve o nevin temsilcileri olan peygamberler taifesine ve onların reisi olan ahir zaman peygamberi, bizim peygamberimiz Hz. Muhammede (asm.) aittir. Yani alemler Onun için ve onun tebliğ arkadaşları olan diğer peygamberler için ve bu irşat ve ikaz kafilesinin izinde giden salih ümmetler için yaratılmıştır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet Editör
Logged

HANGİ GÜZEL YÜZDÜR Kİ TOPRAK OLMADI!..  HANGİ CEYLAN GÖZDÜR Kİ YERE AKMADI!..
               
08 Eylül 2008, 01:23:07
nura

Yeniyim

*


Üye No : 48177

Nerden :

Konu  : 1

Mesaj : 4

Aldığı Teşekkür 0
Offline
« Yanıtla #3 : 08 Eylül 2008, 01:23:07 »

arkadaşım yazdıkların çok güzel.. ben ve birkaç arkadaşımda buna benzer şeyler söyledik ama o yinede Allah ın bizi yaratmasının çok tuhaf olduğunu söyledi.. inanmayan bir insan değil yalnızca kafasındaki sorulara cevap bulamamış bizden öncede başka bilir kişilere sormuş fakat tatmin olmamış.. kendisi çok güzel bir insan ve benimde sevdiğim bir arkadaşım..
o sorduktan sonra bende sormaya başladım, sorduğum bikaç kişi Allah böyle istemiştir, çok derine inmemek gerekir falan dediler ama yinede Allah senden razı olsun..
« Son Düzenleme: 08 Eylül 2008, 01:25:08 Gönderen: nura » Logged
08 Eylül 2008, 01:37:36
gülvisal

Süper Mod

*


Üye No : 1097

Nerden :

Konu  : 925

Mesaj : 3,309

Aldığı Teşekkür 82
dağlar bile dayanmadı ağırdır yüküm
Offline
« Yanıtla #4 : 08 Eylül 2008, 01:37:36 »

 
Ecmain olsun inş Allah Kardeşim
  
Arkadaşınız eğer sözlerle tatmin olmuyorsa dua edelim Rabbimiz''e arkadaşınızın kalbini açması için İnş Allah :AHH:
  
Çünkü Rabbimiz (c.c) KASAS SÛRESİ AYET 56
           
"Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O doğru yola gelecekleri daha iyi bilir."
      
buyurmuştur..
 
DUA İLE KARDEŞİM
« Son Düzenleme: 08 Eylül 2008, 01:40:53 Gönderen: gülvisal » Logged

HANGİ GÜZEL YÜZDÜR Kİ TOPRAK OLMADI!..  HANGİ CEYLAN GÖZDÜR Kİ YERE AKMADI!..
               
09 Eylül 2008, 15:54:13
nura

Yeniyim

*


Üye No : 48177

Nerden :

Konu  : 1

Mesaj : 4

Aldığı Teşekkür 0
Offline
« Yanıtla #5 : 09 Eylül 2008, 15:54:13 »

saol kardesim.. ama kendisi cok guzel bi insan tahmin ettigin gibi degil, inanan bir insan ayni zamanda sadece cvp bulamamis o kadar bende ona guzel bir cvp ariyorum yinede yazdiklarini aldim tesekkur ederim..
Logged
09 Eylül 2008, 19:59:19
Kırmızı zambak

__... KırGınıM bu DünyaYa..__

Isınıyorum

*


Üye No : 1940

Nerden : Oº°¨KoNyA¨°ºO

Konu  : 69

Mesaj : 376

Aldığı Teşekkür 3
Ya RabbiM
Offline
« Yanıtla #6 : 09 Eylül 2008, 19:59:19 »

gülvisal Allah razı olsun baya bi Aydınlatıcı olmuş..

Selam Dua ile..
Logged

Ve Sen Yine Denendiğinde..
Ve Kalbin Daraldığında..
Ve Yine Bütün Kapılar Kapandığında..
Ve Yine Ne Yapman Gerektiğini Bilmediğinde..
Uzun Uzun Düşün Ve Hatırla Yaradanını!
Allah kuluna Kafi Değil mi?(Zumer Suresi)
09 Eylül 2008, 20:52:27
gülvisal

Süper Mod

*


Üye No : 1097

Nerden :

Konu  : 925

Mesaj : 3,309

Aldığı Teşekkür 82
dağlar bile dayanmadı ağırdır yüküm
Offline
« Yanıtla #7 : 09 Eylül 2008, 20:52:27 »

 
saol kardesim.. ama kendisi cok guzel bi insan tahmin ettigin gibi degil, inanan bir insan ayni zamanda sadece cvp bulamamis o kadar bende ona guzel bir cvp ariyorum yinede yazdiklarini aldim tesekkur ederim..
   
Rica ederim Nura Kardeşim. 
         
Öncelikle Rabbim (c.c) razı olsun Senden.
           
Arkadaşın için üzülüp,uğraşman çok güzel.
                   
Allah (c.c) hepimize böyle güzel dostlar nasip etsin.
                     
gülvisal Allah razı olsun baya bi Aydınlatıcı olmuş..

Selam Dua ile..
 
Ecmain inş Allah kardeşim
   
Umarım kardeşimiz için de faydalı olur :AHH:
Logged

HANGİ GÜZEL YÜZDÜR Kİ TOPRAK OLMADI!..  HANGİ CEYLAN GÖZDÜR Kİ YERE AKMADI!..
               
25 Eylül 2008, 05:36:39
37yasin

(Musab b.UMEYR)hayranı=Mahmut şükrü OĞUZ=

Yeniyim

*


Üye No : 53213

Yaş : 30

Nerden : elazığ

Konu  : 0

Mesaj : 16

Aldığı Teşekkür 0
Offline
« Yanıtla #8 : 25 Eylül 2008, 05:36:39 »

 Ayet açık ,vema kalaktül cinne ve inse illa liyağbüdüüün..ben insanları ve cinleri ancak bana kulluk etsinler diye yarattım diye buyuran yüce rabbimiz kimin daha iyi amel işleyip işlemediğini anlamak için bizleri kulluğuna kabul etmiştir.islamda bazı konular var tartışma götürmez ve tartışmaya gerek olmayan bu en başta yaradılış konusudur.neden yaratıldık diye uzun uzun düşüneceüimize tartışacağımıza ^duydum inandım itaat ettim demek en doğrusudur^çünkü yaradılış konusunda neden diye soramayız.sorsak dahi inanın en bilgili alim bile bunun içinden çıkamaz.çünkü bi başladıkmı sorulara sonu gelmez..tamam ben körü kürüne inanalım demiyorum araştıracağız yüce rabbimizce böyle istiyor zaten ancak işin özü yaradılış konusunu bizim aklımız idrak edecek seviyede deyildir..



Logged

Alahtan başka ilah yoktur..
Hz.muhammed onun kulu ve elçisidir...şeksiz şüphesiz iman ettim.
25 Eylül 2008, 05:42:01
37yasin

(Musab b.UMEYR)hayranı=Mahmut şükrü OĞUZ=

Yeniyim

*


Üye No : 53213

Yaş : 30

Nerden : elazığ

Konu  : 0

Mesaj : 16

Aldığı Teşekkür 0
Offline
« Yanıtla #9 : 25 Eylül 2008, 05:42:01 »

 birde arkadaşlar burası paylaşım sitesimi alıntı sitesimi ben anlayamadım herkez bi yerlerden bişileri almış yayınlıyor.bence herkez kendi düşüncelerini yazarsa daha orjinal olacak gibi...
Logged

Alahtan başka ilah yoktur..
Hz.muhammed onun kulu ve elçisidir...şeksiz şüphesiz iman ettim.
Anahtarlar:
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Neden örtünüyorum? Başörtüsü - Hayat Tarzı nurd@n 0 443 Son Mesaj 18 Kasım 2007, 11:09:53
Gönderen: nurd@n
Şeytan Neden Yaratıldı.. Neden Cehenneme gidiyoruz. Sohbetler katrem 5 1431 Son Mesaj 21 Eylül 2008, 02:08:14
Gönderen: sevgii
Ölüm Nedir ? Mü'minler neden ölümden neden korkmaz. İzleyin... Sohbetler katrem 4 1736 Son Mesaj 13 Ağustos 2008, 12:54:14
Gönderen: katrem
Neden Alo Deriz? Mizah Köşesi mdı 9 790 Son Mesaj 29 Aralık 2007, 22:44:28
Gönderen: AYSENUR79
Neden??? Serbest Bölüm garipkul 3 469 Son Mesaj 26 Ekim 2008, 12:10:37
Gönderen: Elam
Neden Keşkeler... Genel Şiir ve Edebiyat yaren 2 539 Son Mesaj 22 Şubat 2008, 19:21:18
Gönderen: CeNNeT
NEDEN TV KAPATMALIYIZ? (AGD) Serbest Bölüm KaMeRaY 9 606 Son Mesaj 08 Haziran 2008, 21:33:18
Gönderen: VuSLaT
NEDEN - NEDEN - NEDEN Mizah Köşesi Nurum 5 373 Son Mesaj 23 Ağustos 2008, 16:10:31
Gönderen: VuSLaT
NEDEN ŞİŞMANLARIZ? Sağlıklı Yaşam munevver 0 22 Son Mesaj 01 Aralık 2008, 20:06:57
Gönderen: munevver
Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf
İhya İfexi İlahi Sözleri