İslam Forumu - İslami Forum
Kullanıcı Adı Sürekli Bağlı Kal
Şifre:
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  
Gönderen Konu: bir soru  (Okunma Sayısı 1743 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
01 Mayıs 2007, 16:46:17
hicret

Yeniyim

*


Üye No : 78

Nerden :

Konu  : 1

Mesaj : 1

Aldığı Teşekkür 0
Offline
« : 01 Mayıs 2007, 16:46:17 »






arkadaşlar adak adarken 500 yasin okutacağım diye adak adarsak eyer dinimizce hükmü nedir adak yerine geçermi..sayı belirtmek bidatmi bidatse eyer bidatle adak olurmu.bu konuda bilginiz varsa lütfen fikirlerinizi bekliyorum
Logged
05 Mayıs 2007, 11:42:24
yüzakı

Emektar

*


Üye No : 18

Yaş : 25

Nerden : DİYAR-I GÜL

Konu  : 67

Mesaj : 387

Aldığı Teşekkür 20
WWW
Offline
« Yanıtla #1 : 05 Mayıs 2007, 11:42:24 »

selamun aleykum hicret kardeşim...
acizane bildiğim ve öğrendiğim kadarıyla bi açıklama yapmaya çalışacağım...
bu bölümü yeni aldığım için cevabınız gecikmiş oldu.hakkınızı helal ediniz.
gelelim adak meselesine:
eğer adağınız dünyalık bi mevzu ise tam olarak adak hükmğne girmemekle birlikte
Allah'a verilmiş bi söz olacağindan yerine getirmek gerekiyor.alimlerin görüşlerine göre dünyalık bi iş için adak adamamak daha güzelmiş.
sözün yerine getirilmesi hususundaki görüşlere göre sizin bunu eğer gerçekleşti ise yerine getirmeniz gerekiyor..
allahualem inşallah bişeyler aktarabilmişimdir...eğer sorunuz olursa tekrar görüşelim tamam mı ihvanım...
emanetimiz O'na olsun inş.. [/font
]
Logged

SABIR:YÜZÜNÜ BİLE EKŞİTMEDEN ACIYI YUDUMLAYABİLMEKTİR.....
22 Temmuz 2007, 03:40:52
simurg

Ziyaretçi

« Yanıtla #2 : 22 Temmuz 2007, 03:40:52 »

Bir eklenti yapalım.
Misal;
"Oğlum askerden sağsağlim gelirse bir kurban adayacağım" yerine  hemen bir kurban adayıp askerden sağsağlim dönmesi için dua etmek daha efdaldir.
Logged
27 Temmuz 2007, 11:00:45
nevnar

Isınıyorum

*


Üye No : 60

Nerden :

Konu  : 21

Mesaj : 467

Aldığı Teşekkür 7
Offline
« Yanıtla #3 : 27 Temmuz 2007, 11:00:45 »

çok güzel bir örnek..
Logged
08 Ağustos 2007, 09:49:20
ankebut-57

Alışıyorum

*


Üye No : 369

Nerden :

Konu  : 14

Mesaj : 52

Aldığı Teşekkür 14
Offline
« Yanıtla #4 : 08 Ağustos 2007, 09:49:20 »

Adak adarken dikkat edilmesi gereken, adanan şeyin "ibâdet" vasfının olmasıdır. Yani "şu işim olursa maç izleyeceğim" türü şeyler adak olmaz. "Yasin okuyacağım" demek ibadet vasfına haiz olduğu için adak olur.
Logged
23 Haziran 2008, 00:05:30
münteha

S.Güven

Kopamıyorum

*


Üye No : 9412

Nerden :

Konu  : 67

Mesaj : 712

Aldığı Teşekkür 15
Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.
Online
« Yanıtla #5 : 23 Haziran 2008, 00:05:30 »


Arkadaşlar bildiğim kadarıyla adağın farz veya vacip cinsinden birşey olması gerekir. Meselâ, oruç tutmak, namaz kılmak, kurban kesmek gibi.Yasin okutmak veya okumak adak olabilir mi?
Logged

"YARAB! Ne azabına dayanacak halim, Ne de rahmetinden mahrum kalmaya mecalim yoktur... Vefasızlık edip senden uzak kalsamda, halim sensiz edemeyeceğini haykırmaktadır. Vefasızlığım nisbetinde değil, ihtiyacım nisbetinde lütfuna talibim..."
23 Haziran 2008, 00:40:01
münteha

S.Güven

Kopamıyorum

*


Üye No : 9412

Nerden :

Konu  : 67

Mesaj : 712

Aldığı Teşekkür 15
Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.
Online
« Yanıtla #6 : 23 Haziran 2008, 00:40:01 »

Konuyla alakası yok ama bir soru da ben sorabilir miyim?

Ölmüş bir yakınıma sevabını bağışlamak  için kurban kesmek istedim(kurban bayramında) vekalet verdiğim kişi(deniz feneri görevlisi) benim adımı değil de ölen yakınımın adını yazdı.Kurbanı kesen kişi (7 hisselik)isimleri okuduğunda yakınımın ismini okumuştur.Şimdi bu kurban kabul müdür acaba?
Logged

"YARAB! Ne azabına dayanacak halim, Ne de rahmetinden mahrum kalmaya mecalim yoktur... Vefasızlık edip senden uzak kalsamda, halim sensiz edemeyeceğini haykırmaktadır. Vefasızlığım nisbetinde değil, ihtiyacım nisbetinde lütfuna talibim..."
23 Haziran 2008, 00:47:46
münteha

S.Güven

Kopamıyorum

*


Üye No : 9412

Nerden :

Konu  : 67

Mesaj : 712

Aldığı Teşekkür 15
Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.
Online
« Yanıtla #7 : 23 Haziran 2008, 00:47:46 »

Çok teşekkür ederim içimi ferahlattınız,Allah(cc) razı olsun.
Logged

"YARAB! Ne azabına dayanacak halim, Ne de rahmetinden mahrum kalmaya mecalim yoktur... Vefasızlık edip senden uzak kalsamda, halim sensiz edemeyeceğini haykırmaktadır. Vefasızlığım nisbetinde değil, ihtiyacım nisbetinde lütfuna talibim..."
05 Temmuz 2008, 20:01:02
seracettin

سراجدين

Admin

*


Üye No : 6937

Nerden :

Konu  : 51

Mesaj : 1,350

Aldığı Teşekkür 33
Gelecek, bugünden onun için hazırlananlara aittir.
Offline
« Yanıtla #8 : 05 Temmuz 2008, 20:01:02 »

 Konuyu sonradan gördüm ve bazı şeylerin eksik kaldığını gördüm. Bu yüzden yazma ihtiyacı hissettim...



ADAK (Nezir)

Allah'u Teâlâ'ya ibâdet maksadıyla mükellef olmadığı halde mübah olan bir işi yapmayı kararlaştırmak, kişinin öyle bir ameli kendisine vâcip kılması ve bunu yapacağına dair Allah'a söz vermesi.

Allah rızası için yapılan adaklar Allah katında geçerlidir. Yalnız Allah'ın rızası gözetilirse böyle bir ibâdetten sevap elde edilir. Sırf Allah rızası için oruç tutmak, sadaka vermek, Kur'an okumak namaz kılmak gibi. Ancak sırf dünyevî bir maksat uğruna yapılan adaklar geçerli değildir. "Falan bir işim olursa şu kadar oruç tutacağım", veya şu kadar sadaka vereceğim demek gibi. Buna benzer dünyaya yönelik isteklerin olması halinde yapılan adaklarda sırf dünyevî bir arzu taşıdığından ibâdetlerde aranan ihlâs* ve Allah rızası özelliği kaybolmuş oluyor. Aslında böyle bir adak Allah'ın takdirini değiştirmez. Mukadder ne ise o olur. Fakat her ne olursa olsun "falan işim olsun, şöyle böyle oruç tutacağım, sadaka vereceğim..." gibi adakları yaptıktan sonra mutlaka yerine getirmek vâcip olur.

Allah'ın rızasını ve yardımını istemek maksadıyla yapılan bu ibâdet genellikle bütün semâvî dinlerde vardır. Kur'an-ı Kerim'de Hz. Meryem ile ilgili olarak anlatılan kıssada annesinin şöyle dediği ve adakta bulunduğu ifade edilmektedir: "Hani İmran'ın karısı şöyle demişti: 'Rabbim' karnımda taşıdığım çocuğu sadece sana hizmet etmek üzere adadım. Bunu benden kabul buyur Allah'ım sen her şeyi çok iyi işiten ve çok iyi bilensin. " (Âl-i İmrân, 3/35). Ve yine Hz. Meryem'e şöyle hitab edilmişti: "İnsanlardan birini görürsen "Rahman olan Allah'a konuşmama orucu adadım bugün kimseyle konuşmayacağım" de." (Meryem, 19/26). Yalnız Semâvî dinlerde değil, kısmen semâvî din özelliği ve kalıntıları taşıyan bazı toplum ve dinlerde de adak inancına rastlanmaktadır. Yahudi ve Hristiyanların yanısıra eski Çin, Türk ve Arap toplumlarında adakların yapıldığı bilinmektedir.

Kur'an-ı Kerim'de adak ile ilgili olarak bazı hususlar zikredilmişse de bu konuda herhangi bir emir veya nehiy mevcut değildir. Fakat ileride de ele alınacağı gibi adaklar yapıldıktan sonra mutlaka yerine getirilmesi gerekmektedir.

Bazı hadislerde Rasûlullah (s.a.s.), yapıldıktan sonra Allah'a itaat kabilinden olan adakların yerine getirilmesi gerektiğini ifade etmiştir. (Tecrid-i Sarih Tercüme ve Şerhi, XII, 226 vd.) Adağın Hz. Peygamber tarafından yasaklandığını ileri sürenler olmuşsa da, bu adaklar insanı kaderden müstağni kılmaya sürükleyen anlayışlara dayalı olan adaklardır. Çünkü yapıldıktan sonra mutlaka yerine getirilmesi kesin olarak emredildiğine ve bu konuda gayet açık hükümler bulunduğuna göre, yasaklanmış bir hususun yapıldıktan sonra yerine getirilmesi isteniyorsa bu yasak ne ile izah edilebilir?

Adak, yemin keffâreti*nde olduğu gibi yerine getirilmesi kişinin İslâmî hükümlere olan sadakatine bağlıdır. Böyle bir adağı yaptıktan sonra onu yapmaması halinde İslâm devleti yetkilileri ibâdeti ihmal ettiğinden dolayı onu bu konuda zorlayamazlar. Ancak Cenab-ı Hakk Kur'an-ı Kerim'de "Nezirlerini edâ etsinler" (el-Hacc, 22/29) buyurmaktadır.

Adağın Şartları

Adağın İslâmî hükümlere göre geçerli olabilmesinin çeşitli şartları vardır:

1- Adanan ibâdetin cinsinden mutlaka bir farz veya vâcibin olması gerekir. Örneğin "üç gün oruç tutacağım.", "Şu kadar namaz kılacağım", "Kurban keseceğim", diye adamak câizdir ve böyle bir adak sahihtir. Fakat "Filan hastayı ziyâret edeceğim", "Aldığım malları sermayesine satacağım", demek adak olmuyor. Dolayısıyla Allah rızası için adanan ibâdetin cinsinden farz ve vâcip olmayan hattâ İslâm dininde yapılması uygun olmayan, İslâm'ın emretmediği kötü geleneklerden ibaret olan türbelere, yatırlara mum yakmak, bu yatırların uğruna bir şeyler yapmak, yatırlara bazı eşyalar adamak câiz değildir. Hattâ bu gibi adaklar kesinlikle haramdır .

2- Adayanın akıllı, bülûğa ermiş yani ergin olması gerekir. Adağı yapan kimsenin aklından hasta olmaması, çocuk yaşta bulunmaması gerekir. Erginlik çağına ulaşmamış olanlarla delilerin* yaptığı adakların yerine getirilmesi zorunlu değildir.

3- Adanan ibâdet o anda veya gelecekte yapılması farz olan bir ibâdet olmamalıdır. Meselâ 'şu işim olursa öğle namazını veya yatsı namazını kılacağım', yahut 'Ramazan'da oruç tutacağım', veya zengin olduğu halde 'Kurban bayramında kurban keseceğim' gibi adaklar sahih değildir. Çünkü bu gibi ibâdetler zaten farz veya vâcip ibâdetler olup yerine getirilmesi gereken ibâdetlerdir. Buna göre bu tür adaklar geçerli değildir.

4- Adanan ibâdet ayrıca bir farz veya vâcip bir ibâdete sebep ve zemin türünden olmamalıdır. Örneğin abdest almayı veya tilâvet secdesi yapmayı adamak da sahih bir adak değildir. Zira bu gibi ibâdetler farz olan ibâdetlere vesiledir, onun için adanmaz.

5- Adanan şey Allah'ın razı olmayacağı, günah özelliği taşıyan türden de olmamalıdır. Meselâ "Şu işim olursa kendimi Allah rızası için kurban edeceğim" diye bir adak yapmak geçerli olmadığı gibi haramdır. Fakat aslında İslâm'ın emrettiği bir ibâdet iken yine İslâm'ın başka bir sebepten dolayı yasakladığı bir ibâdet türü ise geçerli olur. Meselâ bir kimsenin Ramazan Bayramı'nın birinci gününde veya Kurban Bayramı'nın ilk üç gününde oruç tutmayı adaması sahih bir adaktır. Ancak bu günlerde oruç tutmak haram olduğu için, başka bir zamanda bu adağını kaza eder.

6- Adanan şeyin yerine getirilmesi mümkün olmalıdır. Meselâ geçen falan günde yahut falanın geleceği günde oruç tutmak gibi. Geçen bir gün geri gelmeyeceği gibi, falan kimsenin gece veya gündüz zeval vaktinden sonra gelmesi halinde artık oruç tutulamayacağı bellidir. Çünkü oruç gündüz tutulduğu gibi fecirden başlanması gerekir. Dolayısıyla böyle bir adak olmaz.

7- Adanan şey bir malın sadaka* olarak verilmesi ise, adanan mal adağı yapanın malından ve servetinden fazla olmamalıdır. Çünkü adağı yapan kimse ancak mal varlığı kadar bir tasaddukta bulunabilecektir. Ayrıca başkasının malını tasadduk etmeyi adamak da câiz değildir.

Adağın Kısımları

Nezir'in şarta bağlı olan ve olmayan şeklinde ikiye ayrıldığı gibi bu türler de ayrıca kendi aralarında çeşitli kısımlara ayrılmaktadırlar.

A- Şarta bağlı olan adaklar

Bunlara ıstılâhî olarak "Muallak Adaklar" denir. Muallak adaklar ikiye ayrılır:

1- Bazı hususların gerçekleşmesine ve yapılmasına bağlanan adaklar. Meselâ 'Hastalığım geçer ve iyileşirsem şu kadar oruç tutacağım' veya 'Şu kadar kurban keseceğim' şeklinde yapılan adak gibi. Bu hastalığı geçerse bu ibâdeti derhal yerine getirmek gerekir. Böyle bir adağı daha sonra yapmak her ne kadar câiz ise de hemen yerine getirilmesi daha sevaptır.

2- Bazı iyi ve güzel hususların gerçekleşmemesi ve yapılmaması için adanan adaklar. Örneğin, 'Falan kimse ile konuşursam şu ibâdeti yapmak üzerime vâcip olsun' şeklindeki adaklar gibi. Burada koşulan şart falan kimse ile konuşmamadır. Bu şarta rağmen o kimse ile konuşulursa adağı yerine getirmek yahut bunun yerine yemin keffâreti ödemek gerekir.

Genel olarak belli bir şarta bağlanan adaklar belirtilen şartın gerçekleşmesinden önce yapılmazlar. Örneğin 'Falan işim olursa şu kadar oruç tutacağım' diye adak yapılıp o işi gerçekleşmeden adadığı orucu tutarsa adağını yerine getirmiş olmaz. Adı geçen işi gerçekleşince yeniden o orucu tutması gerekir.

Aynı şekilde bu tür bir adak belirli bir zaman, yer ve kişilere yahut belli bir şekle bağlanırsa mutlaka bu belirlenen şekilde yapılması şart değildir. Meselâ 'Falan işim olursa falan gün veya falan ay oruç tutacağım, şu parayı falan adama vereceğim', yahut şu kadar namazı falan camide kılacağım' dese belirtilen işi gerçekleşince belirttiği gün veya ayda oruç tutması şart değildir. Zikrettiği kişiye belirlediği parayı vermesi yahut söylediği camide namaz kılması şartı aranmamaktadır. Orucunu istediği bir zamanda tutması, sadakasını istediği kimseye vermesi, namazını istediği herhangi bir camide kılması mümkündür.

B- Şarta bağlı olmayan adaklar

Bunlara da "Mutlak Adaklar" adı verilmektedir. Bu tür adaklar da ikiye ayrılmaktadır.

1- Belirli olan yani muayyen adaklar: Şarta bağlı olmadan yapılan adaklardır. Meselâ 'önümüzdeki perşembe günü oruç tutmayı adamak' gibi.

Belirli olmayan adaklar. Bunlara da 'Gayr-i Muayyen Adaklar' denir. Bu tür adaklar da hiçbir şart ve zamana bağlı olmayan adak türleridir. Meselâ "Şu kadar gün oruç tutacağım" diyerek hiçbir şart ve zamana bağlamadan bir müddet oruç tutmayı adamak gibi.

Bütün bu hükümlere göre Mutlak * yani bir şarta bağlı olmadan adanan oruçların kesin olarak yerine getirilmeleri gerekir. Belirli bir zamanda yapılması adanan adak başka bir günde kaza edilmelidir. Aynı şekilde bu tür mutlak adaklarda belirli bir yer ve kişi ile belirli bir miktar da önemli değildir. Mühim olan bu adakların yerine getirilmesidir. Belirlenen yer, kişi ve miktarlar değiştirilebilir.

Adak Kurbanı:

Adanılan şey bazen kurban* olabilir. Bu durumda şu iki hususa dikkat edilmelidir:

1- Kurban davar, sığır ve deve gibi dört ayaklı hayvanlardan olur. Tavuk, kaz ve hindi gibi iki ayaklı hayvanlardan kurban olmaz.

2- Kurbanın etinden onu adayan kimse ile usûl ve füru* yiyemezler. Kurbanın eti fakirlere tasadduk edilir. Şayet yerlerse yedikleri miktarın değerini fakirlere vermeleri gerekir.

Ahmed AĞIRAKÇA


Şimdi gelelim sorulara:
Alıntı
arkadaşlar adak adarken 500 yasin okutacağım diye adak adarsak eyer dinimizce hükmü nedir adak yerine geçermi..sayı belirtmek bidatmi bidatse eyer bidatle adak olurmu.

Hayır olmaz, çünkü birşeyin adak olabilmesi için o adanılan şeyin cinsinden bir farz veya vacip ibadet olması gerekir. Yasin okumak farz veya vacip olmadığı için adak olmaz...

Adak adarken dikkat edilmesi gereken, adanan şeyin "ibâdet" vasfının olmasıdır. Yani "şu işim olursa maç izleyeceğim" türü şeyler adak olmaz. "Yasin okuyacağım" demek ibadet vasfına haiz olduğu için adak olur.

Ankebut kardeşimin söylediği maalesef yanlış, çünkü "ibadet" olması yetmiyor, onun cinsinden bir farz veya vacipte olacak...
Yukardaki yazıyı dikkatli bir şekilde okuyun, herşey çok güzel açıklanmış...
Ve lütfen bilginiz olmayan konularda bilmeden yazmasın...
SELAM VE DUA İLE...
Logged

Anahtarlar:
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Biraz karışık bir soru Mizah Köşesi zeyneddin 13 1283 Son Mesaj 31 Ekim 2008, 01:45:57
Gönderen: MÜCAHİDEEE
En Zor Soru... Anketler SiLenT_ScReaM 1 538 Son Mesaj 13 Nisan 2008, 09:45:52
Gönderen: SiLenT_ScReaM
4 Soru 4 Cevap Hayatus-Sahabe « 1 2 » gülvisal 18 3014 Son Mesaj 12 Kasım 2008, 11:59:19
Gönderen: son sabah
ÜÇ SORU Makale ve güzel Yazılar... yusufum 1 273 Son Mesaj 30 Mayıs 2008, 08:22:14
Gönderen: mavi_
bir soru kafama takildi... Sorularınız hak yolcusu 4 702 Son Mesaj 21 Haziran 2008, 16:27:48
Gönderen: ölüme hasret
İlginç Bir Soru Menkıbeler ve Hikayeler Gülüşü Yaralı 7 745 Son Mesaj 08 Kasım 2008, 12:42:49
Gönderen: son sabah
çocuğum bana bir soru sordu Sorularınız BERRE 12 1005 Son Mesaj 28 Eylül 2008, 22:17:11
Gönderen: inançlı49
12 Soru Karşılığında Müslüman Olan Hristiyan Topluluğu Menkıbeler ve Hikayeler gülvisal 4 187 Son Mesaj 12 Kasım 2008, 07:51:13
Gönderen: huşyar
Zor bir soru? Serbest Bölüm « 1 2 » cah 16 128 Son Mesaj 27 Kasım 2008, 02:22:17
Gönderen: eramin
Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf
İhya İfexi İlahi Sözleri