|
|
| 10 Ekim 2008, 14:45:40 |
|
|
 |
« Yanıtla #61 : 10 Ekim 2008, 14:45:40 » |
|
ahmetmeydani kardeş siz bizi güldürdünüz RABBİMDE sizin yüzünüzü güldürsün... ennn çok bu namaz olayına güldüm... 
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| 10 Ekim 2008, 21:31:40 |
|
|
 |
« Yanıtla #62 : 10 Ekim 2008, 21:31:40 » |
|
İçeride yaptığımız etkinliklerden biri-ve en vazgeçilmezlerden-voleybol oynamaktı. Küçük koğuşlardaki sayımız en fazla sekizdi. Büyük koğuşlarda bu sayı 16 hatta daha fazlaya da çıkabiliyordu. Küçük koğuşlarda en fazla üçer kişi ile oynayabiliyordunuz. Şayet sayı az ise genellikle ikişer kişi ile oynardık voleybolu. En son gittiğimiz koğuşta sayımız altıydı. Bu nedenle de ikişer kişi ile oynuyorduk. Tabi oyunculardan biri mecburen Himmet'ti. Kim himmet'le oynarsa yenilmesi kaçınılmazdı. Himmet'tin de fırça yemesi kaçınılmazdı. Yani yenilgi ve fırça burada ayrılmaz ikiliydi. Bir gün gene oynuyorduk. Himmet karşı takımdaydı. Karşı takımda da sinirli bir öğretmen kardeşimiz vardı. Ölümüne oynardı. Yenilgiye tahammülü yoktu. Öyle ki topa vurabilmek için duvara tırmanırdı, duvar da pütürlü olduğu için her seferinde ellerini sıyırırdı bu da onu daha fazla çıldırtırdı. Neyse oyuna başladık. Topu attık, topu ilk karşılayan Himmet'ti. Himmet fukaram topu genellikle ters tarafa atardı. Yani karşı sahaya atmazdı da damın üstüne doğru gönderirdi. Bu sefer de öyle oldu. Himmet topa bir yumruk vurdu top geriye doğru gitti. Hoca: --Ya Himmet, bana pas vermenden vazgeçtim. Yaw topu arkaya bari atma. Himmet kızdı tabi. Neyse burada da gerekli çözümü ben buldum. Dedim ki: --Arkadaşlar bu böyle olmayacak, Himmet'i oyundan çıkarsak olmaz, aynı tarafta oynasa bu da haksızlık. En iyisi Himmet, bir set bir tarafta, diğer set te karşı tarafta oynasın, böylece dengeyi sağlamış oluruz. Bu öneri arkadaşlar tarafından kabul gördü, böylece hem şişi ve hem de kebabı kurtarmış olduk. Fiemanillah.
|
|
|
|
|
Logged
|
Kendi Uğrunda Ölümü Cennetle Mükafaatlandıran Rabbimizden Bize de Aynı Payeyi Vermesini Niyaz Eder Tüm İSLAM ŞEHİDLERİNİ Gıpta İle Anarız.
|
|
|
| 13 Ekim 2008, 22:42:27 |
|
|
 |
« Yanıtla #63 : 13 Ekim 2008, 22:42:27 » |
|
Şimdi sıra en sıkıntılı anımda. Ertesi sabah mahkemeye çıkacağız. Bu ikinci mahkememizdi. Tüm arkadaşlar benim kesinlikle çıkacağımı söylüyordu. Ve ben de kendimi buna göre hazırlamıştım. Hatta plan bile yapmıştım. Planları sadece ben değil Himmet de yapmıştı. Yolda giderken bana: --Seni bırakacaklar, bizim eve git de benim çocuklarım ile ilgilenmelerini söyle. --Tabi giderim inşaALLAH, sen hiç merak etme. Tabi ben hayalden hayale dalıyordum. Mahkeme saatini beklemek epeyce sıkıntılı gelmişti. Bir an önce mahkemeye çıksak da bizi tahliye etselerdi diye sabırsızlanıyordum. Tabi duruma göre sadece ben çıkıyordum. Diğerlerinin durumu ümitsizdi. Neyse o beklenen an gelmişti. Mahkemeye çıktık, savunma yapmaya başladık. Himmet o meşhuuuuuuuuuuuuuuuuuuur savunmasını yaptı. Ben de aynı avukat gibi bir savunma yapmıştım. Sen misin savunma yapan. Neyine gerek be adam Himmet gibi tutukluk yapıp bembeyaz kesilsene. Hakim bırakır mı bırakmaz tabi. Laf aramızda ben olsam ben bile kendimi bırakmam. Neyse, karar açıklandı. İlk önce benim de adımı okudular. Ama daha sonra başkan yanındaki hakim ile bir şeyler konuştu ve bir sonraki mahkemede bırakılmamı kararlaştırdı. Himmet ve başka bir arkadaş tahliye oldular. Bu sefer huysuzlanma sırası Himmet'e gelmişti. Bir an önce cezaevine gidip dışarı çıkmak için sabırsızlanıyordu. Neyse cezaevine vardık. Himmet ve diğer arkadaş dışarı, biz içeri. Beni öyle bir sıkıntı bastı ki tarifi imkansız. 10 metre boyunda 3 metre enindeki havalandırmada gidip gidip gelmeye başladım. Patlamaya hazır bir bomba gibiydim. Bir taraftan volta atarken bir taraftan da "Yâ Rabbi kalbimi ferahlandır, Yâ Rabbi kalbimi ferahlandır." diye dua etmeye başladım. Hayatımda öyle sıkıntı çekmemiştim. Ve hayatımda öyle içten dua da etmemiştim. Takriben aradan beş dakika ya da on dakika geçmişti ki...
Şimdi diyeceksiniz ki:--Ne oldu?
Fiemanillah.
|
|
|
|
|
Logged
|
Kendi Uğrunda Ölümü Cennetle Mükafaatlandıran Rabbimizden Bize de Aynı Payeyi Vermesini Niyaz Eder Tüm İSLAM ŞEHİDLERİNİ Gıpta İle Anarız.
|
|
|
|
|
| 14 Ekim 2008, 21:05:17 |
|
|
 |
« Yanıtla #65 : 14 Ekim 2008, 21:05:17 » |
|
Üzerime öyle bir ferahlık çöktü ki sanki tahliye olmuş gibi oldum. Ve bir daha da böyle sıkıntı çekmedim. En rahat olduğum mahkeme ceza aldığım mahkemeydi. Ceza aldığıma arkadaşları zor inandırdım. Neden derseniz? Arkası Ba'dehu İnşaallah.
|
|
|
|
|
Logged
|
Kendi Uğrunda Ölümü Cennetle Mükafaatlandıran Rabbimizden Bize de Aynı Payeyi Vermesini Niyaz Eder Tüm İSLAM ŞEHİDLERİNİ Gıpta İle Anarız.
|
|
|
| 17 Ekim 2008, 20:27:27 |
|
|
 |
« Yanıtla #66 : 17 Ekim 2008, 20:27:27 » |
|
Son mahkemeyi yukarıda anlatmıştım. Benim en rahat olduğum mahkemeydi. Çünkü bize ceza verecekleri belliydi ve ben kendimi buna hazırlamıştım. Neyse, cezayı aldık ve marş söyleye söyleye cezaevinin yolunu tuttuk. Takriben üç saatlik bir yolculuktan sonra cezaevine vardık. İçeri girdik. Arkadaşlar:--Ne oldu? diye sordular. --Ne olacak, dana kuyruğu ile beraber elimizde kaldı, dedim. Bu esnada da gülüyordum tabi. Yok ya, dediler, şaka yapıyorsun. --VALLAHi doğru söylüyorum, dedim. --İlk defa böyle bir şey görüyoruz, dediler. Ceza alan bir hafta yataktan çıkmıyormuş. Fiemanillah.
|
|
|
|
|
Logged
|
Kendi Uğrunda Ölümü Cennetle Mükafaatlandıran Rabbimizden Bize de Aynı Payeyi Vermesini Niyaz Eder Tüm İSLAM ŞEHİDLERİNİ Gıpta İle Anarız.
|
|
|
|
|
| 19 Ekim 2008, 11:19:01 |
|
|
 |
« Yanıtla #68 : 19 Ekim 2008, 11:19:01 » |
|
Bir gün ders yapıyoruz. Konu şu an aklımda değil. Konuyu bir kardeşimiz işliyordu. Öğleye kadar üç ders yapılıyordu. Daha sonra da-yani son derste-herkes kitap okuyordu. Himmet de henüz tahliye olmamıştı. Ve ben nereye gidersem Himmet de oraya gidiyordu. Bir türlü yakamı kurtaramamıştım. Bu işin esprisi tabi. E tabi içeride her şey güllük gülistanlık değildir. Ve zaman zaman arkadaşlar asabileşiyorlardı. Bu durumda birilerinin arayı bulması lazımdı. Bu durumda en kestirme yol espriden geçiyordu. Bizim Himmet de biraz sakardı bu yüzden sürekli benim yanımda kalması lazımdı. Neyse, dersi işliyoruz. Dersi işleyen kardeşimiz yorum yapıyor. Himmet dedi ki: --O senin şey ettiğin şeyi Seyyid Kutub şeyinde çok güzel şey ediyor. Tabi biz meseleyi anlamıştık ama Himmet'e takılmadan da olmazdı. dedim ki: --Meseleyi ne qeder güzel anlattın. Başladık gülmeye. Fiemanillah.
|
|
|
|
|
Logged
|
Kendi Uğrunda Ölümü Cennetle Mükafaatlandıran Rabbimizden Bize de Aynı Payeyi Vermesini Niyaz Eder Tüm İSLAM ŞEHİDLERİNİ Gıpta İle Anarız.
|
|
|
| 19 Ekim 2008, 20:02:45 |
|
|
 |
« Yanıtla #69 : 19 Ekim 2008, 20:02:45 » |
|
eprilerde oömazsa olmaz
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
|
| 03 Kasım 2008, 16:30:35 |
|
|
 |
« Yanıtla #72 : 03 Kasım 2008, 16:30:35 » |
|
--Motorun şase numarası silinmiş. --Valla ben ömrümde eşek ve bsikletten başka araç kullanmadım, onların da şase numarası yok. Şase numarasının ne olduğunu bile bilmiyorum. --Niye almıştın motoru? --İşe gitmek için almıştım. Alışmak için biniyordum. Bir gün gene bindim, mahalledeki bulvarda sürüyordum. Bir yerden U dönüşü yapmam lazımdı. --éééééééééé --U dönüşü yapacağıma L dönüşü yaptım. --Sonra? --Yolun kenarında iri taşlar vardı, onların içine daldım. Frene basacağıma gaza yüklendim. Taşların üzerinden uçtum. Neyseki tekerleklerin üzerine indim. Kalbim yerinden fırlayacak gibi atmaya başladı. O akşam arkadaşlar bana: --Albay bir motor aryıyor? --Tamam, hemen benim motoru verelim. --1000 marka geri sattım. --Anladım. Neyse seni Rahşan affına sokalım. --Yaw, nasıl olsa bu elimizde diyerek bunu da bana yüklemesinler? --Yok yok bir şey olmaz. --İyi! İfadeyi verip ayrıldık. Tekrar cezaevine döndük. Arkadaşlar büyük bir merakla bekliyorlardı. --Ne oldu? --Ne olacak? Bu sefer xırxızlıktan gittik. Arkadaşlar başladı gülmeye. Gülmekle kalsalar iyi. Biri: --Arkadaşlar dolaplarınıza sahip olun, ne de olsa artık aramızda xırxız var. Epeyce bir müddet de bununla idare ettik.
Size İri Seyda'nın ayağını burktuğu anıyı anlatmış mıydım? Fiemanillah.
|
|
|
|
|
Logged
|
Kendi Uğrunda Ölümü Cennetle Mükafaatlandıran Rabbimizden Bize de Aynı Payeyi Vermesini Niyaz Eder Tüm İSLAM ŞEHİDLERİNİ Gıpta İle Anarız.
|
|
|
|
|
| 06 Kasım 2008, 16:10:04 |
|
|
 |
« Yanıtla #74 : 06 Kasım 2008, 16:10:04 » |
|
Hemen hemen hergün ikindi namazından sonra yaptığımız etkinliklerden biri de voleyboldu. Küçük koğuşlarda genellikle 2-2'lik kadrolarla oynanırdı oyunlar. Büyük koğuşlarda ise takımlar beşer kişiden oluşurdu. Tabi voleybol esnasında ufak tefek kazalar da oluyordu. Bu kazalardan ikisi benim başıma geldi. Bunlardan birinde sağ elimin sırça parmağı şişti ve bir daha da düzelmedi. Parmak hâlâ eğri. Diğerinde ise sağ ayağımı burktum. Yere düşerken ayağım bir sağa bir de sola büküldü. Bir müddet sonra da davul gibi oldu. Karardı morardı ama iyileşti sonunda. İlk iki gün arkadaşın koltuk değneği ile gezebiliyordum. Aradan bir kaç gün geçmişti ki bu sefer de bizim İri Seyda ayağını burktu. İri Seyda 100 kilonun üstündeydi. Hemen kapıya vurdum, gardiyan geldi. Gardiyan Paşa Dayımızdı ve bizi çok severdi. Paşa Dayı geldi ve: --Hayırdır, ne oldu? --Ne olacak, İri Seyda ayağını burktu. --Neeeeeeee İri Seyda mı? --Evet İri Seyda! --İyi de onu revire nasıl taşıyacağız. --Nasıl olacak, artık 6 kişi koltuğuna girip götüreceğiz. Paşa dayı giderken geri çağırdım ve: --Yaw Paşa Dayı sen gene de her ihtimale karşı gelirken yemek arabasını getir. Paşa Dayı bir kahkaha koyverdi ve gitti. Bir kaç gün de İri Seyda ayak ağrısı çekti. Fiemanillah.
|
|
|
|
|
Logged
|
Kendi Uğrunda Ölümü Cennetle Mükafaatlandıran Rabbimizden Bize de Aynı Payeyi Vermesini Niyaz Eder Tüm İSLAM ŞEHİDLERİNİ Gıpta İle Anarız.
|
|
|
|