"ilim ilim bilmektir." - ne olmamız gerektiğini alim olan insanlar biliyor ve anlatıyor ama,
"ilim kendin bilmektir." diyerek bu ilme göre nerede oldugumuzu da yine aynı insanların söylemesi gerekir diye dusunuyorum. Cunku konu hakkında çaplı şekilde bilgi sahibi olmayan insanların değersiz ve gereksizdir.
siyasetin veya siyasetçinin de ne ne durumda oldugunu bizim gibi insanlar degil de, onlarin soylemesi daha yerinde oldugunu kabul etmek lazım...
keşke her ağzı olan konuşmasa diye geciyor insanın icinden..
Niyetim, Yavuz Bahadıroğlu'nun bu sohbette siyaset hakkındaki görüşlerini öne sürmek icin değil de, kaybettiklerimiz olarak değerlendirdiklerini tekrar gözden geçirmektir...
Siyaset, iki yüzlülerin, münafıkların ve içten pazarlıklıkların ortamıdır.. anlatmayla da bitmez, bundan dolayı olabildigince uzak olmamız en iyisi olur..
Okuduğum Fakülte'de Sosyal Seçmeli ders olarak verilen "Türk Medeniyet Tarihi" dersine gelen (Doç'di o zamanlar) çok değerli bir ilim adamı olan hocamız bir bahiste ağzından başbakan kelimesi çıkınca herkes daha bir pür-dikkat kesildi, hangi görüşte oldugunu anlayabilmek için.. o bu dikkatleri görünce:"yoo, yanlış anlamayın. Herhangi bir siyasi görüşüm yok. Hatta şunu söylüyorum, Türkiye'ye asıl yarar sağlayacak olanlar, siyasetten apayrı 'eğitim'le uğraşanlardır." dedi.
bunun üzerine söylenebilecek birşey kaldığını zannetmiyorum..
onun için herkes kendi alanında, kendi çapında, günü kurtarma kaygısını tamamen unutarak
-Rızk veren de bize hiç ummadığımız anlarda çeşitli imkanlar sunan da
'tır- Türk Toplumunun Öz ahlakını yaymak için, onun da özü olan İslam'ı tanıtmak için her alanda çalışması lazım. Hatta bale yapmak bile bunun içindedir ama birilerinin söylediği gibi Namaz'a muadil olarak değil, yapılmasında beis olmayan işlerde de bulunmak için...
anlatacak - konuşacak çok şey var da, bunun da insanın vebalini artırdığı apaçık ortada, Rabbim icraata dökmeyi nasip etsin.
selametle