| 25 Eylül 2008, 01:07:24 |
|
|
 |
« : 25 Eylül 2008, 01:07:24 » |
|


Selamun Aleykum! Bugünden itibaren inşaAllah, daha önce başka sitede yayınladığm ve şu anda basım aşamasında olan romanımı yayınlamaya başlayacağım inşaAllah. Fiemanillah.
|
|
|
|
|
Logged
|
Kendi Uğrunda Ölümü Cennetle Mükafaatlandıran Rabbimizden Bize de Aynı Payeyi Vermesini Niyaz Eder Tüm İSLAM ŞEHİDLERİNİ Gıpta İle Anarız.
|
|
|
| 25 Eylül 2008, 01:08:18 |
|
|
 |
« Yanıtla #1 : 25 Eylül 2008, 01:08:18 » |
|
BİRİNCİ BÖLÜM Olga Rus Ordusu Özel Kuvvetlerde görev yapan bir casustur. Olga aslında çeçen bir ailenin kızıdır ve fakat küçükken komünist rejim tarafından kaçırılmış ve tam bir rus gibi yetiştirilmiştir. Çeçen-Rus savaşı patlak verdiğinde ise RÖKK (Rus Özel Kuvvetler Komu- tanlığı) Komutanı Albay İgor onu Çeçenistana gönderme kararı alır. İgor Olga'yı odasına çağırır. Olga odaya girer.
İgor:-- Hoş geldin Olga, otur bakalım. Çeçenistanada ki durumumuzu biliyorsun. 500 kişiyle başa çıkamıyoruz. Bunları bu kadar kuvvetli kılan nedir anlamıyorum. Bir zaman- ların iki süper gücünden bir olan biz nasıl oluyor da bunlarla başa çıkamıyoruz. Neyse sana yeni bir görev veriyorum. Daha önceki görevleri nasıl başarıyla yerine getirdiysen bu görevi de başaracağına inanıyorum. Seni gizli görevle Çeçenistana göndereceğim. Adın da Meryem olacak. İşte bunlar da kimliklerin. Bu ihtiyacını giderecek olan para, bunlar da diğer evraklar. Sormak istediğin bir şey var mı?
Olga:--Orada kiminle irtibata geçeceğim?
İgor:--Orada bizim adamımız olan Olcayto ile irtibata geçeceksin. O da Çeçen asıllı ama bizim casusumuz.
Olga:--Ne zaman yola çıkıyorum?
İgor:--Bu gece dinlen, yarın sabah yola çıkacaksın.
Olga:--Anlaşıldı, komutanım. Hoşçakalın.
Olga odadadan çıkar. Komutan yardımcısı Sergei odaya girer ve İgor'a:--Komutanım! Olga bu işi becerebilecek mi?
İgor:--Öyle umuyorum, ama başaramazsa da o kadar önemli değil.
Sergei:--Neden Komutanım?
İgor:--Sergei unutma ki Olga da bir Çeçen asıllı. Bu işi başarırsa bir taşla iki kuş vururuz. Yok başaramazsa bir taşla bir kuş vururuz.
Sergei:--Nasıl yani Komutanım?
İgor:--Aptal Sergei ben bu müslümanları iyi tanırım. Er ya da geç müslüman olduklarının farkına varıyorlar ve başımıza bela oluyorlar. Şimdi, şayet Olga- ya da asıl ismiyle Meryem- bu işi başaramazsa çeçenler tarafından öldürülür biz de kurtuluruz. Anladın mı aptal sergei?
Sergei:--Anladım komutanım. Gerçekten çok zekisiniz.
Bu arada RÖKK da görev yapmakta olan ve Çeçenlerin casusu olan Şamil (oradaki adıyla dimitri) Çeçen komutan Musab'a haber gönderir ve durumu kendisine etraflıca izah eder. Şimdi şartlar eşittir. Bundan sonrası artık her iki tarafın maharetlerine bağlıdır. Burada yapılacak iki şey vardır. Ya Çeçen komutan Olga'yı tutuklar, konuşturur ve öldürür ya da ona Müslüman olduğunu hatırlatır ve onun daha faydalı olmasını sğlayacaktır. BİRİNCİ BÖLÜMÜN SONU
|
|
|
|
|
Logged
|
Kendi Uğrunda Ölümü Cennetle Mükafaatlandıran Rabbimizden Bize de Aynı Payeyi Vermesini Niyaz Eder Tüm İSLAM ŞEHİDLERİNİ Gıpta İle Anarız.
|
|
|
| 25 Eylül 2008, 20:03:07 |
|
|
 |
« Yanıtla #2 : 25 Eylül 2008, 20:03:07 » |
|
İKİNCİ BÖLÜM
Ertesi Gün Moskova Karargahı
Olga (ya da Meryem. biz bundan sonra ona Meryem diyeceğiz) komutanın odasına girer. --Komutanım, benim tam olarak görevim ne olacak, orada ne yapacağım? --Senin görevin asilerin komutanu Mus'ab hakkında bilgi almak olacak. Onun hakkında bilgi alırsak, diğerlerine de ulaşma şmkanına kavuşmuş olacağız. Ayrıca asilerin morallerini bozmak için elinden geleni yapacaksın. --Anladım Komutanım, ben hazırım. --Tamam Meryem, sana Svetlana ve 8 asker refakat edecek. İyi şanslar dilerim. --Sağolun, komutanım, hoşçakalın. --Güle güle Meryem. Beni hayal kırıklığına uğratma. --Tamam komutanım.
Bu Arada Çeçen Karargâhında
--Komutanım, Moskovadaki adamımızdan haber var, "kuş kafesten uçmuş" diyor. --Tamam Hüseyin. Karargâhımıza bir rus casus geliyor, ama gelen Çeçen asıllı biri ama küçükkken ruslar tarafından kaçırılıp rus gibi yetiştirilmiş, şimdi bizim görevimiz hem ondan gelecek tehlikeleri bertaraf etmek ve hem de Bizinillah onun hidayetine vesile olmak. Şimdi senin görevin Meryem'e göz kulak olmak, yalnız bu durumdan kimsenin haberi olmasın. Sadece onlara her şeyi her yerde konuşmamaları talimatını ver. --Anladım, komutanım.
Bu Esnada Kafile...
İKİNCİ BÖLÜMÜN SONU
|
|
|
|
|
Logged
|
Kendi Uğrunda Ölümü Cennetle Mükafaatlandıran Rabbimizden Bize de Aynı Payeyi Vermesini Niyaz Eder Tüm İSLAM ŞEHİDLERİNİ Gıpta İle Anarız.
|
|
|
|
|
| 26 Eylül 2008, 04:21:04 |
|
|
 |
« Yanıtla #4 : 26 Eylül 2008, 04:21:04 » |
|
MaşaALLAH Hocam Sizin Yazmış Olduğunuz Kitabı İnşaALLAH En Yakın Zamanda Çıkmasını Ümid Ediyor Merakla Bekliyorum
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 27 Eylül 2008, 03:30:35 |
|
|
 |
« Yanıtla #5 : 27 Eylül 2008, 03:30:35 » |
|
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Kafile yola çıkar. Diğer yollar güvenli olmadığından, Gürcistan üzerinden gidilecektir. Tabi haliyle Pankissi Vadisinden geçilmesi gerekmektedir. Kafile Gürcistan sınırına vardı. Oradaki işlemleri sınırda görevli RÖKK görevlisi hemen halletti ve kafile Gürcistan sınırından içeri girdi. Hava ve yol durumu gayet güzeldi, herhangibir olumsuzluk göze çarpmıyordu. Tabi kafilenin görüntüsü de sıradan vatandaş görüntüsü çiziyordu, ayrıca hangi milletten oldukları da anlaşılmıyordu. Diğer yandan daha önceki olaylardan sonra bu güzergâhta hiç bir olay da olmamıştı. Kafile olaysız olarak yol alıyordu. Yolculuk esnasında hiç kimse konuşmamıştı. Meryem boyuna düşünüyordu. İçinde tarif edemediği bir sıkıntı vardı. Epeyce bir müddet yol aldıktan sonra yeşilin bol olduğu bir yerde mola verip öğle yemeği yemişlerdi. Aslında kafiledeki herkeste bir huzursuzluk vardı. Herkes korkuyordu. Ama Meryem'in huzursuzluğu korkunun ötesinde bir şeydi. Yemeğin ardından toparlanıp yola koyulmuşlardı. Sarp dağlar bol virajlı yollarda gitmekten hepsi bitkin düşmüştü. Akşama doğru bir dağın eteğindeki düzlükte mola verme ve geceyi orada geçirme kararı almışlardı. Çadırları kurdular. Tam akşam ye- meği için hazırlık yapıyorlardı ki birden... ÜÇÜNCÜ BÖLÜMÜN SONU
|
|
|
|
|
Logged
|
Kendi Uğrunda Ölümü Cennetle Mükafaatlandıran Rabbimizden Bize de Aynı Payeyi Vermesini Niyaz Eder Tüm İSLAM ŞEHİDLERİNİ Gıpta İle Anarız.
|
|
|
| 27 Eylül 2008, 16:10:09 |
|
|
 |
« Yanıtla #6 : 27 Eylül 2008, 16:10:09 » |
|
Tam akşam ye- meği için hazırlık yapıyorlardı ki birden... DeVaMıNı MeRaKLa Bekliyoruz ..::Dua İle::..
|
|
|
|
|
Logged
|
Derdimiz DİNİMİZ Çaremiz DERDİMİZ.. ..:: Bu DaVa Büyüktür. En İyİLeRiMiZi FeDa EtMeK GeReK ::.. ..::Ş.Rehber::..
|
|
|
|
|
| 28 Eylül 2008, 15:47:13 |
|
|
 |
« Yanıtla #8 : 28 Eylül 2008, 15:47:13 » |
|
BEŞİNCİ BÖLÜM ...Derin bir uykuya daldı. Epeyce meşakkatli bir yol katettikleri için nöbetçi hariç herkes hemen uyudu. Hatta nöbetçi bile uykuya daldı. Nöbetçi olmak onlar için sadece hayatta kalmak içindi ne de olsa. Ama müslüman için ise nöbetin apayrı bir yeri vardır. Müslüman lar " için nöbet tutan gözlere cehennem ateşinin haram kılınıdığını" çok iyi biliyorlardı. Bu da müslüman ile kâfirler arasındaki başka bir fark. Meryem uykuya daldıktan sonra acaip bir rüya gördü. Rüyasında ak sakallı bir adam ve örtülü bir kadın herşeyin mükemmel olduğu, çeşit çeşit meyvelerin, pınarların, akarsuların türlü türlü kuşların öttüğü bir yerde bulunuyor ve Meryem'i yanlarına çağırıyorlardı. Diğer yanda ise İgor içinde ateş yanan bir kuyunun içerisinde bir taraftan cayır cayır yanıyor, diğer yandan ise Meryem'in boğazına bir kement atmış onu da ateşe doğru sürüklüyordu. Meryem İgor'un yanına gitmek istemiyor, o aksakallı adam ve kadından yardım istiyordu. Ancak onlar: "Biz sana yardım etmeye memur değiliz, çünkü sen o ateşteki adamın emrinde- sin ve onun dediklerini yapıyorsun. Şayet onun emirlerine karşı gelirsen sana yardım ede- biliriz" diyorlardı. Meryem onlara kim olduklarını sorduğunda ise, onlar: "Biz senin,yıllar önce ruslar tarafından ŞEHİD edilen anne ve babanız" dediler. Meryem bir yandan avaz avaz bağırıyor, bir yandan da İgor'un yanına gitmemek için direniyordu. İgor'un içinde olduğu çukura bir kaç adım kalmıştı ki..... BEŞİNCİ BÖLÜMÜN SONU
|
|
|
|
|
Logged
|
Kendi Uğrunda Ölümü Cennetle Mükafaatlandıran Rabbimizden Bize de Aynı Payeyi Vermesini Niyaz Eder Tüm İSLAM ŞEHİDLERİNİ Gıpta İle Anarız.
|
|
|
|
|
| 28 Eylül 2008, 20:37:41 |
|
|
 |
« Yanıtla #10 : 28 Eylül 2008, 20:37:41 » |
|
Kitabı Taşkın bastıracaktı. En son aldığım bilgiye göre Kültür Bakanlığı elemanlarınca inceleniyormuş. Çıkınca haber veririm inşaallah. Fiemanillah.
|
|
|
|
|
Logged
|
Kendi Uğrunda Ölümü Cennetle Mükafaatlandıran Rabbimizden Bize de Aynı Payeyi Vermesini Niyaz Eder Tüm İSLAM ŞEHİDLERİNİ Gıpta İle Anarız.
|
|
|
| 29 Eylül 2008, 17:52:44 |
|
|
 |
« Yanıtla #11 : 29 Eylül 2008, 17:52:44 » |
|
ALTINCI BÖLÜM ...birden ip koptu, Meryem geriye doğru düştü, İgor ise ateş çukuruna gömüldü, hem de avaz avaz bağırarak. Meryem'in anne ve babası: "Kızım, sakın bu adamın dediklerini yapma, bu sefer kurtuldun ama, bir dahaki sefere kurtulacağından emin değiliz. Hem hayat her zaman ıfrsatlarla dolu değil." Meryem bağırarak uyandı. Uykudakilerin hepsi yataktan fırladı. Silahlarına sarıldılar, hepsi korkmuştu. Svetlana:" Ne oldu, ne var?" Meryem: "Yok bir şey, kabus gördüm, tamam geçti," dedi.
Çeçen Karargâhında
Mücahidler mayın döşeme hazırlığı yapıyorlardı. Son günlerde rus karargâhına epeyce araç gelip gidiyordu. Baskını haber almışlar ve buna misilleme yapma kararını vermişlerdi. Rusların direncini kırmak gerekiyordu.
Komutan Mus'ab:--Yolun batı tarafını mayınlamamız gerekiyor, bunun için iki gönüllü lazım. Hüseyin ve Ahmet:--Tamam komutanım, biz gönüllüyüz, zaten çoktandır sıranın bize gelmesi- ni bekliyorduk. Emir buyurursanız hemen yola çıkmak istiyoruz. Komutan Mus'ab:--Tamam çocuklar, hemen hazırlığınızı yapın ve sabah olmadan bu işi bitirin.
Mayın timi gerekli hazırlığı yaptı. Yanlarına yola döşeyecekleri patlayıcıları aldılar ve yola koyul- dular. Mücahidlerin karargâhı dağlık bir bölgedeydi, rus karargâhı ise onlardan daha aşağıda ve düzlük bir yerdeydi. Çok dikkatli olmaları gerekiyordu. Ayrıca herhangibir aydınlatma aracı kullan- ma imkanları da yoktu. En ufak bir işaret rusların dikkatini çekecek ve görevlerini yerine getireme- ye bileceklerdi. Böyle bir lüksleri ise yoktu. Yanlarına dağdan aşağı inmelerine yardımcı olacak gece görüş dürbünlerini aldılar. Bu dürbünleri rus karargâh baskınında ele geçirmişlerdi. Çok işlerine yarıyordu. Dikkatli bir şekilde aşağıya inmeye başladılar, bir kaç yerde kayma tehlikesi atlattılar ama 'ın yardımı sayesinde herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmadan düzlüğe in- meyi başardılar. Rus karargâhının yakınından geçmeleri gerekiyordu ve çok dikkatli olmalıydılar. Karargâhın yanında bir dere yatağı vardı. Kışın suyun dolu olduğu dere yazın kuruyordu. Dere yatağına girdiler ve oradan yürümeye başladılar. Tam nöbetçi kulübesinin olduğu yere varmış- lardı ki.. ALTINCI BÖLÜMÜN SONU
|
|
|
|
|
Logged
|
Kendi Uğrunda Ölümü Cennetle Mükafaatlandıran Rabbimizden Bize de Aynı Payeyi Vermesini Niyaz Eder Tüm İSLAM ŞEHİDLERİNİ Gıpta İle Anarız.
|
|
|
| 02 Ekim 2008, 00:08:14 |
|
|
 |
« Yanıtla #12 : 02 Ekim 2008, 00:08:14 » |
|
YEDİNCİ BÖLÜM
...Bekçi kulübesinin yanından geçerken, kulübeden konuşma seslerinin geldiğini duydular. Bu kötü bir durumdu. Şayet yakalanırlarsa muhakkak çatışmaya gireceklerdi, çatışmaya girmek ise patlayıcının yerleştirilememesi demekti. Çok zor bir durumdaydılar. Yapacakları tek şey nöbetçiyi bıçakla etkisiz hale getirmekti. Hüseyin kulübeye yaklaştı ve nöbetçinin sızdığını, o konuşma seslerinin uykusunda sayıklayan nöbetçiden geldiğini gördü ve rahat- ladı. Nöbetçiyi haklamasına gerek kalmamıştı. Nöbetçiyi haklamak daha büyük bir riskti. Çünkü devriye varsa nöbetçinin öldüğünü görecek ve hemen arama yapacaklardı. Hüseyin geri döndü ve Ahmat'e durumu bildirdi. Hemen yollarına devam ettiler. Epeyce bir müddet sonra patlayıcıyı yerleştirecekleri yere varmışlardı. Vakit kaybetmeden derhal patlayıcıyı yerleştirdiler. Bu seferki patlayıcı hatırı sayılır boyuttaydı. Düşmana epeyce zaiyat vere- bileceklerdi. Son kontrolleri yaptıktan sonra geriye döndüler. Nöbetçi kulübesinin yanından geçerken, nöbetçinin hâlâ uyumakta ve sayıklamakta olduğunu gördüler. Birbirlerine bakıp gülümsediler. Bir ara nöbetçiyi haklamayı düşündülerse de sonradan bu fikirle- rinden vazgeçtiler.Çünkü nöbetçi ölürse şayet,patlayıcının yerleştirildiğini tesbit etme ihtimali de olabilirdi. Ve dağı tırmanmaya başladılar. Epeyce bir müddet sonra karargâh'a vardıları. Komutana durumu anlattılar. Komutan ikisine de teşekkür etti ve duada bulundu. Artık yapılacak şey araçların geçeceği uygun bir zamanı beklemek ve patlayıcıyı patlatmaktı.
Kafilede Son Durum
Ertesi gün kahvaltıdan sonra yola koyuldular. Başından geçen olaylardan sonra, Meryem'in zihni allak bullak olmuştu. Hayal meyal bişeyler de hatırlamaya başlamıştı. Çok küçükken köy- leri baskına uğramıştı. Kadın, erkek,çocuk ve yaşlı demeden hemen hemen herkes katledilmişti. Meryem'de İlâhi Takdir gereği sağ kalmıştı. Daha dört yaşında olduğundan onu öldürmeyip yanlarına almışlardı. Daha sonra ise Meryem bir rus gibi yetiştirilmiş ve diğerlerine yaptıkları gibi onu da tehlikeli işlerde çalıştırmaya başlamışlardı. Bir çok arkadaşının ölüme gönderil- mesine bir anlam veremiyordu Meryem, ama şimdi ise bazı şeyleri daha iyi anlıyordu. Diğer yandan ise Çeçenlere karşı da kinle doldurulmuştu. Aklı karmakarışıktı. Meryem'in böyle düşün- celere daldığı bir sırada, birden.........
YEDİNCİ BÖLÜMÜN SONU
|
|
|
|
|
Logged
|
Kendi Uğrunda Ölümü Cennetle Mükafaatlandıran Rabbimizden Bize de Aynı Payeyi Vermesini Niyaz Eder Tüm İSLAM ŞEHİDLERİNİ Gıpta İle Anarız.
|
|
|
| 04 Ekim 2008, 13:37:42 |
|
|
 |
« Yanıtla #13 : 04 Ekim 2008, 13:37:42 » |
|
SEKİZİNCİ BÖLÜM ...bir patlama sesi duyuldu, araba sağa sola savruldu. Herkes arabanın içine yattı. Silahla- rını hazırladı. O esnada araba sarsılarak durdu. Herkes etrafa baka baka aşağıya indi. Çok korkmuşlardı. Aşağıya indiklerinde patlamanın nedenini öğrenmekte gecşkmediler. Ön sol lastik patlamıştı. Derin bir nefes aldılar. Herkes birer bardak su içti. Şoku atlattıktan sonra, yedek lastiği söylene söylene taktılar ve yola koyuldular.
Çeçen Karargâhında
Ruslar son baskından sonra oldukça öfkeliydiler. Zaten kendi karargahlarından da hatırı sayılır bir fırça yemişlerdi. Karargâhlarından duydukları laflar yenilir yutulur cinsinden değildi. Bu da öfkelerini bir kat daha arttırmıştı. Ne yapıp edip bunun intikamını almalıydılar. Hemen bir plan yaptılar. Gece karanlık bastırınca saldırıya geçeceklerdi. Gece görüş özelliğine sahip helikopterler de saldırıya katılacaklardı. Zafer kesin gibiydi. Mücahidler sürekli rus karargâhını gözetim altında tutuyordu. Gözetlemeden sorumlu mücahid Komutan Mus'ab'a gelerek: --Komutanım, sanırım rus karargâhında fevkalade bir durum var. Dürbünle siz de bir baksanız iyi olur. "Tamam" dedi, Komutan Mus'ab ve dürbünün başına geçti. Ruslar hatırı sayılır bir mik- tarda mühimmatı bir yere yığıyorlardı. Ayrıca bazı askerlere de ekstradan silahlar veriliyordu. Savaş konusunda çok tecrübeli olan Komutan Mus'ab:--Kardeşlerim, dedi. Sanırım ruslar bu gece bize saldırıda bulunacaklar. Herkes görevlendirildiği yerde mevziye yatsın. Yanınıza alabileceğiniz kadar silah ve mühimmat alın. Ayrıca akşam namazını cemaatle kılacağımız gibi namazda kunut duası da yapacağız. Ve Rab'bimizden bizi muzaffer kılması için dua edeceğiz.
(cc) yâr ve yardımcımız olsun. Mücahidler: "Amiiiiiiiiiinnnnnnnnnnn" dediler. Komutan: " Herkes oldukça sessiz olsun, çünkü yüksek sesle tekbir getirirsek onların planlarının farkına vardığımızı anlayabilirler," dedi.Hemen herkes akşam yemeğini yedi. Akşam namazı da olmak üzereydi. Abdestlerini aldılar, namaza hazırlık yaptılar, ezanı bu sefer biraz daha kısık sesle okudular. Ve akşam namazına durdular. Komutan Mus'ab imamlık yapıyordu. Huşu içerisinde namazlarını kılıp 'a (cc) hulusi kalp ile dua ettikten sonra helalleşip mevziye gittiler ve rusları beklemeye başladılar. Tam o esnada.......... SEKİZİNCİ BÖLÜMÜN SONU
|
|
|
|
|
Logged
|
Kendi Uğrunda Ölümü Cennetle Mükafaatlandıran Rabbimizden Bize de Aynı Payeyi Vermesini Niyaz Eder Tüm İSLAM ŞEHİDLERİNİ Gıpta İle Anarız.
|
|
|
|
|
|