
Bir dünya dolusu esirle teslim oluyorum, başka bir dünya savaşından sonra sana...
Şiirleri anlayabilmek ne kötü, aptal olmak isterdim halbuki. Beceriksiz, patavatsız, hiç bir şeyden anlamayan...
Kelimeleri kanser ediyorum, cümlelerin üstüne bastıkça mayın mayın patlıyor her biri, şarapneller ta yüreğime çarpıyor, ikindi kırıklığı yaşıyor düşlerim, bir daha kalkmamak üzere dağ gibi üzerime çöküyor hüzün, artık ne sevmeye inanasım geliyor, ne de sevmemeye... görmüyor musun, ölüyorum...
Korka korka çekiyorum elimi ayağımı senden, korka korka yaşıyorum artık, galiba ben artık, yaşamıyorum, yaşayamıyorum ...
Sahil boyunca kuş sürüsüne eşlik ediyor hayallerim. Sapan sapan düşüyor sonra her biri... ve hayallerim, onlar da ölüyor artık... Sapan sapan düşüyor, eşlik ederken bir kuş sürüsüne, sahil boyunca...
Dev kitaplar okuyorum, koca ansiklopediler deviriyorum, bütün şairleri ve şiirleri hıfzediyorum ama bulamıyorum seni hiçbirinde muhtemelen nasıl yazamadıysam seni şimdi, öncekiler de yazmayı beceremedi...
Kaf dağı yok, Anka kuşu da yok, hepsi yalan, sadece sana inat, seni unutturmaya imad birer şair uydurması...
Ben, ben bir dünya dolusu esirle teslim oluyorum, başka bir dünya savaşından sonra sana, zaten zincirli yüreğim, zaten kelepçeli özgürlüğe dair bütün mahremim... Zaten korkuyorum...
Al beni, yüreğinde yer yoksa bile, at bir zindana, hapset...
Al beni, sözlerimde fer yoksa bile, herşeyi anlattım, farzet...
Minare...