|
|
 |
« : 28 Eylül 2008, 12:14:37 » |
|


Işığa hasret bir kutupta olsan, Ah! Bir de o ekvatoru duysan.
Işığı görmede hasretin, Keskinleşemedi mi gözlerin? Ahmed Bedevi’ nin, Hasretlisi Abdülmecid’ misin?
Işığa sen gitmelisin, Haydi ekvatora in. O da,sende şikayetçisin, Bir kez olsun onu da dinlemelisin.
Kim daha dertli?
Işığı tam görür bedeni, Bir buz dağına en büyük özlemi, Yanar hararetten küçük ciğeri, Geçti nehri, dereyi, Bir serap belki hayattan ibareti.
Bu ekvator dedikleri, Onun suçu kocaman bedeni mi?
Kutupta olsan ekvatorda, Gören bir göz olmadıktan, Işığı bilmedikten sonra,
Umurunda mı? Neylesin, Soğuğu da, sıcağı da,
Ak yüzler olmasaydı kutuplarda, Yanık yüzler olurmuydu ekvator da. Sarı yüzler bir yanda, Kızılı öbür taraf da.
Nasıl tanırdın birbirini?
Öğrenmeseydin dillerini, Dillerinden akan yüreğini, Ekvatorda keşişen meridyenleri.
Ey! Kutup kuzey misin, güney mi? Savur serin ve ıslak nefeslerini, İnce dantel kristallerini. Ekvator senin kardeşin değimliydi?
Bir buz dağı hediye et ona, Bir kese sıcacık kum göndersin o da sana, Hanginiz daha cömertsiniz acaba?
Abdülkadir Kalay
|