Ecelime susadım, ecelime…
Hiç bu kadar yanmamıştım yaşadığıma ve yaşıyorum sandığıma…
İlk kez bu kadar yandı canım, ilk kez bu kadar susadığımı anladım!
Kandım diye yalan dünyaya yandım işte…
Ecelime susadım, ecelime… Daha önce yanmamıştım böylesine.
Yaşadıkça yanıyor içim, yaşlandıkça kuruyorum.
Bir hayal kuruyorum sonra, Sen(S.A.S)’i görüyorum Ey Serabım!..
Göremediğimi görüyorum diye Sen(S.A.S)’i, daha çok yanıyor içim, eriyorum.
Bak, Sen(S.A.S)’siz nasıl harabım…
Böyle kalmak istemiyorum ben, istiyorum ki; kalmasın bir ‘ben’!...
Ecelime susadım, ecelime…
Ey EMELİM! Ecelim ol, Sen(S.A.S) yağ, bu yağmalanmış, etten başka bir şey kalmayan od yüreğime!...
Sen(S.A.S) yağ, ben söneyim…
Sen(S.A.S) doğ, ben öleyim… Öleyim ki “olmak” manasını bulayım…
Sen(S.A.S) doğ, ben öleyim ki yaşadığımı bileyim…
YAĞMURUM…
Ecelime susadım, ecelime…
Bir çöl gibiyim şimdi, daha önce yanmamıştı canım böylesine…
YANDIĞI KADAR SANA(S.A.S), SEN(S.A.S)SİZLİĞE…
[/b]