İslam Forumu - İslami Forum
Kullanıcı Adı Sürekli Bağlı Kal
Şifre:
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  
Gönderen Konu: namaz için seferber olmaya varmısınız..  (Okunma Sayısı 1113 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
18 Ocak 2008, 08:02:30
bedirhan

Yeniyim

*


Üye No : 7141

Nerden :

Konu  : 15

Mesaj : 46

Aldığı Teşekkür 0
Offline
« : 18 Ocak 2008, 08:02:30 »






Hatırlayabildiğiniz kadar gerilere gidin ve şöyle bir hafızanızı yoklayın. Bugüne dek ne çok kampanya, boykot, seferberlik gördünüz. Çoğu kez dünyayla ilgili bir amacı olan bu toplu girişimlerin birçoğuna da katıldınız belki.

Sizi dünya ve ahiretinizi kurtaracak bir seferberliğe çağırıyoruz: Namaz kılmaya, kılıyorsanız dört elle sarılmaya, hiç kazaya bırakmıyorsanız bile huşuyu keşfetmeye ve namaz için çalışmaya var mısınız?

Rabbimizin Kur’an’da 70 kez emrederek en çok önem verdiği ibadet olan namaz, Peygamberimizin (s.a.v.) ifadesiyle, ahirette hesaba çekileceğimiz ilk amelimizdir.

Ne var ki, yüzde 99’u Müslüman olan ülkemizde beş vakit namaz kılanların oranı yüzde 25’tir. Bunların da ara sıra kazaya bırakmak, aceleye getirmek, gereken önemi vermemek gibi problemleri var.

Müslümanların yüzde 75’i niçin namaz kılmadıklarını açıklarken, birçok bahane ileri sürüyorlar. “Kılmasını bilmiyorum.”, “Benim kalbim temiz.”, “Yaşlanınca kılarım.”, “Çok yoğunum, zamanım yok.”, “İş yerinde veya okulda fırsat bulamıyorum.”, “Hastayım.”, “Yolcuyum.” gibi bahanelerle kendilerini kurtardıklarını sanıyorlar.

Oysa namazın önünde hiçbir engel olamaz. Dünya için yığınla bilgi öğrenen insanlar, elbette namaz kılmasını da öğrenebilirler. Kalbi temiz olmak ise, zaten güzel bir namaz kılmanın şartlarındandır. Yaşlanıncaya kadar hiç kimsenin garantisi olmadığı için genç ihtiyar herkes namaz kılmak zorunda. Her şeye zaman bulan insanların, namaza vakit bulamamasını anlamak güç. İsteyen herkes namaz için her türlü ortamda fırsat bulabilir. Hastalık ve yolculuk ise, namaza engel olmaz, sadece kolaylaştırılmasını sağlar.
 

Namazın en büyük engeli, onun ne muhteşem bir önem ve değer taşıdığını bilmemektir. Ne yazık ki, namazı gündeme getirecek ciddi bir faaliyet de yok ülkemizde. Namazın önemini anlatan film, tiyatro, roman, şiir, ilâhî, program neredeyse bulamazsınız.
 

Şükürler olsun ki, bu sahada yazılmış hiç değilse çok güzel kitaplar var.

İşte biz, namaz için yazanlar ve namaz davasına gönül verenler olarak bir araya gelip namazı gündeme getirmeye karar verdik. Bugüne kadar namazla ilgili birçok toplantı, konferans, panel, program yaptık. Namazı anlatan kasetler, VCD’ler, filmler, radyo-TV programları da olsun istiyoruz.

 

Namazı anlamak ve yaşamak için sizi duyarlı olmaya çağırıyoruz.

Sizi her yerde ve her zaman katılabileceğiniz namaz seferberliğine davet ediyoruz.

Gelin, namazı her yerde, her zaman, herkese anlatmak için çalışın.

Namazın elinden tutun ki, o da kabirde ve sıratta sizin elinizden tutsun.

 

Namazı sevin ki, Allah ve Resulü (s.a.v.) de sizi sevsin.

 
Logged
18 Ocak 2008, 09:13:31
seracettin

سراجدين

Admin

*


Üye No : 6937

Nerden : Erzurum'lu idim, artık değilim. :(

Konu  : 39

Mesaj : 1,150

Aldığı Teşekkür 29
Gelecek, bugünden onun için hazırlananlara aittir.
Offline
« Yanıtla #1 : 18 Ocak 2008, 09:13:31 »

   
Logged

18 Ocak 2008, 10:53:33
asva

Alışıyorum

*


Üye No : 2505

Nerden :

Konu  : 19

Mesaj : 371

Aldığı Teşekkür 3
Ne anlar (ebu cehil ) ahvalimizden
Offline
« Yanıtla #2 : 18 Ocak 2008, 10:53:33 »

Allah razi olsun kardesim 

NAMAZIN ÖNEMİNİ, ŞUUR VE DUYARLILIĞINI İŞLEYEN KİTAPLARDAN SEÇMELER


1- Risale-i Nur'da Namaz ve Hikmetleri, Bediüzzaman Said Nursî, Yeni Asya Neşriyat

2- Sabah Namazına Nasıl Kalkılır, Cemil Tokpınar, Nesil Yayınları
(Herkes bu kitabi mutlaka okumali)

3-Niçin Namaz, Vehbi Karakaş, Timaş Yayınlari

4- Namaz: Bir Tevhid Eylemi, Abdullah Yıldız, Pınar Yayınları

5- Namaz Gözaydınlığım, Mehmed Göktaş, İstişare Yayınları

6- Namaz Bilinci, Hasan Büyür, Denge Yayınları

7- Gece İbadeti, Abdülhakim Yüce, Işık Yayınları

8- Nur Dede Anlatıyor, Mehmed Paksu, Nesil Yayınları

9- Namazla Dirilme, Mustafa Meşhur, Ravza Yayınları

10- Namazın Hayatî Özellikleri, Süleyman Arif Emre, Kitap Dünyası Yayınları

11- Namazı Yaşayanlar, Said Demirtaş, Nesil Yayınları

12- Namaz Benim Huzurum, Nurullah Çörek, Timaş Yayınları

13- Hadislerin ve Hadiselerin Diliyle Namaz, Veysel Akkaya, Muştu Yayınları

14- Namazın Sırları, Haluk Nurbaki, Damla Yayınevi

15- Namaz ve Karakter Gelişimi, Esma Sayın Ekerim, İnsan Yayınları

16- Namaz Akılları Durduran Mucize, Dr. Kerim Buladı, Kayıhan Yayınları

17- Namaz Cenneti 2 cilt, Medine Balcı, Ebrar Yayınları

18- Çocuklarını Namaza Nasıl Alıştırırsın, Ahmed Abdülaziz el-Kettan, Polen Yay.

19- Namaz, Said Havva, Yenda

20- Namaz Şuuru, Mustafa Çelik, Yenda,

21- Niçin Namaz Kılıyoruz, M. Ahmed İsmail el-Mukaddem, Polen Yayınları

22- Gözümün Nuru Namaz, Osman Ersan, Erkam Yayınları

23- Mü’minin Miracı Namaz, Süleyman Kösmene, Yeni Asya Neşriyat

24- Haydi Namaza, Abdullah Yıldız, Pınar Yayınları

25- Yeni Başlayanlar İçin Namaz Rehberi, Birun Yayınları, Münib Engin Noyan

26- Namazda Huşûya Götüren 33 Etken, M. Salih El-Müneccid, Karınca Kitap

27- Nasıl Namaz, Vehbi Karakaş, Timaş Yayınları

« Son Düzenleme: 18 Ocak 2008, 10:57:47 Gönderen: asva » Logged

Sen anilan guzel bir soz ol! Zira insan hakkinda soylenilen sozden ibarettir.
18 Ocak 2008, 11:04:46
asva

Alışıyorum

*


Üye No : 2505

Nerden :

Konu  : 19

Mesaj : 371

Aldığı Teşekkür 3
Ne anlar (ebu cehil ) ahvalimizden
Offline
« Yanıtla #3 : 18 Ocak 2008, 11:04:46 »



FILISTINDE NAMAZ
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

« Son Düzenleme: 21 Ocak 2008, 20:31:31 Gönderen: asva » Logged

Sen anilan guzel bir soz ol! Zira insan hakkinda soylenilen sozden ibarettir.
21 Ocak 2008, 18:19:04
hkumcu3

zümra

Isınıyorum

*


Üye No : 6584

Nerden :

Konu  : 42

Mesaj : 558

Aldığı Teşekkür 6
Offline
« Yanıtla #4 : 21 Ocak 2008, 18:19:04 »

  İmanı sağlıklı bir şekilde koruyabilmek, manevi hayatı geliştirmek dünya ve ahiret mutluluğunu elde etmek  ve neticede huzurlu olabilmek için mü'min, Yüce Allah'la manevi irtibat kurmak ve bu irtibatı devam ettirmeye muhtaçtır. Çünkü insan Allah'ı bilmek ve ona ibadet etmekle tam bir huzura kavuşabilir. Yoksa ruhunda daima bir sıkıntı duyar. Fiziki varlığımızı sağlıklı bir şekilde sürdürebilmek için nasıl yeme, içme uyuma gibi bir takım biyolojik ihtiyaçları gidermek zorundaysak, ruhumuzun canlılığını ve diriliğini muhafaza edebilmek ve ruhî melekelerimizi geliştirebilmek için de ibadet etmek zorundayız.
İbadet, yalnızca birtakım şekiller ve dış görünüşlerden ibaret  değildir. İbadette esas olan özdür, huşûdur. Huşû olmadan yapılacak bir ibadetin içi boştur. Samimi bir Mü'min her hareketinin ve davranışının Allah'ın rızasına uygun olup olmadığını göz önünde bulundurur. Böyle hareket ettiği takdirde her meşrû fiil, bir ibadet hükmünü almaya başlar.
  Namaz dinin direğidir. Müslümanın Yaratıcı’yla irtibatını sürekli canlı tutan namazdır. Bu itibarla namaz konusunda gevşeklik göstermemek gerekir. Ancak namaz şekilden ibaret kalmamalı, bir zevk haline dönüştürülmelidir.
İslam inancına göre Yüce Yaratıcı, her türlü eksiklikten uzaktır. Her şey ona muhtaçtır. O, hiçbir şeye muhtaç değildir. Varlığı kendindendir. Halbuki onun dışındaki bütün varlıkların varlığı O’na bağlıdır. İşte insan, kendisini var eden Yaratıcıyla irtibatını devam ettirebilmek için Allah’a ibadet etmeye muhtaçtır.
Buna göre namaz, irade, akıl, duygu ve bunun sonucu olarak iman sahibi bir kişi için, istemeye istemeye yerine getirmek zorunda kaldığı bir külfet değil; tam tersine, tıpkı bir âşığın, mâşukuna karşı duygularını anlatmak için can atması gibi zevkle ve büyük bir arzuyla yerine getirmek isteyeceği bir ibadettir. Kamil manadaki bir ibadetin esprisi budur.
  Namaz kılan Müslüman, ibadetinde "İhsan" mertebesini; Allah'ı görüyor gibi ibadet etmek hedefini gerçekleştirmelidir. İnsan, ömrü boyunca kıldığı namazlarında bu hedefe ulaşmaya ve bu  hakikati yakalamaya çalışmalıdır. Allah'a bu şekilde yönelen ve O’nu bütün varlığıyla seven insan O’nun rızasına uygun bir şekilde yaşayabilmek için elinden geleni yapar ve O’nun sevgisine gölge düşürebilecek her şeyden büyük bir titizlikle uzak durur
Allah cümlemizi namazını huşuyla kılanlardan eylesin.
« Son Düzenleme: 21 Ocak 2008, 18:21:52 Gönderen: hkumcu3 » Logged
21 Ocak 2008, 18:36:15
hkumcu3

zümra

Isınıyorum

*


Üye No : 6584

Nerden :

Konu  : 42

Mesaj : 558

Aldığı Teşekkür 6
Offline
« Yanıtla #5 : 21 Ocak 2008, 18:36:15 »

       Namaz dinin direği, her hayrın anahtarıdır.     

(Kıyâmette kulun ilk sorguya çekileceği ibâdet namazdır. Namaz düzgün ise, diğer ameller, ibâdetler kabûl edilir. Namaz düzgün değilse, hiçbir amel kabûl edilmez.)

Tembellikle namaz kılmayıp fakat, her namaz vaktinde namaz kılmadığı için üzülen, kâfir olmaz, ancak büyük günâh işlemiş olur. Hadîs imâmları, söz birliği ile bildiriyor ki, "Bir namazı vaktinde amden kılmıyan, yâni namaz vakti geçerken, namaz kılmadığı için üzülmeyen, kâfir olur veya ölürken îmânsız gider." Yâ namazı, hâtırına bile getirmiyenlerin, namazı vazîfe tanımıyanların hali ne olur?

Görülüyor ki, farz namazı kılmamak, îmânsız gitmeğe sebep olmaktadır. Namaza devam, kalbin nûrlanmasına ve saadet-i ebediyyeye yâni sonsuz saadete kavuşmaya vesîledir. Peygamberimiz (Namaz nûrdur.) buyurdu. Yâni, dünyada kalbi parlatır. Âhırette sırâtı aydınlatır.

Namazda yapılması emrolunan her hareket, kalbe ve bedene faydalar sağlamaktadır. Câmilerde cemâat ile namaz kılmak, müslümanların kalblerini birbirlerine bağlar. Birbirlerinin kardeşleri olduklarını anlarlar.

İbâdetlerin hepsini kendinde toplayan ve insanı Allahü teâlâya en çok yaklaştıran yararlı şey, namazdır. Peygamberimiz, (Namaz dînin direğidir. Namaz kılan kimse, dînini kuvvetlendirir. Namaz kılmayan, elbette dînini yıkar.) buyurdu.

Gençlerin ibâdet etmeleri, namaz kılmaları daha kıymetlidir. Çünkü, nefislerinin kötü isteklerini kırmakta ve ibâdet etmek istememesine karşı gelmektedirl
Logged
21 Ocak 2008, 18:42:45
hkumcu3

zümra

Isınıyorum

*


Üye No : 6584

Nerden :

Konu  : 42

Mesaj : 558

Aldığı Teşekkür 6
Offline
« Yanıtla #6 : 21 Ocak 2008, 18:42:45 »

NICIN NAMAZ KILALIM 




Her insan, hayatın coşkun denizinde, özellikle zorluk ve sıkıntı anlarında, kendi derin ıstırap ve kaygılarını yatıştırmak için sağlam bir manevi sığınağa ihtiyaç duyar. Gerçek şu ki bu sığınak Allah’ı anmaktan başka bir şey olamaz.

Allah Teala şöyle buyurur:

...Bilin ki, ancak Allah’ı anmakla kalpler güvene kavuşur.(1)

Yüce Allah’ın bizim ibadetimize hiçbir ihtiyacı yoktur; ama bizler, Allah’a ve onunla ilişki vesilesi olan ibadet ve namaza muhtacız. Namaz, kul ile Yüce Allah arasında sürekli bir irtibat vesilesidir. Zayıf ve güçsüz insanın, güçlü ve kadir olan Allah Teala ile bu manevi ilişkisi, çeşitli zorluklar karşısında insana güç verir. Hayatın zorluklarında şaşkınlığa uğramış insan, sadece Allah’a yönelmekle huzura kavuşabilir ve namaz insanın Allah’a yönelmesini, O’na bağlanmasını sağlar. Çünkü niyet, iftitah tekbiri, fatiha ve fatihadan sonra bir surenin okunması, rüku, secde, teşehhüt, selam ve namazın diğer vacip ve şartları insanın kalbini Allah’a yönlendirecek özelliğe sahiptir. Namaz kılan bir mümin, her gece ve gündüz, beş defa bütün varlığıyla Allah’a yönelmektedir.

Bir pusulanın denizdeki gemiye hedefe doğru kılavuzluk etmesi gibi namaz da mümini, sürekli olarak, en yüce hedef olan lıkaullahh’a (Allah’a kavuşmaya) doğru kılavuzluk etmekte ve onu yanlış yollara sapmaktan korumaktadır.

Resulullah (Allah’ın salat ve selamı ona ve Ehl-i Beyt’in’e olsun) şöyle buyuruyor:

“Mümin namaza başladığında, Allah Teala, namazı bitirinceye kadar lütuf ve merhamet ile ona bakar ve o ilahi merhamet gölgesinde yer alır; onun etrafını göğün ufuklarına kadar melekler sarar ve Yüce Allah bir meleği onun baş ucunda durup şöyle demekle görevlendirir: Ey namaz kılan! Eğer kimin sana baktığını ve kiminle raz-u niyaz ettiğini bilseydin, asla bu yerinden ayrılmazdın ve başka bir şeye ilgi göstermezdin.”(2)

Başka bir hadiste de şöyle yer almıştır:

“Eğer namaz kılan Allah’ın azamet ve yüceliğinin ne derecede onu sardığını bilseydi, başını secdeden kaldırmak istemezdi.”(3)

Sekizinci İmamımız Rıza (a.s) namazın farz oluş hikmetini açıklarken şöyle buyurmuştur:

“Namaz, kulun kendi Mevla ve yaratıcısını unutmayarak kendi haddini aşmaması için gece-gündüz Allah Teala’yı anmasını sağlar. Allah’ı hatırlamak ve O’nun huzurunda ibadet için kalkmak, insanin günaha düşmesine engel olur ve onu çeşitli fesatlara düşmekten kurtarır.”(4)

Yine Resulullah (Allah’ın salat ve selamı ona ve Ehl-i Beyt’in’e olsun) namaz hakkında soran birisine şöyle buyurmuştur:

   “Namaz dinin hükümlerindendir; Yüce Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak vesilesi ve peygamberlerin apaçık yollarındandır. Namaz kılan, melekler tarafından sevilir. Namaz; hidayet, iman, marifet ve rızkının bol olmasına vücudunun sıhhatine vesiledir. Namaz, şeytanı üzer ve kafirlere karşı da bir silahtır. Namaz, duanın icabet olmasına ve diğer amellerin kabul olmasına vesile olur; namaz müminin ahireti için bir azık, ölüm meleğine karşı şefaatçi, kabirde yoldaşı ve sergisi, nekir ve münkerin kabirdeki sorularına karşı cevabı, kıyamet günü namaz kılanın tacı, yüzünün nuru ve elbisesi, ateşe karşı korunağı Yüce Rabbine karşı delili ve bedeninin ateşte yanmaktan koruyucusu, sırattan geçiş izni, hurilerin mihri ve ebedi cennetin karşılığıdır. Kul, namaz ile yüce makamlara ulaşır; çünkü namaz, Allah’ı her eksiklikten tenzih etmek, O’nun tekliğine şahadet getirmek, O’na hamd etmek, tekbir getirmek O’nu övgüyle anmak, takdis etmek, zikir ve dua etmektir. (5) 

Namaz, Yüce Allah’a karşı şükür etmektir. Allah’ın bize verdiği nimetleri saymak mümkün değildir; bu nimetler karşısında namaz küçük bir teşekkür mesabesindedir.

Dördüncü Masum İmam Zeyn’ul Abidin (a.s) şöyle naklediyor:

Büyükbabam Resulullah (s.a.a), çok ibadet eder ve namaz kılardı; namaz için ayakta durmaktan ayakları şişmişti. Kendisine, “Senin geçmiş ve gelecek tüm günahlarını Allah Teala, bağışlamış olmasına rağmen(6) neden bu kadar kendini zorluğa düşürüyorsun?” denince, Resulullah, “Acaba ben şükür eden bir kul olmayayım mı?” diye cevap verdi.(7)

Allah ibadet ve kulluğa layıktır. Hz. Ali (a.s) kendi duasında şöyle diyor:

Allah’ım ben sana cehennemin azabının korkusundan veya cennete olan özentiden ibadet etmiyorum. Seni  , kulluk edilmeye ve ibadet olunmaya layık bulmuşum; sana ibadetim bu yüzdendir.(

Namaz kılmak erginlik çağına ulaşan akıl sahibi her insana, tüm şartlarda farzdır. Hatta savaş meydanında savaş halindeki bir kimsenin veya suda boğulmakta olan bir insanın bile namazı belirlenen kısa şekilde yerine getirmesi gerekir.

Namazın dindeki manevi önemi yüzünden din önderleri namazı dinin direği olarak nitelendirmiş ve bilerek namaz kılmayanın, dinini tahrip ettiğini açıklamışlardır.(9)

İmam Cafer Sadık (a.s)’dan Yüce Allah’a en güzel yakınlaşmak vesilesi nedir diye sorulunca “Allah’ı tanımaktan sonra Allah’a yakın olmak için namazdan daha önemli bir şey olduğunu bilmiyorum” demiştir.(10)
« Son Düzenleme: 21 Ocak 2008, 18:52:27 Gönderen: hkumcu3 » Logged
21 Ocak 2008, 20:20:42
asva

Alışıyorum

*


Üye No : 2505

Nerden :

Konu  : 19

Mesaj : 371

Aldığı Teşekkür 3
Ne anlar (ebu cehil ) ahvalimizden
Offline
« Yanıtla #7 : 21 Ocak 2008, 20:20:42 »

FILISTINDE NAMAZ


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Logged

Sen anilan guzel bir soz ol! Zira insan hakkinda soylenilen sozden ibarettir.
21 Ocak 2008, 20:28:23
asva

Alışıyorum

*


Üye No : 2505

Nerden :

Konu  : 19

Mesaj : 371

Aldığı Teşekkür 3
Ne anlar (ebu cehil ) ahvalimizden
Offline
« Yanıtla #8 : 21 Ocak 2008, 20:28:23 »

Prof. Dr. Mim Kemal Öke’nin Namaza Başlayışı
>>


Tanınmış akademisyen-yazar Prof. Dr. Mim Kemal Öke, namaza nasıl
>>başladığını yazdı. İşte Prof. Dr. Öke’nin ilk kez Konya’da yerel
>>bir gazetede yayımlanan ve her paragrafı anlam yüklü, düşündüren
>>öyküsü. “Mir’acin Senin!” İmanı ibadetle tamamlamak gençlik
>>yıllarıma nasip oldu. “Bu eşiği geçişim, gurbetteki eğitimim
>>sırasında, kendimle yüzleşmem ile başladı” gibime geliyor.
>>
>>Avrupa’da Pazar günleri Hıristiyanların ibadet günleridir. Kilise
>>çanlarıyla başlayan bu günde, Hıristiyanlar en temiz elbiselerini
>>giyerek, ailece kiliselere koşarlar. O gün spor müsabakaları, hatta
>>bazı yerlerde barlar, restoranlar bile kapalıdır. İste böyle bir
>>ortamda yedi yıl yaşadım ben… Pazarları dinlenme günümdü. Ama
>>yapacak bir meşgale bulamaz; kendimi bu haftalık teneffüs
>>sürecinde, yalnızlaş(tiril)miş hissederdim. Hatta birazda galiba,
>>Hıristiyanlara imrenirdim. Onların o günü ulvî bir atmosfer içinde
>>geçirmelerini kıskanırdım. O zamandan sormaya başladım kendime;
>>”Sen nesin?” Dinin, kişinin kimliğinde temel taşı olmasını
>>kavramıştım çok şükür. Ama ya ben? Evet, ailem daha küçükken bazı
>>sure ve ayetleri ezberletmişti. Hatta “yatmadan önce Allah’a dua
>>etmemi” de tembihlenmişti. İyi niyetli ebeveynlerim şehirli
>>uygarlık içinde büyüttükleri evlatlarını, adeta
>>”protestanladırılmıs bir din telâkkisi” içinde, modern” Müslüman
>>olarak görmeyi arzuladıklarından olsa gerek, “kabahat de ibadet de
>>gizlidir” zihniyetiyle, Allah’a gecenin o ıssızlığında el açmamızın
>>uygun düştüğünü belletmişlerdi bana. Din şahsi, belki de mahrem bir
>>olguydu onlara göre… Üniversite ise sorgulama insiyaki açar
>>insanda. Benim okulum da dünyanın en saygın üniversitesiydi.
>>Kurulusu XII. Yüzyıla inen bir müessese. Akademik hayatin
>>gerçekleştiği bir alem vardı, birde günlük yaşantının geçtiği
>>müstakil kolejler… her biri bir Hıristiyan azizin ismini
>>taşıyan bu kolejlerden birinde kalıyordum. kolejlerin her birinin
>>bünyesinde ”chapel” dedikleri kilisecikler bulunuyordu. Bu
>>kiliseler tarihi özellikleriyle hem bir turist uğrağı, hem de
>>öğrencilerin ibadetlerine tahsis edilmiş tapınaklardı. Üniversite
>>açıldıktan sonra, kolej yetkilileriyle öğrencilerin tanışma
>>çaylarından birinde, kolejin papazı yanıma geldi. “-Siz kimsiniz?”
>>dedi. “Biz sizinle chapel’de hiç karsılaşmadık.” Doğrusu
>>endişelenmiştim. Olur ya, Papaz efendi; “bu üniversitede kiliseye
>>devam etmeyenleri dışlarız.” Derse ne yapardım? Yani onca zorlukla
>>girdiğim üniversiteyi bırakıp, Türkiye’ye mi dönecektim? Papaza
>>biraz da mahcup bir tavırla; “Affedersiniz, ben Türk ve
>>Müslüman’ım…” diyebildim, o kadar… Ürkek halimi gören papaz,
>>derhal özür dilercesine sözü değiştirdi. Ve sudan konulara doğru
>>bir gedik açtı. Birkaç hafta geçti oradan. Bu kez bir arkadaşım,
>>kolej bahçesinde beni görünce; “Hey, papaz seni çağırıyor.” Demez
>>mi! Korktuğum başıma geldi, diye iç geçirdim. Oysa ki papaz beni
>>güler yüzle karşıladı. “Otur!” dedi. “Bu ülkede siz Müslümansınız.
>>Sizin de ibadet etmeye hakkınız var. O nedenle ben üniversite
>>yetkilileriyle görüştüm. Müslüman öğrencilerin de, ibadetlerini
>>aksatmamaları için, bir oda tahsis etmeye karar verdik. Gelin o
>>odayı gezelim. Uygun olup olmadığını söyleyin bize. Uygunsa o zaman
>>tefrişi için ne gerekiyorsa temin ederiz. Tabii, üniversite
>>bütçesinden.” Şaşırmıştım. O günden itibaren Aziz Rasmus’un odası
>>bir mescide çevrildi. Hem de ayni mahalde bir Türk Cemiyetinin
>>temelleri atılarak. Papazın bu jestine karşılık; “-Biz Müslümanlar
>>namazımızı, her yerde, odamız da kılarız” diyemedim. Hem toplu
>>halde kılınan namazlar için böyle mekân bulunmaz bir nimetti…
>>Herhangi bir Müslüman Derneğinin bulunmadığı bu küçük üniversitede,
>>namaz bile kılmak alışkanlığı olmayan benim üzerime kalmıştı.
>>İmamlık… Türkiye’den uzaktım. Kime yazıp, bana malzeme gerek
>>diyecektim. İmdadıma üniversite kütüphanesi yetişti. Türk-İslam
>>Literatürünün, hem de orijinal dillerinde bolluğu, bu üniversitenin
>>şarkiyat fakültesinde ne kadar vukufla öğretildiğini anlamamı
>>sağladı. İlmihale dalıp, neredeyse bütün derslerimi bıraktım.
>>Üstelik İbrani, İsevi başlangıcıyla… Hepsini taradıktan sonra;
>>”-İyi ki Müslüman’ım” dediğimi hatırlıyorum. Taklid-i imandan,
>>tahkik-i imana o safhada geçmiştim herhalde. Toparlandığım bilgiler
>>ile hem kendi namazlarımı kılıyor, hem de öğleleri üniversitenin
>>Müslüman asilli öğrencilerini, duvarlara yapıştırdığım ilânlarla
>>mescide çağırabiliyordum. O günlerde kolejde ayni suiti paylaştığım
>>arkadaşım temiz bir İngiliz idi. Bir gün ibadet için yatak odama
>>çekilip, kapıyı da kilitlemiştim. Bizim ki kapıyı vuruyor, bir
>>daha… Dışarı çıkıp, sarmaşıklara tutunarak, balkona tırmanıyor.
>>Oradan girmek isterken, kolej yetkililerine yakalanıyor. Vaziyeti
>>anlatıyor. Onlarda şüphelenerek, bir yedek anahtarla cümbür cemaat
>>kapıyı acıyorlar ve görüyorlar ki, adam namaz kılıyor. Binlerce
>>defa özür dilediler. Ama arkadaşım o gün hayli sitem etti bana.
>>”Niye kapıyı kilitledin? Ben seni rahatsız mi edecektim? Kınayacak
>>mıydım? O kadar kalpsiz ve imansız biri miyim ben? Sana bir şey
>>oldu zannedip, telâşlandım” dedi. O gün ibadetten utanılmaması
>>gerektiğini öğrenmiştim. Noel tatilinde. Türkiye’deydim. Aileme
>>kavuşmak çok güzeldi. İlk gün namazımı aksatmamak için odama
>>çekildim. Hani o eski alışkanlığım var ya, kapıyı da kapamıştım. Bu
>>kez kilitlemedim. Namazım sırasında annem bir şey söylemek için
>>odama girdi. Durakladı, çıktı. Sonra babamla fısır fısır
>>konuştuklarını duydum. Ses etmediler. Sorgulamadılar. Birkaç namaz
>>daha geçti. Annem devamlı kılıp, kılmayacağımı sordu. Başımı
>>salladım. Üstünde durmayacaklar sandım. Ertesi gün sanki benimle
>>ciddi bir şey konuşmak ister gibi karşıma dikildiler. Bu kez babam
>>sordu. “-Evladım, sakın ola ki, İngiltere’de bu aşırı İslâmcı
>>gruplara falan takılmış olmayasın? Bu değişiklik niye?” Güldüm.
>>Anlatmaya çalıştım onlara. Dinlediler. Ne onay, ne itiraz… Nötr
>>bir ifade ile… Bir gün sabah namazına kalkmıştım. Gürültülerden
>>anladım ki, onlarda ayaklanmış, odama girmiş, arkamda duruyorlar.
>>Seyrediyorlar beni… Selâmlarımı verdim. Seccadeyi katlıyordum ki,
>>babam “Dur” dedi. Meraklı gözlerimi onlara çevirince, annemin
>>basındaki başörtüsünü fark ettim. “-Biz sana bir şey söylemek
>>istiyoruz” Bir anlık sessizlik; “-Bize de kılmayı öğretsene…”
>>Annem de “hem de hemen” dercesine başını sallıyordu. İşte o günden
>>sonra namazlarını hep kıldılar. Üstelik bunu benden imrendiklerini
>>iftiharla söyleyerek… Hatta babam zaman zaman yanıma gelip,
>>nafile namazlarının günde kırklı, ellili, yüzlü rakamlara vardığını
>>müjdeledi bana… Çocuklarıma yaşları gelince hiçbir şeyi empoze
>>etmedim. Bu, onların inisiyatifi ile gelişmeliydi. Ancak bizi
>>görüyorlardı. Oğlumun ne zaman namaza başladığını hatırlamıyorum.
>>Lise yıllarında Ramazan’da teravihe ve bayram namazına gidişimiz
>>dışında belleğim bir şeyi kaydetmemiş. Ergenlik cağında bile edepli
>>olan oğlum, arada bir yanıma gelir, dini meselelerden söz eder,
>>daha doğrusu sorardı. Ben de dilim döndüğünce anlatırdım ona..
>>Sonra, o da babası gibi üniversiteyi yurt dışında okumaya başladı.
>>Ramazan’a yakın seccade istedi bizden. Kargo ile hemen gönderdik.
>>Beş vakit namaz kılmaya başladığını söylüyordu. Orucunu ise
>>ortaokuldan itibaren, aksatmadan tutmuştu. Erken yattığımız bir gün
>>telefonumuz çaldı. Oğlumdu. Telâşlı, hatta biraz korkmuş bir ses
>>tonu vardı. Titrediğini hissettim. Ağlamaklıydı. Ya da ağlama
>>sonrası bir hal. Benimle konuşmak istiyordu. “-Baba, ne oldu
>>biliyor musun? “Eyvah, diye iç geçirdim. (O saatte kötü bir haber
>>alma endişesiyle…) “-Namaz kılıyordum. Kapım kapalıydı. Bir anda
>>bir rüzgar doldu içeri. Odada dolaştıktan sonra adeta bir hortum
>>gibi beni odakladı. İçime girdi sanki. Ve o anda sanki arkamda biri
>>ile birlikte namaz kılmış gibi olduk.Sonra ayni rüzgâr perdeleri
>>yalayarak, pencereden çıktı, gitti. Bir ağlama tuttu beni.
>>Gözlerimden yaşlar boşaldı. Vücudumu titreme aldı. Hâlâ o halin
>>içindeyim. Bana ne oldu baba?” Ne dersiniz? Ne anlatırsınız? Tefsir
>>edecek kadar ehil de değiliz ki!… -Mübarek olsun oğlum. Bir ikram
>>sunulmuş olmalı sana…” Bu sözlerimin ne mânâya geldiğini anladı
>>mı, kavrayabildi mi, bilmiyorum. Zaten ben de anlayamamıştım ki
>>zuhuratı. Ne var ki, ben; evet ben!… Gıpta ettim herhalde oğluma.
>>Bana öyle bir hâl nasip olmamıştı. Yani açıkçası onu hem kıskandım.
>>Hem de telâffuzu imkânsız bir hoşnutluk içine girdim. Oğlumdan on
>>yaş küçük kızıma gelince… Yaradılışın efsanesi çeşitliliğin bir
>>nişânesi olarak, sıra dışı bir çocuktu o… Ve daha yürüyemeden
>>namazını kildi yavrum. Onu kucağımıza alıp, bir Allah dostunu
>>ziyarete gitmiştik esimle birlikte. Allah dostunun hane-i saadeti
>>kalabalıktı. Hepsi de “gözyaşı uygarlığının” fertleri. Sessizliğin
>>konuştuğu, ruhaniyetin sarmaladığı o atmosferde talimat uyarınca
>>çocuğu Allah fakirinin önüne bıraktık. Eller acildi Yaradan’a…
>>Dudaklar kıpırdadı. Ve kızımız, herkesin yaşaran gözleri şahit
>>olduğu gibi, sanki Yüce Efendisi’nin huzurundaymiscasina kendi
>>safiyeti içinde ilk namazına başladı. Hayır, bu “halisunasyon”
>>olamazdı. Göz yanılması hiç değildi. Yürekler kabarıp, taşacak gibi
>>olmuştu. O anda bebeğime doğru hamle yapıp, yanık bağrıma basmak
>>istedim onu… Ama kıpırdayamıyordum. Bir el kolumu tuttu. Hıçkıran
>>annesiydi bu.. Ani el ele paylaşmak istemişti benimle. Göz yaşların
>>adeta hicap perdesi oluşturmuş, hakikati gizler bir misyon
>>yüklenmişlerdi. Bu “türbülans” ne kadar sürdü, nasıl ölçeyim. Bir
>>sure sonra Allah dostuna çevrildi gözlerim. Avuçları yüzünü
>>sıvazlarken, ter boncukları da silmiş oluyordu. Gözlerini açtığında
>>cemâlden, celâle gecesinin bâriz hatları yüzünde şekillenmişti.
>>”-Haydi, geçmiş olsun, artık gidin!” dedi. “Gelmemeniz de olurdu.
>>Gıyabınızda okurduk. Biz de merasim yoktur. Bu is kalp isidir.” Biz
>>de sessizce kapının yolunu tuttuk. Teşekkür etme nezaketi
>>gösterebildik mi, hatırlamıyorum. Ama bir daha o kapıdan
>>ayrılmadım. Kızımız bize bereket getirmişti. Yürüdü, uyudu. Okula
>>başladı. İslerim acildi. Yeni bir sitede ev almak istedik.
>>Seçenekler kondu önümüze. Birini beğendik. Biraz ufak ama
>>kaliteliydi. Ödeme plânımız ev sahibinin beklentisinin gerisinde
>>kalıyordu. Yeni evin içinde dolaşıyor, hanımla hesap yapıyorduk.
>>Hülyanın maddi bedeli yok ya, geziniyorduk iste… Bir ara
>>kızımızın yokluğunu fark ettik. Acaba kapıyı açıp, dışarı mı
>>çıkmıştı? Aman kaybolmasın diye kapıya doğru hamle yaptım. Salona
>>girdiğimde rükudaydı. Namaz kılıyordu. Gözlerim beni aldatıyor
>>olmalıydı. Takla mı atacak oyun mu oynuyor dememe kalmadı. Namazına
>>devam etti. O günlerde beş yaşındaydı. Ve namaza durmuştu. Kıblesi
>>de doğruydu, hareketlerinin insicamı da… Durdum, onu seyrettim.
>>Arkadan emlâk danışmanı ve hanim da ayni sahneyi hayretle
>>izlediler. Şaşkınlık sükûnetini ben bozdum. “-Burayı alıyorum!…”
>>demiştim. O daireyi aldık. Sıkışmadan da ödedik. Simdi ben, her gün
>>beş vakit kızımın o namaz kıldığı yerde, ibadetimi yapıyorum. Yine
>>günlerden bir gün, namazımı yeni bitirmiştim ki, anaokuluna giden
>>kızım yanıma geldi. Söyle bir baktı bana, ve dudaklarından;
>>”-MIR’ACIN SENIN!” sözleri döküldü. Önce tam duyamadığımı sandım.
>>Tekrarlattım. “-MIR’ACIN SENIN!” Sonra çocuksu bir ifade ile
>>uzaklaştı yanımdan. Bir şarkı mırıldanıp, bebekleriyle oyuna
>>daldı. Belki namaz en ulvî mânasıyla, en güzel böyle
>>anlatılabilirdi. “Bu sözü oğluma, o gece telefon edişinde niye
>>söyleyemedim.” Diye hayıflandım kendi kendime… O anda; ilk namazı
>>anne ve babama nasıl ben öğretmişsem, benim çocuklarımda bana bir
>>şeyler öğretiyorlar gibime geldi. Geriye doğru bakınca sadece ilk
>>namaz hadisesi “şahdamarından YAKIN’IN” esrarını, bir hardal tanesi
>>kadar bile olsa anlamaya başladığımı hissettim.
 
« Son Düzenleme: 21 Ocak 2008, 20:30:11 Gönderen: asva » Logged

Sen anilan guzel bir soz ol! Zira insan hakkinda soylenilen sozden ibarettir.
23 Temmuz 2008, 14:19:34
melekkübra

Yeniyim

*


Üye No : 34760

Yaş : 18

Nerden :

Konu  : 0

Mesaj : 9

Aldığı Teşekkür 0
Offline
« Yanıtla #9 : 23 Temmuz 2008, 14:19:34 »

allah razı olsunnnnnnn
Logged

Sevgi söz değil özdür.
Sevgi kağıda yazılmaz, kalbe kazınır.
Sevgi, ya var, ya da yoktur.
23 Temmuz 2008, 15:39:38
BERRE

BERRE

Isınıyorum

*


Üye No : 21176

Nerden : uzun ince bir yol

Konu  : 42

Mesaj : 900

Aldığı Teşekkür 2
Offline
« Yanıtla #10 : 23 Temmuz 2008, 15:39:38 »

allah razı olsunnnnnnn
Logged

ஐ◄███▓▒░░ LA İLAHE İLLALLAH░░▒▓███►ஐ
03 Ağustos 2008, 20:54:20
eymene

Yeniyim

*


Üye No : 36503

Nerden :

Konu  : 2

Mesaj : 34

Aldığı Teşekkür 1
Offline
« Yanıtla #11 : 03 Ağustos 2008, 20:54:20 »

Allah bizi hakkıyla namaz kılanlardan eylesin
Logged

04 Ağustos 2008, 19:02:24
Tefekkür

Kopamıyorum

*


Üye No : 572

Nerden :

Konu  : 222

Mesaj : 1,234

Aldığı Teşekkür 15
Vakit imanı kurtarma vakti!
Offline
« Yanıtla #12 : 04 Ağustos 2008, 19:02:24 »

 Konuyu açan kardeşimden Rabbim razı olsun mekanın cennet olsun kardeşim.Bu konu sabitlense ne güzel olur.
Logged

Düşün,Anla ve Ağla..
Anahtarlar:
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Baba Ben Sehit Olmaya Gidiyorum Cihad CeNNeT 1 730 Son Mesaj 09 Mayıs 2007, 01:49:34
Gönderen: VuSLaT
Bugün Namaz için ne yaptın??? Namaz selnur 3 525 Son Mesaj 05 Kasım 2008, 22:09:42
Gönderen: eflal