İslam Forumu - İslami Forum
Kullanıcı Adı Sürekli Bağlı Kal
Şifre:
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Motosikletli Ebuzer  (Okunma Sayısı 290 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
13 Mayıs 2008, 01:38:13
Gülüşü Yaralı

Ziyaretçi

« : 13 Mayıs 2008, 01:38:13 »






Motosikletli Ebuzer


80'lerin ilk yarısıydı ama, kesin hatırlamıyorum hangi yıl olduğunu. Bana getirildiğinde ortaokul talebesiydi. "Bu Hakan Albayrak" diye tanıştırmışlardı öğrenciler. Sarışın fiziğinin içinde Malcolmvari bir esmer öfkeyi taşıdığını farketmekte gecikmedim; esmer, soylu ve üretken bir öfke.

Hakan birçoklarının bir 'toksin' gibi atıldığı bu 'fitne sürecinde', hep o soylu öfkesini değer üretmekte kullanmayı bildi. "Esas duruş"unu kaybetmiş omurgasız bir yığın insan arasında sevgili Hakan'ın hâlâ "esas duruşunu" bozmadığını gösteren "Çabukroman" (bu 'yeni' türün isim babası Murat Zelan), şu satırlarla başlıyor:

"Rüyasında Ebû Zerr'i görmüş her zaman olduğu gibi. Ebû Zerr çölde can çekişiyormuş. O esnada oradan bir kervan geçiyormuş. Karısı kervanın önüne atılıp "Ey Allah'ın kulları! Şurada yatan adam Ebû Zerr'dir; ölmek üzeredir. O soylu, o yoksul adama bir kefen sunacak kimse yok mu içinizde?" diye haykırmış. Kervandakiler ürpermişler: "Ne? Ebû Zerr mi? Yitik vicdanımız!" demişler. Hemen koşup Ebû Zerr'e bir kefen sunmuşlar. Ebû Zerr son bir gayretle doğrulup kefenin kamu malı olup olmadığını sormuş. "Değildir" demişler. "O halde kabulümdür" demiş Ebû Zerr. Kelime-i şehadet getirip ruhunu teslim etmiş. Son nefesi yüzyılları aşıp dostum Ebuzer'i bulmuş. Ebuzer titreyerek uyanmış. Kalkmış, giyinmiş, kuşanmış ve yola koyulmuş. Yolda beni görünce durmuş.

"Üstad" dedim, "ne var ne yok sorusuna bundan daha muhtevalı bir cevap almamıştım hiç... Bu aralar işsizim. Sana birkaç gün takılabilir miyim?"

Bavyera yapımı antik motosikletinin sepet kısmını işaret edip atlamamı söyledi. Vira Bismillah! Eski Türk denizcileri gibi "Ey rüzgâr, ne yandan esersen es; her yer bizimdir" diye gürleyerek yola koyulduk."

Dücane'nin dediği gibi, gerçekten 'şairce' bir tasarım Ebuzer. Aynı zamanda "tevbe" gibi, "istiğfar" gibi bir özeleştiri. Okuyanın dikkatini 'onlara' değil 'bize' çekiyor. Kaçamak yapmadan, hık-mık etmeden, "esas duruşunu bozanları" sorguluyor. Ebu Zerr'in, İslami hilafeti saltanata dönüştürme eğilimlerini sorgulayıp keskin diliyle her türlü sapmanın üzerine korkusuzca gidişini hatırlatıyor bu motosikletli Ebuzer. Bakınız, siyasete ahlakı taşıyamayınca 'siyasetin olmayan ahlakına' taşınan Müslüman bir 'siyasetçi kardeş'e neler diyor:

"Dinle siyasetçi kardeş! Spike Lee'nin bir filminde yaşlı bir ayyaş önüne gelene Hey doktor, doğru olanı yap diyor. Bu laf çok doğru bir laftır, doğru olanı yapmak lazım. Ve doğru olanı doğru olduğu için yapmak lazım. Mesela danışmanların bir huzurevi ziyareti imajınız açısından hiç fena olmaz dediği için değil, hakikat itibarı ile hiç fena olmadığı için ziyaret etmelisin huzurevini. Bu arada imajının açısından dem vuran danışmanların olmamalı tabii. Her şey sahici olmalı, Peygamber gibi. Öyle olursa gelir gelecek olan.

Mânen ve maddeten. Yani hem buhur kokusu dolanır kafamızda, hem işçilerin alınteri kıymete biner, hem de Kosova'ya İslam bayrağını dikeriz. Hatta Belgrad'a. Hatta Londra'ya. Yerimizde saymamız da muhtemel tabii. Ve yerimiz yer oldu mu hiç sorun değil bu; Ebû Zerr'in Ebû Zerr olduğunu kim inkâr edebilir?"

Bu satırlarda, imanın işlevinin sahibini "evrensel insan" yapmak olduğunu, imanın iktidarda olduğu bir yüreğin milli misak sınırlarıyla yetinmesinin mümkün olmadığını görüyorsunuz. Bir Bosna'da, bir İstanbul'da, bir Afganistan'da bir İran'da görünüyor Ebuzer.

Hakan'ın şair yanı da görünüyor, şu okumasını bilene çok şeyler söyleyen dizelerde:

işte böyle sevgili humeyni
seni pink floyd'un bir şarkısıyla anmak da varmış
how I wish you were yere
bu beş yıldızlı otelde
rulet masasının dibinde
islam felsefesini tartışırken üstadlarımız
pat diye peydah olmalıydın sen
yerde, eski bir seccadenin üstünde
oturup öylece susmalıydın
bir de mehdi haşimi olmalıydı yanında
bre gafiller diye gürlemeliydi
kurşun geçirmez camlardan halkın sesi geçer mi?
ah hurma dalları
yoksul mescidim

Evet, eminim ki, benim gibi sizi de duygulandırdı Ebuzer; içinizin nicedir pörsümeye yüz tutmuş yanlarını yeniden canlandırdı. Bu dizeler bana şimdilerde "pasif nesnesi olduğumuz" dünyanın "aktif öznesi olduğumuz" günlerini hatırlatıyor. Dahası, Hz. Peygamber'in, Hendek Günleri'nde, açlıktan karınlarına taş bağlayan ashabına Bizans ve Pers saraylarının yıkılışını müjdeleyişini hatırlatıyor.

Milli Gazete'deki tefrikasının sonuna yetiştiği için hayıflanacak olanlar merak etmesinler; tahminim o ki, Ebuzer kitaplaşacak. Yüreğine sağlık sevgili Hakan!


Yeni Şafak



Logged
13 Mayıs 2008, 01:47:34
hızır-murad

خدا را

Minare Team

*


Üye No : 15934

Yaş : 126

Nerden :

Konu  : 12

Mesaj : 702

Aldığı Teşekkür 4
Sen dilemedikten sonra asla.........
Offline
« Yanıtla #1 : 13 Mayıs 2008, 01:47:34 »

Paylaşım için teşekkürler
Allah Celle Celalühü razı olsun.
Logged

(-0) + (+0)=   -0,0 (1'e hasret kaldım)

Ölümün bana uzak olduğu kadar ölüme aşığım.
13 Mayıs 2008, 13:59:35
VuSLaT

Admin

*


Üye No : 11

Nerden :

Konu  : 1283

Mesaj : 9,756

Aldığı Teşekkür 188
Vuslatın Kalbimde Lâle...
Offline
« Yanıtla #2 : 13 Mayıs 2008, 13:59:35 »

Paylaşım için teşekkürler
Allah Celle Celalühü razı olsun.

Logged

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Anahtarlar:
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf
İhya İfexi İlahi Sözleri