| 15 Eylül 2007, 21:01:45 |
|
|
 |
« : 15 Eylül 2007, 21:01:45 » |
|


Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?" Bakın göstereyim demiş, ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasındanda derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. "Ermiş bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. Peki demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine şimdi demiş ermiş, sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyurun" deyince, her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içirmiş. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan işte demiş ermiş, 'kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse,o aç kalacaktır. ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz ve şunu da unutmayın, gerçek pazarında alan değil, veren kazançtadır daima. [/color]
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 17 Eylül 2007, 09:51:12 |
|
|
 |
« Yanıtla #1 : 17 Eylül 2007, 09:51:12 » |
|
Örneğini Peygamber'lerinden alan Mü'minlerin birbirlerine karşı davranışları da tamamiyle peygamberâne olmalıdır. Cömertliğin zirvesi bu halin en güzel numunelerini sahabe-i kiramda ... Misafir yemeğini yerken Ebu Talha ve eşi boş kaşıklarla dönüyorlar çorbaya. Misafir doyuyor,  Razı Olsun diyor ve istirahata çekiliyor. Rabbim bizlerede bu sahabe şuuru nasip eylesin inş.Onların yaşantısından sadakatından vefasından alacak çok örneğimiz dersimiz var.  cc razı olsun kıymetli paylaşımınız için.
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| 20 Eylül 2007, 01:49:47 |
|
|
 |
« Yanıtla #2 : 20 Eylül 2007, 01:49:47 » |
|
SEVGİYİ ÇOK GÜZEL BİR ANLATIM,SEVGİ GÜNEŞ GİBİDİR BENCE SÜREKLİ ENERJİ VEREN AMA ASLA KAYNAĞINDA AZALMA OLMAYAN BİR GÜÇ,İSTEDİĞİNİZ KADAR DAĞITIN,ONU BAŞKASINDAN SAKINMAK HASİSLİKTİR
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 20 Eylül 2007, 01:52:14 |
|
|
 |
« Yanıtla #3 : 20 Eylül 2007, 01:52:14 » |
|
 cok guzel bir paylasim 
|
|
|
|
|
Logged
|
Mezardakilerin pisman olduklari seyler icin dunyadakiller birbirlerini yiyorlar
|
|
|
|
|
|
|
| 17 Aralık 2007, 17:36:02 |
|
|
 |
« Yanıtla #6 : 17 Aralık 2007, 17:36:02 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
MUTLULUK DİKENLER ARASINDA BÜYÜYEN GÜL'DÜR... SEVGİ VE ÖLÜM İNSANA HER ŞEYİ HATIRLATIR... SEVGİM RASULUME VE RABBİME DUYDUYUM AŞKTIR... ÖLÜM İSE SEVDALIYA KAVUŞMAKDIR...
|
|
|
| 08 Ocak 2008, 00:05:42 |
|
|
 |
« Yanıtla #7 : 08 Ocak 2008, 00:05:42 » |
|
Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?" Bakın göstereyim demiş, ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasındanda derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. "Ermiş bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. Peki demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine şimdi demiş ermiş, sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyurun" deyince, her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içirmiş. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan işte demiş ermiş, 'kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse,o aç kalacaktır. ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz ve şunu da unutmayın, gerçek pazarında alan değil, veren kazançtadır daima.  emeğine sağlık çok güzeldi... 
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| 08 Ocak 2008, 00:21:52 |
|
|
 |
« Yanıtla #8 : 08 Ocak 2008, 00:21:52 » |
|
bir de benim için duaya dur Şiraze. O'nu benim için bana iste. “dahası yok” de “kâbili yok” de “tâkati yok” de “öğrenemedi yolda nasıl yürünür nasıl ve nerede durulur kimin koluna girilir de gidilir” “öğrenemedi” de. “bir taşa yastık diye nasıl baş koyulur.” “bir gecede bin rek'ata nasıl durulur.” “bir yürek nasıl hamur gibi yoğrulur.” “nasıl her söz sessiz yutulur, nasıl tutulur sırrı âlemin, nasıl olunur.” nasıl olunur nasıl olunur Şiraze. bir de benim için Şiraze, nemli gözlerinin ifadesine beni doldur da yüreğini aç. “ah” de “sonun arkası sabah” de “tüm arzusu salâh” de “Ceyhun'da serinlemek dünyaları bir secdeye vermek ötelere kanat çırpa çırpa gitmek bir tebessüm ile göçmek...” diyebildiğin ne var ise de Şiraze.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 12 Ocak 2008, 12:15:20 |
|
|
 |
« Yanıtla #9 : 12 Ocak 2008, 12:15:20 » |
|
bir de benim için duaya dur Şiraze. O'nu benim için bana iste. “dahası yok” de “kâbili yok” de “tâkati yok” de “öğrenemedi yolda nasıl yürünür nasıl ve nerede durulur kimin koluna girilir de gidilir” “öğrenemedi” de. “bir taşa yastık diye nasıl baş koyulur.” “bir gecede bin rek'ata nasıl durulur.” “bir yürek nasıl hamur gibi yoğrulur.” “nasıl her söz sessiz yutulur, nasıl tutulur sırrı âlemin, nasıl olunur.” nasıl olunur nasıl olunur Şiraze. bir de benim için Şiraze, nemli gözlerinin ifadesine beni doldur da yüreğini aç. “ah” de “sonun arkası sabah” de “tüm arzusu salâh” de “Ceyhun'da serinlemek dünyaları bir secdeye vermek ötelere kanat çırpa çırpa gitmek bir tebessüm ile göçmek...” diyebildiğin ne var ise de Şiraze.
Teşekkürler güzeldi.... 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
|
|