|
|
| 21 Mayıs 2008, 19:42:19 |
|
|
 |
« Yanıtla #1 : 21 Mayıs 2008, 19:42:19 » |
|
Cok guzel , sağolasın 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 24 Mayıs 2008, 15:18:37 |
|
|
 |
« Yanıtla #2 : 24 Mayıs 2008, 15:18:37 » |
|
Cok guzel , sağolasın 
|
|
|
|
|
Logged
|
HANGİ GÜZEL YÜZDÜR Kİ TOPRAK OLMADI!.. HANGİ CEYLAN GÖZDÜR Kİ YERE AKMADI!..
|
|
|
| 24 Mayıs 2008, 15:19:11 |
|
|
 |
« Yanıtla #3 : 24 Mayıs 2008, 15:19:11 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
HANGİ GÜZEL YÜZDÜR Kİ TOPRAK OLMADI!.. HANGİ CEYLAN GÖZDÜR Kİ YERE AKMADI!..
|
|
|
|
|
|
|
| 31 Mayıs 2008, 14:51:55 |
|
|
 |
« Yanıtla #6 : 31 Mayıs 2008, 14:51:55 » |
|
İLLÂ EDEB LÂZIMDIR
"İmâm-ı Rabbânî" ki, âlim ve velî bir zât. Bir gence mektup yazıp, şöyle etti nasîhat:
(En iyi kul, dünyâ'yı kalbinden çıkarandır. Ve sevgisiyle, her an kalbi çarpandır.
Zîrâ Dünyâ sevgisi, başıdır her günâhın. Ondan kurtulmak ise, başıdır tâatların.
Hadîste buyuruldu: Dünyâ ve dünyâ'daki, Hak için olmıyanlar, melundur tabii ki.
Lâkin Hak teâlâyı her an hatırlıyanlar, Aslâ böyle olmayıp, onlardan ayrıdırlar.
Zîrâ öyle kimseler vardır ki "Evliyâ"dan, Her zerre ve hücresi, zikreder Hakkı her an.
Bunlar, "Dünyâ adamı" olmaz ve değildirler. Çünkü onlar, Allahla her an berâberdirler.
Dünyâ, kalbi, Allahtan gâfil eden şeylerdir. Haram ve mekruh gibi, kerîh, günâh işlerdir.
Para mal, mevkî makam, bunlar gibi her sebep, Eğer böyle iseler, "Dünyâ"dır bunlar da hep.
Hak teâlâ buyurdu: Bizden yüz çevirenden, Sen de çevir yüzünü, onları sevme hemen.
İşte "Dünyâ", insanın büyük Can düşmanıdır. Hak'tan uzaklaştırıp, azâba yaklaştırır.
Bu dünyâ düşkünleri, hiç toparlanamazlar. Pişmân olacaklardır âhiret'te âşikâr.
"Dünyâ"yı terk etmek de, esâsen şu demektir: Ona düşkün olmamak ve kıymet vermemektir. Düşkün olmamanın da şöyledir ki mânâsı, Müsâvî olmasıdır Var veyâ Yok olması.
Böyle olabilmek de, bir adamının, Yanında yetişmekle mümkün olur bi hakkın.
Böyle kâmil bir "Velî" ele geçerse eğer, Emrine, can ve başla itâat îcâb eder.
Çünkü onun, bir içten teveccüh ve nazarı, Siler atar kalpteki karartı ve pasları.
Kalpten "Hubb-i dünyâ"yı çıkarabilmek için, Böyle biri lâzımdır, yolu budur bu işin.
Eğer ele geçmezse böyle kâmil bir kişi, Başka bir usûl ile, halletmeli bu işi.
O da, böyle tam kâmil bir İslâm büyüğünün, Yazdığı kitapları okumaktır gece gün.
Onların kitapları, nasîhat ve sözleri, Edeble okunursa, temizler gönülleri.
Çünkü onlar, her sözü, için söylerler. Böyle olduğu için, kalplere tesir eder.
Edeble okunursa onların kitapları, O mecliste, muhakkak hazır olur ruhları.
Her gün Sekiz sahîfe okursa her kim eğer, Onların ruhlarından, çok istifâde eder.
Kitâbı okurken de, yalnız okumamalı. Âile efrâdıyla birlikte okumalı.
Zîrâ sırf İlim olur, tek kişi okuyunca. Ve lâkin Sohbet olur, birlikte okununca.
Her iki şekilde de lâzımdır illâ "Edeb". Çünkü budur insanın yükselmesine sebep.
İMÂM-I RABBÂNÎ (Kuddise Sirruh)
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 31 Mayıs 2008, 14:55:47 Gönderen: Gülüşü Yaralı »
|
Logged
|
|
|
|
| 31 Mayıs 2008, 14:59:40 |
|
|
 |
« Yanıtla #7 : 31 Mayıs 2008, 14:59:40 » |
|
Edebin İlkeleri:
Ululuk, büyüklük, izzet ve şeref parada, sözde ve yaşta değil, ancak edep ve kemaldedir. Bu nedenle "kişinin edebi, altınından daha hayırlıdır" denmiştir.
Edebin temel ilkelerini şöyle sıralayabiliriz:
* Her türlü şüphe ve tereddütten uzaklaşarak sağlam ve kesin bir inanca sahip olmak, * Rabbine, peygamberine, kitabına ve tüm manevi değerlerine karşı sorumluluklarını bilmek, öğrenmek, araştırmak, öğrenmede istekli ve gayretli olmak, bilgisizlikten arınmak, * Temiz bir niyetle sahip olduğu inancın gereklerini yerine getirmek, söz ve davranışlarında doğruluktan ayrılmamak, * İbadetleri efendimizin yaptıkları gibi, huzur ve huşu ile yapmaya çaba göstermek, * Bilgi ile dost olmak, ahlaksız bilginin felaketlerini ve sonuçlarını kavramak, * Bilge insanların meclislerinde oturmak, onları sevmek, hürmet etmek, destek olmak, dualarını almak, * Söz ve davranışları ile tutarlı olmak, böyle olmayan kimselerden uzaklaşmak, * Yaptığı tüm davranışların temelinde sadece 'ın rızasını aramak, O'nun rızasını kazanmak, ödülü O'ndan beklemek, O'nun buyruklarına göre hareket etmek, * Öğrendiklerini uygulamada, yerine getirmede, sorumluluklar taşımak, * Ne iş yaparsa yapsın edebin, kişisel gelişimine olan katkılarını belli aralıklarla sorgulamak, * Nefsine, ailesine, diğer insanlara ve rabbine karşı edep kurallarını noksansız yerine getirmek, * İşinde, davranışlarında sözlerinde her zaman edepli tavırlar sergilemede sürekliliğini sürdürmek, * Edepte ve ahlakta örnek şahsiyetleri ve hayat hikâyelerini yakından bilmek, onların izinden gitmek…
Bilge insan sayısı çok olan bir kültürden geliyoruz. Yüzyıllar öncesi yaşayan, seslerini bize duyuran, bilgileri, yetenekleri, yaşam hikâyeleri, ahlak ve edepleri ile karanlıklarımızı aydınlatıp ışık saçan, güzelliklerimizi sevgi çiçekleri ile süsleyen, düşünceleri ile huzurumuzun, mutluluğumuzun kaynağı olan örnek modellerimizin sayısı oldukça çoktur. Bu şahsiyetlerin başında efendimiz ve onun izinden giden pek çok güzel insan vardır. Biz burada birkaç örnek vermekle yetineceğiz:
Hz. Ebubekir'in (r.a) Edebi: Efendimizin hastalığında İslam'ın birinci halifesi Hz. Ebubekir, onu ziyarete gider. Bir müddet sohbet ettikten sonra tekrar evine döner. Efendimize olan sevgisinden dolayı üzüntüsünde o da hasta olup yatağa düşer. Efendimiz onun hastalığını duyunca iade-i ziyaret nedeniyle evine gittiğinde Hz. Ebubekir onun gelişini görünce bir anda yataktan kalkar ve "habibim hastalandı, ona olan üzüntümden dolayı ben yatağa düştüm, o iyileşince, onu iyileşmiş görünce ben de iyileştim, şifa buldum" diyerek sevgi ve bağlılıkta edebin en güzel örneğini gösterir.
Hz. Ömer'in (r.a) Edebi: Adaleti ve cesareti ile İslam düşmanlarını titreten, dize getiren Hz. Ömer'e bir gün: "Ey Ömer, 'tan kork" denildiğinde hayvandan çabucak inip yüzünü toprağa sürer. Rengi kaçmış, sesi sönük bir halde" Ömer kim oluyor ki 'tan korkmasın" der. Onun bu davranışı, Rabbine olan inancı ve edebinin örneğidir.
Hz. Osman'ın (r.a) Edebi: Hilafeti döneminde evinin etrafı kuşatılan Hz. Osman, Kur'an okurken bir ara uyuklar. Rüyasında efendimizi görür. Efendimiz ona "Ya Osman, dilersen iftarı bizim yanımızda yapabilirsin, istersen yardımına gelip seni kurtarsınlar" denildiğinde o, "şehit olup sizinle birlikte iftar etmek isterim ya Resulallah" der. Zor zamanlarda bile efendimize olan sevgisi, edebi, her türlü yardımı reddetmesini belirten ne güzel bir örnektir bu.
Hz. Ali'nin (r.a) Edebi: Savaşta düşmanı mağlup edip, altına aldığında düşman onun yüzüne tükürür. Bu davranışından dolayı onu serbest bırakır. Şaşırıp "yüzüne tükürdüğüm halde beni niçin serbest bıraktın" diyen düşmana Hz. Ali, "biz savaşı için yaparız, senin bu davranışın nefsi duygularımı kabarttı, eğer seni öldürseydim bu için değil nefsim için olacaktı" der ve İslam düşmanı bu ince davranıştan dolayı iman edip erenler safına katılır. Hz. Ali'nin bu davranışı ihlas ehlinin savaştaki edebinin en güzel örneğidir.
Her Müslüman, edep ile ilgili benzeri örneklerden etkilenerek elde edilen güzel ve olumlu davranışlar sergilemeli, eğilip bükülmeden, böbürlenmeden, şımarmadan, tevazu ve ağırbaşlılıkla yürümeyi, yapmacık hareketlerden kaçınmayı önemli bir davranış biçimi olarak yaşayabilmeli "edeple bütünleşmelidir".. "Rahman'ın kulları tevazu ve vakar ile yürürler. Cahiller kendilerine laf atıp, sataştıkları zaman, aldırmadan, selametle (esenlikle) kalın deyip geçerler." (Furkan-65)
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 31 Mayıs 2008, 23:08:01 |
|
|
 |
« Yanıtla #8 : 31 Mayıs 2008, 23:08:01 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
HANGİ GÜZEL YÜZDÜR Kİ TOPRAK OLMADI!.. HANGİ CEYLAN GÖZDÜR Kİ YERE AKMADI!..
|
|
|
| 31 Mayıs 2008, 23:09:32 |
|
|
 |
« Yanıtla #9 : 31 Mayıs 2008, 23:09:32 » |
|
Gülüşü Yaralım emeğine sağlık paylaşımlar çok güzel Ayrıca imzanda çok güzel olmuş 
|
|
|
|
|
Logged
|
HANGİ GÜZEL YÜZDÜR Kİ TOPRAK OLMADI!.. HANGİ CEYLAN GÖZDÜR Kİ YERE AKMADI!..
|
|
|
| 31 Mayıs 2008, 23:16:01 |
|
|
 |
« Yanıtla #10 : 31 Mayıs 2008, 23:16:01 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
HANGİ GÜZEL YÜZDÜR Kİ TOPRAK OLMADI!.. HANGİ CEYLAN GÖZDÜR Kİ YERE AKMADI!..
|
|
|
| 31 Mayıs 2008, 23:27:33 |
|
|
 |
« Yanıtla #11 : 31 Mayıs 2008, 23:27:33 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
HANGİ GÜZEL YÜZDÜR Kİ TOPRAK OLMADI!.. HANGİ CEYLAN GÖZDÜR Kİ YERE AKMADI!..
|
|
|
|