İslam Forumu - İslami Forum
Kullanıcı Adı Sürekli Bağlı Kal
Şifre:
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  
Gönderen Konu: HZ.İBRAHİM A.S.  (Okunma Sayısı 1355 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
27 Nisan 2007, 21:12:12
yüzakı

Emektar

*


Üye No : 18

Yaş : 25

Nerden : DİYAR-I GÜL

Konu  : 67

Mesaj : 390

Aldığı Teşekkür 20
WWW
Offline
« : 27 Nisan 2007, 21:12:12 »



ACİZANE SİZLERE İBRAHİM A.S I AKTARMAYA ÇALIŞACAĞIM....

Nemrûd'un Zulüm ve Tehditlerine Meydan Okuyan,
Ateş Yığınlarını Gül Bahçelerine Çeviren
HAZRET-İ İBRÂHÎM
-aleyhisselâm-

Hz. İbrâhîm -aleyhisselâm-


Hazret-i İbrâhîm, Bâbil'in doğusunda Dicle ve Fırat ırmakları arasındaki bölgede dünyâya geldi. Bir rivâyete göre, babası hâlis bir mü'min olan Târuh'tur. Târuh ve­fât edince, İbrâhîm -aleyhisselâm-'ın annesi, Târuh'un kardeşi olan Âzer ile ev­lenmiştir. Dolayısıyla, bir putperest olan Âzer, O'nun üvey babasıdır. Diğer bir rivâyette ise Taruh, İbrâhîm -aleyhisselâm-'ın babasının eski ismi­dir. Putperest olunca ismi Âzer olmuştur. İmâm-ı Süyûtî -rahmetullâhi aleyh- ise, İbn-i Abbâs'tan gelen bir rivâyete göre, Âzer'in, İbrâhîm -aleyhisselâm-'ın babası değil amcası olduğunu bildirmek­tedir.

İbrâhîm -aleyhisselâm-, Keldânî kavmine gönderilmiştir. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'den sonra insanların en fazîletlisidir. Hak Teâlâ O'nu «Halîlim» (Dostum) diye taltîf buyurmuştur. Bu sebeple “Halîlu'r-Rahmân” olarak da anılır. 1

Hazret-i İbrâhîm -aleyhisselâm-'a on suhuf indirilmiştir. Ebû Zer -radıyallâhu anh-'ın Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'den naklettiğine göre bu sahîfelerde şu nasihatler ve ibretli sözler yer almaktaydı:

“Ey saltanat verilen, imtihan edilen ve aldanan kral! Ben seni dünyayı birbiri üzerine yığasın diye göndermedim, fakat mazlumun duâsını Ben'den geri çeviresin, mazlumu bana yalvarmak zorunda bırakmayasın diye gönderdim. Çünkü Ben, mazlumun duâsını kâfir de olsa geri çevirmem.”

“Akıl sâhibinin belli saatleri olmalı:

- Vaktinin bir bölümünü Rabbine duâ ve münâcâta,

- Bir kısmını Yüce Allâh'ın san'at ve kudreti üzerinde tefekküre,

- Bir kısmını geçmişte işlediklerinden ve gelecekte işleyeceklerinden kendisini hesâba çekmeye,

- Bir kısmını da helâlinden maîşetini kazanmaya ayırmalıdır.” (Ebû Nuaym, Hilye , I, 167; İbn-i Esîr, el-Kâmil , I, 124)

Hazret-i İbrâhîm'in diğer bir sıfatı da “Ebu'l-Enbiyâ” (Peygamberler Babası)'dır. Oğulları İsmâîl -aleyhisselâm- ve İshâk -aleyhisselâm-'dır. İsmâîl -aleyhisselâm-'ın soyundan Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz; İshâk -aleyhisselâm-'ın so­yundan da Benî İsrâîl peygamberleri gelmiştir.

Hazret-i İbrâhîm'in ismi Kur'ân-ı Kerîm'de yirmi beş sûrede altmış dokuz defa geçmektedir. Kur'ân-ı Kerîm'de O'nu metheden muhtelif isim ve sıfatlar yer almaktadır. Bu sıfatlardan bâzıları:

Evvâh (çok âh eden , niyâz eden ),

Halîm (hilm sâhibi, yumuşak huylu),

Munîb (Allâh'a gönülden yönelen),

Hanîf (şirk ve dalâletten uzak durup tevhîd dînine sımsıkı sarılan),

Kânit (Allâh'a kulluk eden ) ve

Şâkir (çok şükreden)'dir.

İbrâhîm -aleyhisselâm-, maîşetini te'mîn maksadıyla kumaş ve elbise ticâretiyle uğraşmış, hicretinden sonra da çiftçilik yapmıştır.

___________
1. Hazret-i İbrâhîm -aleyhisselâm-'ın büyük peygamberlerden biri olması, teslîmiyet ve tevekkülü ile dillere destan olması, daha ötesi “Halîlullâh: Allâh'ın dostu” olması sebebiyle cemiyetimizde büyük bir muhabbete mazhar olmuş, bunun tabiî bir neticesi olarak bir çok kimse evlâdına “Halil İbrâhîm” ismini vermiştir.
Logged

SABIR:YÜZÜNÜ BİLE EKŞİTMEDEN ACIYI YUDUMLAYABİLMEKTİR.....
27 Nisan 2007, 21:19:01
yüzakı

Emektar

*


Üye No : 18

Yaş : 25

Nerden : DİYAR-I GÜL

Konu  : 67

Mesaj : 390

Aldığı Teşekkür 20
WWW
Offline
« Yanıtla #1 : 27 Nisan 2007, 21:19:01 »

Rabbim Allâh'tır


Âzer, put yapıp satar ve onunla geçinirdi. Âzer'in diğer oğulları da, putları överek satarlardı. Hazret-i İbrâhîm -aleyhisselâm- ise, kendisine satması için Âzer'in verdiği putu, boynuna ip bağlayarak pazara götürür:

“Ne zarar ne de fayda veremeyen bu putları alan var mı?” diyerek alaylı bir şekilde seslenir, hiç kimse kendisinden put almazdı. Hakâret olsun diye onları yerlerde sürüklerdi. Sonra putun başını suya sokar:

“–Haydi çok susadın, biraz da sen iç!” derdi.

İbrâhîm -aleyhisselâm-, Allâh'ın verdiği rüşd sâyesinde hiçbir kimsenin tâlim ve terbiyesi altına girmeden nice büyük ilâhî hakîkatlerin âşinâsı ve tevhîd yolunun kı­lavuzu oldu. O'nun genç yaşlarda başlayan Rabbini tanıma ve bunu kavmine teblîğ etme husûsiyeti, âyet-i kerîmelerde şöyle anlatılır:

“Gecenin karanlığı O'nu (İbrâhîm'i) kaplayınca O bir yıldız gördü. «Rabbim budur!» dedi. Yıldız batınca «Ben batanları sevmem!» dedi. (Daha sonra) Ay'ı doğarken görünce (yine) «Rabbim budur!” dedi. O da ba­tınca «Rabbim bana doğru yolu göstermezse, elbette yoldan sapanlardan olurum.» dedi. Güneş'i doğarken görünce de «Rabbim budur! Zîrâ bu daha büyük.» dedi. O da batınca dedi ki: «Ey kavmim! Ben sizin (Allâh'a) ortak koştuğunuz şey­lerden uzağım! Benim Rabbim, bütün noksan sıfatlardan münezzeh olan Allâh'tır! Ben hanîf 1 olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratan Allâh'a çevirdim ve ben müşriklerden değilim.»” (el-En'âm, 76-79)

Bu âyet-i kerîmelerde ifâde edilen hakîkat; İbrâhîm -aleyhisselâm-'ın Allâh'tan başkasına tapan zavallılara, gittikleri yolun yanlış ve inançlarının bâtıl ol­duğunu göstermesidir. Nitekim Hazret-i İbrâhîm -aleyhisselâm- bir yıldız görerek: “Bu benim Rabbim olacak ha!” dedi. Evvelâ bir yıldızın, Rab olabileceğini uzak görerek etrafındakilere bir târizde bulundu. Çok geçmeden o yıldız batınca: “Ben, batanları sevmem.” diyerek ilâhlık ve kullukta sevginin en mühim esas olduğunu ve buna mukâbil batmanın ilâhlık delili değil, bilâkis yaratılmışlık ve yok olma delili olduğunu ifâde etmiştir. Bu sebeple de böyle varlıkları ilâh zannetmenin, sonu boşa çıkacak bir sapıklık olduğunu, Rabb'in zevâlden berî olan bir yaratıcı kudret olması gerektiğini anlatmıştır.

Ayrıca bu misâl, her akıl sâhibi kimsenin, tefekkür yoluyla kendisini yaratan Allâh'ın varlığı ve birliği hakkında gerekli bilgi ve îmâna kavuşabileceğini ortaya koymaktadır. Bu sebeple ehl-i sünnet ulemâsından bir kısmı, İslâm'ın ulaşmadığı insanların da kurtuluşa erebilmeleri için Allâh'ın varlığına ve birliğine inanmakla mükellef olduk­larını, ancak amel işleme yönünden mes'ûl tutulmayacaklarını ifâde etmişlerdir.
_________
1.Hanîf , bâtıl inançlardan, yanlış fikirlerden ve kötü ahlâktan sıyrılıp, dâimâ hakka ve hayra meyleden, müslim, muvahhid olmak sûretiyle dîni Allâh'a hâlis kılarak Allâh'a ibâdet eden, ecir ve mükâfâtı yalnız O'ndan bekleyen kimse demektir. Bu kelime İslâm'ın akîde, ahlâk ve muâmelât itibâriyle fârik bir vasfını gösterir.

Hanîflik, Hazret-i İbrâhîm'in din ve milletinin vasfı olmakla beraber yalnız ona mahsus değil, umûmiyetle puta tapıcılığın zıddı olarak bütün peygamberlerin milletinin ve tevhîd dîninin adıdır. Hanîfler de, bütün şirk dinlerine karşı, dîni Allâh'a tahsis etmek ve ancak Allâh'a ibâdet etmek üzere dâvet ve mücâhedeyle vazîfeli olan peygamberlerin dinlerine uyan, bâtıldan sakınıp Hakk'a meyleden tevhîd ehli Müslümanlardır.


Logged

SABIR:YÜZÜNÜ BİLE EKŞİTMEDEN ACIYI YUDUMLAYABİLMEKTİR.....
31 Mayıs 2008, 00:18:05
huşyar

huşyar

Isınıyorum

*


Üye No : 13943

Nerden :

Konu  : 11

Mesaj : 558

Aldığı Teşekkür 3
KALBLER ANCAK ALLAH ı ANMAKLA MUTMAİN OLUR
Offline
« Yanıtla #2 : 31 Mayıs 2008, 00:18:05 »


[quoteAyrıca bu misâl, her akıl sâhibi kimsenin, tefekkür yoluyla kendisini yaratan Allâh'ın varlığı ve birliği hakkında gerekli bilgi ve îmâna kavuşabileceğini ortaya koymaktadır. Bu sebeple ehl-i sünnet ulemâsından bir kısmı, İslâm'ın ulaşmadığı insanların da kurtuluşa erebilmeleri için Allâh'ın varlığına ve birliğine inanmakla mükellef olduk­larını, ancak amel işleme yönünden mes'ûl tutulmayacaklarını ifâde etmişlerdir.
][/quote]
aklma bir gün radyoda dinlediğim bir kızılderili şefinin yazdığ şiir geldi, şiirde öyle birzat övülüyorduki ben bilgilerimle tarttığım zaman rabbimden bahsediyor sanmıştım. belkide tefekkür yoluyla bulanlardandır.
rabbim yar ve yardımcımız olsun
vesselam
Logged


bir insanınnasıl güldüğünden terbiyesini Neye güldüğünden ise ZEKASINI ve seviyesini anla..... MEVLANA
31 Mayıs 2008, 00:50:53
yusufum

yusufum63

Isınıyorum

*


Üye No : 937

Yaş : 26

Nerden : ŞANLIURFA

Konu  : 116

Mesaj : 570

Aldığı Teşekkür 4
URFA SANA KÜSMÜŞ
WWW
Offline
« Yanıtla #3 : 31 Mayıs 2008, 00:50:53 »

bugü vaazda da bu mevzu vardı inşaallah ibrahim aleyhisselam anısna şanlıurfa da pazr sabahı ve cumartesi sabhı etkinlik var pazar sabahı urfanın meşhur yemeklerinden tirit ziyafeti var inşaallah buyrun bekleriz kardeşlerimizi

   allah cc razı olsun güzel konu idi rabbim tüm peyg izinde gitmeyi nasip eylesin amin
Logged

ALLAH CC İMANDAN AYIRMASIN
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
03 Haziran 2008, 13:41:10
selnur

Isınıyorum

*


Üye No : 17054

Nerden :

Konu  : 177

Mesaj : 462

Aldığı Teşekkür 6
kelimeler düşüncelerimizin giyimleridir...
Offline
« Yanıtla #4 : 03 Haziran 2008, 13:41:10 »

allah razı olsun
Logged

Ellerden dualar alınmış, nefisler toklukta şimdi,
Dillerden zikirler alınmış sözler boşlukta şimdi,
Kalplerden sevgiler alınmış hisler yoklukta şimdi,
Gözleri yaş dolu Allah(celle celalüh)'ı anan dile hasretim
Anahtarlar:
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
HALİL İBRAHİM BEREKETİ Serbest Bölüm YASENYA 2 539 Son Mesaj 30 Eylül 2007, 16:38:32
Gönderen: VuSLaT
Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf
İhya evden eve nakliyat İslami Sohbet İlahi Sözleri