| 05 Eylül 2008, 10:59:56 |
|
|
 |
« : 05 Eylül 2008, 10:59:56 » |
|


Kıssalar,bize bizi anlatır;içimizdeki kimliği ortaya çıkarır,üzerimizdeki perdeyi kaldırır ve fıtratımızı gösterir.
Kıssalar bir aynadır,bizim iç halimizi yansıdır. Kıssalar,bizden önceki insanların yaşadıklarıdır.Hepsi bize bir örnektir,ibrettir,davettir,uyarıdır,çağrıdır.
Kıssalar, hal diliyle bizlere öğüt verir,Hakkı anlatır, doğruya dönüş imkanı hazırlar,bu yolda rehberlik yapar.
Kıssalar , gönül kulağına hitap eder,vicdana seslenir, kalbe dokunup"Ölmeden önce uyan! "der.
Kıssalar , düşündürür, bazen tebessüm ettirir, bazende ağlatır.Ne haldeyim diye düşünmek,düşünüp de kötülükten taşınmak,yerince gülmek veya ağlamak gerçek akıl sahiplerinin işdir.
Kıssalar , bir fırsattır.Bu fırsat,doğruyu düşünme ve anlama fırsatıdır.Doğru düşünen doğruyu anlar, doğruyu anlayan, fani olanla ebedi olanı fark eder ve ebedi olana yönelir.İhlasla Hakk'a yönelen kimsenin gönül gözü açılır,kalp kulakları işitir,aklı nurlanır, Kur'an ve kainat kitabından verilen ilahi mesajı alan hazırlığına başlar ve yola çıkar.
Gidilecek yol, aslında bir tanedir;o da alemlerin Rabbinin huzuruna giden yoldur.O 'ndan geldik , O'na döneceğiz.İkinci bir seçenek yok.O huzura , kimi Rabbine dost olarak çıkar, huzur ve sevinçten yüzü dolunay gibi parlar.Kimi de eli ayağı bağlı kaçak bir köle olarak getirilir.Onun Rabbi için yapılmış zerre kadar hayır yoktur.Tam bir müflistir .Korku dan gözleri dışa fırlamıştır.Boynu büküktür.Yüzü asık ve karanlıktır.Onu iki ateş beklemektedir.Biri ilahi gazap, diğeri ebedi azap.
Bu halden yüce 'a sığınırız.
Kısaca kıssalar anlatır, bize de ibret ve tedbir almak düşer.
alıntı
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| 06 Eylül 2008, 16:51:41 |
|
|
 |
« Yanıtla #1 : 06 Eylül 2008, 16:51:41 » |
|
Kısaca kıssalar anlatır, bize de ibret ve tedbir almak düşer.
tabi ki bu kıssalar anlayana.. ibret ve tedbir almak için de gönül gözünün açık olması lazım.
|
|
|
|
|
Logged
|
Beni bir ben bilirim, bir de Yaradan; Bana bir ben lazımım bir de Anlayan.. Kim bildiği ile amel ederse (celle celalühü) onu bilmediklerine varis kılar.. (Hadisî Şerif)"Musibetler çoktur; fakat musibetlerin en büyüğü vakti boşa geçirmektir." el hayr-u fî mahtarahullah -
'tan (azze ve celle) gelen herşey hayırlıdır.
|
|
|
| 24 Eylül 2008, 18:55:31 |
|
|
 |
« Yanıtla #2 : 24 Eylül 2008, 18:55:31 » |
|
Ne güzel demişsiniz fakat anlayabilene...! Elinize sağlık
|
|
|
|
|
Logged
|
Rabbin seni ne unuttu ne de darıldı [Duha-3]
|
|
|
|
|
| 02 Ekim 2008, 18:25:43 |
|
|
 |
« Yanıtla #4 : 02 Ekim 2008, 18:25:43 » |
|
İbret alana her duyuş, her oluş, KAZANILMIŞ BİR TECRÜBEDİR..
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
|
|
| 25 Ekim 2008, 11:23:41 |
|
|
 |
« Yanıtla #6 : 25 Ekim 2008, 11:23:41 » |
|
"İlahi! Bana nimet verdin, şükretmedim.Üzerime bela gönderdin sabretmedim;Şükretmediğim için verdiğin nimeti almadın,sabretmediğim için belayı sürekli kılmadın.İlahi!Senden Lütuftan başka ne gelir??"
Hasan-ı Basri
|
|
|
|
|
Logged
|
 chi begam? har chi begam fayde nadare...چي بگم.. هر چي بگم فايده نداره
|
|
|
| 25 Ekim 2008, 11:25:41 |
|
|
 |
« Yanıtla #7 : 25 Ekim 2008, 11:25:41 » |
|
Osmân bin Maz'ûn (r.a.) hazretlerinin bir oğlu vefât etdi. Ondan dolayı üzüntüsü çok olup, mahzûn oldu. Evinde oturdu. Evinde bir mescid binâ etdi. Orada ibâdet ederdi. Resûlullah (s.a.v.) hazretleri işitip, buyurdu ki, -Onu benim yanıma getirin. Onu Cennet ile müjdeleyin! Sonra onu, Resûlullahın (s.a.v.) yanına götürdüler. Resûlullah (s.a.v.) ona buyurdular ki; - Bil, yâ Osmân ki, muhakkak Cehennemin yedi kapısı vardır. Ve Cennetin sekiz kapısı vardır. Cennet kapılarından her birine gitdiğinde, oğlunu orada görüp,  ü teâlâdan sana şefâ'at eder hâlde olduğunu görmeğe râzı olmaz mısın! Osmân bin Maz'ûn 'radıyallahü teâlâ anh', - Yâ Resûlallah; râzı oldum, dedi. Süâl edildi ki, yâ Resûlallah! - Bizim oğullarımız da böyle olur mu? Buyurdular ki, - Evet olur, kıyâmete kadar ümmetimden sabr eden ve sevâb istiyen herkese de böyledir!
|
|
|
|
|
Logged
|
 chi begam? har chi begam fayde nadare...چي بگم.. هر چي بگم فايده نداره
|
|
|
| 25 Ekim 2008, 11:27:40 |
|
|
 |
« Yanıtla #8 : 25 Ekim 2008, 11:27:40 » |
|
Evliyanin biri talebeleriyle beraber bir sohbetten dönerken, bir kabristanın yanından geçiyorlarmış. O veli zat bir kabri işaret ederek talebelere sormuş. - “Şimdi su kabirde yatan sahış kalksa , sizce neler yapar?” Talebeler en başta saşırmış ancak herkes kendine ait fikri beyan etmiş. Kimisi;
- “Devamlı namaz kılar” demiş , kimisi;
- “Devamlı oruç tutar ” demiş, kimisi;
- ”Bütün malvarlığını yolunda sarfedip, sadaka verir” demiş, kimisi de;
- “Hemen hacca gider ve asla günahlara girmez” demiş… Talebelerin fikirleri hep bu minvaldeymiş. O veli zat tebessümle karşılık verip;
- “Elbette hepinizin dediği doğru, şu anda o kabirdeki kimse dirilse namazlarını, oruçlarını ve diğer ibadetlerini daha hassas şekilde yapmaya gayret eder.” ve devam etmiş “O Şahsın tekrar dirilme, buraya gelme imkanı yok, artık o kapı kapalı, fakat siz buradasınız ve kabre doğru gidiyorsunuz, yani sizin kabre gideceğiniz kat’i. O şahsın yapacağını söylediğiniz şeyleri şimdi siz neden yapmazsınız veya gevşek davranırsınız? ” Talebeleri o günden sonra dini emirlere daha hassas davranıp, dün ölenlerin azap çektiği basit fani meseleler için bugün artık birbirilerini yemekten vazgeçmisler…
|
|
|
|
|
Logged
|
 chi begam? har chi begam fayde nadare...چي بگم.. هر چي بگم فايده نداره
|
|
|
| 25 Ekim 2008, 11:28:40 |
|
|
 |
« Yanıtla #9 : 25 Ekim 2008, 11:28:40 » |
|
Ma'rûf-ı Kerhi Hazretlerininbir dayısı şehrin vâlisi idi. Vâli, bir gün şehrin kenar mahallelerini dolaşıyordu. Ma'rûf'u bir kenarda oturmuş ekmek yerken gördü. Önünde de bir köpek vardı. Bir lokma kendi yiyor, bir lokma da köpeğin ağzına veriyordu. Dayısı, - Köpekle birlikte yemeğe utanmıyor musun dedi. Maruf; Utandığım için bu zavallıyı yediriyorum dedi ve başını kaldırıp havadaki bir kuşa seslendi. Kuş uçup geldi, eline kondu ve kanadıyla başını ve gözünü örttü. Ma'rûf; -Allah'tan utanandan her şey utanır, buyurdu.
Dayısı bu hâli görüp, bu sözü işitmekle hem hayret etti, hem de oradan uzaklaştı.
|
|
|
|
|
Logged
|
 chi begam? har chi begam fayde nadare...چي بگم.. هر چي بگم فايده نداره
|
|
|
| 25 Ekim 2008, 11:29:45 |
|
|
 |
« Yanıtla #10 : 25 Ekim 2008, 11:29:45 » |
|
Bir padişah acemi bir köle ile gemiye binmişti. Köle hiç deniz görmemiş, geminin mihnetini tatmamıştı. Ağlamaya, inlemeye başladı. Tir tir titriyordu. Avutmak için çok uğraştılar, ama bir türlü sakinleşmedi. Padişahın keyfi kaçtı.
Herkes aciz bir vaziyetteyken gemide bulunan yaşlı bir adam padişahın huzuruna çıktı, Müsaade buyurursanız ben onu sustururum dedi. Padişah da lütfetmiş olursunuz dedi.
Yaşlı adam emretti, köleyi denize attılar. Köle birkaç kere suya battı çıktı. Sonra saçından yakaladılar, gemiden tarafa çektiler. Köle gemiye yaklaşınca iki eliyle dümene asıldı, oradan gemiye çıktı, bir köşede uslu uslu oturmaya başladı.
Yaşlı adamın yaptığı iş padişahı hayrete düşürdü. “Bu işteki hikmet nedir ?” diye sordu.
Yaşlı adam cevap verdi: “Köle evvelce suya batmayı tatmamıştı. Gemideki selâmetin kıymetini bilmiyordu. İşte huzur ve saadet de böyledir, bir felâket görmeyen kimse, huzurun kıymetini bilemez.”
|
|
|
|
|
Logged
|
 chi begam? har chi begam fayde nadare...چي بگم.. هر چي بگم فايده نداره
|
|
|
| 25 Ekim 2008, 11:31:02 |
|
|
 |
« Yanıtla #11 : 25 Ekim 2008, 11:31:02 » |
|
Bir derviş. Evden ayrılışında hanımına işe gidiyorum diyerek ayrılır, ancak doğru tekkeye gider ibadet ederdi. Akşam eve döndüğünde Hanımı: - Yiyecek bir şeyimiz yok biliyorsun, elin boş mu döndün, dediğinde de - Çalıştığım zat öyle cömertki... Ondan para istemekden utanıyorum. Ay sonunda ücretimin tamamını toptan verecek, derdi.
Ay sonu geldiğinde, yine evden ayrılmış, tekkeye gitmiş, ibadete koyulmuştu. Akşam eve döneceğinde bir düşünce kendisini aldı, ay sonu idi, hanıma ne diyecekti. Mahzun mahzun eve doğru yürüyordu. Sonunda eve yaklaştı. Evden leziz yemek kokuları etrafa yayılıyordu. Şaşırmıştı, kapıyı hanımı güler yüzle açar, içeri girerler olanları kocasına şöyle anlatır: - Kimin yanında çalışıyuorsan bey, gerçekten cömert biriymiş. Öğle sıraları idi, nur yüzlü iki zat kapıyı çaldı: "Bunlar beyinin iş ücretleridir. Eğer bundan sonra da işine devam eder ve daha fazla çalışırsa, ücereti daha da artacaktır" dediler ve taze kesilmiş koyun eti, çeşit çeşit yiyecek, hiç tatmadığım meyveler ve bir kese de altın verdiler. razı olsun o kimseden. Açlıktan artık tahammülümüz kalmamıştı.
Hanımından bu sözleri dinleyen derviş 'a şükredip, ibadetine devam etti....
|
|
|
|
|
Logged
|
 chi begam? har chi begam fayde nadare...چي بگم.. هر چي بگم فايده نداره
|
|
|
|
|
| 25 Ekim 2008, 11:33:10 |
|
|
 |
« Yanıtla #13 : 25 Ekim 2008, 11:33:10 » |
|
Râbia-tül Adeviyye, bir gece, evinde geç vakitlere kadar namaz kılarken hasırın üzerinde uyuya kaldı. Bu arada evine bir hırsız girdi. Her tarafı aradı, çalacak bir şey bulamadı.
Giderken; "Girmişken boş çıkmayayım" diyerek, Râbia hazretlerinin dışarıda giydiği örtüsünü aldı. Evden çıkarken yolunu şaşırdı, kapıyı bulamadı. Geri dönüp örtüyü aldığı yere bıraktı. Bu sefer rahatlıkla kapıyı buldu. Kapıyı bulunca tekrar geri dönüp, örtüyü aldı. Fakat yine kapıyı bulamadı. Bu hâl yedi defa tekrarlandı. Yedinci defâ tekrar örtüyü eline alınca şöyle bir ses duydu: "Ey kişi kendini yorma. O yıllardır kendini bize ısmarladı. Şeytanın ona yaklaşma gücü yok iken, hırsızın onun örtüsüne yaklaşması mümkün müdür? Git, yorulma, boşuna uğraşma. O uyuyorsa da dostu uyanıktır ve onu korumaktadır."
Bu hâdiseden korkup dışarı fırlayan hırsız, tövbe edip bu kötü huyundan vazgeçti.
|
|
|
|
|
Logged
|
 chi begam? har chi begam fayde nadare...چي بگم.. هر چي بگم فايده نداره
|
|
|
|
|
|