| 05 Şubat 2008, 16:02:22 |
|
|
 |
« : 05 Şubat 2008, 16:02:22 » |
|


Bir yurt talabesidir Abdurrahman.çalışkanlığıyla,oturup kalkmasıyla,kılık kıyafetiyle herkese örnek olacak vasıflar taşımaktadır.fakat her nasılsa o günlerde saçları bir öğrenci için dikkat çekecek kadar uzamıştır. Yurttaki belletmen ağabeyleri ile anne-baba nasıl olsa kestirir diye bir şey demezler.Fakat saç uzadıkça uzar.bir gün yurttaki müdür muavini çağırır abdurrahmanı. -Abdurrahman saçlarını kestir artık,epey uzadı.bir yurt talebesi için bu saçlar epey uzun.anlaştık değilmi?sorusuna abdurrahman kafasını iki yana sallayarak sessizce hayır cevabını verir.müdür yardımcısı,zaten yarın izne gidecek,babası kestirir diye düşünür ve fazla üstelemez. Abdurrahman o gün izne gider.babası ile müdür yardımcısı önceden görüşmüştür.babası yemekten sonra: -oğlum,canım evladım!saçlarını yarın kestirelim,deyince babasını hiç kırmayan o munis çocuk: -hayır olmaz babacığım,deyip koşarak odasına kapanır.anne ve baba şaşkın şaşkın birbirlerine bakakalırlar. ertesi gün saçlarını kestirmeden öylece yurda gider abdurrahman.müdür bey onu çağırır ve biraz sert konuşur. -yarın kestir saçlarını,der ve Abdurrahman,başı önde müdüriyetten çıkar.yatağına yatar ve göz yaşları içinde sabahlar. sabah aynanın karşısına geçer ve: -seni benden ayıramazlar,ayrılmam senden diye saçları ile konuşur. okul çıkışı yurda değil evine gider.Annesi,hiç beklemediği oğlunu karşısında görünce meselinin halledilmediğini anlar: -canım evladım,seni ne kadar sevdiğimizi biliyorsun.ne olursun beni kırma.kestir saçlarını,kestir yavrum der.Annesinin ağlamaklı konuşması karşısında abdurrahman: -cennet ayaklarının altında olan annem,canım kadar sevdiğim babam,bir ağabeyim kadar sevdiğim belletmenim,bizleri evlatları kadar seven yurt idarecilerim,bir anlasanız.ben sizleri kıramam ama beni bir anlasanız... -Evladım niye kestirmiyorsun saçlarını,niçin kestirmek istemiyorsun? -söyliyemem anne,kestirmek istemiyorum. -oğlum,hadi kestir gel saçlarını da yurda gidelim.sonra yurttan kızarlar.bizleride daha fazla üzme. Abdurrahman,çaresizlik içinde gider berbere,kestirir saçlarını.kesilen saçlarıda berberde bırakmaz,yanına alır.evden annesi ile beraber yurda giderler.mesele hallolmuştur. yaklaşık bir ay sonrasıdır.müdür yardımcısı,geceleyin talebelerin defter ve kitaplarını kontrol etmektedir.sıra abdurrahmanın eşyalarını kontrole gelince,kitaplarının birinin sayfalarını çevirince gördüğü manzara karşısında şaşkına döner. çünkü kesilen saçlar kitabın arasındadır.bir talebenin saçına bu kadar değer vermesini anlayamaz müdür yardımcısı.ama dikkat edince saçların altında bir yazı görür.okumaya başlar: "Canım annem ve babam,çok değerli yurt idarecimin baskısı olmasa bu saçlarımı kestirmezdim.onlar bilmiyorlar,bende söylemedim.yoksa,rüyamda peygamber efendimizin (s a v) okşadığı o saçları,ömür boyu kestirmezdim, AFFET YA RASULALLAH!SENİN OKŞADIĞIN O SAÇLARI KESTİRDİM...affet beni,affet,affet!".........
alıntı...
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
|
|
| 05 Şubat 2008, 16:49:51 |
|
|
 |
« Yanıtla #2 : 05 Şubat 2008, 16:49:51 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
| 05 Şubat 2008, 22:28:29 |
|
|
 |
« Yanıtla #4 : 05 Şubat 2008, 22:28:29 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| 03 Nisan 2008, 10:12:25 |
|
|
 |
« Yanıtla #5 : 03 Nisan 2008, 10:12:25 » |
|
Bir yurt talabesidir Abdurrahman.Çalışkanlığıyla,oturup kalkmasıyla,kılık kıyafetiyle herkese örnek olacak vasıflar taşımaktadır.Fakat her nasılsa o günlerde saçları bir öğrenci için dikkat çekecek kadar uzamıştır. Yurttaki belletmen ağabeyleri ile anne baba nasıl olsa kestirir diye bir şey demezler.Fakat saç uzadıkça uzar.Bir gün yurttaki müdür muavini çağırır Abdurrahmanı:
-Abdurrahman saçlarını kestir artık,epey uzadı.Bir yurt talebesi için bu saçlar epey uzun.Anlaştık değil mi? Sorusuna Abdurrahman kafasını iki yana sallayarak sessizce hayır cevabını verir.Müdür yardımcısı,zaten yarın izne gidecek,babası kestirir diye düşünür ve fazla üstelemez. Abdurrahman o gün izne gider.Babası ile müdür yardımcısı önceden görüşmüştür.Babası yemekten sonra:
-Oğlum,canım evladım!Saçlarını yarın kestirelim,deyince babasını hiç kırmayan o munis çocuk:
-Hayır olmaz babacığım,deyip koşarak odasına kapanır.Anne ve baba şaşkın şaşkın birbirlerine bakakalırlar. Ertesi gün saçlarını kestirmeden öylece yurda gider Abdurrahman.müdür bey onu çağırır ve biraz sert konuşur:
-Yarın kestir saçlarını,der ve Abdurrahman,başı önde müdüriyetten çıkar.Yatağına yatar ve göz yaşları içinde sabahlar.
Sabah aynanın karşısına geçer ve: -Seni benden ayıramazlar,ayrılmam senden diye saçları ile konuşur. Okul çıkışı yurda değil evine gider.Annesi,hiç beklemediği oğlunu karşısında görünce meselinin halledilmediğini anlar:
-Canım evladım,seni ne kadar sevdiğimizi biliyorsun.Ne olursun beni kırma,kestir saçlarını,kestir yavrum der.Annesinin ağlamaklı konuşması karşısında Abdurrahman:
-Cennet ayaklarının altında olan annem,canım kadar sevdiğim babam,bir ağabeyim kadar sevdiğim belletmenim,bizleri evlatları kadar seven yurt idarecilerim,bir anlasanız.Ben sizleri kıramam ama beni bir anlasanız... -Evladım niye kestirmiyorsun saçlarını,niçin kestirmek istemiyorsun? -Söyleyemem anne,kestirmek istemiyorum. -Oğlum,hadi kestir gel saçlarını da yurda gidelim.Sonra yurttan kızarlar.Bizleride daha fazla üzme.
Abdurrahman,çaresizlik içinde gider berbere,kestirir saçlarını.Kesilen saçları da berberde bırakmaz,yanına alır.Evden annesi ile beraber yurda giderler.Mesele hallolmuştur. yaklaşık bir ay sonrasıdır.Müdür yardımcısı,geceleyin talebelerin defter ve kitaplarını kontrol etmektedir.Sıra bdurrahman'ın eşyalarını kontrole gelince,kitaplarının birinin sayfalarını çevirince gördüğü manzara karşısında şaşkına döner. Çünkü kesilen saçlar kitabın arasındadır.Bir talebenin saçına bu kadar değer vermesini anlayamaz müdür yardımcısı.Ama dikkat edince saçların altında bir yazı görür,okumaya başlar:
"Canım annem ve babam,çok değerli yurt idarecimin baskısı olmasa bu saçlarımı kestirmezdim.Onlar bilmiyorlar,ben de söylemedim.Yoksa,rüyamda Peygamber efendimizin (s a v) okşadığı o saçları,ömür boyu kestirmezdim...
AFFET YA RASULALLAH!SENİN OKŞADIĞIN O SAÇLARI KESTİRDİM...affet beni,affet,affet!".........
|
|
|
|
|
Logged
|
Ellerden dualar alınmış, nefisler toklukta şimdi, Dillerden zikirler alınmış sözler boşlukta şimdi, Kalplerden sevgiler alınmış hisler yoklukta şimdi, Gözleri yaş dolu  (celle celalüh)'ı anan dile hasretim
|
|
|
| 03 Nisan 2008, 10:15:54 |
|
|
 |
« Yanıtla #6 : 03 Nisan 2008, 10:15:54 » |
|
oyyyy.... sağolasın selnur hüzünlü bir hikayeydi...
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| 03 Nisan 2008, 11:06:09 |
|
|
 |
« Yanıtla #7 : 03 Nisan 2008, 11:06:09 » |
|
ellerine emeğine sağlık gülüm  razı olsun mükemmel bir paylaşım olmuş rabbim efendimizin şefaatıne nail olanlardan eylesin inşaallah
|
|
|
|
|
Logged
|
MUTLULUK DİKENLER ARASINDA BÜYÜYEN GÜL'DÜR... SEVGİ VE ÖLÜM İNSANA HER ŞEYİ HATIRLATIR... SEVGİM RASULUME VE RABBİME DUYDUYUM AŞKTIR... ÖLÜM İSE SEVDALIYA KAVUŞMAKDIR...
|
|
|
| 03 Nisan 2008, 12:57:59 |
|
|
 |
« Yanıtla #8 : 03 Nisan 2008, 12:57:59 » |
|
böyle bir sahabî efendimiz vardı hatırlarsanız. ömrü boyu kesmediği saçlarıyla ilgili birşey söylendiğinde kaşlarını çatıp kızıyor. "!! Ne diyorsunuz, o saçlara Resulullah'ın (s.a.v.) elleri dokunmuştur.!!" diyerek kızıyormuş. ... o kadar büyük ve ulaşılamayacak bir düşünce ki.. riya yapmaya bile kalksak, saçlarımıza kadar dokundurtmamayı aklımıza getiremeyiz..  herkese bu sevgiler gibi sevmek nasip etsin.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 03 Nisan 2008, 21:34:19 |
|
|
 |
« Yanıtla #9 : 03 Nisan 2008, 21:34:19 » |
|
efendim,
merhabalar,
ne güzel bir haber..
ellerinize sağlık..
izniniz olur ise,
bizden bir hâdise, sizlere..
bu misâl hâli, biz, burjuvanın içinde, sadece,"sünnet-i şerifedir" diye muhafaza edmeye çalıştığımız Peygamber Efendimiz(s.a.v.)'in hoşuna gittiğini,öğrendiğimizde havalara uçtuğumuz, seyrek sakalımızla yaşadık.
ayna şâhidlik etti, gözyaşlarımıza..
|
|
|
|
|
Logged
|
Efendim,
Bir hayrân kaldığımız, dedik ya.. Biz, Allahu Teâlâ'nın hangi "var yada yok'una" hayrân kalmadık ki.. Hangi tâvsiyye yada emrine "-Peki, efendim." demedik ki.. Yeryüzünü, hatırına hâlâ paramparça edmediği, o en güzel kul, Peygâmber Efendimiz(s.a.v.)'in hangi haberini hissedmeden geçtik ki..
Size bir ip-ucu, Duâ'yı ve ilmi bırakmayınız!
Sizi, Peygâmber'e komşu eder..
|
|
|
| 09 Nisan 2008, 14:15:35 |
|
|
 |
« Yanıtla #10 : 09 Nisan 2008, 14:15:35 » |
|
RABBİM BİZLERE DE NASİP ETSİN BÖYLE GÜZELLİKLERİ.(AMİN)
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 09 Nisan 2008, 14:21:37 |
|
|
 |
« Yanıtla #11 : 09 Nisan 2008, 14:21:37 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
Sustum tuz basıp yaralarıma, Ne kadar susulacaksa o kadar sustum... İçinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi; Yaslanıp yalnızlığın kollarına, Gül döküp kalabalıklara her gece, Yalnız geziyorum gönül ülkemi kimse bilmiyor......
|
|
|
|
|
| 03 Haziran 2008, 11:21:01 |
|
|
|
| 04 Haziran 2008, 13:11:11 |
|
|
 |
« Yanıtla #14 : 04 Haziran 2008, 13:11:11 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
SeNi BuLMaM iÇiN BeNi uZaĞa aTTıN!! aLeMi BeNiM, BeNi KeNDiN iÇiN YARATTIN!!
|
|
|
|