|
|
 |
« : 12 Kasım 2007, 21:58:07 » |
|


 Milyonlarca senedir yanıyor, ne yakıtı bitiyor, ne ışığı azalıyor. Üstelik dünyamızdan bir milyon kat daha büyük olduğu halde. Güneş’in sadece bir günlük yakıt ihtiyacı için dünyadaki bütün denizler ve okyanuslar kadar gazyağı, dağlar kadar kömür ve dünyanın bin katı kadar odun yığınları lazım ki, sönmesin.
Bir gün değil, bin gün değil, milyonlarca senedir nasıl yanıyor, neden sönmüyor? Yeryüzündeki hayat ona bağlı. Güneş, Dünya ile bağını bir dakika kesecek olsa, her şey donar, buza keser, hiçbir canlı kalmaz, hepsi yok olur. Tersini düşünecek olsak, mesela, Güneş Dünya’ya birkaç santim daha yaklaşacak olsa, bu sefer de her şey yanar, kavrulur, dünya çöle döner.
Güneş bir lamba, bir ışık kaynağı, bir aydınlık ocağıdır. Bütün Dünya’yı aydınlatıyor, şehrimizi, mahallemizi, evimizi ve bizi aydınlatıyor. Güneş’in ışığı rahatsız etmiyor, usandırmıyor, bıktırmıyor, sevgiyle ve şefkatle okşuyor başımızı, yüzümüzü… Güneş her şeyiyle tam bize göre ayarlanmış. İhtiyaçlarımızı görecek biçimde…
Güneş bir fırın, bir ocak, kocaman bir mutfak, büyük mü büyük bir kazan… Yediklerimizi, yiyeceklerimizi pişiriyor yakmadan, kavurmadan, kurutmadan… Mükemmel bir şekilde, tam ağzımıza layık, midemize uygun bir tarzda pişiriyor. Her sene, her mevsim, her zaman, ara vermeden, durmadan, dinlenmeden…
Güneş kendisine verilen görevi mükemmel yapıyor, hiç mi hiç ihmal etmeden… Hem Dünya’yı, hem de Güneş’i emrimizde çalıştırana binlerce şükür, milyonlarca şükür…
Mehmet PaksuELHAMDULİLLAHİ RABBİ'L ALEMİN
|