| 25 Ekim 2007, 17:06:18 |
|
|
 |
« : 25 Ekim 2007, 17:06:18 » |
|


Kurana sarılmazsan eğer yese düşersin" "İmkânsız" mı dedin? Olur mu dostum, hiç yakışır mı sana? Neden yokmuş gibi konuşuyorsun? Bilmiyor musun; yokmuş gibi konuşmak günahtır.
var. 'a iman var. İman varsa imkân var. 'ın olduğu yerde "imkânsız" demek olur mu? Yoksa sen yaptığın işe besmelesiz mi girişiyorsun? Bismillah demek, "Ben bu işi sayesinde yapıyorum" demektir. Yine "Ben bu işe 'ı dahil ediyorum" demektir. Ve " 'tan yardım istiyorum" demektir. Dahası, "Ben bu işi 'a ısmarlıyorum" demektir. İmkân dediğin nedir ki dostum? Eğer imkânı olanlar daha çok infak etseydi, yoluna en çok verenler en varlıklılar olurdu. Bak etrafına, bunun hiç de böyle olmadığını görürsün. Kaldı ki, insan olmak bir imkândır. Akıl paha biçilmez bir imkândır. Sıhhat bir imkândır. Dahası, sonsuz imkândır. Kur'an imkândır. Peygamber imkândır. İman imkândır. Namaz imkândır. Oruç imkândır. Bütün bu imkânlardan ne kadar yararlandın? Mesela, 'ı imkân olarak gördün mü? Çocuklarının geleceğini düşünürken, ailenin geleceğini düşünürken, yaşadığın toprakların geleceğini düşünürken, ait olduğun medeniyetin geleceğini düşünürken? Evet bütün bunları düşünürken, 'ı da hesaba dahil ettin mi? Sevr'in eteğinde dolaşma dostum. Eğer Mekke'nin hakkını verdin ve imkânların tümünü tükettinse, yeni imkânlar üretmek için Medine'nin yollarına düş. Düşmanların kalabalık olabilir. Korkma! Dostun büyük, en büyüktür. Fakat En Büyük Dost'un yardımı, kulun gücünün bittiği yerde gelir. O yer, Sevr'in zirvesidir. Sevr'in eteğinde oturma. Haydi, davran ve tırman. Yükseğe, daha yükseğe, en yükseğe. Ne var Sevr'in tepesinde?
'ın vaat ettiği yardım var. Niçin oradadır 'ın vaat ettiği yardım? Orası kulun gücünün bittiği yerdir de ondan. İlahi yardım, kulun "Ben bittim ya Rab!" dediği yerde yetişir. Sünnetullah bu, 'ın geleneği bu, değişmez âdeti bu. Akıllılık, 'ın sünneti bana uysun diye beklemek değildir. Akıllılık, 'ın sünnetine uymaktır. O'nun eşsiz çalışma tekniğini çözmektir. Bu tekniğin sırrına erip, gereğini yapmaktır. Peki, nasıl olacak bu iş? Kolay dostum, çok kolay. Şu formülü unutma: Öncekiler neyle felaha erdilerse, sonrakiler de aynı şeyle felaha erecekler. Çağ değişir, zaman değişir, mekân değişir, imkân değişir, alet değişir. Fakat ?âdet' değişmez, temel zaafları ve meziyetleriyle insan değişmez. İnsan tutmalı dostum, insanı tutmalı. Hiç olmazsa, takım tutanlar kadar heyecan ve aşkla. Hiç olmazsa, zar atanlar kadar umutla ve şevkle. Hiç olmazsa, boğazına kadar günaha batanlar kadar cesaret ve cüretle. İnsanı tutmalı ve onu onarmalı. İmha olmuş insanı inşa etmeli. Bunun için de yüreğine açılan kapıyı bulup tıklatmalı. Açılmıyor diye ayrılmamalı. Günlerce, haftalarca, hatta aylarca beklemeli. Ha açıldı ha açılacak diye. Kâbe'nin kapısında bekler gibi beklemeli. Açılırsa eğer, Kâbe'ye girer gibi girmeli; heyecan zirvede, aşk dorukta? Kalbe, kalplere giden yolun harita ve pusulası yerine vahyi almalı, Kur'an'ı almalı. Satırdaki âyetlerle sadırdakileri, tohumla toprağı, etle tırnağı, anayla evladı, bülbülle gülü buluşturur gibi buluşturmalı. İş budur, eylem budur, yol budur. Tıpkı Kur'an şairi Akif'in dediği gibi:
'a dayan saye sarıl hikmete râm ol Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol
'a dayan gâyene tevfikini versin Kur'an'a sarılmazsan eğer yese düşersin. MUSTAFA İSLAMOĞLU
|
|
|
|
|
Logged
|
Sen Yolcu Bu Yalan Dünya Hancıdır Öyle Bir Gün Varki Yürekte Sancıdır Yer Gök Bir Olup Da Hesap Sorulunca En Sevdiğin Bile Senden Davacıdır 
|
|
|
| 15 Kasım 2007, 21:47:43 |
|
|
 |
« Yanıtla #1 : 15 Kasım 2007, 21:47:43 » |
|
CENNETİM ELLERİNE EMEĞİNE SAĞLIK RABBİM GÖNLÜNE GÖRE VERSİN BÜTÜN DUALLARIN KABUL OLSUN İNŞAALLAH CANIM SELAM VE DUA İLE
|
|
|
|
|
Logged
|
MUTLULUK DİKENLER ARASINDA BÜYÜYEN GÜL'DÜR... SEVGİ VE ÖLÜM İNSANA HER ŞEYİ HATIRLATIR... SEVGİM RASULUME VE RABBİME DUYDUYUM AŞKTIR... ÖLÜM İSE SEVDALIYA KAVUŞMAKDIR...
|
|
|
| 19 Haziran 2008, 22:09:56 |
|
|
 |
« Yanıtla #2 : 19 Haziran 2008, 22:09:56 » |
|
 " Kur’ana sarılmazsan eğer yese düşersin”
“İmkânsız” mı dedin? Olur mu dostum, hiç yakışır mı sana?
Neden yokmuş gibi konuşuyorsun? Bilmiyor musun; yokmuş gibi konuşmak günahtır. var. ’a iman var. İman varsa imkân var. ’ın olduğu yerde “imkânsız” demek olur mu? Yoksa sen yaptığın işe besmelesiz mi girişiyorsun? Bismillah demek, “Ben bu işi sayesinde yapıyorum” demektir. Yine “Ben bu işe ’ı dahil ediyorum” demektir. Ve “ ’tan yardım istiyorum” demektir. Dahası, “Ben bu işi ’a ısmarlıyorum” demektir. İmkân dediğin nedir ki dostum? Eğer imkânı olanlar daha çok infak etseydi, yoluna en çok verenler en varlıklılar olurdu. Bak etrafına, bunun hiç de böyle olmadığını görürsün. Kaldı ki, insan olmak bir imkândır. Akıl paha biçilmez bir imkândır. Sıhhat bir imkândır. Dahası, sonsuz imkândır. Kur’an imkândır. Peygamber imkândır. İman imkândır. Namaz imkândır. Oruç imkândır. Bütün bu imkânlardan ne kadar yararlandın? Mesela, ’ı imkân olarak gördün mü? Çocuklarının geleceğini düşünürken, ailenin geleceğini düşünürken, yaşadığın toprakların geleceğini düşünürken, ait olduğun medeniyetin geleceğini düşünürken? Evet bütün bunları düşünürken, ’ı da hesaba dahil ettin mi? Sevr’in eteğinde dolaşma dostum. Eğer Mekke’nin hakkını verdin ve imkânların tümünü tükettinse, yeni imkânlar üretmek için Medine’nin yollarına düş. Düşmanların kalabalık olabilir. Korkma! Dostun büyük, en büyüktür. Fakat En Büyük Dost’un yardımı, kulun gücünün bittiği yerde gelir. O yer, Sevr’in zirvesidir. Sevr’in eteğinde oturma. Haydi, davran ve tırman. Yükseğe, daha yükseğe, en yükseğe. Ne var Sevr’in tepesinde?
’ın vaat ettiği yardım var. Niçin oradadır ’ın vaat ettiği yardım? Orası kulun gücünün bittiği yerdir de ondan. İlahi yardım, kulun “Ben bittim ya Rab!” dediği yerde yetişir. Sünnetullah bu, ’ın geleneği bu, değişmez âdeti bu. Akıllılık, ’ın sünneti bana uysun diye beklemek değildir. Akıllılık, ’ın sünnetine uymaktır. O’nun eşsiz çalışma tekniğini çözmektir. Bu tekniğin sırrına erip, gereğini yapmaktır. Peki, nasıl olacak bu iş? Kolay dostum, çok kolay. Şu formülü unutma: Öncekiler neyle felaha erdilerse, sonrakiler de aynı şeyle felaha erecekler. Çağ değişir, zaman değişir, mekân değişir, imkân değişir, alet değişir. Fakat ?âdet’ değişmez, temel zaafları ve meziyetleriyle insan değişmez. İnsan tutmalı dostum, insanı tutmalı. Hiç olmazsa, takım tutanlar kadar heyecan ve aşkla. Hiç olmazsa, zar atanlar kadar umutla ve şevkle. Hiç olmazsa, boğazına kadar günaha batanlar kadar cesaret ve cüretle. İnsanı tutmalı ve onu onarmalı. İmha olmuş insanı inşa etmeli. Bunun için de yüreğine açılan kapıyı bulup tıklatmalı. Açılmıyor diye ayrılmamalı. Günlerce, haftalarca, hatta aylarca beklemeli. Ha açıldı ha açılacak diye. Kâbe’nin kapısında bekler gibi beklemeli. Açılırsa eğer, Kâbe’ye girer gibi girmeli; heyecan zirvede, aşk dorukta? Kalbe, kalplere giden yolun harita ve pusulası yerine vahyi almalı, Kur’an’ı almalı. Satırdaki âyetlerle sadırdakileri, tohumla toprağı, etle tırnağı, anayla evladı, bülbülle gülü buluşturur gibi buluşturmalı. İş budur, eylem budur, yol budur. Tıpkı Kur’an şairi Akif’in dediği gibi:
’a dayan saye sarıl hikmete râm ol Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol
’a dayan gâyene tevfikini versin Kur’an’a sarılmazsan eğer yese düşersin.
MUSTAFA İSLAMOĞLU
|
|
|
|
|
Logged
|
"YARAB! Ne azabına dayanacak halim, Ne de rahmetinden mahrum kalmaya mecalim yoktur... Vefasızlık edip senden uzak kalsamda, halim sensiz edemeyeceğini haykırmaktadır. Vefasızlığım nisbetinde değil, ihtiyacım nisbetinde lütfuna talibim..."
|
|
|
| 19 Haziran 2008, 22:22:04 |
|
|
 |
« Yanıtla #3 : 19 Haziran 2008, 22:22:04 » |
|
Hz.Ömre(ra) buyuruyor ki Bütün dünyayı bir halatın bir ucuna bağlasanız ve halatın diğer ucunuda kur'annın bir harfine bağlasanız vallahi yerinden oynatmaz.Çünkü  kelamdır. Evet Kur'an bize cenab-ı AQllahın tanıtan en büyük üç delilden birisidir. Arş ile ferşi birbirene yine kur'an bağlamaktadır. Bu bağlamda kitaplar dolusu söz söylemek mümkün.  razı olsun açılım güzel ve istifadeli olmuş hocam.
|
|
|
|
|
Logged
|
SEVGİ GÜNEŞİNİN GURUB ETTİĞİ KARANLIK BİR DÜNYADA ,İNSAN BÜTÜN DÜNYANIN SULTANI OLSA NEYE YARAR Kİ?
|
|
|
| 19 Haziran 2008, 22:47:05 |
|
|
 |
« Yanıtla #4 : 19 Haziran 2008, 22:47:05 » |
|
 ’a dayan saye sarıl hikmete râm ol Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol ’a dayan gâyene tevfikini versin Kur’an’a sarılmazsan eğer yese düşersin. 
|
|
|
|
|
Logged
|
Ellerden dualar alınmış, nefisler toklukta şimdi, Dillerden zikirler alınmış sözler boşlukta şimdi, Kalplerden sevgiler alınmış hisler yoklukta şimdi, Gözleri yaş dolu  (celle celalüh)'ı anan dile hasretim
|
|
|
| 19 Haziran 2008, 22:49:55 |
|
|
 |
« Yanıtla #5 : 19 Haziran 2008, 22:49:55 » |
|
 Emeğine sağlık Akif’in dediği gibi:  ’a dayan saye sarıl hikmete râm ol Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol  ’a dayan gâyene tevfikini versin Kur’an’a sarılmazsan eğer yese düşersin. 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 13 Ekim 2008, 16:32:31 |
|
|
 |
« Yanıtla #6 : 13 Ekim 2008, 16:32:31 » |
|
CENNETİM ELLERİNE EMEĞİNE SAĞLIK RABBİM GÖNLÜNE GÖRE VERSİN BÜTÜN DUALLARIN KABUL OLSUN İNŞAALLAH CANIM SELAM VE DUA İLE
|
|
|
|
|
Logged
|
HANGİ GÜZEL YÜZDÜR Kİ TOPRAK OLMADI!.. HANGİ CEYLAN GÖZDÜR Kİ YERE AKMADI!..
|
|
|
|