İslam Forumu - İslami Forum
Kullanıcı Adı Sürekli Bağlı Kal
Şifre:
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Kalbin sorumluluğu  (Okunma Sayısı 483 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
30 Mart 2008, 00:28:35
Gülüşü Yaralı

Ziyaretçi

« : 30 Mart 2008, 00:28:35 »






Kalbin sorumluluğu

İş veya çalışma dendi mi zihnimizde hemen gözle görülen faaliyetler canlanır. Yazı yazmak bir iştir. Bu iş, el, kâğıt ve kalem üçlüsüyle ortaya çıkmıştır. Biz bu yazıya bakarız da o yazının insan zihninde plânlandığını, ilimden, hafızadan yardım alındığını, edebî kabiliyetin onu şekillendirdiğini pek hatırlamayız. Bunlar da birer iştirler, hem de birinciden çok daha önemlidirler. Çünkü, yazı gerçekte bunların ürünüdür, ama açığa çıkması ve başkalarına da görünmesi için “kalem, kağıt ve el” üçlüsü devreye girmişlerdir. Böylece, o görünmez mana bu görünen eşya ile kendini hissettirmeye, okutmaya başlamıştır.

“Ef’al-i ibad” (kulun fiilleri, işleri) konusunda, insana ait işler ikiye ayrılarak incelenir; birisi ihtiyari, diğeri ıstırarî fiiller. Birincisinde insan o işi kendi iradesiyle icra etmiştir, ikincisinde ise insan iradesinin her hangi bir etkisi söz konusu olmadan, o iş ortaya çıkmıştır. Kalem tutan elimizin faaliyeti birinciye, saçımızın uzaması ise ikinciye bir örnektir. İnsan, eliyle icra ettiği işlerden sorumludur, ama saçının akından karasından sorumlu değildir.
Bir ayet-i kerimede şöyle buyrulur:

“Göklerde ve yerde ne varsa Allah’a aittir. Gönlünüzde olanı açığa vursanız da gizleseniz de Allah sizi ondan sorguya çeker. (Sonra) dilediğini bağışlar, dilediğine de azap eder. Allah her şeye kadirdir.” (Bakara Suresi, 284)
Fahreddin Razî hazretleri bu ayetin tefsirinde şunları kaydeder:
“Kalbe gelen düşünceler iki kısımdır. Bir kısmını, insan kalbine iyice yerleştirir ve gerçekleştirmeye azmeder. Bir kısımsa,…. insanın hoşlanmadığı, fakat içinden bir türlü söküp atamadığı şeylerdir. İnsan birinci kısımdan sorumludur, ikinciden değildir.” (Tefsir-i Kebir, 74, 6. cilt)

Sorumlu olduğumuz kısım için de şöyle bir açıklama getirir:
“Allahu Teala... “Allah onunla sizi hesaba çeker” buyurmuş, fakat ... “onunla sizi muaheze eder, sorumlu tutar” buyurmamıştır. ... Buna göre ayetin manası, “Allah Teala kalplerde saklı ve gizli olan şeyleri bilir” şeklinde olur .”

Bu ayet hakkında Elmalılı Hamdi Yazır, tefsirinde şu noktaya dikkat çeker:
“İzhar ve ihfa efal-i ihtiyariyeden oldukları için insanların iradesi ile alakası olan amal-i zahire ve batına dahil olup gayr-ı iradi olanlar muhasebeden hariç kalır.”

Yani, açığa vurma ve saklama insanın kendi iradesiyle icra ettiği birer fiildir. Ameller zahirî (görünen, açıkça yapılan) ve batınî (görünmeyen) olmak üzere ikiye ayrılır. Bunlardan irade dışında ortaya çıkanlardan insan sorumlu değildir; kendi iradesiyle icra ettiklerinden ise sorumludur.

İnsan denilince ruhla bedeni birlikte hatırlarız. Ama çok iyi biliriz ki, insanda esas olan ruhtur; beden onun hanesi, yahut elbisesi hükmündedir. Buna göre kulun fiilleri denilince de en önce ruhun işleri hatırlanmalıdır. Ancak, ne ruh ve ne de onun işleri gözle görülmediğinden bu ifade bize öncelikle “bedenle yaptığımız faaliyetleri” hatırlatır. Kaldı ki, bedenle yapığımız işler de yine ruhtan gelen emirle, onun irade etmesiyle ortaya çıkmaktadır.

Ruhumuz dilemedikçe ayaklarımız yürümez, elimiz bir şeyi tutmaz, gözlerimiz bir tarafa yönelmezler. Nitekim, görünen ve görünmeyen bütün faaliyetlerin kaynağı ruhtur ve “sorumluluk” da ancak ruh için söz konusudur; bir şey dileme ve icra etme gücüne sahip olmayan organlar için değil.

Şu var ki, kalbe gelen vesveselerle kalbin kendi işlerini birbirine karıştırmamak gerekir. Vesvese kalbin değil şeytanın fiilidir. Onun içindir ki insan, kalbine gelen pis hatıralardan, çirkin sözlerden sorumlu değildir. “Kimsenin bir başkasının yükünü yüklenmeyeceği” temel bir hükümdür, buna göre şeytanın işini kalp yüklenemez, yani vesveselerden kalp sorumlu olmaz.

Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenemez. (Necm Suresi, 38)

Nur Külliyatı’nda, vesveseye düşen hassas kişileri rahatlatacak harika bir tespite yer verilir:

“…O çirkin sözler senin kalbinin sözleri değil. Çünkü senin kalbin ondan müteessir ve müteessiftir.” (Sözler)

Kafamıza taş atılmışsa ve biz onun yarasından acı duyuyorsak, bu atışı başkası yapmış demektir. Kendi kafamızı kendi elimizle kırıp, sonra da oturup üzülmemiz söz konusu olamaz.

Yukarıdaki güzel tespite göre, kişi kalbine gelen kötü şeylerden rahatsızlık duyuyorsa, bu demektir ki o sözler kalbin değil şeytanındır.

Kalbin sorumluluğunu ortaya koyan diğer bir ayet-i kerime:

“Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü, kulak, göz ve gönül, bunların hepsi, yaptıklarından sorumludur.” (İsra, 36)
Ve bu ayetteki haberi destekleyen bir başka ferman:

“Zulmedenlere meyletmeyin. Aksi halde, size ateş dokunur.” (Hud, 113)
İnsan kendi iradesiyle haram sözleri dinliyor ve haram şeyleri seyrediyorsa bu fiillerden sorumlu olduğu gibi, kalbiyle harama meylediyor ve zihninde onu icra etmek için planlar kuruyorsa ruhun bu icraatlarından da sorguya çekilecektir.

“...kalbine gelen fenalığı kabul edip kararlaştırarak hariçte vücut bulmasına çalışırsa bundan mesul olur, velev (isterse) hariçte vücut bulmasın.” (Hülasatül Beyan, Mehmed Vehbi, s.529)
Zulme meyil de kalbin bir fiilidir ve ikinci ayet-i kerimede bundan sakınmamız emredilmekte, aksi halde ateşin bize de dokunacağı haber verilmektedir.

Nur küllüyat'ında, Meyvenin Dördüncü Meselesi’nde bu konuda şöyle bir açıklama getirilir:

Bazen bu harp boğuşmalarını merakla takip eden, bir tarafa kalben taraftar olur. Onun zulümlerini hoş görür, zulmüne şerik olur.”

İşin önemli bir yanı da şudur: Bu risale yazıldığında iki gayr-ı müslim ordu birbiriyle çarpışmaktadır. Bunlardan birinin diğerine zulmetmesini hoş görmek bile insanı sorumlu kılmaktadır.

Adalet zatında güzel olduğu gibi zulüm de zatında çirkindir. Adil bir gayr-ı müslim, imansızlığından dolayı cehenneme girse bile, orada çekeceği azap, zalim bir gayr-ı müslimin azabından daha az olacaktır. Cennetteki nimet dereceleri gibi cehennemdeki azap dereceleri de bir değildir. Aynı şekilde zalim bir Müslüman da sonunda cennete gitse bile, zulmünün hesabını mutlaka verecektir.

Kalbin en güzel fiili iman etmek, en çirkini ise küfrü ve şirki kabullenmektir. Bu iki kaynaktan gelen ve sonsuz diyebileceğimiz kadar çok “güzel ve çirkin fiiller” vardır.

Kanaat, sabır, rıza, teslim, tevekkül, tevazu, hüsn-ü zan kalbin güzel fiilerinden olduğu gibi, haset, kin, hırs, sabırsızlık, kibir, su-i zan da onun kötü işlerindendir.

Bazı hassas kişileri heyecanlandıran bir noktayı tekrar hatırlatarak yazıyı noktalayalım:
Kalbe gelen kötü hatıralar kalbin işi değildir. İrade dışında ortaya çıkan bu sonuçtan kalp sorumlu da değildir. Çünkü bunlar birer vesvesedirler, vesvese ise kalbin değil şeytanın fiilidir.

Alaaddin Başar

Logged
31 Mart 2008, 08:56:25
ene_abd

Emektar

*


Üye No : 315

Yaş : 28

Nerden : BURSA

Konu  : 9

Mesaj : 103

Aldığı Teşekkür 11
Her Nefis Ölümü Tadacak
WWW
Offline
« Yanıtla #1 : 31 Mart 2008, 08:56:25 »

Bu da güzel bir paylaşımdı.

 :aro:
Logged

ene_abd
31 Mart 2008, 16:30:26
CeNNeT

Kurucu

*


Üye No : 2

Nerden :

Konu  : 947

Mesaj : 6,084

Aldığı Teşekkür 142
...RaBBiMiN YoLuNDa SeVDaLiYiM BeN...
WWW
Offline
« Yanıtla #2 : 31 Mart 2008, 16:30:26 »

Bu da güzel bir paylaşımdı.

 :aro:
Logged

Sen Yolcu Bu Yalan Dünya Hancıdır
Öyle Bir Gün Varki Yürekte Sancıdır
Yer Gök Bir Olup Da Hesap Sorulunca
En Sevdiğin Bile Senden Davacıdır


31 Mart 2008, 16:45:24
ASYALI

ASYALI

Yazar

*


Üye No : 8194

Nerden : İstanbul

Konu  : 100

Mesaj : 748

Aldığı Teşekkür 20
Offline
« Yanıtla #3 : 31 Mart 2008, 16:45:24 »

Kalbin sorumluluğu

 “Kimsenin bir başkasının yükünü yüklenmeyeceği” temel bir hükümdür, buna göre şeytanın işini kalp yüklenemez, yani vesveselerden kalp sorumlu olmaz.

Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenemez. (Necm Suresi, 38)

Nur Külliyatı’nda, vesveseye düşen hassas kişileri rahatlatacak harika bir tespite yer verilir:

“…O çirkin sözler senin kalbinin sözleri değil. Çünkü senin kalbin ondan müteessir ve müteessiftir.” (Sözler)

.[/color]



[/size][/font]

Üstad Bediüzzaman vesveseye dair ki pasajı çok harikadır.İnanın kalbine gelen vesvesenin geçici olduğu ve bu vesvese ler fiiliyata dökülmeyene kadar günah sayılmayacağını belirtir.
Burdan da Allahın rahmetinin genişliğine işaret ederek:Bir insan bir günahı düşünse ve eğer o düşüdüğü günah fiiliyata dökülmezse onu Allah(cc)günah olarak yazmaz.Aynı şekilde bir insan bir iyiliği düşünse lakin bir engelle karşılaşıp yapamazsa Allah o iyiliğin sevabını ona yazar manasında fikir beyan etmişlerdir.
Allah razı olsun.
Logged

SEVGİ GÜNEŞİNİN GURUB ETTİĞİ KARANLIK BİR DÜNYADA ,İNSAN BÜTÜN DÜNYANIN SULTANI OLSA NEYE YARAR Kİ?
Anahtarlar:
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
kalbin ayarı kaçarsa... Namaz VuSLaT 4 919 Son Mesaj 07 Mayıs 2007, 21:37:34
Gönderen: Rumeysa
Kalbin ilk gözyaşı Hayy! Makale ve güzel Yazılar... CeNNeT 0 878 Son Mesaj 12 Temmuz 2007, 15:20:23
Gönderen: CeNNeT
Kalbin doyması ile nefsin doyması bir mi? Serbest Bölüm gülvisal 1 256 Son Mesaj 24 Temmuz 2008, 19:00:02
Gönderen: ASYALI
Yusuf ile Züleyha / Kalbin üzerinde titreyen hüzün Kitap Tanıtım mehmet akif 5 684 Son Mesaj 26 Ekim 2008, 23:03:03
Gönderen: düştengüzel
kalbin karardığı nasıl bilinir? Tasavvuf izzetin 1 262 Son Mesaj 11 Ağustos 2008, 10:33:40
Gönderen: munevver
Çocuğun manevi Beslenmesinde Babanın Terbiye Sorumluluğu Anne ve Baba Rehberi Amin€ 3 210 Son Mesaj 07 Kasım 2008, 01:31:49
Gönderen: Volkan_02
Kalbin ağlasada gülümse inadına ... Genel Şiir ve Edebiyat gülvisal 4 127 Son Mesaj 10 Kasım 2008, 00:26:44
Gönderen: davacigenc
Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf
İhya İfexi İlahi Sözleri