
'ım;
Bazen zindandaki kuyuda çırpınan,
Yunusun karnında niyazlanan Züleyhayım ben!
Rüyalarım soğumadan affedilir miyim?!.
Uyuyamayacak kadar yorgun,
Kendi sesini unutacak kadar suskun,
Ve dahi en büyük vurgunu "Aslı"ndan yemiş kırgınım ben!
Hala acıyı yudumlayacak, ağlarken gülebilecek kadar;
Eyyub -muy-um ben...
Sensiz ısıdan ve ışıktan soyutlanmış ateş kadar varım ben!
Lebimden dökülen kelam zedeleyecekse merhametini;
Meveddetini kaybetmektense; sonsuza dek dilsizim ben...
Rızan yoksa halimden, varlığımdan bizarım ben...
Mecalim yok ağlamaya,
"evvel yanardağ olan ümidim" tükenmeden;
Lutfunu beklerim ben...
...
Aklımın şase yapmış yerlerine titrek yüreğimi de katıp, sendeleye sendeleye tökezlediğim yollardan sakınıp, titrek adımlar atıyorum; uzakların yakından saldırdığı mekanlardan da ötelere... Iraklara... Tökezleyip, düştüğüm her yerde bir kuyu açıyorum, öpüp alnından taşları... Her düşüşte bileylenmek mümkün olmuyor... Ve bunun idrakine vardığım an; kimi zaman bir delikten ikinci kez ısırılmış olmaklığın acısıyla kendime geliyorum... Ve sahip olduğum, kıymet verdiğim her ne varsa hepsini, bana verene olan sadakatimi puslu bir mahcubiyet içinde, Sıddik'in mağara deliklerini tıkadığı gibi kapatmaya adıyorum... Ve en sondan bir önce; sonunda! Kaçak bir köle gibi gidiyorum... Yarı sürgün, yarı hicret, ölesiye hüzünbaz bir edayla... bırakıp gitmeden öylece gidiyorum... "Yusuf'u arayın!"87 emrinin peşine düşüyorum; hala Yusuf'un kokusunu duyabilen Yakubî gözlerimizin varlığından doğan bir ümitle...
...
"...Yusuf'u arayın!" Yusuf87
Yusuf Kenan'da dediler hep bize,
Oysa Yusuf'u "Yusuf" yapan Kenan'dan geçmesiydi!
Biz Kenan'da Yusuf'u unutayazdık!
Ama hala Yusuf'un kokusunu almaklığımızdan doğan bir ümidimiz var!
Yusuf aramakla bulunmuyor!
Ama Yusuf arandıkça arınılıyor!
Yusuf'u aramak; Yusuf'u arayanları Yusuflaştırıyor!
__________________ALINTI