İslam Forumu - İslami Forum
Kullanıcı Adı Sürekli Bağlı Kal
Şifre:
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Golge et, ama golge olma  (Okunma Sayısı 525 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
12 Mayıs 2007, 21:34:18
hatice

VIP

*


Üye No : 33

Nerden : hollanda

Konu  : 449

Mesaj : 1,276

Aldığı Teşekkür 46
Ben kalbimi dunya ipine baglamadim ki o kopunca ka
WWW
Offline
« : 12 Mayıs 2007, 21:34:18 »






Sinoplu Diyojen yanlış söylemiş. "Gölge etme" diyeceğine,
keşke "gölge olma başka ihsan istemem"deseydi hatırını soran Makedonyalı İskender'e.
Siz, hesap yaparken, bir şeyin gölgesini hesaba katar mısınız?
Ben katmam. Çünkü gölgeler solda sıfır gibidirler; bin tane gölge bir 'şahsiyet' etmez,
tıpkı soldaki bin tane sıfırın toplam değerinin yine sıfır olduğu gibi.

İnsanlar ya gölgedirler, ya da şahsiyet. Gölge iseler, gölgesi oldukları
biri vardır; yani kölesi oldukları biri. O birine, siz 'gölgeci' de
diyebilirsiniz. Gölgeci, insanları kendisinin gölgesi olarak görmekten zevk
duyar. Ve hiçbir gölge iradeli hareket edemez.

Gölgelerin ne sevgileri gerçek sevgidir, ne de nefretleri sahici nefret.
Onlar, kendisinin patlıcanın değil padişahın dalkavuğu olduğunu söyleyen
muzip gibidirler; sevgi ve nefretleri gölgecininkine ayarlıdır. Emirle
severler, emirle nefret ederler.

Oysaki şahsiyetler, kendilerine ait bir kafa ve kendilerine ait bir yürek
taşıdığının bilincinde olan insanlardır. O kafayı düşünmek, analiz yapmak,
yerinde onaylamak ve yerinde reddetmek için; o yüreği de duymak, sevgiye
değer olanı sevmek, inanmaya değer olana inanmak, nefreti ve inkarı gerekli
olandan da nefret etmek ve reddetmek için kullanırlar.

Gölgenin "ben idraki" olmaz; dolayısıyla "omurgası" da olmaz. Bu nedenle,
hiç bir gölge hiç bir zaman "bir başkası olmaktan” kurtulup "kendisi"
olamayacaktır. Ve omurgası olmayan hiç bir gölge, hiç bir zaman dik
duramayacaktır.

Gölgelerle yapılan siyasetin içerisinde "şahsiyeti" aramak da beyhude bir
uğraştır elbet. Gölgelerin yaptığı siyasetin omurgalı olmasını beklemek
abesle iştigaldir. Dik durulması gereken yerde, dik durmasını
bekledikleriniz yerlerde sürünüyorlarsa, gerçek nedeni işte budur.

Tarihi bir tecrübedir: Kadrolar şuurlandırılır,  kitleler şartlandırılır.
Peki bizde nasıl yürür bu işler: Kadrolar şartlandırılır, kitleler
şuurlandırılmaya çalışılır. Bu ikincisi olmayacak iş.

Gelelim kadrolara… Evet, kadrolar şartlandırılır, çünkü şuurlandırılırsa,
başlarında buldukları demirbaşların konumunu sorgulamaya, onların oraya
hangi çaba, liyakat ve vasıfla çıktıklarının hesabını istemeye başlarlar.

Onun için de, gölgeci liderler şu ezeli taktiği uygularlar: Dama çık,
merdiveni çek. Merdiveni çek ki, senden sonra kimse senin çıktığın yere
çıkamasın. Ondan sonrası kolay: Bir yandan "Hadi aslanlarım, koşun, geride
kalanı elerim!" salvoları, bir yandan da "O kadar da değil, beni geçeni
vururum!" tehditleri.

Tüm sorunumuz, insan kumaşının kalitesinde düğümleniyor. Kumaşı kaliteli
insanları siyasete taşırsanız, kaliteli siyaset üretirler; ticarete
taşırsanız, kaliteli ticaret. Tersi de geçerli. O halde, en akıllıca
yatırım, siyasetten de, ticaretten de önce, insan unsuruna olan yatırım.

Tabi ki, hayatın alanları, birbiriyle bıçak sırtı gibi ayrılan şeyler
değildir. Ne ki, "Ne yapmalı?" sorusunun doğru cevabı da "Nereden
başlamalı?" sorusundan bağımsız bulunamaz. Geleceğin inşası için harekete
geçen bir kitlenin, politikaya yatırımının insan unsuruna olan yatırımına
oranı, bir buz dağının su üstündeki kısmının su altındaki kısmına oranı
kadar olmalıdır. Yalnızca böyle yapan bir hareket, toplumsal dönüşümün
lokomotifi olmayı hak eder ve yaşadığı zamanın aktif öznesi olur. Değilse,
kendisine umut bağlayan kitlelerin umutlarını yad ve yabancı lokomotiflerin
hoyrat emellerine peşkeş çeken birer vagon olurlar ki, bu tam da yaşadığı
zamanın "pasif nesnesi" olmaya tekabül eder.

Bütün bunları bana hatırlatan, Rasulullah'ın Buhari tarafından aktarılan
bir hadisi oldu. Burada aktarayım, bakalım size neler hatırlatacak:
"İnsanlar da develer gibidir: Bazen yüz tanesi bir arada bulunur da,
içlerinden, binmek için bir tane bile bulamayabilirsin."

Logged

Mezardakilerin pisman olduklari seyler icin dunyadakiller birbirlerini yiyorlar
Anahtarlar:
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
İnsan sarrafı olma Serbest Bölüm hatice 0 1092 Son Mesaj 11 Haziran 2007, 15:31:31
Gönderen: hatice
Var olma sevinci Üstadlardan... sengibi 2 642 Son Mesaj 12 Eylül 2007, 23:03:13
Gönderen: sengibi
NE OL , NE OLMA ! Güzel Sözler mevlan 13 2011 Son Mesaj 30 Nisan 2008, 22:41:54
Gönderen: munevver
Serdar - Genç bir adamın yazar olma uğruna hangi aşamalardan geçtiğinin hikayesi Türkçe Filinta 0 837 Son Mesaj 26 Şubat 2008, 22:32:15
Gönderen: Filinta
Genç olma sırası kimde… Makale ve güzel Yazılar... Gülüşü Yaralı 0 261 Son Mesaj 29 Mayıs 2008, 01:25:39
Gönderen: Gülüşü Yaralı
Ne ol Ne olma Serbest Bölüm okyanus1 0 105 Son Mesaj 22 Eylül 2008, 18:32:35
Gönderen: okyanus1
Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf
İhya İfexi İlahi Sözleri