| 08 Eylül 2007, 16:27:35 |
|
|
 |
« : 08 Eylül 2007, 16:27:35 » |
|


Göğsünde yürek yerine taş taşıyanlar nasıl anlasınlar kurbanı?
Koca bir ömrü yemekhâne, yatakhâne, abdesthâne, işhâne arasında, hayatın bundan öte, daha yüce bir mânâsı olduğunu fark etmeden geçirenler nasıl anlasınlar kurban eden Hz. İbrahim’i, kurban olan Hz. İsmail’i?
Sevemeyenler, sevecek yerlerini öz elleriyle kundaklayanlar, “Halîlullah” ( sevgilisi) olan Hz. İbrahim’in rüyasını, hülyasını, sevdasını nasıl hayra yorsunlar?
“Sahibi benim” dediklerinin eline zincirlerini verip altında binek olanlar, “sahibi benim” dediklerinin gerçekten sahibi olan ve sırtına binip onu aşkın yolculuğunda bir binek olarak kullananları nasıl anlasınlar?
Bakınız etrafınıza; kurban olmayan birini görebilir misiniz? Kimi kara sevdasının, kimi ak sevdasının kurbanıdır. Dünyaya, paraya, makama, mala, şöhrete, alkışa, servete kurban olmak ve kurban etmek için kuyruğa girenlerin haline bakın.
Bakmayın siz “Ben hiçbir şeye kurban olmam!” diye iddialı konuşanlara; aslında onlar benliklerine ve bencilliklerine kurban olmuş birer zavallıdan başka bir şey değildirler.
Onların gerçekte hiçbir şeyleri yoktur ki “adayabilsinler”. Nefisleri, hevâ-ü hevesleri, mahabbet adını koydukları tutkuları, aşk adını verdikleri libidoları, servetleri, makamları, şöhretleri, malları onların sahibidirler, efendisidirler.
Köle efendisini nasıl azat eder? Ya adar ve adanırsınız ya da harcar ve harcanırsınız. Üçüncü bir şıkkı yok mu?
Yok, bence yok. Baksanıza etrafınıza: En yüce sermayesi olan hayatlarını kendilerinden aşağı değerdeki şeyler uğruna hovardaca harcayanların haddi hesabı yok.
İşte İbrahim (A.S.) ve İsmail (A.S.), insanın âdî şeyler uğruna harcanmaması için en yüce değer uğruna adamanın ve adanmanın yolunu gösterdi. Kurbanın sembolize ettiği derin hakîkat budur. Adayacağı ve adanacağı gerçek kapıyı bilenleri kimse daha aşağı bir değer uğruna harcayamaz, kullanamaz, kurban edemez. Hangi ateş imanı yakabilir ki?
Hz. İbrahim önce canla sınandı, sonra cânanla. Can sınavını ateşte verdi. Yanmadı, çünkü iman yanmazdı. Aşkını imana, imanını hayata dönüştürmüş birini yakacak ateş bulunabilir miydi; tıpkı bir gönül erinin dediği gibi: Eğer âşık isen yare Sakın aldanma ağyare Düş İbrahim gibi nare Bu gülşende yanar olmaz Aşkı İbrahimce olanın, yüreği dağca olur. İbrahîmî bir aşka talip olursanız, aşkınızın ateşi Nemrutların yaktığı ateşi söndürecektir, hiç şüpheniz olmasın.
alıntı
|
|
|
|
|
Logged
|
Sen Yolcu Bu Yalan Dünya Hancıdır Öyle Bir Gün Varki Yürekte Sancıdır Yer Gök Bir Olup Da Hesap Sorulunca En Sevdiğin Bile Senden Davacıdır 
|
|
|
|
|
| 19 Aralık 2007, 11:47:49 |
|
|
 |
« Yanıtla #2 : 19 Aralık 2007, 11:47:49 » |
|
Kurbanı açıklamak için tek başına akıl yetmez. Aşk gerek, aşk. Kurban akılla değil aşkla açıklanır.
Göğsünde yürek yerine taş taşıyanlar nasıl anlasınlar kurbanı? Koca bir ömrü yemekhane, yatakhane, abdesane, işhane arasında, hayatın bundan öte, daha yüce bir anlamı olduğunu fark etmeden geçirenler nasıl anlasınlar kurban eden İbrahim’i, kurban olan İsmail’i?
Sevemeyenler, sevecek yerlerini öz elleriyle kundaklayanlar, “Halilullah” ( sevgilisi) olan İbrahim’in rüyasını, hülyasını, sevdasını nasıl hayra yorsunlar? “Sahibi benim” dediklerinin eline zincirlerini verip altında binek olanlar, “sahibi benim” dediklerinin gerçekten sahibi olan ve sırtına binip onu aşkın yolculuğunda bir binek olarak kullananları nasıl anlasınlar?
Bakınız etrafınıza; kurban olmayan birini görebilir misiniz? Kimi kara sevdasının, kimi ak sevdasının kurbanıdır. Dünyaya, paraya, makama, mala, şöhrete, alkışa, servete kurban olmak ve kurban etmek için kuyruğa girenlerin haline bakın.
Bakmayın siz “Ben hiçbir şeye kurban olmam!” diye iddialı konuşanlara; aslında onlar benliklerine ve bencilliklerine kurban olmuş birer zavallıdan başka bir şey değildirler.
Onların gerçekte hiçbir şeyleri yoktur ki “adayabilsinler”. İçgüdüleri, ayartıcı özbenlikleri, sevgi adını koydukları tutkuları, aşk adını verdikleri libidoları, servetleri, makamları, şöhretleri, malları onların sahibidirler, efendisidirler.
Köle efendisini nasıl azat eder?
Ya adar ve adanırsınız ya da harcar ve harcanırsınız.
Üçüncü bir şıkkı yok mu?
Yok, bence yok. Baksanıza etrafınıza: En yüce sermayesi olan hayatlarını kendilerinden aşağı değerdeki şeyler uğruna hovardaca harcayanların haddi hesabı yok. İşte İbrahim ve İsmail, insanın adi şeyler uğruna harcanmaması için en yüce değer uğruna adamanın ve adanmanın yolunu gösterdi. Kurbanın sembolize ettiği derin hakikat budur.
Bu hakikati anlamayan için kurban bir “hayvan”, kurban bayramı da “et festivali”dir. Adayacağı ve adanacağı gerçek kapıyı bilenleri kimse daha aşağı bir değer uğruna harcayamaz, kullanamaz, kurban edemez.
Hangi ateş imanı yakabilir ki?
Hz. İbrahim önce canla sınandı, sonra cananla. Can sınavını ateşte verdi. Yanmadı, çünkü iman yanmazdı. Aşkını imana, imanını hayata dönüştürmüş birini yakacak ateş bulunabilir miydi; tıpkı bir gönül erinin dediği gibi: Eğer âşık isen yare Sakın aldanma ağyare Düş İbrahim gibi nare Bu gülşende yanar olmaz
Aşkı İbrahimce olanın, yüreği dağca olur. İbrahimi bir aşka talip olursanız, aşkınızın ateşi Nemrutların yaktığı ateşi söndürecektir, hiç kuşkunuz olmasın.
Dört bin yıllık süreç?
Yarın arife. Milyonlar bir sesin çağrısına uyup Mekke’de Arafat tepesine koşacaklar. Dünyanın dört bir yanından, beyaz, siyah, kızıl, sarı derili milyonlar. Asyalı, Afrikalı, Avrupalı, Amerikalı milyonlar.
Bu ses İbrahim’in dört bin yıl öteden gök kubbeye saldığı bir ses. Nemrud’un ütopyasına benzemez bu; tam dört bin yıllık yaşanan canlı bir süreç.
“Lebbeyk ALLAHumme lebbeyk!” diye yüreklerini dua makamında İbrahim’in, İsmail’in, hicretin gelini Hacer’in korosuna katan milyonlar, bu sürecin her şeye rağmen süreceğini muştuluyorlar.
Gök kubbede baki kalan işte bu sadadır.
Bu imanın sadasıdır.
Siz de katın sesinizi bu ilahi koroya. Unutmayın; adak değerini adandığı kapıdan alır. O’nun kapısı en yüce kapıdır ve bir tek O’dur insana gerçek değerini bahşeden. Yalnızca O’dur kendisine teslim olan insanı istismar etmeyen.
O halde halde haydi hep bir ağızdan ses katın İbrahim’in gök kubbede yankılanan sesinin yanına:
“Lebbeyk ALLAHumme lebbeyk: Buyur ’ım emrine amadeyim!”
MUSTAFA İSLAMOĞLU
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| 19 Aralık 2007, 12:38:15 |
|
|
 |
« Yanıtla #3 : 19 Aralık 2007, 12:38:15 » |
|
“Lebbeyk ALLAHumme lebbeyk: Buyur ’ım emrine amadeyim!” ben bu canı rabbimin yoluna kurban ederim hiç tereddütsüz diyor ve diliyorum inşaallah rabbimde benim gibi günahkar kulunu kabul buyurur ve rahmet merhamet eyler selam saygılarımla bu arada bütün müslüman alemin mübarek kurban bayramını şimdiden kutluyor ve hayırlara vesile olmasını diliyorum sitedeki bütün mübarek kardeşlerimin bayramınıda kutlar hakkınızda her şeyin hayırlısı olsun ve dualarınız  katında kabul olsun inşaallah kardeşlerim selam ve dualarla kalın kardeşlerim
|
|
|
|
|
Logged
|
MUTLULUK DİKENLER ARASINDA BÜYÜYEN GÜL'DÜR... SEVGİ VE ÖLÜM İNSANA HER ŞEYİ HATIRLATIR... SEVGİM RASULUME VE RABBİME DUYDUYUM AŞKTIR... ÖLÜM İSE SEVDALIYA KAVUŞMAKDIR...
|
|
|
| 19 Aralık 2007, 16:59:29 |
|
|
 |
« Yanıtla #4 : 19 Aralık 2007, 16:59:29 » |
|
amiiinnn...amiiinnn... ablam seninde hayır dolu bayramların olsun inş...  “Lebbeyk ALLAHumme lebbeyk: Buyur ’ım emrine amadeyim!”
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| 21 Aralık 2007, 02:58:42 |
|
|
 |
« Yanıtla #5 : 21 Aralık 2007, 02:58:42 » |
|
kurban, teslimiyetin temsili... kurban, insanın nefsine bıçak çalması... kurban, kalpteki cerahatin akması... kurban, paylaşmaktır... kurban, yeniden başlamaktır...
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| 21 Aralık 2007, 07:47:22 |
|
|
 |
« Yanıtla #6 : 21 Aralık 2007, 07:47:22 » |
|
...İşte bu söz gelecek nesillerin ruhunu katleden idam sehbasıdır!! "SUYA SABUNA DOKUNMA !! " Müslüman içi dışı bir olandır. İki yüzlülüğün olduğu yerde iman kalmaz. Din şuurdur. Şuursuz din elsiz, ayaksız ve kördür. Onunla bir yere varmak olmaz. Su ile sabun bir araya gelirse kiri çıkartır. Zamane müslümanı kirli kalmayı tercih edip rahatlığa intisap etmiş. Gerçek sır kalır söylenmezse , sahte , elini kolunu sallayarak hakimiyetini sürdüremez mi sanırsın ? ! Müsliman içini dışına hakim kılandır dedik...
Kul olup köle olmayalım derken , köle olmadığımız hiç birşey kalmamış yeryüzünde. Paraya köle olmuşuz , ailemize köle olmuşuz, nefsimize ve onun din dışı isteklerine arzularına köle olmuşuz, menfaatimizi gerektiren herşeye köle olmuşuz., şeytana ve onun emirlerine köle olmuşuz. Bunca temayülün kasırgasına kapılıp başımız dönmüş. Alllah'a köle olmayı birtürlü becerememişiz.
Din sadece seccadenin üzerine ve mescidlerin içine kilitlenmiş. Oysa din, bütün kurum ve kurallarıyla hayata uygulanması gereken bir kanun-i ilahidir. Bunu bilmeden yaşamayı tercih etmişiz.
**bunları söylediğimiz zaman ise sanki kitabın dışında söz etmişiz gibi uğramazlar semtimize**
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 13 Ekim 2008, 00:49:37 |
|
|
 |
« Yanıtla #7 : 13 Ekim 2008, 00:49:37 » |
|
Eğer âşık isen yare Sakın aldanma ağyare Düş İbrahim gibi nare Bu gülşende yanar olmaz Paylaşım için teşekkürler Cennet'im ve Vuslat Ablam çok güzeldi yüreğinize sağlık 
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 13 Ekim 2008, 00:53:13 Gönderen: gülvisal »
|
Logged
|
HANGİ GÜZEL YÜZDÜR Kİ TOPRAK OLMADI!.. HANGİ CEYLAN GÖZDÜR Kİ YERE AKMADI!..
|
|
|
|