İslam Forumu - İslami Forum
Kullanıcı Adı Sürekli Bağlı Kal
Şifre:
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Anmak mı, anlamak mı, yaşamak mı?  (Okunma Sayısı 654 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
07 Ağustos 2007, 11:12:51
Elif Yasar

Alışıyorum

*


Üye No : 330

Nerden :

Konu  : 73

Mesaj : 180

Aldığı Teşekkür 27
Offline
« : 07 Ağustos 2007, 11:12:51 »






Bir peygambere iki tür saldırı yapılabilir. Birincisi fiziki varlığına yönelik, ikincisi misyonuna yönelik. Sizce hangisi daha tehlikelidir? Bana sorarsanız, misyonuna yönelik saldırı, fiziki varlığına yönelik saldırıdan bin kat daha beterdir. Çünkü peygamberi peygamber yapan gönderiliş amacıdır.

Allah Rasulü'nün fiziki varlığına yönelik suikast artık mümkün değil. Çünkü böyle bir saldırı onun ölümlü tarafıyla ilgili. O beka yurduna göçtüğüne göre, suikast ihtimali sıfır demektir. Fakat aynı şeyi onun misyonu için de söyleyebilir miyiz? Mesela, “Onun misyonuna yönelik suikast ihtimali sıfırdır” diyebilir miyiz?

Bunu asla diyemeyiz. Çünkü bu tehlike ve tehdit dün vardı, bugün var ve yarın da var olacak. Alemlere rahmet Hz. Muhammed'in misyonuna yönelik saldırılar, hep onu sevmeyenlerden değil, bilakis bunların çoğu onu sevenlerden, daha doğrusu onu sevdiğini iddia edenlerden gelecek. Bu sevginin zehirli sevgi olduğunu söylememe gerek yoktur sanırım.

Peygamberlerin fiziki varlığına yönelik saldırıların tarihsel örneği Yahudileşmiş İsrailoğulları'dır. Onlar, kendilerini uyaran, kendilerine hakikati haykıran peygamberlerini taşlıyorlardı. Dahası onların canına kastediyorlardı. Onların fiziki varlığını ortadan kaldırmak için çaba gösteriyorlardı.

İkinci tür saldırıya, yani peygamberin misyonuna yönelik saldırının en tipik tarihsel örneği ise Pavlus Hıristiyanlığı'dır. Peygamberin beşeriliği inkar edilince, misyonu ölümcül bir darbe yemiştir. Allah'ın peygamberi İsa bu misyon suikastının ardından manen öldürülmüş ve yerine “İlah İsa” konmuştur. Bu yüzden Pavlusyen Hıristiyanlık'ta peygamberlik makamı “münhal”dir. Zira Hz. İsa o makamdan “terfi suretinde” –haşa- azledilmiştir. Ve işte bu yüzden bir Hıristiyan'ın tasavvurundaki İsa ile bir Müslüman'ın tasavvurundaki İsa arasında hiçbir benzerlik yoktur.

Demek ki, bir peygamberin misyonuna yönelik saldırının temelinde, o peygamberin “beşer” kimliğinden çıkarılması yatmaktadır. İşte bunun için olsa gerek her peygambere olduğu gibi alemlere rahmet Hz. Muhammed'e de şöyle demesi vahiyle emredilmiştir: “Ben de sizin gibi ölümlü bir insanım”.

Peygamberlerin gönderiliş amacı, insanlığın doğru anlamasını temindir. Zira insanlığın en kadim sorunu “anlama sorunu”dur. İnsan, vahyin de belirttiği gibi bilgiyi elde edecek, üretecek ve iletecek bir donanımla yaratılmıştır. Bunu doğru yapması, ancak doğru anlamasına bağlıdır. Yanlış anlaması halinde bütün bu bilgi elde etme, üretme ve iletme süreçlerini bir yanlışa alet eder. Sonuçta Allah'ı yanlış anlar, varlığı yanlış anlar, kendisini yanlış anlar, tabiatı yanlış anlar…

Peki de, gönderiliş amacı insanlığın doğru anlamasını temin olan peygamberin kendisi yanlış anlaşılmışsa ne olacak?

İşte meselenin püf noktası da burasıdır. Efendimiz aleyhissalatu vesselam, bu probleme daha baştan dikkat çekmiş, yanlış anlamaya müheyya olanlara karşı sözlü ve fili tedbirler almıştır.

Onun bu hassasiyeti, onu tarihte kalmış “tatlı bir anı” gibi anmaya kalkan akıllarca anlaşılabilir mi dersiniz? Sahi, böyle bir mantıkla onu “anmak”, misyonuna karşı düzenlenmiş suikastın bir parçası olmaz mı?

Allah, Müslümanların anıları arasına girmesin diye onu “örnek” göstermiştir. Bir insanı örnek göstermek, onun yeniden üretilebilir, yaşatılabilir ve yaşanabilir olduğunu söylemektir. Bunun anlamı onu çağa taşımak, onunla çağdaş olmaktır. Bunun anlamı, her müminin, Hz. Peygamber'i kendi şimdi ve buradasına mümkün olduğunca taşıması ve yaşamasıdır.

Bu da onu “anmaktan” daha çok “anlamakla” mümkündür. Anma çabaları onu anlamaya vesile olduğu kadar makbuldür. Yok eğer buna vesile olmuyorsa, aksine bir tür değer tüketim panayırlarına ve tatmin seanslarına dönecekse, ziyan ve hüsrandır.

Her değerin arısı da olur sineği de. Bir değerin arısı onu üretendir, sineği onu tüketendir. Değer ne kadar büyükse, arısı ve sineği de o kadar büyük olur. Allah Rasulü biz Müslümanlar için çok çok değerlidir. Bunu söylemek kolaydır. Fakat o değerin kadr u kıymetini bilmek, söylemek kadar kolay değildir. Hele onu üretmek, taşımak ve yaşamak daha da zordur.

“Anmak mı-anlamak mı?” dilemmasında tarafım elbette anlamak. Ancak gaye, sadece entelektüel yeşillik olsun diye anlamak değil, yaşamak için anlamak olmalıdır.
__________________
Logged

Anahtarlar:
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Haftanın Konusu (Modern Çağı Anlamak)(31.08.07) Haftanın Konusu « 1 2 » simurg 25 4685 Son Mesaj 06 Temmuz 2008, 18:17:24
Gönderen: tuluğ
Fatihayı anlamak bu olsa gerek. Videolar Tefekkür 3 732 Son Mesaj 08 Eylül 2007, 10:59:18
Gönderen: Tefekkür
Mesajı Anlamak, İslamı Yaşamak Kurani Kerim CeNNeT 4 849 Son Mesaj 17 Kasım 2007, 16:40:52
Gönderen: CeNNeT
MEVLÂNA'YI ANLAMAK Makale ve güzel Yazılar... Gülüşü Yaralı 0 465 Son Mesaj 07 Aralık 2007, 20:05:43
Gönderen: Gülüşü Yaralı
Yaşamak Sizin Kaleminiz AYSENUR79 7 807 Son Mesaj 17 Aralık 2007, 21:26:25
Gönderen: AYSENUR79
YANLIŞ ANLAMAK Makale ve güzel Yazılar... simurg 9 833 Son Mesaj 24 Şubat 2008, 16:54:02
Gönderen: yaren
Necmettin Erbakanı Anlamak... Düşünce İklimi MujaHiD 9 997 Son Mesaj 25 Ağustos 2008, 21:51:31
Gönderen: Maviyesil
ALEMLERİN RABBI ALLAH(CC) BİLMEK,TANIMAK,ANLAMAK !!! Kitap Tanıtım davacigenc 0 305 Son Mesaj 27 Ağustos 2008, 01:24:39
Gönderen: davacigenc
İnsanları anlamak zor Sizin Kaleminiz giryeyirana 0 242 Son Mesaj 07 Eylül 2008, 01:51:29
Gönderen: giryeyirana
Anmak Unutmak Üstadlardan... yaren 0 102 Son Mesaj 24 Ekim 2008, 22:07:50
Gönderen: yaren
Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf
İhya İfexi İlahi Sözleri