KURAN’DA GÜVEN TOPLUMU (1) Tüm insanları

yaratmıştır. Dünyanın neresinde, nasıl bir ortamda yaşarsa yaşasın, hangi kültürden olursa olsun, ırkı, rengi ne olursa olsun tüm insanların sahibi

'tır. İnsanları en iyi bilen ve tanıyan O'dur. İnsanların nelerden sıkıntıya düşebileceklerini, korkuya kapılıp tedirgin olacaklarını, üzülüp mutsuz olacaklarını en iyi

bilir. Nasıl bir ortamda rahat edeceklerini, nelerden huzur duyup mutlu olacaklarını, sevinç ve neşe duyacaklarını da yeni alemlerin Rabbi olan

bilir.

Kuran'da bu gerçeği “Sizi en iyi Rabbiniz bilir; dilerse size merhamet eder, dilerse sizi azablandırır... Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilir...” (İsra Suresi, 54-55) ayetiyle haber vermektedir. Bir başka ayette ise

“...Şüphesiz O, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. O, yarattığını bilmez mi? O, Latif'tir; Habir'dir.” (Mülk Suresi, 13-14) buyurmaktadır.
İnsana şah damarından yakın olan, onun içinde bulunabileceği tüm durumları, karşılaşabileceği tüm olayları bilen

, ona yol gösterici olarak Katı’ndan Kuran'ı indirmiştir. İnsan, hayatının her anında Kuran'ı rehber edindiği,

'ın bildirdiği emir ve tavsiyelere uyduğu takdirde yaratılışına uygun olan hayatı yaşar. Tüm kötülüklerden, korkulardan, sıkıntı ve zulümlerden uzak olur. Çünkü Kuran ahlakı insanların fıtratlarına en uygun olan yaşam şeklidir.

ancak bu ahlak kazanıldığında insanların gerçek anlamda ‘güzel bir hayat’ yaşayabileceklerini, Kuran'da “Erkek olsun, kadın olsun, bir mü'min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz.” (Nahl Suresi, 97) ayetiyle bildirmiştir.
Bu, tam tersi için de geçerlidir. İnsanlar Kuran ahlakından uzaklaştıkları takdirde çok zor ve sıkıntılı bir hayat yaşarlar.

bu gerçeği de ayetinde şöyle bildirir:
...Artık size benden bir yol gösterici gelecektir; kim benim hidayetime uyarsa artık o şaşırıp sapmaz ve mutsuz olmaz. Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır... (Taha Suresi, 123-124)
Sadece geçtiğimiz yirminci yüzyıla kısaca bir göz atacak olursak, bu yüzyılın savaşlarla, katliamlarla, acılarla ve sefaletle geçtiğini görürüz. Bu savaşlarda ve katliamlarda milyonlarca insan hayatını kaybetmiş, dünya ülkeleri maddi manevi pekçok zarara uğramış, türlü acılar yaşamak zorunda kalmıştır. Yine bu yüzyılda Hitler, Mussolini, Stalin gibi birbirinden zalim diktatörler türemiş ve toplumları kendi kanlı ideolojilerinin peşinden sürükleyerek kardeşi kardeşe kırdırmış, dünyayı büyük bir felaket ve kargaşaya sürüklemişlerdir. 21.yüzyılın kanlı diktatörlerine bu zalim karakteri kazandıran ve tüm dünyada böylesi büyük zulümlerin ve acıların yaşanmasına sebep olan ana sebep din ahlakının yaşanmamasıdır. Çünkü yeryüzündeki farklı toplumlar arasında barışı, huzuru ve adaleti sağlayabilecek tek anlayış

’ın insanlara Kuran’la bildirdiği anlayıştır.
"Güven toplumu"
Kuran ahlakının yaşandığı bir toplumdan güven toplumu olarak bahsedebiliriz. Bu,

'ın insanlara Kuran'da öğrettiği güzel ahlakın, üstün vicdan anlayışının, dürüstlüğün, adaletin, hoşgörünün, insaniyetin, dayanışmanın, fedakarlığın, şefkat ve merhametin yaşandığı bir toplumdur. İnsanların

korkusuyla hareket etmeleri, tüm dünyada hüküm süren yolsuzluk, hırsızlık, dolandırıcılık, yalancılık gibi ahlak bozuklukları ile ciddi bir fikri mücadele içine girmeleri ve bu gibi ahlaki bozukluklara asla göz yummamalarını sağlar. Böyle bir toplumda ihtiyaç içinde olanın, yetimin hakkı korunacak; yaşlının, yolda kalmışın hakkına hürmet edilecek; kadınlar saygı ve hürmet görecek; insanlar arasında sosyal statüsüne göre ayrım yapılmayacak; kimse sahip olduğu imkanlara, rengine, ırkına, göre muamele görmeyecektir. İnsanlar arasında üstünlük

'ın Kuran'da bildirdiği üzere yalnızca takvaya -yani

korkusuna- göre olacaktır.

bu üstünlük ölçüsünü Kuran'da insanlara şöyle bildirmiştir:
Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz,

katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz

, bilendir, haber alandır. (Hucurat Suresi, 13)
Güven toplumu her ırktan, her milletten, her dinden ve kültürden insanın birarada yaşayabildiği ideal toplum modelidir. Kuran’da, karşı taraftan bir hakka tecavüz ya da saldırıya maruz kalınmadığı sürece farklı inançlara sahip insanlara karşı da adaletle hükmedilmesi, barışcıl bir yaklaşım içinde olunması emredilmiştir:

, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü

, adalet yapanları sever. (Mümtehine Suresi,