| Eylül 01, 2007, 13:46:11 |
|
|
 |
« : Eylül 01, 2007, 13:46:11 » |
|
S.A arkadaşlar pardesü hakkında görüş ve düşüncelerinizi merak ettim bana cevap verirseniz memnun olurum  hepinizden razı olsun...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Eylül 01, 2007, 14:32:04 |
|
|
 |
« Yanıtla #1 : Eylül 01, 2007, 14:32:04 » |
|
Yani pardesüye tezat bir düşünceleri olduğunu sanmıyorum burdaki arkadaşların sonuçta tesettürün bir simgesi giyenlerede giymeyenlerede saygı duymak lazım..benim şahsi düşüncem..bu arada yenisiniz galiba tanışma bölümüne bir selam verseydiniz karşılardık sizi..  yinede hoşgeldiniz sefalar getirdiniz..üyeliğiniz hayırlı olsun inaşallah...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Eylül 01, 2007, 15:31:11 |
|
|
 |
« Yanıtla #2 : Eylül 01, 2007, 15:31:11 » |
|
Kur'an-ı Kerimde örtünmekten bahsediliyor, ancak tesettürün şekli ve şemalini biz takvaya göre değerlendiririz. Önemli olan haram olan yerleri örtmek, amaç samimiyetse vucut hatlarını görünmeyecek ve belli etmeyecek şekilde örttüğün örtünün adı ne olursa olsun muhim değil. Lakin örtünün pardesü olması ile çarşaf olması arasında dinen sakınca olmadığı gibi takvaen de fark oldugunu kabul etmek gerekir. 
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Eylül 03, 2007, 13:44:32 |
|
|
 |
« Yanıtla #3 : Eylül 03, 2007, 13:44:32 » |
|
Teşekkürler görüşleriniz benim için gerçekten çok önemli.Tanışma bölümünede birşyeler yazacaktım ama kusura bakmayın unutmuşum.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Temmuz 08, 2008, 22:24:42 |
|
|
 |
« Yanıtla #4 : Temmuz 08, 2008, 22:24:42 » |
|
sa ahzab 59.ayet bayanların carsaf ayetidir..tefsirlerine bakabilirsiniz.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Temmuz 09, 2008, 00:56:09 |
|
|
 |
« Yanıtla #5 : Temmuz 09, 2008, 00:56:09 » |
|
aişegül kardeşim Selamun Aleykum bu konu nedense hamur gibi uzuyor ama bir sonuca varılamıyor göreceli kavrama alıyoruz artık bunu ben pardesü giyiyorum ama çarşafın asaleti bambaşka giyenlere ve giydirenlere selam olsun biz giyemiyoruz  affetsin böylesini kabul eylesin katında doğruyuzdur inşallah Selam ve dua ile
|
|
|
|
|
Logged
|
SEVDAMIZ TÜRKİYE
|
|
|
| Temmuz 25, 2008, 15:08:49 |
|
|
 |
« Yanıtla #6 : Temmuz 25, 2008, 15:08:49 » |
|
Hadis: "Ümmetimin son dönemlerinde giyimli fakat çıplak bir takım kadınlar olacak, bunların başlarının üstü deve hörgücü gibi bulunacaktır. Onlar cennete giremez, cennetin kokusunu bile alamazlar." (Ebu Davud Libas 125, Cennet 52
Peygamberimizin Hanımı Hz. Aişe`nin Sözleri: Temim Oğulları kabilesinden bir takım kadınlar Hz Aişe`yi ziyarete gelmişlerdi. Üstlerinde ince giysiler vardı. Hz Aişe onlara şöyle dedi: "Eğer sizler mü`minler iseniz, bunlar inanmış hanımların giysileri değildir. Eğer mü`min değilseniz o zaman durum değişir." Yine birgün onun huzuruna, ince başörtülü bir gelin getirilmişti. Bunun üzerine O şöyle dedi: "Nûr Suresine inanan bir kadın bunu örtünmez." (El Kurtubî, El Cami`, XIV, 157.).)
Hadis: Hz. Aişe`den rivayet edildiğine göre bir gün kızkardeşi Esma ince bir elbise ile Rasulullah`ın huzuruna girmişti. Hz Peygamber bunun üzerine hemen ondan yüzünü çevirdi ve şöyle buyurdu: "Ey Esma! Şüphesiz kadınlar erginlik çağına ulaşınca onun şu ve şu yerlerinden başkasının görünmesi uygun değildir. " Hz Peygamber bunu söylerken yüzünü ve ellerini işaret etti. (Ebu Davud Libas 31.)
Hadis: Birgün Peygamberimiz bir arkadaşına Mısır`da dokunmuş bir keten kumaş vermiş, yarısından kendine gömlek diktirmesini, diğer yarısından ise hanımının giysi yapmasını istemiştir. Ancak daha sonra şöyle buyurmuştur: "Hanımına git söyle altına bir gömlek diksin. Çünkü vücut şeklinin ortaya çıkmasından korkarım." (El Kurtubî, El Cami`, XIV, 156.)
Ayet: "Mü`min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları hariç, zinetlerini açmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar... Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar..." (Nûr Suresi Ayet 31.) Hadis: "Bir kadın koku sürünerek dışarı çıkar ve koku ulaşsın diye bir topluluğun yanına giderse zinaya bir adım atmış olur." (Tirmizi, Edeb, 35; Nesâî, Zîne, 35)
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Temmuz 25, 2008, 15:11:55 |
|
|
 |
« Yanıtla #7 : Temmuz 25, 2008, 15:11:55 » |
|
Kur'an-ı Kerimde örtünmekten bahsediliyor, ancak tesettürün şekli ve şemalini biz takvaya göre değerlendiririz. Önemli olan haram olan yerleri örtmek, amaç samimiyetse vucut hatlarını görünmeyecek ve belli etmeyecek şekilde örttüğün örtünün adı ne olursa olsun muhim değil. Lakin örtünün pardesü olması ile çarşaf olması arasında dinen sakınca olmadığı gibi takvaen de fark oldugunu kabul etmek gerekir.  Eyvallah aynı düşüncedeyim.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Temmuz 25, 2008, 15:26:32 |
|
|
 |
« Yanıtla #8 : Temmuz 25, 2008, 15:26:32 » |
|
Hadis: "Ümmetimin son dönemlerinde giyimli fakat çıplak bir takım kadınlar olacak, bunların başlarının üstü deve hörgücü gibi bulunacaktır. Onlar cennete giremez, cennetin kokusunu bile alamazlar." (Ebu Davud Libas 125, Cennet 52
Peygamberimizin Hanımı Hz. Aişe`nin Sözleri: Temim Oğulları kabilesinden bir takım kadınlar Hz Aişe`yi ziyarete gelmişlerdi. Üstlerinde ince giysiler vardı. Hz Aişe onlara şöyle dedi: "Eğer sizler mü`minler iseniz, bunlar inanmış hanımların giysileri değildir. Eğer mü`min değilseniz o zaman durum değişir." Yine birgün onun huzuruna, ince başörtülü bir gelin getirilmişti. Bunun üzerine O şöyle dedi: "Nûr Suresine inanan bir kadın bunu örtünmez." (El Kurtubî, El Cami`, XIV, 157.).)
Hadis: Hz. Aişe`den rivayet edildiğine göre bir gün kızkardeşi Esma ince bir elbise ile Rasulullah`ın huzuruna girmişti. Hz Peygamber bunun üzerine hemen ondan yüzünü çevirdi ve şöyle buyurdu: "Ey Esma! Şüphesiz kadınlar erginlik çağına ulaşınca onun şu ve şu yerlerinden başkasının görünmesi uygun değildir. " Hz Peygamber bunu söylerken yüzünü ve ellerini işaret etti. (Ebu Davud Libas 31.)
Hadis: Birgün Peygamberimiz bir arkadaşına Mısır`da dokunmuş bir keten kumaş vermiş, yarısından kendine gömlek diktirmesini, diğer yarısından ise hanımının giysi yapmasını istemiştir. Ancak daha sonra şöyle buyurmuştur: "Hanımına git söyle altına bir gömlek diksin. Çünkü vücut şeklinin ortaya çıkmasından korkarım." (El Kurtubî, El Cami`, XIV, 156.)
Ayet: "Mü`min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları hariç, zinetlerini açmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar... Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar..." (Nûr Suresi Ayet 31.) Hadis: "Bir kadın koku sürünerek dışarı çıkar ve koku ulaşsın diye bir topluluğun yanına giderse zinaya bir adım atmış olur." (Tirmizi, Edeb, 35; Nesâî, Zîne, 35)
 razı olsun kardeşim. İlk verdiginiz hadisi şerife dikkat cekmek istiyorum. Bugun cogu başını örten hanımefendilerin giyim tarzıdır bu. Bunun için canım yandı.
|
|
|
|
|
Logged
|
nothing turns out the way I planned
|
|
|
| Temmuz 25, 2008, 20:07:57 |
|
|
 |
« Yanıtla #9 : Temmuz 25, 2008, 20:07:57 » |
|
ÖRTÜDEKİ SIR
Adına “yüksek sosyete” dedikleri bir toplantıda genç şair konuşuyor:
-Bütün sır örtüde… Kadın soyundukça vazıhlaşıyor (manası anlaşılıyor), böyle olunca da mana peçesi düşmüş bir şiir gibi basitleşiyor, yavanlaşıyor, çirkinleşiyor…
Kadınlı erkekli bir kahkahadır koptu.
Mini etekli bir kız haykırdı:
-Paradoks! Buna paradoks derler!
Genç şair acı acı güldü:
- Size, üniversiteli sayın bayan, içinde yaşadığınız dünya, fikre fikirle karşılık vermeyi öğretmiyor da teker kelimelik klişeler belletiyor. Kutudan fiş çekercesine her fikrin tek kelimelik yaftasını çıkarıyorsunuz, o kadar… Sonra da “saçma” yerine (paradoks) demekle, hastalığı teşhis etmiş bir doktor edasına bürünüyorsunuz!
Bu defa kahkahalar daha sert patladı.
Genç şair devam etti:
- Bütün sır örtüde… Örtü, kadının manasına, aranması, bulunması, erişilmesi lazım bir derinlik veriyor. O manayı zorlaştırıyor, giriftleştiriyor, kıymetlendiriyor. İdeal… İdeal işte budur. Aranması, bulunması, erişilmesi gereken gaye… Kadın vücuduyla idealden bir çizgidir. Ve mutlaka perde arkasında, göz ufkunun gerisinde el uzanır uzanmaz tutulamayacak bir noktada olmalıdır.
Bir ses yükseldi:
-Sen, yobazların savunduğu şeylerin mükemmel bir avukatı olabilirsin!
-Ben, yobaz dediklerinizin gerçeklerine tamamıyla inanıyorum! Sahte olmayan, her şeyin hesabını veren tek dünya onlarındır. Bu gerçeklerin kıymetini de estetik planda göstermeye çalışıyorum.
Kahkahalar kasırgalaştı. Mini etekli kız atıldı:
-Şimdi ben çarşafa girecek, sadece iki gözüm ve burnumu dışarıda bırakacak olursam sizin için ideal kadın mı olurum?
-Dinin kadın vücudunda mahrem nokta olarak görünmesini yasakladığı yerler, kadında büyük mananın sınır çizgilerinden başlar. Erkeğin hayali bu çizgilerin ötesindedir ve onlar muhafazalı olduğu nispette çekicidir.
Genç şair sesini yükseltti:
-Siz, bütün ilericiler, kadını kurtarmak ve nadide bir yemiş gibi ortaya koymak isterken onu, en aziz mana ve tesiriyle öldürüyorsunuz! Kadını yok ettiğini sandığınız dine karşı onu katil elinden kurtarırcasına kapıp, kasap çengellerinde kuyruğu fiyonklu bir ceset haline getiren, yani gerçekten yok eden sizsiniz!
Sonra dönüp, gözlerini mini etekli kıza dikti:
-Siz diz kapaklarınızdan birer karış yukarısına açık vücudunuzda mahrem nokta tanımadığınızı ilan ederken, diz kapaklarınızdan yukarısına ait bütün tesirinizi kaybettiğinizin farkında mısınız? Erkeğin hasret ve kıymet hükmünü öldürerek mi kıymetleneceksiniz? Siz, vücudunuzun neresini açarsanız, o noktayı kesip atmış gibi kaybediyorsunuz!
* * *
İlerici kızlar ve arkadaşları, genç şaire bir oyun oynamaya karar verdiler. Baş rolü de mini etekli kıza ısmarladılar.
Mini etekli kız, yüzündeki koyu makyaj sıvasını silip attı. Başına sımsıkı bir türban sardı ve uzun etekli bir elbiseye büründü. Kendi gerçek şekline dönen kız tanınmaz hale gelmişti; onu bir partide, tesadüfen evde bulunan terzi işçisi diye genç şaire takdim ettiler:
-Sizi tanıyacak gibiyim. Siz, şu bizim ileri, ilerici, İngiliz Filolojisi öğrencisi mini etek…
Kahkahalar boşandı:
-Ayol, o birazdan gelecek, nerdeyse damlar… Ufak bir benzerlikten ibaret… Kız, mahcup mahcup, müsaade alıp çıktı ve beş dakika sonra her zamanki kılığı içinde döndü.
Alkış, kahkaha, kıyamet…
Genç şair afallamıştı.
Kısa bir zaman sonra, örtülü kılığıyla, genç şairin yoluna çıkıp, verdiği randevuyu kabul eden kız, Eyüp sırtlarında, Çamlıca tepelerinde ve Boğaziçi’nde birkaç gün süren masum gezintilerden sonra, onu kolundan yakaladığı gibi, arkadaşlarının muhitine götürdü ve herkesin hayret nazarı önünde haykırdı:
-Bu adamı gülünç düşürmek için oynadığımız oyuna son veriyorum! Ben bu adamın kendisine olduğu kadar, fikirlerine de tutuldum! Artık bu kılıktan çıkmayacağım!
Evlenme dairesinde, sımsıkı örtülü kızla yanındaki genç şairin arkasında bir sürü mini etekli ve favorili tipler… Biri, öbürüne fısıldıyor:
-Bütün sır örtüde…
Ve içinden inanarak söylediği bu söze, dışından inanmadığını gösteren bir eda ile sırıtıyor… (1967)
Necip Fazıl KISAKÜREK “Hikayelerim - s:207 - 210”
ALINTI:www.tahapinar.com
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Temmuz 26, 2008, 14:46:19 |
|
|
 |
« Yanıtla #10 : Temmuz 26, 2008, 14:46:19 » |
|
Kur'an-ı Kerimde örtünmekten bahsediliyor, ancak tesettürün şekli ve şemalini biz takvaya göre değerlendiririz. Önemli olan haram olan yerleri örtmek, amaç samimiyetse vucut hatlarını görünmeyecek ve belli etmeyecek şekilde örttüğün örtünün adı ne olursa olsun muhim değil. Lakin örtünün pardesü olması ile çarşaf olması arasında dinen sakınca olmadığı gibi takvaen de fark oldugunu kabul etmek gerekir.  KATILIYORUM
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|