Minare İslam Forumu - İslami Forum



Bu alana reklam vermek için irtibata geçin.
Günlük tekil ziyaretçi sayısı 8000 ile 10.000 arasındadır

 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Ağustos 22, 2008, 05:11:10


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  
Gönderen Konu: AİLEMDE VE EVİMDE MÜSLÜMAN OLMALIYIM  (Okunma Sayısı 344 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
selnur

Gelişmiş Üye

***


Üye No : 17054

Nerden :

Konu  : 185

Mesaj : 480

kelimeler düşüncelerimizin giyimleridir...
Offline
« : Haziran 19, 2008, 22:16:19 »


AİLEMDE VE EVİMDE MÜSLÜMAN OLMALIYIM

Evlenmedeki Sorumluluk
Evlenmeden Sonraki Sorumluluk
Ebeveynin (Ana-Babanın) Çocuk Terbiyesindeki Sorumluluğu
     İslâm'a mensub olmam, hayat hakkında bir mesaj sunmamı gerektiriyor. Hatta yaşamımın, bütün yönleriyle bu mesaja göre yönlendirilmesini gerektiriyor. İslâm dinine mensub olmama, nefsimde inanç, ibadet ve ahlâk açısından müslüman olmamı farz kıldığı gibi, içinde yaşadığım toplumu, gerçek bir İslâm toplumu haline getirmek için çalışmamı da bana farz kılıyor.

     Çevremdeki insanlarla ilgilenmeden yalnız başına müslüman olmam yetmiyor. Çünkü İslâmiyet'in gönderdiği ve -şayet bir kimse iman eder ve dinî vazifelerini iyi yaparsa insanlığın ruhuna aşıladığı emirlerden birçoğu, diğer insanlarla ilgilenmeyi, onları İslâm'a çağırmayı, onlara öğüt vermeyi ve kötülük yapmalarına razı olmamayı emrediyor. Hz. Peygamber'in (s.a v) şu hadisine uygun olarak;
     "Kim müslümanların işleriyle ilgilenmeden akşamlarsa gerçek müslümanlardan değildir."
yeni bir sorumluluk yükü altına girmiş olurum. O da, İslâm toplumunu kurmak ve İslâm'ı topluma götürmek sorumluluğudur.

     Bu sahada atılacak ilk adım ki o da normal bir adımdır ev halkımın müslüman olmasını sağlamak için İslâm'ın mesajım, (küçük toplumuma) aileme, eşime ve çocuklarıma götürmem lazımdır. Sonra İslâm'ı, sırasıyla en yakın akrabalarına götürmem gerekir. Bu metod, Hz. Peygamber'in (s.a.v) İslâm'a davet etmeye başlarken takip ettiği metoddur.
     "O halde, sakın Allah île beraber diğer bir ilaha ibadet etme! Sonra azap edileceklerden olursun... (Önce) en yakın akrabanı uyar ve mü'minlerden sana uyanlara kanadını indir. (Onlara karşı mütevazi ve şefkatli davran.)" (Şuarâ, 213-215)

     Bundan sonra kendi nefsinden başka müslümandan bizzat yapılması istenen ilk şey; ailesi; evi;ve çocukları hakkındaki sorumluluklarını yerine getirmesidir. Yüce Allah'ın şu âyeti bunun en açık delilidir:
     "Ey iman edenler, kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, şiddetli, Allah'ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildikleri şeyi yapan melekler vardır." (Tahrîm, 6)

Evlenmedeki Sorumluluk

     Müslüman bir yuva kurmada başarılı olabilmem için İslâm bana yol göstermiştir. Vazifemi kolaylaştırmak ve gayemi gerçekleştirmeye yardım edecek bazı işlere ve sebeplere işaret etmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır:
     Evlenmem Allah için olmalıdır. Yani müslüman bir yuva kurmak için olmalıdır.
     Emaneti taşıyabilen, irşadın çoğalıp devam etmesini gerçekleştirebilen, asil ve şerefli bir nesil meydana.getirmek için evlenmeliyim. Yüce Allah neslin önemine işaret ederek şöyle buyurmuştur:
     "Bu peygamberler, birbirinden türeyen bir nesildir." (Âl-i imrân, 34) . Evlenmemin en büyük gayesi, gözlerini haramdan sakınmak, avretimi korumak ve Rabb'imin azabından korkmak olmalıdır. Bu konuda Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyuruyor:
     "Üç kişi vardır ki, onlara yardım etmek Allah'ın üzerine hak (vacip)tir. Bunlar, Allah yolunda cihad eden, kölelikten kurtulmak için efendisine borcunu ödemek isteyen köle ve zinadan korunmak kastı ile evlenen kimsedir." (Tirmizi: Fedâilü'1-Cihâd, 20)
     Diğer bir hadiste ise;
     "Kim evlenirse dininin yarısını tamamlamış olur. Diğer yarısı için de Allah'tan korksun." buyurmuştur. (Taberânî: Mu'cemü'1-Evsât)

     Eşimi, hayat ortağımı ve yoldaşımı iyi seçmeliyim. Çünkü Hz. Peygamber (s.av) bu konuda şöyle buyurmuştur: "Kadınların en hayırlısıyla evlenmeye bakınız Çünkü çocuk, soyundan bir`damara çeker."
     Başka bir rivayette de; "Çünkü damar irsîdir" Diğer bir rivayette de;
     "Emsaliniz olan kadınlarla evlenin ve emsallerinizin kızlarını isteyin." buyurulmuştur. (İbn Mâce: Nikâh, 46)

     Mal ve güzelliği bakımından di$erlerinden aşağı bile olsa, ahlâklı ve dindar olan kadını seçmen lazımdır. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.v);
     "Kadınları, sırf güzellikleri için nikahlamayınız. Çünkü onların güzelliğinin; böbürlenmek ve kibirlenmek yüzünden onları tehlikeye atmasından korkulur. Sırf malları için de onlarla evlenmeyiniz. Çünkü mallarının onları azdırması (günahlara ve şerlere) sokması umulur. Fakat dindarlıkları için onlarla evlenin. Şüphesiz burnunun bir kısmı kesik kulağı delik ve teni siyah dindar bir cariye (dindar olmayan bir kadından nikahlanmak bakımından) daha iyidir." buyurmuştur. (İbni Mâce: Nikah, 6)

     Evlenmede Allah'ın (c.c) emrine karşı gelmekten sakınmam, O'nun gazabından ve intikamından korunmam lazımdır. Çünkü Hz. Peygamber (s.a v) şöyle buyurmuştur:
     "Kim şerefinden dolayı bir kadınla evlenirse yüce Allah ancak onun alçaklığını artırır. Kim malı ve servetinden dolayı bir kadınla evlenirse Allah onun fakirliğini artırır. Kim asaleti için bir kadınla evlenirse Allah onun soysuzluğunu artırır. Kim yalnız gözünü haramdan korumak ve haramdan sakınmak veya akrabalık ilişkisini sürdürmek için bir kadınla evlenirse Allah kadını ona, onu da kadına mübârek kalır." (Taberânî)

Evlenmeden Sonraki Sorumluluk

     Evlenirken iyi bir eş seçimi yapmam benim evlenmeden sonraki sorumluluğumun devam etmesini engellemez. Bilakis, en büyük sorumluluk evlenmenin ilk anından itibaren başlar. O andan itibaren yapılması gerekli olan birçok vazife altına girmiş olurum. Bu vazifelerim şunlardır:

     Eşimle aramda güvenin gerçekleşmesi için, ona iyilik etmem ve iyi davranmam lazımdır. Böylece Hz. Peygamber'in (s.av) şu hadisi gerçekleşmiş olur:
     "En hayırlınız ailesine en iyi olanınızdır. Ben de aileme en iyi olanınızım." (İbn Mâce: Nikah, 50)
     Ve başka bir hadiste;
     "Mü'minlerin iman bakımından en olgunu, ahlâk bakımından en güzel ve çoluk çocuğuna karşı en lütufkâr olandır." (Tirmizî: İmân, 6)
     Eşimle sürdürdüğüm ilişki, yalnız yatak ve şehvet ilişkisi halinde kalmamalıdır. Her şeyden önce aramızda, fikir, ruh ve duygu açısından birleşmenin gerçekleşmesi lazımdır. Beraber okumalıyız, bazı ibadetleri beraber yerine getirmeliyiz. Ev işlerini beraber organize etmeliyiz. Sonra bazen şakalaşma ve oynamaya da fırsat bulmalıyız. İbadet hakkında yüce Allah şöyle buyuruyor:
     "Ey Resûlüm! Ailene namazı emret. Kendin de onun güçlüklerine dayan." (Tâhâ, 132) iğer bir hadiste de;
     Başka bir âyette;
     "Halkına (ailesine) namaz kılmayı, zekat vermeyi emrederdi. O, Rabbi katında beğenilmişti." buyurmaktadır. (Meryem, 55)
     Şakalaşma ve nefsi dinlendirme hususunda, Hz. Peygamber (s.a.v) eşi Aişe ile beraber koşarak onunla yarışıyordu. Ev işlerinde yardımlaşma hususuna gelince Hz. Peygamber, evinde birçok işi yapıyordu. Yaptığı işlerden biri de ayakkabı tamir etmek idi.
     Eşimle olan ilişkim yukarıda belirttiğim ve belirtmediğim diğer konularda- şer'î bir nitelik kazanırlardır. Bu ilişkim, İslâm aleyhine veya Allah'ın (c.c) haram kıldığı şeylerde olmamalıdır. Hz. Peygamber (s.a.v) bir hadisinde şöyle buyurmuştur:
     "Kim eşinin gayri meşru isteklerine itâat ederse Allah onu yüzüstü cehenneme atar. (Buhârî: İmân 19; Müslim: İmân, 237)
     Yine diğer bir hadiste kadınların eğitimine önemle işaret ederek;
     "Hiç kimse, çoluk çocuğunu eğitmeden cahil bırakan kişi kadar büyük bir günahla Allah'ın huzuruna çıkarmaz." buyurmuştur. (Firdevs: Müsned) iğer bir hadiste de;
     Başka bir hadiste ise:
     "Karısının kulu olan (her dediğini yâpan) kimse helak olmuştur." (Kunûzü'1-Hakâik, S. 107)

Ebeveynin (Ana-Babanın) Çocuk Terbiyesindeki Sorumluluğu

     Hakikaten evlenmede başarılı olmak, salih kadını seçmede başarılı olmak, karı kocanın İslâm'ın potasında erimesi gibi haller, büyük ölçüde çocukları İslâm terbiyesiyle istenen İslâm terbiyesiyle- terbiye etmeye yardımcı olur.
     Fakat İslâmî bir evlenmeyi gerçekleştirme hususunda başarısız olmak ve kötü bir eş seçmek ise tehlikeli sonuçlar doğurur ve yayılan bir kıvılcım gibi aileyi tehdit eder.
     Eşlerin yaşamında meydana gelen her çözülme kendiliğinden direkt ve süratli bir şekilde çocukların terbiyesine ve ruhlarına yansır. Daha soru onlarda birçok kompleks ve sapmaların meydana gelmesine sebep olur. Bundan dolayı çocukları İslâmî terbiyeyle yetiştirmede en büyük faktör yukarıda da belirttiğimiz gibi- evlenmeyi İslâmî ölçülere göre gerçekleştirmektir.
     Çünkü müslüman bir aile kurmaktan beklenen meyve, faydalı bir nesli meydana getirmektir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
     "Ve onlar ki; -Rabb'imiz bize gözler sevinci (gönüller açan) eşler ve çocuklar lutfeyle ve bizi (Senin azabından) korunanlara önder yap' derler." (Furkân, 74)
     Çocuk İslâm fıtratı üzerinde doğar. Eğer o, sağlam bir terbiyeden geçirilirse faydalı bir insan olarak yetişir. Gayet çocuk, birbirine zıt veya sapık anne ve baba arasında yetiştirilirse içinde bulunduğu ortamdan etkilenir ve sapık olarak yetişir. Hz. Peygamber (s.a.v) çok doğru olarak bu konuda şöyle buyurmuştur:
     "Her çocuk, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra annesi ile babası onu, yahudi, hıristiyan veya mecusi yaparlar." (Buhârî: Cenâiz, 92)
Bunun için İslâm dini çocukları iyi terbiye etmek iyi terbiyeyi gerçekleştirecek bütün sebepleri, unsurları, atmosferleri ve ortamları hazırlamak için gereken her şeyin mutlaka yapılmasını emretmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
     "Kişinin çocuğunu terbiye etmesi, bir sa' (ölçek) sadaka vermesinden daha hayırlıdır." (Tirmizî: Birr, 33)
     Başka bir hadiste;
     "Hiçbir baba, çocuğuna iyi terbiyeden daha üstün bir bağışta bulunmamıştır." buyurmuştur. (Tirmizî: Birr, 33)
     Başka bir hadiste de şöyle demiştir:
     "Evladınıza gereken ikramı yapınız. Ve onları güzelce terbiye ediniz." (İbni Mâce: Edeb, 3)
     Diğer bir hadiste de;
     "İnsan Öldüğü vakit, kendi tarafrndan ameli kesilir. Ancak üç yönden kesilmez. Sadakayı cariye, kendisinden istifade edilen ilim ve arkasından dua eden salih bir çocuk." (Müslim: Vasiyyet, 14)
Logged

Ellerden dualar alınmış, nefisler toklukta şimdi,
Dillerden zikirler alınmış sözler boşlukta şimdi,
Kalplerden sevgiler alınmış hisler yoklukta şimdi,
Gözleri yaş dolu Allah(celle celalüh)'ı anan dile hasretim
Süeda

Isınmış Üye

**


Üye No : 4989

Nerden :

Konu  : 6

Mesaj : 151

Offline
« Yanıtla #1 : Haziran 19, 2008, 22:53:03 »

paylaşımın için ;  :aro:
Logged

Göz kaptırdığım renkten,kulak verdiğim sesten,
Affet senden habersiz aldığım her nefesten...
selnur

Gelişmiş Üye

***


Üye No : 17054

Nerden :

Konu  : 185

Mesaj : 480

kelimeler düşüncelerimizin giyimleridir...
Offline
« Yanıtla #2 : Haziran 20, 2008, 15:25:34 »

senden de allah razı olsun kardeşim
Logged

Ellerden dualar alınmış, nefisler toklukta şimdi,
Dillerden zikirler alınmış sözler boşlukta şimdi,
Kalplerden sevgiler alınmış hisler yoklukta şimdi,
Gözleri yaş dolu Allah(celle celalüh)'ı anan dile hasretim
Anahtarlar:
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

XHTML 1.0 Geçerli! Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf


Yukarı Git

İhya İslami Sohbet İslamiyet
CSS Geçerli!