İbrahim bin Ethem k.s [ Konu İdsi : 1589 ]
Favorilerime Ekle Aşağı git Sayfa: [1]
08.06.2007, 02:28
İbrahim bin Ethem k.s | #0
*

Kayit Tarihi: 23.04.2007
Mesaj: 12,273
Aldığı Teşekkür 377
ŞeHaDeT PaRMaĞıDıR GöĞe DoĞRu MiNaRe

Çevrimdışı
İbrahim b. Edhem Hazretleri anlatıyor: "Bir gece Mescid–i Aksâ'da kalmak istedim. Câmide görevli hâdimlerin beni görmemeleri için içeride bulunan hasırların arasına gizlenip hasırlardan birine sarındım. Çünkü içeride kimsenin kalmasına izin verilmiyordu. Hâdimler benim orada olduğumun farkına varamadılar.
Gece geç vakit olunca mescidin kapısı açıldı ve içeriye tanımadığım pir–i fâni bir zat girdi. Mihraba geçip iki rekât namaz kıldı. Bu arada kırk kişi daha geldi ve onun arkasında yuvarlak bir halka oluşturacak şekilde oturdular. O zat da namazını bitirdikten sonra arkasını mihraba vererek, diğerlerine dönüp oturdu. İçlerinden birisi:
–"Bu gece burada bizden olmayan yabancı biri var," dedi. Mihrabda bulunan zat tebessüm ederek:
–"Evet, o kimse İbrahim b. Edhem'dir. Kırk gündür kıldığı namazın tadını bulamıyor ve kalp huzuru ile ibadet yapamıyor," dedi.
Ben bunları duyunca daha fazla sabredemedim ve sarındığım hasırdan çıkarak mihrabda bulunan pirin huzuruna vardım. Selâm verip bunun doğru olduğunu ifade ettim. Kendisinden, içinde bulunduğum bu hâlin sebebinin ne olduğunu söylemesini Allah rızası için rica ettim. O zat içinde bulunduğum bu hâlin hikmetini şöyle anlattı:
–Falan gün falan yerde Basra'da hurma satın almıştın. İşte bu sırada yere bir hurma tanesi düştü. Sen o hurmayı kendi hakkın zannederek aldığın hurmaların içine koydun. Halbuki o hurma senin değildi. Onu yediğin için kırk gündür ibadetlerinden tat alamıyorsun," dedi.
Ben o mübarek zattan bu sözleri işitince, ertesi gün hurmayı satın aldığım zatın yanına koştum. Olanları anlatıp kendisinden helâllik istedim. Dükkân sahibi benim bu sözlerimi duyunca hayretle feryad–ü fîgan etti ve dedi ki:
–"Mademki bu iş bu kadar hassas, benim burada ne işim var? O hâlde ben şimdiden sonra hurma satmayı bırakıp kendimi Allah'a adıyorum," dedi. Dükkânını kapattı ve o da dervişlerden oldu.

Yusuf kuyusunda zindana mı düştün??
O zaman sultan olma zamanı yakındır..
Aşkla, sabırla karanlıklardaki aydınlığa erme vakti gelmiş demektir.!

Haydi gönül ipini salıver derinlere..

 

08.06.2007, 02:29
Ynt: İbrahim bin Ethem k.s | #1
*

Kayit Tarihi: 23.04.2007
Mesaj: 12,273
Aldığı Teşekkür 377
ŞeHaDeT PaRMaĞıDıR GöĞe DoĞRu MiNaRe

Çevrimdışı
Bir gün İbrahim b. Edhem Hazretlerine sordular:
–"Ey İbrahim! Dua ediyoruz, fakat dualarımız nedense kabul olmuyor. Bunun sebebi nedir?" Cevaben buyurdular ki:
–"On şeyden sebep, kalbiniz ölüdür. Onun için dualarınız kabul olmaz," dedi ve on şeyi şöyle sıraladı:
Hakkı bilir; lâkin emirlerini tutmazsınız.
Şeytan düşmanımızdır dersiniz; fakat ona uymaktan geri kalmazsınız.
Kur'an okursunuz; fakat onunla amel etmezsiniz.
Başkalarının ayıplarıyla meşgul olur; fakat kendi ayıplarınızı görmezsiniz.
Resûlullah'ın şefaatini ümit eder; fakat sünnetini icra etmezsiniz.
Ölümün hak olduğunu bilir; fakat hazırlık yapmazsınız.
Cennetin nimetlerini bilirsiniz; fakat bildiğiniz hâlde talep etmezsiniz.
Cehennemden korkarsınız; fakat günahlardan sakınmazsınız.
Cenâb–ı Hakk'ın nimetlerinden faydalanırsınız; fakat O'na şükretmezsiniz.
Ana ve babalarınızın ölülerini kendi ellerinizle mezara koyduğunuz hâlde ondan ibret almazsınız. Hâl böyle olunca dualarınız nasıl kabul olsun?

Yusuf kuyusunda zindana mı düştün??
O zaman sultan olma zamanı yakındır..
Aşkla, sabırla karanlıklardaki aydınlığa erme vakti gelmiş demektir.!

Haydi gönül ipini salıver derinlere..

 

08.06.2007, 02:30
Ynt: İbrahim bin Ethem k.s | #2
*

Kayit Tarihi: 23.04.2007
Mesaj: 12,273
Aldığı Teşekkür 377
ŞeHaDeT PaRMaĞıDıR GöĞe DoĞRu MiNaRe

Çevrimdışı
Recâ b. Hayve şöyle anlatıyor:
"İbrahim b. Edhem'le beraber bir gemiye binmiştik. Denizde yol alırken birden bire hava karardı ve gökyüzünü bulutlar kapladı. Ardından çok şiddetli bir fırtına başladı. Kendi kendime:
"Galiba bu fırtına gemiyi batıracak!" diye endişe ettim. O sırada "Korkma! İbrahim b. Edhem de sizinle beraber gemidedir, size bir şey olmaz." diye hâtiften bir ses duydum. Bu sesi duyduktan sonra korkum yatıştı, endişem kayboldu. Ondan sonra fırtınanın şiddeti kesildi ve selâmetle yolumuza devam ettik."
Yine bir defasında İbrahim b. Edhem gemiye binmişti. O kendisine kenarda bir yer buldu, abasını da üzerine sarınıp, istirahata çekildi. Gemi denizde epeyce yol almıştı ki birden bire rüzgâr çıktı. Rüzgâr gittikçe şiddetlendi ve fırtınaya dönüştü. Öyle bir fırtına oldu ki, dalgalar kabarıyor, gemi âdeta ceviz kabuğu gibi sallanıyordu. Herkes korkup gemi batacak endişesi ile telâşlandı. İnsanlar panik içinde şaşkın şaşkın bir oraya bir buraya koşuşup çığlıklar atarken, İbrahim b. Edhem gayet sakin bir şekilde abasının altında istirahatına devam ediyordu. Gemidekiler onu bu hâlde görünce hayretle sordular:
–"Sen ne kadar gamsız bir adamsın! Herkes can derdinde korkuyla titreşiyor, sen ise sanki hiçbir şey olmamışçasına rahat rahat yatıyorsun. Bu ne hâldir?" dediler. İbrahim b. Edhem gayet sâkin bir şekilde başını kaldırdı, gökyüzüne baktı ve:
–"Yâ Rabbi! Hepimiz senin kudretine şahit olduk. Gücün karşısında korktuk ve titredik. Bizleri affet ve rahmetini göster," diye dua etti. Bundan sonra fırtına dindi, deniz sâkinleşti ve gemide bulunanlar rahatladılar.

Yusuf kuyusunda zindana mı düştün??
O zaman sultan olma zamanı yakındır..
Aşkla, sabırla karanlıklardaki aydınlığa erme vakti gelmiş demektir.!

Haydi gönül ipini salıver derinlere..

 

08.06.2007, 02:31
Ynt: İbrahim bin Ethem k.s | #3
*

Kayit Tarihi: 23.04.2007
Mesaj: 12,273
Aldığı Teşekkür 377
ŞeHaDeT PaRMaĞıDıR GöĞe DoĞRu MiNaRe

Çevrimdışı
İbrahim b. Edhem, zühdü; farz, nâfile ve selâmet olmak üzere üç kısma ayırmıştır. Haramdan kaçınmak şeklindeki zühd farz, helâlinden olsa bile, az ile yetinme şeklindeki zühd nâfiledir. Selâmet olan zühd ise şüpheli şeylerden uzak durmaktır.
Bir gün İbrahim b. Edhem'e: "Falanca yerde bir genç var, gece gündüz ibadet ediyor ve birtakım hâllere girip kendinden geçiyor." dediler. İbrahim b. Edhem bu hâlin şeytanî mi yoksa rahmânî mi olduğunu anlamak için, o gencin yanına gidip üç gün misafir kaldı. Onun hâllerine dikkat etti. Halkın söylediklerinden daha çok şeyler gördü. Bu normal değildi. O gencin hâlinde "ifrat–tefrit" durumu söz konusuydu. O delikanlıyı "şeytan mı aldatmış yoksa gerçekten hâlis ve doğru mu olduğunu anlamak için onun yediklerine dikkat etti. Lokması helâlden değildi. Demek bu hâlleri hep şeytandandı. Oysa o delikanlı bunu rahmânî zannediyordu. Bunun üzerine İbrahim b. Edhem Hazretleri:
"Ben sende misafir kaldım, şimdi sıra sende" diyerek o genci evine davet etti. Kendi lokmalarından ona yedirince, gencin eski hâli değişti. O aşkı, o arzu ve iştiyakı kalmadı. Genç, İbrahim b. Edhem'e:
"Bana ne yaptın?" diye sorunca:
"Evlâdım yediğin helâlden değildi. Sen yemek yerken şeytan da midene giriyor ve o hâller şeytandan oluyordu. Neuzübillah, seni böylece helâk edecekti. Helâl yiyince şeytan giremedi ve asıl hâlin meydana çıktı Hadi şimdi tekrar ibadete ve zikre gayret et, eski arzu ve iştiyakını yakala!"

Yusuf kuyusunda zindana mı düştün??
O zaman sultan olma zamanı yakındır..
Aşkla, sabırla karanlıklardaki aydınlığa erme vakti gelmiş demektir.!

Haydi gönül ipini salıver derinlere..

 

08.06.2007, 02:35
Ynt: İbrahim bin Ethem k.s | #4
*

Kayit Tarihi: 23.04.2007
Mesaj: 12,273
Aldığı Teşekkür 377
ŞeHaDeT PaRMaĞıDıR GöĞe DoĞRu MiNaRe

Çevrimdışı
İbrahim bin Edhem, önceleri Belh'te saltanat ve debdebeye düşkün bir hükümdardı. Onu bu düşkünlükten kurtarıp ahiretini de ihya edebilmesi için, devrin arif ve sûfîlerinden zaman zaman kendisine ibretli îkâzlar yapılıyordu. Nitekim meşhur rivayete göre bir gece sarayının damında birtakım acaip gürültüler duymuş, uyuyamayıp merakla seslenmişti:
"- Orada ne yapıyorsunuz?"
Garip bir cevap verildi:
"- Devemizi kaybettik, onu arıyoruz!"
İbrahim bin Edhem kızdı:
"- Damda deve aranır mı hiç?"
Bu seferki cevap ise pek manidar ve ibretli idi:
[size=12pt]"- Ey İbrahim! Damda deve aranmayacağını biliyorsun da, şu yaşadığın dünyevî şatafat ve debdebe içinde ebedî saadetin aranamayacağını niçin düşünmüyorsun?"
[/color][/u]Diğer ibretli îkâzlara nazaran bu sözler, İbrahim bin Edhem'e bir hayli tesir etti. Ancak bir müddet sonra bunu da unuttuğundan hâlinde herhangi bir değişiklik görülmedi.
Günler böylece gelip geçerken İbrahim bin Edhem, birgün maiyyetiyle birlikte ceylan avına çıktı. Bir ara maiyyetinden ayrıldı. Pür-dikkat iyi bir av arıyordu ki, kulağına "Uyan!" diye bir ses geldi. Pek aldırmadı. Aynı ses bir daha tekrarlandı, sonra bir daha... Sonra her taraftan benzer sesler duymaya başladı. Sesler:
Ölüm seni uyandırmadan sen kendin uyan...diyordu.
İbrahim bin Edhem hem şaşırdı hem de korktu. Ancak o sırada karşısına güzel bir ceylan çıktı. Bunun üzerine İbrahim bin Edhem o nazlı hayvanı avlama heyecanına düştü. Biraz evvel duyduğu sözleri unutup sadağından bir ok çıkardı ve yayına sürdü. Nişan aldı. Tam oku fırlatacaktı ki, nazlı ceylan gözlerini İbrahim bin Edhem'e dikip dile geldi:
"- Ey İbrahim! Rahman olan Allah, beni avlayasın diye mi seni yarattı?"
İbrahim bin Edhem baştan ayağa titredi. Gözleri bulut bulut oldu, atından atlayıp secdeye kapandı; tevbe etti. Cenâb-ı Hakk'a yalvardı:
"Ey lutf u keremi sonsuz olan Allah'ım! Benim hâlime de nazar kıl! Nice zamandır debdebe içinde ömür nefeslerimi zâyî etmişim... Ey Allah'ım! Lutfunla gönlümü yıka; kalbimde muhabbetinden başka bir şey bırakma!"
Artık İbrahim bin Edhem, gözlerini bambaşka bir âleme açmış, ilâhî bir iklîmin temaşasına dalmıştı. İşte bu temaşa, ondaki diğer güzellik telâkkilerini tamamen silivermişti. Böylece her sabah ihtimamla giydiği saltanat elbiseleri ve göğsünü kabartan Belh sultanlığı, artık gönlünde bütün ihtişam ve süsünü, hâsılı bütün ehemmiyetini kaybetti ve gözüne iğreti görünmeye başladı.
Bu halet içinde gözleri tevbe yaşlarıyla nemli, yüreği nedamet ateşleriyle yanık olan İbrâhim bin Edhem, sahralara doğru yola koyuldu. Hayli yürümüştü ki, bir çobana rastladı. Derhal yanına vardı ve kendi libâsına mukabil onun abasını alıp üstüne geçirdi. O anda gönlünde büyük bir rahatlık hissetti. Çoban ise bu hâl karşısında şaşkına dönmüştü. İçinden: «Pâhişâhımız herhalde aklını yitirmiş olmalı..." diyordu. Oysa İbrahim bin Edhem aklını yitirmemiş. bilâkis aklı başına gelmişti. O, ceylan avına çıkmış, ancak Allah Teâlâ onu bir ceylan ile uyandırmıştı... [/color][/size]

Yusuf kuyusunda zindana mı düştün??
O zaman sultan olma zamanı yakındır..
Aşkla, sabırla karanlıklardaki aydınlığa erme vakti gelmiş demektir.!

Haydi gönül ipini salıver derinlere..

 

15.07.2008, 12:52
Ynt: İbrahim bin Ethem k.s | #5
sefis

kardesim emeğine sağlık çok güzel paylaşım olmuş ama ben bu hikayenin mp3 arıyorum paylaşımın için yinede teşekkürler

03.06.2009, 23:54
Ynt: İbrahim bin Ethem k.s | #6
*

Kayit Tarihi: 23.04.2007
Mesaj: 12,273
Aldığı Teşekkür 377
ŞeHaDeT PaRMaĞıDıR GöĞe DoĞRu MiNaRe

Çevrimdışı
 ben teşekkür ettim..
sağolasınız..

Yusuf kuyusunda zindana mı düştün??
O zaman sultan olma zamanı yakındır..
Aşkla, sabırla karanlıklardaki aydınlığa erme vakti gelmiş demektir.!

Haydi gönül ipini salıver derinlere..

 

01.01.2010, 22:56
Ynt: İbrahim bin Ethem k.s | #7
*

Kayit Tarihi: 30.10.2008
Mesaj: 1,467
Aldığı Teşekkür 120

Çevrimdışı

Bir gün İbrahim Edhem, bir sahraya çıkmıştı.

Kovasını, su için kuyuya sarkıtmıştı.

Geriye çektiğinde, kaldı hayret içinde.

Zira baktı, su değil, (gümüş) vardı içinde.

Hemen geri boşalttı ve sarkıttı bir daha.

Çektiğinde gördü ki, (altın) dolu bu defa.
 
Üzülüp, onları da boşalttı geri yine.

Kovasını, bir daha saldı kuyu dibine.


Kuyudan, abdest için su beklerken, bu sefer,

Gördü ki çıktı kova, içi dolu (mücevher).


Buyurdu ki: (Ya Rabbi, değil bunlar isteğim.

Sadece abdest için, bir miktar su isterim.)


Dördüncüde, kovayı sarkıtınca kuyuya,

Çektiğinde gördü ki, (su) dolmuş o kovaya.

Helal lokma yemeye, çok dikkat ediyordu.

O zaman, bir zenginin bağını bekliyordu.


Bağ sahibi gelerek, dedi ki bir gün ona:

(Ey İbrahim, şu bağdan tatlı nar getir bana!)

Topladı bir tabak nar, götürdü kendisine.

Lakin topladıkları, ekşi çıktı aksine.
Dedi ki: (Kaç senedir bu bağı bekliyorsun?

Tatlıyı, ekşisinden ayıramıyor musun?)

Dedi ki: (Ben bekçiyim, beklerim buraları. 

Nasıl ayırt edeyim tatmadığım narları?)

Adam dedi: (Ben senin, bakınca ihlasına,

Sen İbrahim Edhem'sin diyesim gelir sana.)

Bu sözü işitince, tanımasınlar diye,

O bağı terk ederek, gitti başka bir köye.

Bir gün de, huzuruna gelerek bir müslüman,

Nasihat isteyince, buyurdu ki o zaman:

(Günah işleyeceksen, iyice düşün, taşın.

Allah'ın gönderdiği bu rızkı yeme sakın.

Ona isyan etmeyi düşünüyorsan şayet,

Onun mülkünden çık da, başka yerde isyan et.
 
Hem mülkünde oturup, hem rızkını yiyerek,

Hem de gördüğü yerde, olur mu isyan etmek?
 
Hem Azrail gelince, almak için ruhunu,

Müsade etme sakın ve yanından kov onu.)
 
Soran kimse dedi ki: (Efendim, nasıl olur?

İmkan var mı hiç buna, melek nasıl kovulur?)

Buyurdu ki: (Öyleyse, tövbe eyle durmadan.

Zira ölüm meleği, ani gelir her zaman.

Mezarda, Münker-Nekir ismindeki melekler,

Gelince, kov onları, suale çekmesinler.)

Dedi ki: (Ey efendim, kovamam ben onları.)

Buyurdu ki: (Öyleyse, hazırla cevapları.)

O derdi ki: (Birine, verseler dünya malı.

Kalbinde, zerre kadar bir sevinç duymamalı.

Sonra da, o malları alsalar ondan yine,

Zerre kadar üzüntü gelmemeli kalbine.)

02.01.2010, 12:02
Ynt: İbrahim bin Ethem k.s | #8
*

Kayit Tarihi: 23.04.2007
Mesaj: 12,273
Aldığı Teşekkür 377
ŞeHaDeT PaRMaĞıDıR GöĞe DoĞRu MiNaRe

Çevrimdışı

RABBİM razı ola hümeyracım..
kıssadan hissemize düşenleri alabilmek duasıyla..

Yusuf kuyusunda zindana mı düştün??
O zaman sultan olma zamanı yakındır..
Aşkla, sabırla karanlıklardaki aydınlığa erme vakti gelmiş demektir.!

Haydi gönül ipini salıver derinlere..

 

13.02.2010, 21:26
Ynt: İbrahim bin Ethem k.s | #9
*

Kayit Tarihi: 30.10.2008
Mesaj: 1,467
Aldığı Teşekkür 120

Çevrimdışı
Meşhur olmak sevdası ile yanıp tutuşana, doğruluk nasip olmaz.


İbrâhim bin Edhem (Rah.)

  Yukarı git Sayfa: [1]
 


2009 © Minare.Net
Dünyanın en büyük türkçe islami platformu!
Bu sayfa 0.238 saniyede 31 sorgu ile oluşturulmuştur
Powered by SMF 2.0 RC3 | SMF © 2006–2009, Simple Machines LLC
Newyorkta 5 Minare

Sitemizde yayınlanan içerikten "İÇERİK SAHİBİ" sorumludur. Herhangi bir yasal durumda sitemiz sorumlu tutulamaz.