|
|
 |
« : 07 Eylül 2008, 10:25:42 » |
|


Hz. Muaviye (radıyAllahü teâlâ anh), Peygamber efendimizinkayınbiraderi ve vahiy kâtibi idi. Resulullahın zevcelerinden Habibevalidemizin kardeşidir. Eshab-ı kiramın büyüklerindendir. Öleceğizaman, Resulullahın kendisine hediye ettiği bir gömleğe sarılıp,hazinesinde saklamış olduğu, Resulullahın mübarek saç ve tırnakkesintilerinin de gözlerine ve ağzına konularak defnedilmesini vasiyetetmişti. Kabri Şam’dadır.
Mekke fethedildiği gün babası ile beraber, Resulullahın önünde müslüman oldu. Hz. Muaviye, Peygamber efendimizin kâtiplerinden idi. Yazısı güzel idi. Fasih, halim, vakur idi. Zeyd ibni Sabit diyor ki: Muaviye, Cebrailin getirdiği vahyi ve Peygamber efendimizin mektuplarını yazardı.
Fahr-iâlemin emniyetlisi idi. Bu yüksek rütbe, derecesinin ne kadar yukarıolduğunu gösterir. Bu büyük zata dil uzatanlar, Server-i âleminKur’an-ı kerimi yazmakta emniyet ettiğine dil uzatmış olurlar. Abdullahibni Mübarek hazretlerinin ilminin derecesini bilmeyen bir müslümanyoktur. Din imamı idi. Her ilimde ileri, her işi ilmine uygun idi.Peygamber efendimizin ilmine tam vâris idi. İşte bu büyük âlimbuyuruyor ki: (Hz. Muaviye, Resulullahın yanında giderken, bindiği atın burnuna giren toz, Ömer bin Abdülaziz’den bin kere efdaldir.)
İkinci binin müceddidi imam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki: (Hz.Muaviye’nin yanılması, Resulullahın sohbeti bereketi ile, VeyselKarani’nin ve Ömer bin Abdülaziz’in doğru işlerinden daha hayırlı oldu.Bunun gibi, Amr ibni As’ın yanlış bir işi, o ikisinin şuurlu işindendaha üstün oldu.) [c.1, m.120]
Din-i İslamın en büyük âlimlerinden İbni Hacer-i Mekki hazretleri de buyuruyor ki: (Şüpheyoktur ki, Hz. Muaviye Sahabe-i kiramın nesep itibariylebüyüklerindendir. Peygamber efendimize nesep ile ve nikah ile çok yakınve mahremleridir. Server-i âlem, Onun hilm ve sehasını meth ve senabuyurdu. Onda İslamiyet, sohbet, nesep, nikahla akrabalık şerefleritoplanmıştır ki, bunların her biri, Cennette Resulullahın yanındabulunmaya sebep olan şereflerdir. Bunlara hilm ve ilim ve Halifelikşerefleri de katılınca, kalbinde az bir safa ve sıdkı ve salahı veimanı ve izanı olan kimse için artık bu hususta fazla anlatmaya lüzumkalmaz.) [Sava’ik-ul-muhrika]
Hz. Muaviye, Huneyn GazasındaResulullahın önünde babası ile birlikte kahramanca çarpıştı. TebükGazvesine katıldı. Veda Haccında bulundu. Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömerzamanlarında Suriye taraflarındaki savaşlara katıldı. Hz. Ömer, onu Şamvalisi yaptı. Hz. Ömer zamanında 4 yıl, Hz. Osman zamanında 12 yıl, Hz.Ali zamanında 5 yıl, Hz. Hasan zamanında altı ay Şam’da 21.5 sene valioldu. [41.] senede, Kufe’de halife seçildi. 19 sene, dört ay halifelikyaptı.
Aklı, zekası, fesahatı, sabrı, yumuşaklığı, ikramı,cömertliği fevkalade çok idi. Müslümanların başına geçeceği, hadis-işerifte bildirildi. Kendisinden çok hadis-i şerif alındı, kitaplarayazıldı. Bu da, büyüklüğünü ve kendisine güvenildiğini göstermektedir.
İslamiyet’inyayılmasında kıymetli ve pek çok hizmetlerde bulundu. Miladi 662’deSicistan’ı, 663’de Sudan’ı, bir sene sonra Afganistan’ı, Kâbil şehrinive Hindistan’ın kuzey kısmını, 665’te Tunus’u (Afrikiyye’yi) aldı.668’de gemilerle gittiği Kıbrıs’ı ve iki sene sonra da İran’daki büyükKuhistan eyaletini fethetti. Yine aynı sene Bizans İmparatoru DördüncüKostantin zamanında, oğlu Yezid’i büyük bir ordu ile İstanbul’un fethiiçin gönderdi ve şehir kuşatıldı. Kostantin, her sene büyük miktardavergi vermek şartıyla barış yapmak zorunda kaldı.
673’deUbeydullah bin Ziyad’ı Horasan’daki orduya kumandan yapıp, CeyhunNehrini develerle geçerek Buhara’yı aldı. Hz. Ömer tarafındanfethedilen Kudüs hıristiyanlara geçince, Hz. Muaviye şehri tekrar elegeçirdi. Yemen, Mısır, Kayrevan, Irak, Azerbaycan, Anadolu, Horasan veMaveraünnehire hakim oldu. Müslümanlar tarafından çok sevildi.Peygamber efendimiz, Hz. Muaviye’ye, (Ey Muaviye! Memleketlere hakimolduğun zaman, iyilik et!) buyurmuştur. Resulullahın sohbeti ve hayırdualarının bereketiyle, İslamiyet’in tesir sahasını çok genişletti veİslamiyet’ten hiç ayrılmadı.
Hz. Muaviye, uzun boylu, beyaztenli, heybetliydi. Güzel konuşur, adaletli davranırdı. Çalışkan,gayretli, azimliydi. Arabistan’da meşhur olmuş dört dâhi Sahabidenbirisidir. Sanki her bakımdan devlet başkanı olmak için yaratılmıştı.Hatta Hz. Ömer, Hz. Muaviye’ye her bakışta; Bu, ne güzel bir Arapsultanıdır derdi. Cins atlara biner, kıymetli elbiseler giyerdi.Resulullahın sohbetinin bereketiyle şeriattan hiç ayrılmazdı. Hz. Alionun hakkında; Muaviye’nin idaresini kötülemeyiniz! Zira onukaybederseniz başların koptuğunu ve düştüğünü görürsünüz buyurmuştur.(Kısas-ı Enbiya, Mirat-i Kâinat, Medaric-ün-nübüvve)
Hz. Ali ilebirbirlerine beddua ettikleri asla doğru değildir, bunu ibniSebecilerin uydurmuş olduğu kıymetli kitaplarda yazılıdır. Yalanolduğunu şu âyet-i kerime de açıkça bildiriyor: (Muhammedaleyhisselam, ’ın Resulüdür ve Onunla birlikte bulunanların[Eshab-ı kiramın] hepsi, kâfirlere karşı çetin, fakat, birbirlerinekarşı merhametli, yumuşaktır.) [Feth 29]
Birbirlerine karşımerhametli olan, birbirini seven insanlar birbirlerine beddua eder mihiç? Hâşâ ü teâlâ yalan mı söylüyor?
Peygamber efendimizinkayınbiraderi olan Hz. Muaviye, Peygamberimizden hayır dua aldı veövüldü. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (İşlerinizde Muaviye’yi bulundurunuz. Çünkü, o kavi ve emindir.) [Tathir-ül-cenân] (Ümmetimin en halimi ve cömerdi Muaviye bin Ebu Süfyan’dır.) [İ.Süyuti] (Muaviye’nin mülk sahibi olmasına fazla zaman geçmez.) [Deylemi]
Hz. Hasan diyor ki: Resulullah, (Bir gün gelir, Muaviye devlet başkanı olur) buyurdu. (Deylemi)
(Ya Rabbi, onu [Muaviye’yi] hâdi ve muhdi eyle) [Tirmizi] (Yani, Onu doğru yola ulaştır ve doğru yola ulaştırıcı eyle!)
(Ya Rabbi, ona [Muaviye’ye] kitap öğret, ülkelere sahip et ve azaptan koru.) [İ.Ahmed, Taberani, Ebu Nuaym, Ebu Ya'la, İ.Asakir]
Ebu İdris el-Havlani anlatır: Hz.Ömer, Umeyr İbnu Sad’ı Humus valiliğinden azledince yerine Muaviye’yitayin etti. Halk, "Umeyri azledip Muaviye’yi mi tayin etti" diyemırıldandı. Umeyr; "Muaviye’yi hayırla yâd edin. Zira ben Resulullahın,( ’ım, onunla (insanlara) hidayetini ulaştır!) dediğini duydumdedi. (Tirmizi)
İbnu Meryem el-Ezdi anlatır: Muaviye’ninyanına girmiştim. Bana, seni hangi rüzgar attı diyerek ziyaretimdenmemnuniyeti izhâr etti. Ben de, Resulullahtan işitmiş olduğum şu hadisisize hatırlatmayı düşündüm dedim: ( kime Müslümanlarınişlerinden bir şeyler tevdi eder, o da onların ihtiyaçlarını,isteklerini, darlıklarını giderirse, kıyamet gününde da onunihtiyaç, istek ve darlıklarını giderir.) Râvi der ki, bunun üzerine Hz.Muaviye insanların ihtiyaçlarıyla ilgilenmek üzere görevliler tayinetti. (Tirmizi, Ebu Davud)
Âmir İbnu Sa'd babasından naklen anlatır: ResulullahBeni Muaviye Mescidine girdi. Orada iki rekat namaz kıldı, biz deonunla beraber kıldık. Sonra uzun uzun dua etti. Sonra yanımıza döndü.Buyurdu ki: (RABBİMden üç şey talep ettim. İkisini verdi, birinigeri çevirdi: RABBİMden ümmetimi umumi bir kıtlıkla helak etmemesinitalep ettim, bunu bana verdi. Ümmetimi suda boğulma suretiyle helaketmemesini diledim, bana bunu da verdi. Ümmetimin kendi aralarındasavaşmamalarını da talep etmiştim, bu geri çevrildi.) [Müslim]
Resulullahın torunlarından seyyid Abdülkadir-i Geylani hazretleri buyuruyor ki: (İmam-ıAli şehid olunca, imam-ı Hasan müslüman kanı dökülmemesi ve rahatetmeleri için hilafeti bırakmak istedi. Muaviye’ye teslim eyledi. Onunemirlerine tâbi oldu. O günden itibaren Muaviye’nin hilafeti hak vesahih oldu. Böylece, (Bu oğlum seyyiddir. ü teâlâ, onun ile,müminlerden, iki büyük fırka arasını bulur, barıştırır) hadis-işerifinin manası meydana çıktı. Muaviye de, imam-ı Hasan’ın tâbi olmasıile, dine uygun halife oldu. Böylece, müslümanlar arasındaki bütünanlaşmazlık sona erdi.) [Gunye]
Hz. Hasan, hilafeti kendiarzusu ile Hz.Muaviye’ye bıraktı. Onu halife olmaya layık görmeseydi,hilafeti bırakmazdı. Onunla harp ederdi. Hz. Hasan, layık olmayanbirine hilafeti bıraktı, demek, Hz. Hasan’ı kötülemek olur. (H.S.Vesikaları)
Hadis imamlarından İbni Asakir bildiriyor ki: Resulullah,Muaviye’ye, (Benden sonra, ümmetimin üzerine hakim olursun. O zaman,iyilere iyilik et, kötüleri de affet!) buyurdu.
Hz. Ali,(Muaviye, hiç mağlup olmaz) hadis-i şerifini hatırlasaydım, Muaviye ilesavaşmazdım buyurdu. İmam-ı Beyheki de diyor ki: Hz. Ali buyurdu ki,Resulullahtan işittim, (Ümmetimden bazıları, Eshabımı kötüleyecekler.Bunlar, Müslümanlıktan ayrılacaklardır) buyurdu. (Mevahib-i ledünniyye)
İmam-ıa'zam hazretleri, (Eshab-ı kiramın hepsini hayırla anarız) buyurdu.İmam-ı Şafii ve Ömer bin Abdülaziz de, Eshab-ı kiram arasındakisavaşlar hakkında ( ü teâlâ, ellerimizi, bu kanlara bulaşmaktankoruduğu gibi, biz de, dilimizi tutup, bulaştırmayalım!) buyurdu.(M.Rabbani c.2, m.96)
İmam-ı Gazali hazretleri de (Dinimizi bizeulaştıran Eshab-ı kiramdır. Onlardan birini kötülemek, dini yıkmakolur) buyurdu. İbni Hacer-i Mekki hazretleri buyuruyor ki: Abdullahibni Abbas buyuruyor ki: Cebrail aleyhisselam Peygamber efendimizegeldi (Ya ResulAllah! Muaviye’yi sana tavsiye ederim. Kur'an-ı kerimiyazdırmakta ona emniyet et, güven) dedi. Yine aynı sayfada yazıyor ki,Resul-i ekrem, bir gün mübarek zevcesi Ümm-i Habibe’nin odasına geldi.O esnada Hz. Muaviye başını, kız kardeşi Ümm-i Habibe’nin kucağınakoymuş uyuyordu. Resul-i ekrem bu hâli görünce, (Ya Habibe! Kardeşinibu kadar çok mu seviyorsun?) buyurdu. O da evet deyince, Peygamberimizbuyurdu ki, (Onu ve Resulü de seviyor.) [Tathir-ül-cenân s. 27] İslamdüşmanları, İslamiyet’i içerden yıkmak için Ehl-i beyti nebeviyi faciave felaketlere sürüklemişler. Bu cinayetlerini Ehl-i sünnete malederek, bu bahane ile İslamiyet'in bekçisi olan Eshab-ı kirama vebunların yolunda olan Ehl-i sünnet âlimlerine saldırmışlardır.Müslümanların, bu tuzaklara düşmemek için, çok uyanık olmalarılazımdır. (H.S. Vesikaları)
|