| 31 Mayıs 2008, 16:10:19 |
|
|
 |
« : 31 Mayıs 2008, 16:10:19 » |
|


esselamun aleykum kardeşler... bundan sonra rabbimin izni old. müddetçe M. YUSUF KANDEHLEVİ. HZ. nin HAYATUSSAHABE adlı eserinden kısa kısa paylaşımlar yapacağız...
faydalı olması ümidiyle inş.. Hz. Peygamber’in “Zikreden Bir Dil Edininiz!” Buyurmaları - Sevban (r.a.) şöyle anlatıyor: Bir gün Hz. Peygamber’le birlikte bir yere gidiyorduk. O günlerde de altın ve gümüş hakkında âyet nâzil olmuştu. Yolda muhacirler kendi aralarında
“Peki bunlar kötülendiğine göre hangi mallar hayırlıdır bunu nasıl bileceğiz?” diye konuşmaya başladılar. Bunun üzerine Hz. Ömer
“İsterseniz ben bunu sizin için Hz. Peygamber’den öğreneyim!” dedi. Onlar da
“Çok iyi olur” dediler. Ömer (r.a.) Hz. Peygamber’in yanına gitti. Ben de devemi hızlandırarak onu takip ettim. Hz. Ömer yanına vardığında Hz. Peygamber’e
“Ey ’ın Rasûlü! Muhacirler altın ve gümüş hakkındaki âyetten bahisle hangi malların hayırlı olduğunu öğrenmek istiyorlar!” dedi. O da
“Zikreden bir dil, şükreden bir kalp, mü’min ve imanı hususunda kendilerine yardımcı olabilecek bir hanım edinmeye çalışsınlar” buyurdular
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 31 Mayıs 2008, 16:11:59 Gönderen: tanyurd »
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| 31 Mayıs 2008, 16:31:01 |
|
|
 |
« Yanıtla #1 : 31 Mayıs 2008, 16:31:01 » |
|
RABBİM razı olsun...
RABBİM bizlere de ihlaslı, şükreden bir kalp, zikreden bir dil versin...(amin)
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| 01 Haziran 2008, 17:20:08 |
|
|
 |
« Yanıtla #2 : 01 Haziran 2008, 17:20:08 » |
|
amin ecmain inş...
selametle
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| 01 Haziran 2008, 17:22:02 |
|
|
 |
« Yanıtla #3 : 01 Haziran 2008, 17:22:02 » |
|
Hz. Peygamber’in Kişinin Namaz ve Amelleriyle, Şehitleri Geçebileceğini Söylemeleri
- Hz. Peygamber zamanında amel yönünden biri diğerinden daha üstün iki kardeş vardı. Üstün olan kardeş önce öldü. Diğeri ise bir müddet daha yaşadı. Onun vefatından sonra halk ilk ölenin diğerinden üstün olduğunu söylediler. Bu durumu haber alan Hz. Peygamber
“Peki, o ikincisi namaz kılmıyor muydu?” diye sordular.
“Evet, ey ’ırı Rasûlü! Kılardı!” denildi. Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdular:
“O halde bu sözleri nasıl söyleyebiliyorsunuz? Kim bilir belki de namazı onu kardeşinin mertebesinden daha yüksek bir mertebeye ulaştırmıştır. Çünkü namaz, insanın kapısının önünden akan tatlı ve tertemiz bir ırmağa benzer. Günde beş defa o nehre girip yıkanan bir kişinin üzerinde kir namına bir şey kalır mı dersiniz?”[
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| 03 Haziran 2008, 13:35:44 |
|
|
 |
« Yanıtla #4 : 03 Haziran 2008, 13:35:44 » |
|
 razı olsun kardeşim...
|
|
|
|
|
Logged
|
Ellerden dualar alınmış, nefisler toklukta şimdi, Dillerden zikirler alınmış sözler boşlukta şimdi, Kalplerden sevgiler alınmış hisler yoklukta şimdi, Gözleri yaş dolu  (celle celalüh)'ı anan dile hasretim
|
|
|
| 03 Haziran 2008, 17:05:53 |
|
|
 |
« Yanıtla #5 : 03 Haziran 2008, 17:05:53 » |
|
amin ecmain olsun inş..
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| 03 Haziran 2008, 17:21:51 |
|
|
 |
« Yanıtla #6 : 03 Haziran 2008, 17:21:51 » |
|
Hz. Peygamber’in Ashabıyla Musafaha Etmesiyle ilgili Ebu Hüreyre ve Enes’in Rivayetleri
- Hz. Peygamber bir kimsenin elinden tuttuğu zaman, o kimse elini Peygamber’in elinden çekmedikçe Peygamber onun elini bırakmazdı. Hz. Peygamber, arkadaşlarının yanında ayaklarını uzatmazdı. Hz. Peygamber kendisiyle musafaha eden bir kimseye yüzüyle döner ve iş bitinceye, sonuçlanıncaya kadar da yüzünü ondan çevirmezdi.[1]
- Medineli cariyelerden herhangi birisi Hz. Peygambel’’in elinden dilediği noktaya kadar götürür, Peygamber de onun kalbini kırmaz, elini çekmezdi.[2]
- Medine cariyelerinden herhangi birisi derman bulsun diye Hz. Peygamber’in elini tuttuğunda, Peygamber de onunla birlikte derdine derman bulmak için gidiyordu.[3]
- Akli dengesi bozuk bir kadın Hz. Peygamber’e
“Ey ’ın Rasûlü! Benim seninle bir işim vardır” dedi. Hz. Peygamber
“Ey falanın annesi, söyle seninle nereye gelmemi istiyorsun? Hemen gelip işin ne ise göreyim” dedi. Sonra kadınla beraber gitti ve kadının işini yaptıktan sonra döndü.[4]
- Ben seferden geldim. Hz. Peygamber elimden tuttu. Ben Peygamber’in elini bırakmadan o benim elimi bırakmazdı.[5]
--------------------------------------------------------------------- [1] Heysemi, IX/15 (Bezzar ve Taberani, Ebu Hüreyre’den).
[2] İmam Ahmed (Enes’den).
[3] Bidaye, VI/39 (İmam Ahmed, Enes’den).
[4] Müslim, II/256 (Enes’den); Ebu Nuaym, Delail, s. 57
[5] Heysemi, IX/17 (Taberani, Muhammed b. Mesleme’den).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/93-94.
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| 06 Haziran 2008, 11:04:13 |
|
|
 |
« Yanıtla #7 : 06 Haziran 2008, 11:04:13 » |
|
Bedir Günü Babasının Cesedinin Çukura Sürüklendiğini Gören Ebû Huzeyfe’nin Hâli
- ’ın Rasûlü Bedir’de öldürülenlerin çekilip kuyuya atılmasını emretti. Onlar kuyuya atıldılar. Sonra kuyunun üzerinde durup
“Ey kuyu ehli! Rabbinizin vaad ettiğini hak olarak buldunuz mu? Kesinlikle ben Rabbimin bana vaad ettiğini hak olarak buldum!” dedi. Ashab
“Ey ’ın Rasûlü! Ölü olan bir kavme hitab mı ediyorsun?” dediler. Peygamber cevap olarak
“Onlar Rablerinin onlara vaad ettiğinin hak olduğunu biliyorlar” dedi. Ebu Huzeyfe b. Utbe’yi, Hz. Peygamber babası kuyuya atılmak üzere yerde çekilirken gördüğünde, onun yüzündeki hoşnudsuzluğu anladı ve
“Ey Eba Huzeyfe! Sanki sen gördüğün manzaradan hoşlanmadın?” dedi. Ebu Huzeyfe
“Ey ’ın Rasûlü! Benim babam önder bir insandı. Umardım ki, Rabbim onu İslâm’a hidayet etsin. Fakat hadise cereyan ettikten sonra beni mahzun bıraktı” dedi. Hz. Peygamber, Ebu Huzeyfe’ye güzel dualar etti.
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| 07 Haziran 2008, 00:50:14 |
|
|
 |
« Yanıtla #8 : 07 Haziran 2008, 00:50:14 » |
|
RABBİM tekrar tekrar razı olsun...
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| 11 Haziran 2008, 01:48:05 |
|
|
 |
« Yanıtla #9 : 11 Haziran 2008, 01:48:05 » |
|
amin ecmain olsun inş..
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| 11 Haziran 2008, 01:49:21 |
|
|
 |
« Yanıtla #10 : 11 Haziran 2008, 01:49:21 » |
|
Ebu Süfyan İle Kızı Ümmü Habibe Arasında Geçen Olay
- Ebu Süfyan, Hz. Peygamber’e Hudeybiye barışını uzatmak için Medine’ye geldiğinde, Peygamber ona yüz vermedi, suratına bakmadı. O da kalktı, kızı Ümmü Habibe’nin hanesine gitti. Rasûlullah’ın yatağına oturmak istediğinde, kızı yatağı toplayıp kaldırdı. Ebu Süfyan
“Ey kızım, bu yatağa oturmamı mı uygun görmüyorsun, yoksa yatağın bana uygun olmadığını mı düşünüyorsun?” deyince Ümmü Habibe
“Bu, Hz. Peygamber’in yatağıdır. Sen ise necis bir kişisin” dedi. Ebu Süfyan
“Ey Kızcağızım! Benden ayrıldıktan sonra, ahlâkın bozulmuş” dedi.
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| 17 Haziran 2008, 22:09:06 |
|
|
 |
« Yanıtla #11 : 17 Haziran 2008, 22:09:06 » |
|
Hz. Ömer İle İki Arkadaşının Hicret Etmeleri
- Hz. Ömer şöyle anlatıyor: Medine’ye hicret etmek istediğimiz zaman, ben, Ayyaş b. Ebî Rabia, Hişam b. As sözleştik;
“Yarın sabah, hangimiz Benî Ğıfar kabilesinin Serif semtindeki su havuzu başında bulunmazsa, müşriklerin onu yakaladığı anlaşılacaktır. Diğerleri onu beklemeyip yollarına devam edecektir” dedik. Sabah oraya gittiğimizde Hişam b. As’ı orada göremeyince, müşrikler tarafından hapsedildiğine hükmederek yolumuza devam ettik. Medine’ye vardığımızda, Beni Amr b. Avf oğullarının Kuba’daki yerlerine misafir olduk. Ebu Cehil b. Hişam ile Haris b. Hişam da -Ayyaş onların amcalarının oğlu ve ana bir kardeşleriydi- Hz. Peygamber daha Mekke’deyken geldiler ve Ayyaş’la konuşup ona
“Annen, seni görmedikçe başına tarak vurmayacağına ve güneşten gölgelenmeyeceğine yemin etti” dediler. Ayyaş da annesine acıyarak onlarla beraber Mekke’ye dönmek istedi. Ona
“Vallahi bunlar inancını bozmak ve seni dininden döndürmek için böyle söylüyorlar. Sakın onlara inanma. Şunu iyi bil ki, eğer annen bitlenirse, muhakkak taranır ve eğer sıcağa dayanamazsa, mutlaka gölgeye gider” dedim. Bana
“Annemin yeminini bozmasını istemiyorum. Ayrıca orada biraz param var O parayı da getirmek istiyorum” dedi. Ona
“Biliyorsun ki, ben Kureyş’in zenginlerindenim. Malımın yarısı senin olsun, fakat onlarla gitme” dedim. Fakat beni dinlemedi. Onlarla gitmeye karar verdi. Ona
“Madem ki beni dinlemeyip onlarla gidiyorsun, hiç olmazsa benim devemi al. Çünkü o, soylu ve uysal bir hayvandır. Ona bin, nerede onlardan şüphelenecek olursan, kendini devenin sırtında tut, o seni kurtarır” dedim. Ayyaş deveme binerek, onlarla beraber yola çıktı. Yolda Ebu Cehil, Ayyaş’a
“Kardeşim, devem beni çok sarstı, beni terkine alır mısın?” dedi. Ayyaş da
“Olur” diyerek devesini çöktürdü. Onlar da develerini çöktürüp, Ayyaş’ın üzerine atıldılar. Bağlayarak Mekke’ye götürdüler ve dininden döndürdüler.
Biz dininden döndürülen bir kimsenin tevbesi kabul olunmaz sanıyorduk. Herkes de bunu söylüyordu. Ta ki Rasûlullah Medine’ye geldiğinde şu ayetler ininceye kadar: “De ki: Ey kendileri aleyhinde aşırı giden kullarım! ’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Çünkü bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O çok bağışlayan, çok esirgeyendir. onun için başınıza azab gelip çatmadan (tevbe ile) Rabbinize dönün, ona teslim olun. Sonra yardım olunmazsınız. Haberiniz olmayarak ansızın azab gelmeden Rabbinizden size indirilene (Kur’an’a) uyun!” (Zümer: 39/53-55).
Bu ayetleri yazdım ve Hişam b. As’a gönderdim. Hişam “Bu mektub bana geldiğinde onu Zî Tuva denilen yerde okudum. Onu okuyorum, fakat bir türlü ne demek istediğini anlamıyordum. Nihayet ’a “Ey ’ım! Bu ayetleri anlamak için, bana anlayış ver” diye dua ettim. Bunun üzerine Teâlâ, bu ayetlerin benim gibiler hakkında nazil olduğunu kalbime ilham etti. Hemen gidip deveme bindim ve Medine’ye doğru yola çıktım. Hz. Peygamber’in yanına geldim
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| 18 Haziran 2008, 10:34:22 |
|
|
 |
« Yanıtla #12 : 18 Haziran 2008, 10:34:22 » |
|
RABBİM razı olsun... Kufe'de bir adam üçüncü Halife Hz. Osman için "Yahudiymiş" diye tutturmuştu. Herkes bunun asılsız olduğunu, imkansız olduğunu söylüyor ama adam bir türlü ikna olmuyordu. Bu konu İmam-ı Azam'a da duyuruldu. "Adamı bu saçma inancından kimse caydıramadı, sununla bir de siz görüşseniz" dendi. "Hay hay" dedi İmam-ı Azam, bir akşam bu kıza dünürlüğe diye adamın evine gitti. Dereden tepeden konuştuktan sonra sözü esasa getirdi:
- Biz 'ın emri, Peygamberin kavliyle kızına dünür geldik.
- Kime istiyorsunuz kızımı, öğrenebilir miyim?
- Kızını istediğimiz kimse son derece ahlâklı, dürüst çok zengin ve alabildiğine cömert, Kur'an'ı ezbere biliyor ve sürekli okuyor... (Bunların hepsi Hz. Osman'ın nitelikleri)
Adam sözünü kesti:
- Yeter, bunlardan bir tanesi bile kızımı vermek için yeterli meziyettir.
- Ama bu damat adayının bir kusuru var, kendisi Yahudi.
-Adam parladı:
- Nasıl olur, benim kızımı bir Yahudiye istersiniz?
İmam-ı Azam için artık taşı gediğine koymanın zamanı gelmişti:
- Sen bir kızını yahudiye vermezsin de Hz. Peygamber iki kızını birden bir Yahudiye nasıl verir? deyince adamın artık bir inat ve itiraza mecali kalmadı, bilinen gerçeği kabul etti.
(Hz. Osman peygamberimizin damadıydı, önce bir kızıyla evlenmiş, o ölünce diğer bir kızıyla evlenmişti. Bunun için Hz. Osman'a "Zi'nNureyn'' (İki nur sahibi) denmiştir.)
Kaynak: İsmail ÖZCAN - Kıssadan Hisseler
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
| 19 Temmuz 2008, 11:30:33 |
|
|
 |
« Yanıtla #13 : 19 Temmuz 2008, 11:30:33 » |
|
rabbim razı olsun inş.
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
|