Sen Olmasaydın ...

Aşkın ilk demlerinde şaşkın ve korku dolu bir halde durulmayı beklemiş olanlar, Seni seviyorlar.
Bu da nedir? Bu hâl neyin nesidir? diye sorup da, aklın sınırlarını Rahmân'ın lûtfuyla zorlayıp aşmış olanlar, Sana hayranlar.
Onlar biliyorlar ki, sıkıntıları yüklenişin, her türlü hakaret, aşağılama ve küfür karşısında, yine de dimdik, onurlu ve sâdık oluşun,

'ın aşkındandır. Onlar hissediyorlar ki, sırf Seni ve yüceler yücesi

'ı sevdikleri için, nice sıkıntı, kapılarındadır. Lakin Sen arkamızdasın yâ Rasûlallah! Sen, bizimlesin değil mi?
Bana salât edenin selâmını alırım. Sırf bunun için görevlendirilmiş melekler vardır ve ben, selâmı gönderenin isminden, hâlinden haberdâr olurum buyuruyorsun ey güzel! Işte sana selâm ediyorum...

'ın rahmeti, selâmı ve bereketi, Senin ve ehl-i beytinin üzerine olsun.

'ın selâmı ashâbının üzerine olsun.
Yâ Rasûlallah, Âişe'nin sana selâmı var. Gönlü mahzun Senin ayrılığınla...
Davetini bekliyor...
Yâ Rasûlallah, Ahmed sana selâm ediyor. Eli- kolu bağlı geçim derdiyle, bereket için dua diliyor.
Fâtıma hasretinle buruk...
Zeynepler, Fatihler, Mehmetler Senden ayrı ama Seninle...
Gönlü mahzun, gönlü kırık ümmetin, seni özlüyor yâ Rasûlallah!
Biz, açlıktan karnımıza taş bağlamadık henüz... Biz, anamızı, babamızı, eşimizi, evlâdımızı,amcamızı, dedemizi kaybetmedik. Biz, savaşlarda yaralanmadık... Biz, askere gönderirken bile oğlumuzu, ağladık... Biz, sevdiğimizi askere uğurlarken bile dayanamadık... Halbuki sadece bir seferdi ömürde. Seni sevenler defalarca uğurladılar Seni... Defalarca beklediler dönmeni... Biz, ne Sana, ne de ashâbına lâyık olamadık.
Beni seven, sıkıntıyı kendine örtü edinsin diyordun ya... Bizi yürekli olmaya, fedâ etmeye, belki de bu yolda canını vermeye davet ediyordun hani... Oysa biz, Sana lâyık bir yürek taşımadık hiç... Sadırlarımız sıkışmıştı... Biz, sıkıntısızlığın derdiyle dertlendik sadece. Biz, şükretmemiz gerekirken, nankörlük ettik.
Sen, geceler boyunca namaz kılarken huzurda, biz, gündüzleri de ziyan ettik. Sen, bir ikazda bulunuyordun... Bundan böyle şeytan, sizin üzerinizde hakimiyet kuramayacaktır. Fakat siz, küçük gördüğünüz işlerde şeytana uyarsanız, bu da onu memnun edecektir. Onlardan da sakınınız diyordun. Sakınmadık...
Bugün çalsan da kapıyı, şeref vermek dilesen, bilmem ne yapar ümmetin?
Âniden çıkagelsen, ne olur tavrımız? Senin gibi şerefli bir misafiri kim istemez?

'ın Habîbini ağırlamak, kimin hoşuna gitmez? Fakat Sen, sırf işlemeli bir perde için, �benim dünya ile ne işim var?� diyerek geri dönmüşken Fâtıma'nın kapısından, acep bizim evlerimize girer misin?
En güzel yemekleri Senin için hazırlamış olsak, en güzel ikramı Sana yapsak, daha ne isteriz ki? Fakat Sen, haramlardan arındıramadığımız lokmalarımıza o güzel ellerini sürer misin?
Bir gün, evimize doğru gelirken görünüversen uzaktan, ah ne şeref! Ama biz, Senin gelişinden telâşa kapılıp da, bazı gazete ve dergileri toplamaktan, raflarda tozlandırdığımız Kuran'ın tozunu almaktan, televizyonu nereye saklayabileceğimizi, ya da nasıl bir kılıf bulup da savunabileceğimizi düşünmekten, Senin gelişini seyredebilir miyiz?
Kimbilir, belki de mırıldandığımız şarkıların, sarfettiğimiz kelimelerin, okuduğumuz kitapların, oturduğumuz arkadaşların hepsinden utanacağız.Ve belki, kalmaya karar verirsen, bir haftalık programımızı değiştirmek zorunda kalacağız. Gideceğimiz yerlere Seni götürmekten hayâ edeceğiz belki. Ve belki gidişinle, rahat bir nefes alacağız.
Biz, Senin hiç arzulamadığın yaşam biçimlerini böylesine benimsemişken, yine de ümmetliğe kabul eder misin? Sefilliğimizi yüzümüze vurur musun yâ Rasûlallah? Ümmetiz deyip de, Sana hakkıyla uyamayışımızı yüzümüze vurur musun?
Ey rahmet peygamberi! Onları özlüyorum... Kardeşlerimi özlüyorum... Onlar ki, beni hiç görmedikleri halde, yine de severler ve bana itaat ederler buyuruyorsun. Bizi kardeşliğe kabul ediyor musun?
Sen ki, her bir hâlimiz Sana âyandır... Sen ki, güller ve bülbüller Sana hayrandır...
Gitme ey güzel! Muradımız kalmandır gitme! Arzumuz yanımızda olmandır. Gel ki anlam kazansın hayatımız... Gel ki, yolda kaldı hasret yüklü bakışlarımız...
Sen ey güzel! Sensiz yaşamak ne zor... Senden uzaklarda sevmek Seni... Hiç görmeden tutulmak cemâline ve hiç duymadan vurulmak o şefkat dolu sesine...
Biz, teselliyi yine Senin sözlerinde bulduk...