logo
Kullanıcı Adı Sürekli Bağlı Kal
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Hz Resul Hakkında Bunları Biliyomuydunz?  (Okunma Sayısı 1121 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Ağustos 14, 2007, 10:47:57
elif_

Yeniden dirilmenin emniyetiyle ölümlü oluşumu çok sevdim

Süper Yönetici

*****


Üye No : 279

Nerden :

Konu  : 236

Mesaj : 1,952

WWW
Offline
« : Ağustos 14, 2007, 10:47:57 »




Hz. Enes bin Malik’in; “Resulullah (sas) söven, lanet eden, kötü söz söyleyen biri değildi. Birimize kızdığında ‘Alnın topraklansın’ derdi.” dediğini...

Enes bin Malik’in annesi Ümmü Süleym bir çocuk doğurunca, Resul-i Ekrem’in (sas), çocuğu istettiğini. Enes’in kollarında gelen çocuğu kucağına alarak Acve (iyi cins Medine hurması) hurmasını ağzında ezerek yumuşatıp bebeğin ağzına koyduğunu. Çocuğun onu yavaş yavaş emmesi üzerine, gülümseyerek “Medinelidir, hurmayı sever.” diyerek latife yaptığını ve dua ederek annesine gönderdiğini...

*Hz. Ebu Zerr’in (ra); “Resulullah vefat edene kadar bizi o kadar güzel eğitmişti ki, gökte kanat çırpan bir kuşun hareketleri bile bize bir bilgiyi hatırlatırdı.” dediğini...

*Uhud Savaşı’nda Efendimiz’in (sas) bindiği atın isminin Sekb (akan su) olduğunu...

*Uhud Savaşı’nda Hz. Talha’nın (ra), Habibullah’ı (sas) korumaya çalışırken bir ara kan kaybından dolayı bayıldığını...

*Hz. Peygamber’in (sas) Uhud’da yaraları ve yorgunluğu sebebiyle, tepeyi tırmanamayınca, ağır yaralarına rağmen Hz. Talha’nın, Efendimiz’i (sas) sırtına alarak gerekli yüksekliğe çıkardığını...

*Server-i Ekrem (sas) ve ashabının, Uhud Savaşı sonrası çekildikleri tepede öğle namazını yorgunluk ve bitkinlikten ancak oturarak kıldıklarını ve sonra bir gözcü dikerek derin ve sakin bir uykuya daldıklarını...

*Uhud’dan dönüşte Resul-i Ekrem (sas)’in akşam namazını kıldıktan sonra istirahat buyurduğunu ve aşırı yorgunluktan dolayı daldığı derin uykudan uyanamadığından yatsı namazını evinde eda ettiğini...

*Efendimiz in (sas) kurdugu inanilmaz haber alma servisi sayesinde Kureys in Hendek Harbi hazirliklarinin kendisine dört günde ulastigini.

*Hendek Savasi nda kureyza Yahudilerinin ihaneti üzerine Efendimiz in sehrin degisik yerlerine 500 kadar asker gönderdigini. Bunlarin gece boyunca getirdikleri tekbirlerin Kureyzalilarin ürkütüp yerlerinden kimildamamalarini sagladigini.

*Efendimiz in(sas) Mekke fethi hazirliklarini cok gizli tuttugunu. Hatta Hz. Ebubekir in seferin nereye oldugunu ögrenmek icin meseleyi Hz, Aise ye (r. anha) actigini, ama onun da babasini aydinlatamadigini.

*Heyber Fethi ni en detayli anlatan Makrizi nin imta adlieserine göre Hayber Muhasarasinin ilk günlerinde Allah Resulü nün (sas) bas agrisi cektigini.

* Hayber Yahudilerinin savas sonrasi anlasmada Müslümanlarin gösterdigi adalet icin , Öyle bir adalet ki, cennet yeryüzünde kurulmus , dediklerini.

*Ibn-i Ishak in rivayetine göre R e s u l u l l a h in Mute de sehid olan üc kumandan hakkinda söyle buyurdugunu:
Onlar altindan divanlar üstünde cennete kaldirildilar. Abdullah bin Revaha nin divaninda hafif egrilik gördüm. Bu neden diye sordum.
Bana ; O ikisi ( Zeyd bin Harise , Cafer bin Ebu Talip ) hic tereddüt etmeden ilerledi. Ama , Abdullah önce biraz tereddüt etti, sonra ilerledi. dendi
Logged

y desde que t ú te fuiste yo solo, tengo
tengo la camisa negra
porque negra tengo el alma
yo por ti perdí la calma
Ağustos 14, 2007, 11:16:15
yaren

Süper Yönetici

*****


Üye No : 209

Nerden :

Konu  : 523

Mesaj : 2,429

SESSİZİM
Offline
« Yanıtla #1 : Ağustos 14, 2007, 11:16:15 »

RABBİM RAZI OLSUN KARDEŞİM
Logged

Ağustos 14, 2007, 11:34:56
benefsecun

Gelişmiş Üye

***


Üye No : 13

Yaş : 37

Nerden : Ankara

Konu  : 76

Mesaj : 597

WWW
Offline
« Yanıtla #2 : Ağustos 14, 2007, 11:34:56 »

Allah razı olsun kardeşim.Ellerine yüreğine sağlık...



Enes bin Malik’in annesi Ümmü Süleym bir çocuk doğurunca, Resul-i Ekrem’in (sas), çocuğu istettiğini. Enes’in kollarında gelen çocuğu kucağına alarak Acve (iyi cins Medine hurması) hurmasını ağzında ezerek yumuşatıp bebeğin ağzına koyduğunu. Çocuğun onu yavaş yavaş emmesi üzerine, gülümseyerek “Medinelidir, hurmayı sever.” diyerek latife yaptığını ve dua ederek annesine gönderdiğini...


Ne mutlu o çocuğa ve o devirde yaşayan sahabelere,şanslı kullar....
Logged

"Ey Rabbim!Bizi iman ziynetiyle süsle,bizi doğru yolda olan hidayet rehberleri kıl"Amin..
Ağustos 14, 2007, 13:21:09
VuSLaT

Administrator

******


Üye No : 11

Nerden :

Konu  : 1199

Mesaj : 8,544

ŞeHaDeT PaRMaĞıDıR GöĞe DoĞRu MiNaRe
Offline
« Yanıtla #3 : Ağustos 14, 2007, 13:21:09 »

 
Logged

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


"Aşk'ına Tâlib'im, Ey Yâr...
Söyler misin, ne olur;
Vuslâdım'a daha, ne kadar var?"



Eylül 15, 2007, 13:50:58
elif_

Yeniden dirilmenin emniyetiyle ölümlü oluşumu çok sevdim

Süper Yönetici

*****


Üye No : 279

Nerden :

Konu  : 236

Mesaj : 1,952

WWW
Offline
« Yanıtla #4 : Eylül 15, 2007, 13:50:58 »

Sahabeleri Peygamberimiz (sav)'in güzelliğini şöyle anlatıyorlardı:

"Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem çok yakışıklı ve alımlı idi. Mübarek yüzü ayın on dördündeki dolunay gibi parlardı... Burnu gayet güzel idi... Gür sakallı, iri gözlü, düz yanaklı idi. Ağzı geniş, dişleri inci gibi parlaktı... Boynu sanki bir gümüş hüzmesi idi... İki omuzu arası geniş, omuz kemik başları kalın idi..."66

Enes b. Malik (ra) anlatıyor:

"Resulullah Efendimizin boyu; ne çok uzun, ne de fazla kısa idi. Teni de ne duru beyaz, ne de koyu esmerdi. Saçları ise ne düz, ne de kıvırcık idi. Kırk yaşına geldiğinde, Allah Teala O'nu peygamber olarak gönderdi. Peygamber olduktan sonra, Mekke'de 10 sene, Medine'de de 10 yıl kaldı ve 60 yaşlarında vefat etti. Bu fani hayata veda ettiklerinde, saçında ve sakalında 20 tel ak saç yoktu."67

"Resulullah (sav) beyaz, güzel ve mutedil (yavaş ve mülayim, itidalli) idiler."68

Enes b. Malik (ra) anlatıyor:

"Peygamber Efendimiz orta boylu idi; uzun da değildi, kısa da değildi; hoş bir görünüşü vardı. Saçı ise ne kıvırcık, ne de düzdü. Mübarek (İlahi hayrın bulunduğu şey, bereketlenmiş, çoğalmış, hayırlı, uğurlu) yüzlerinin rengi ise nurani beyazdı."69

Bera b. Azib (ra) anlatıyor:

"… Resullullah Efendimizden daha güzel birini görmedim. Omuzlarını döğen saçları vardı. İki omuz arası genişçe idi. Boyu ise ne kısa idi, ne de uzundu."70

Hz. Ali'nin torunlarından İbrahim b. Muhammed (ra) rivayet ediyor:

"Dedem Hz. Ali, Peygamber Efendimizi anlatırken Onu şöyle tavsif (vasıflandırırdı) ederdi:

"Peygamber Efendimiz, ne aşırı derecede uzun, ne de kısa idi; O bulunduğu topluluğun orta boylusu idi. Saçları, ne kıvırcık ne de dümdüzdü; hafifçe dalgalı idi. Mübarek yüzlerinin rengi kırmızıya çalar şekilde beyaz; gözleri siyah; kirpikleri sık ve uzun; omuz başları iri yapılı idi… O, insanların en cömert gönüllüsü, en doğru sözlüsü, en yumuşak tabiatlısı ve en arkadaş canlısı idi. Kendilerini ansızın görenler, O'nun heybeti karşısında çok şiddetli heyecanlanırlar; üstün vasıflarını bilerek sohbetinde bulunanlar ise, O'nu herşeyden çok severlerdi. O'nun üstünlüklerini ve güzelliklerini tanıtmaya çalışan kimse; Ben, gerek ondan önce, gerek ondan sonra, onun gibi birisini görmedim, demek suretiyle, O'nu tanıtma hususundaki aczini ve yetersizliğini itiraf ederdi. Allah'ın salat (dua, Peygamberimize (sav) yapılan dua, istiğfar, rahmet, namaz) ve selamı O'nun üzerine olsun."71

Hz. Hasan (ra) naklediyor:

"Resulullah Efendimiz, yaradılıştan heybetli ve muhteşemdi. Mübarek yüzü, dolunay halindeki ayın parlaklığı gibi nur saçardı. Orta boyludan uzun, ince uzundan kısa idi. Saçları kıvırcık ile düz arası idi; şayet kendiliğinden ikiye ayrılmışlarsa onları başının iki yanına salar, değilse ayırmazlardı. Uzattıkları takdirde saçları kulak yumuşaklarını geçerdi. Peygamber Efendimizin rengi, ezher'ul-levn (pek beyaz ve parlak renk) idi, yani nurani beyazdı. Alnı açıktı. Kaşları; hilal gibi, gür ve birbirine yakındı.

Boynu, saf mermerden meydana gelen heykellerin boynu gibi gümüş berraklığında idi. Vücudunun bütün azaları birbiri ile uyumlu olup yakışıklı bir yapıya sahipti..."
72

Ebu Hüreyre (ra) anlatıyor:

"Hazreti Peygamber, gümüşten yaratılmış gibi nurlu beyazdı; saçları da hafif dalgalı idi."73

"Efendimiz (sav) beyaza pembe karışık renkte idi. Gözleri siyah, kirpikleri sık ve uzun idi."74

"Allah Resulünün alnı geniş olup hilal kaşlıydı, kaşları gürdü. Iki kaşı arası açık olup, halis bir gümüş gibiydi. Gözleri pek güzel, bebekleri simsiyahtı. Kirpikleri birbirine geçecek şekilde gürdü… Güldüğünde dişleri çakan şimşek gibi parıldardı. Iki dudağı da emsalsiz şekilde güzeldi… Sakalı gürdü. Boynu pek güzeldi, ne uzun ne kısaydı. Boynunun güneş ve rüzgar gören kısmı altın alaşımlı gümüş ibrik gibi gümüşün beyazlığı ve altının da kırmızılığını yansıtır şekilde parıldardı… Göğsü genişti, göğsünün düzlüğü aynayı, beyazlığı da ayı andırırdı… Omuzları genişti… Kol ve pazuları irice idi. Avuçları ipekten daha yumuşaktı."75

Peygamber Efendimizin hicret yolculuğu sırasında çadırını ziyaret ettiği Ümmü Mabed isimli cömertliği, iffeti ve cesareti ile tanınan biri, Peygamber Efendimizi tanımamıştır. Ancak Peygamberimiz (sav)'i anlatılanlardan tanıyan kocasına, onu şöyle tarif etmiştir:

"Aydın yüzlü ve güzel yaradılışlı idi; zayıf ve ince de değildi. Gözlerinin siyahı ve beyazı birbirinden iyice ayrılmıştı. Saçı ile kirpik ve bıyıkları gümrahtı (bol, gür). Sesi kalındı. Sustuğu zaman vakarlı (ağırbaşlılık, halim ve heybetli oluş), konuştuğu zaman da heybetli idi. Uzaktan bakıldığında insanların en güzeli ve en sevimlisi görünümündeydi; yakından bakıldığında da tatlı ve hoş bir görünüşü vardı. Çok tatlı konuşuyordu. Orta boylu idi; bakan kimse ne kısa ne de uzun olduğunu hissederdi. Üç kişinin arasında en güzel görüneni ve nur yüzlü olanıydı. Arkadaşları, ortalarına almış durumda hep onu dinlerler; buyurduğu zaman da hemen buyruğunu yerine getirirlerdi. Konuşması tok ve kararlı idi."76

Kendisini görenlerin anlattıklarında da görüldüğü gibi, Peygamber Efendimiz olağanüstü yakışıklı, görenlerin nefesini kesecek kadar güzel yüzlü ve güzel endamlı idi. Ayrıca atletik ve son derece etkili bir yapısı vardı ve çok kuvvetli idi.
Logged

y desde que t ú te fuiste yo solo, tengo
tengo la camisa negra
porque negra tengo el alma
yo por ti perdí la calma
Haziran 02, 2008, 22:53:05
şerife

şerife

Yeni Üye

*


Üye No : 17797

Yaş : 31

Nerden :

Konu  : 5

Mesaj : 26

Offline
« Yanıtla #5 : Haziran 02, 2008, 22:53:05 »

buraya cevat akşit gelmişti peygamber efendimizi anlatmaya boyu ne uzun ne kısa dedi ama uzunun yanında otursada yürüsede o (s.a.v.) uzun dururdu meclislerde farkedilirmiş hemen allah efendimizi hiç aşağı göstermemiş. Hiç esnememiş ve hiç sinek konmamış.Sinek mundara konar değilmi ama efendimiz gül kokarmış Onun geçtiği dokunduğu herşey gül kokusuyla dolarmış. Allah'ım inşallah şefaatine bizide dahil etsin AMİN.
Logged
Anahtarlar:
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Hz Resul sav ve Gençlik Hayatı elif_ 1 729 Son Mesaj Ağustos 08, 2007, 11:31:42
Gönderen: MujaHiD
şefaat senindir ya Resul Allah Şiirler şehadetgülü 3 192 Son Mesaj Ağustos 16, 2008, 03:42:32
Gönderen: gülgülyüzlü
Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf
İhya Ramazan Ayı İslami Sohbet İlahi Sözleri

Rengarenk MC Theme By Burak