| Ağustos 11, 2007, 12:50:56 |
|
|
 |
« : Ağustos 11, 2007, 12:50:56 » |
|
Daima düşünceli idi.
Susması, konuşmasından uzun sürerdi; lüzumsuz yere konuşmaz, konuştuğunda ne fazla ne de eksik söz kullanırdı.
Dünya işleri için kızmazdı.
Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı.
Gülmesi, gülümsemekti. Gülümserken de, ağzındaki dişleri dolu taneleri gibi görünür ama birbirinden ayrılmazdı.
Mahzundu.
Onu birden bire görenler manevî vakar ve heybetinden sarsılırlar, kendisini yakından tanıyınca da ona derin bir sevgi ile bağlanırlardı. Onun meziyetlerini anlatmak isteyen: “Ben ne ondan önce, ne de sonra onun bir benzerini gördüm” demekten kendini alamazdı.
Kimse ile çekişmez, bağırıp çağırmazdı.
Affediciliği tabiî idi. İntikam almazdı, düşmanlarını sadece affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer de verirdi.
Kendisini, üç şeyden alıkoymuştu: Kimseyle çakişmezdi; çok konuşmazdı; faydasız, boş şeylerle uğraşmazdı.
Umanı, umutsuzluğa düşürmezdi; hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı. Hiçkimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınamaz, ayıplamazdı; kimsenin kusurunu araştırmazdı. Kimseye, hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi. Konuşurken meclisinde bulunanlar başlarına bir kuş konmuş gibi sessiz ve hürmetkâr dururlardı. O sözünü tamamlayınca diğerleri fikirlerini söylerler fakat onun yanında asla tartışıp çekişmezlerdi; birisi konuşurken öbürleri susarlardı. Bir toplulukta bulunduğu zaman bir şeye gülerlerse o da güler, bir şeye hayret ederlerse o da onlara uyarak hayret ederdi.
Yanına gelen yabancıların söz ve sorularındaki katılık, kabalık ve kırıcılığa--dostları da kendisi gibi davransınlar diye-- katlanırdı.
Gerçeğe aykırı övmeyi kabul etmezdi.
Her zaman ağır başlıydı.
Konuşurken çevresindekileri adeta kuşatırdı. Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı.
Yürürken beraberindekilerin gerisinde yürürdü; ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmaz, adımlarını geniş atar, yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilir, vakar ve sükûnetle rahatça yürürdü.
Bakacağı kişiye ve istikamete vücuduyla yönelirdi. Etrafına gelişi güzel bakınmazdı.
Yeryüzüne bakışı, semaya bakışından çoktu ve yeryüzüne bakışı da göz ucuyla idi.
Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi.
Birgün kendisinden yaşça küçük bir dostunun omuzlarından tutarak şöyle demişti: “Sen dünyada garip kimse yahut bir yolcu gibi yaşa.”
Her zaman hüzünlü ve mütebessim bir hâletle dururdu; yüzünde daima ışıldayan bir parlaklık vardı.
Adet üzre sarf edilen hiçbir kötü sözü ağzına almadı. Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz, bağırmazdı.
Fakirlerle birlikte yerdi, öyle ki onlardan ayırdedilmezdi.
Biriyle karşılaştığında beklemeksizin önce o selam verirdi; el sıkıştığında karşısındaki elini bırakmadıkça o da bırakmazdı.
Önüne ne konulursa yerdi. Sade kıyafetler giyer, gösterişten hoşlanmazdı. Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmez, bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı.
Sabahları evinden çıkarken şöyle söylerdi: “İlâhî, doğru yoldan sapmaktan ve saptırılmaktan, kaymaktan ve kaydırılmaktan, haksızlık etmekten ve haksızlığa mâruz kalmaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlığa uğramaktan sana sığınırım.”
Sıradan değildi; sıradan insanlar gibi yaşadı.
O, zaten dostunuz!
O, Hz. Peygamberdi (aleyhissalatu veselam)
|
|
|
|
|
Logged
|
y desde que t ú te fuiste yo solo, tengo tengo la camisa negra porque negra tengo el alma yo por ti perdí la calma
|
|
|
| Kasım 22, 2007, 10:15:45 |
|
|
 |
« Yanıtla #1 : Kasım 22, 2007, 10:15:45 » |
|
s.a ablam ozur dileim bu gonderdigini okumamistim kusura bakma galiba aynisini bende yolladim...
|
|
|
|
|
Logged
|
Aşk Ateşi
|
|
|
| Kasım 22, 2007, 11:15:16 |
|
|
 |
« Yanıtla #2 : Kasım 22, 2007, 11:15:16 » |
|
Estafirullah kardeş, bu hataya birçoğumuz düşüyoruz..  Üzülme sen inşaAllah..
|
|
|
|
|
Logged
|
y desde que t ú te fuiste yo solo, tengo tengo la camisa negra porque negra tengo el alma yo por ti perdí la calma
|
|
|
| Mart 31, 2008, 20:26:08 |
|
|
 |
« Yanıtla #3 : Mart 31, 2008, 20:26:08 » |
|
Hiç böyle dostunuz oldumu ________________________________________ Daima düşünceliydi
Susması konuşmasından uzun sürerdi.
Lüzumsuz yere konuşmazdı.
Konuştuğunda ne fazla, ne de eksik söz kullanırdı.
Dünya işleri için kızmazdı.
Kendi şahsı için asla öfkelenmez ve öç almazdı.
Kötü söz söylemezdi.
Affediciliği tabii idi, intikam almazdı.
Düşmanlarını affetmekle kalmaz, onlara şeref ve değer de verirdi.
Kimseyle çekişmezdi.
Çok konuşmazdı.
Boş şeylerle uğraşmazdı.
Umanı umutsuzluğa düşürmezdi.
Hoşlanmadığı bir şey hakkında susardı.
Hiç kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınamaz ve ayıplamazdı.
Kimsenin kusurunu araştırmazdı.
Kimseye hakkında hayırlı olmayan sözü söylemezdi.
Yanında en son konuşanı ilk önce konuşan gibi dikkatle dinlerdi.
Her zaman ağırbaşlıydı.
Konuşurken çevresindekileri kuşatırdı.
Kelimeleri parıldayan inci dizileri gibi tatlı ve berraktı.
Yürürken ayaklarını yerden canlıca kaldırır, iki yanına salınmazdı.
Adımlarını geniş atar, yüksek bir yerden iner gibi öne doğru eğilirdi.
Vakar ve sükunetle rahatça yürürdü.
Kapısına yardım için gelen kimseyi geri çevirmezdi.
Dostlarına şöyle derdi: Dünyada garip bir kimse, yahut bir yolcu gibi ol.
Her zaman hüzünlü, fakat mütebessim bir haletle dururdu.
Âdet üzere sarf edilen hiçbir kötü sözü ağzına almamıştı.
Sıkıntılı hallerinde kabalaşmaz, bağırmazdı.
Fakirlerle birlikte yerdi; öyle ki onlardan ayırt edilmezdi.
Sade kıyafetler giyer, gösterişten hoşlanmazdı.
Konuşurken yüzünü başka tarafa çevirmezdi.
Bulunduğu mecliste ayrıcalıklı bir yere oturmazdı.
Sabahları evinden çıkarken şöyle derdi: İlahi, doğru yoldan sapmaktan ve saptırılmaktan, kanmaktan ve kandırılmaktan, haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlık edilmekten sana sığınırım.
O SON PEYGAMBERDİ....
Sıradan değildi. Ama sıradan insanlar gibi yaşardı...
Salavat getirmeyi unutmayalım inşallah
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
| Mart 31, 2008, 21:30:28 |
|
|
 |
« Yanıtla #5 : Mart 31, 2008, 21:30:28 » |
|
 razı olsun......o'na binler salat binler selam...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Nisan 01, 2008, 00:04:18 |
|
|
 |
« Yanıtla #6 : Nisan 01, 2008, 00:04:18 » |
|
“Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ ezvâcihî ve zürriyyetihî kemâ salleyte alâ İbrâhîm, ve bârik alâ Muhammedin ve alâ ezvâcihî ve zürriyyetihî kemâ bârekte alâ İbrâhîm, inneke hamîdün mecîd"
|
|
|
|
|
Logged
|
"YARAB! Ne azabına dayanacak halim, Ne de rahmetinden mahrum kalmaya mecalim yoktur... Vefasızlık edip senden uzak kalsamda, halim sensiz edemeyeceğini haykırmaktadır. Vefasızlığım nisbetinde değil, ihtiyacım nisbetinde lütfuna talibim..."
|
|
|
| Nisan 01, 2008, 03:01:54 |
|
|
 |
« Yanıtla #7 : Nisan 01, 2008, 03:01:54 » |
|
Hazreti Peygamberin(sav)ismi zikredildiginde hakikaten akan sular duruyor. Insan ferahliyor. Bir keresinde ozbekistanda bir abimiz pasaportundan dolayi iki gun icerde yatmisti. Ziyaret ettim.Abi nasil dayandin burda diyecektim ki konusmama firsat vermeden:Efendimizi dusundum o kadar ferahladim ki tarifi mumkun degil demisti. O heryerde ve herzaman ummetinin onunde olmustur olacaktir insaallah.  razi olsun
|
|
|
|
|
Logged
|
SEVGİ GÜNEŞİNİN GURUB ETTİĞİ KARANLIK BİR DÜNYADA ,İNSAN BÜTÜN DÜNYANIN SULTANI OLSA NEYE YARAR Kİ?
|
|
|
| Nisan 01, 2008, 03:10:08 |
|
|
 |
« Yanıtla #8 : Nisan 01, 2008, 03:10:08 » |
|
*iki konu birleştirildi... razı olsun......O'na binler salat binler selam...
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap"Aşk'ına Tâlib'im, Ey Yâr... Söyler misin, ne olur; Vuslâdım'a daha, ne kadar var?"

|
|
|
| Nisan 01, 2008, 07:16:30 |
|
|
 |
« Yanıtla #9 : Nisan 01, 2008, 07:16:30 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
DERMAN ARADIM DERDİME, DERDİM BANA DERMAN İMİŞ...
|
|
|
|