|
|
| 06 Mayıs 2008, 09:26:18 |
|
|
 |
« Yanıtla #16 : 06 Mayıs 2008, 09:26:18 » |
|
çok güzel paylaşımlar RABBİM razı olsun...Hacegân yolunun büyüklerinden Mevlâna Hüsameddin Buharî k.s.’nin babası Hamidüddin Şaşî rh.a. vefat döşeğinde idi. Bu zat büyük alimlerdendi. Şah-ı Nakşibend’le aynı dönemde yaşamıştı. Ona büyük hürmeti, sevgi ve saygısı vardı. Fakat o kalp doktoruna teslim olup seyr u sulûk terbiyesi almamıştı. Kendi ilim ve tedbiri ile yetinmişti. Zahiren helal ve harama dikkat etmiş, farzları yapıp, haramlardan kaçınmış, fakat kalbine pek eğilmemişti. Oğlu Hüsameddin Buharî k.s. ise Emir Hamza k.s. Hazretleri’nin irşatta halifesi idi. Hamidüddin Şaşî vefat anında sıkıntı ve ızdıraba düştü. Oğlu ve dostları baş ucunda idiler. Bir ara oğlu:
- Baba ne haldesin? diye sordu. Babası:
- Benden şu anda kalb-i selim istiyorlar. O da bende yoktur. Nasıl elde edileceğini de bilmiyorum! dedi. Hüsameddin Buharî babasına:
- Sakin olun, kalbinizi bana bırakın. Selim kalbin ne olduğunu anlayacaksınız, dedi ve derin bir murakabeye daldı.
Bir saat kadar öyle kaldı. O anda Cenab-ı Hakk’a yönelip babasını bu ızdırap ve endişeden kurtaracak ilâhi rahmet ve sekinet istedi. Orada bulunan diğer müminler de dua ettiler. Gözlerini açtığında, babasının yüzüne bir nur ve huzur inmişti. Kalbi dünyadan ayrılık, yalnızlık ve ölüm endişesinden kurtulmuş, ile huzur bulmuştu. İnen rahmet ve sekinet ile mutmain olmuştu. Bu arada gözlerini açtı, bulduğu huzurun sevincini ve kaçırdığı fırsatın hasretini şöyle dile getirdi:
-Oğlum! sana bol mükafat versin. Meğer bize lazım olan iş, bütün ömrümüzü bu kalbi elde etme yolunda harcamak imiş. Fakat ne yazık ki ömrümü başka türlü zayi ettim, dedi.
Ne mutlu bu babaya ki, salih evladının dua ve gözyaşı bereketi ile Yüce ’ın rahmetine kavuştu, huzur içinde dünyadan göçtü. (Reşahat)
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap"Aşk'ına Tâlib'im, Ey Yâr... Söyler misin, ne olur; Vuslâdım'a daha, ne kadar var?"
 
|
|
|
| 06 Mayıs 2008, 09:27:11 |
|
|
 |
« Yanıtla #17 : 06 Mayıs 2008, 09:27:11 » |
|
Rasulullah s.a.v. Efendimiz’in sık sık yaptığı gibi, biz de dua edelim, O’nun duasına amin diyelim:
“Ey kalpleri istediği tarafa çeviren ım! Kalbimi dininde sabit tut. Senden sevgini isterim. Bana, sevdiklerini ve sevgine götürecek amelleri sevdir…”
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap"Aşk'ına Tâlib'im, Ey Yâr... Söyler misin, ne olur; Vuslâdım'a daha, ne kadar var?"
 
|
|
|
| 06 Mayıs 2008, 09:58:34 |
|
|
 |
« Yanıtla #18 : 06 Mayıs 2008, 09:58:34 » |
|
razı olsun elifcim,cennetcim ,vuslat ablacım çok güzel açıklamışsınız...İslam'da kalbin ne kadar merkezi bir mahiyeti bulunduğunu Rasulullah (s.a.) Efendimizin çok bilinen şu hadis-i şerifi çok net olarak bildirir. Şöyle buyurur Rasulullah: "Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçük bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur, bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası kalpdir." (Buhari, İman 39, Müslim, Müsakat, 107, 108) Kalbin merkezi bir mahiyeti vardır, çünkü Müslümanlık çerçevesinde yapılan her davranışın muhteva değerlendirmesi kalble ilgilidir. Rasulullah (s.a.) 'ın bildirdiğine göre Ameller-davranışlar niyetlere göredir" ve niyetin oluştuğu yer kalbdir. Davranışların makbul oluşu, içinde taşıdığı "ihlas" yani "sadece 'a has kılınması" iledir, ihlasın vatan edindiği yer de kalbdir. Rasulullah (s.a.) 'ın bildirdiğine göre " insanların bedenlerine ve yüzlerine değil, kalblerine bakmaktadır", yani kalb nazargah-ı ilahidir.
Ahmet Taşgetiren.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 06 Mayıs 2008, 11:25:35 |
|
|
 |
« Yanıtla #19 : 06 Mayıs 2008, 11:25:35 » |
|
"Ben ne göklere ne de yere sığarım. Ben ancak mü'min kulumun kalbine sığarım"
...Hadis-i Kudsîye
|
|
|
|
|
Logged
|
Kâbe'yi gözlerimize âyine kıldığın gibi, Kâbe'nin nuruyla aldığın gibi gözlerimizi, Al bu gözlerimi, Âyine kıl Cemâli izzetine... Al bu gözlerimi, Seni görmezse benide görmesin... Seni görmezse, görmesin görülecek ne varsa... Seni görmezse görmesin...
|
|
|
| 06 Mayıs 2008, 11:55:38 |
|
|
 |
« Yanıtla #20 : 06 Mayıs 2008, 11:55:38 » |
|
çok güzel bir konu hepsini bitiremedim ama daha sonra gelib devam edeceğim.inşe  (ellerinize yüreklerinize) 
|
|
|
|
|
Logged
|
 bir insanınnasıl güldüğünden terbiyesini Neye güldüğünden ise ZEKASINI ve seviyesini anla..... MEVLANA
|
|
|
| 06 Mayıs 2008, 20:15:55 |
|
|
 |
« Yanıtla #21 : 06 Mayıs 2008, 20:15:55 » |
|
 cc razı olsun katkıda bulunanlardan.. Rasulullah s.a.v. Efendimiz’in sık sık yaptığı gibi, biz de dua edelim, O’nun duasına amin diyelim:
“Ey kalpleri istediği tarafa çeviren ım! Kalbimi dininde sabit tut. Senden sevgini isterim. Bana, sevdiklerini ve sevgine götürecek amelleri sevdir…”
AMİİİİİİİNN AMİİİİİİİNN..
|
|
|
|
|
Logged
|
! ياغايب
|
|
|
| 06 Mayıs 2008, 21:48:49 |
|
|
 |
« Yanıtla #22 : 06 Mayıs 2008, 21:48:49 » |
|
 razi olsun kardeslerim çok ama çok guzel paylasimlar hepinizin ellerine saglik Rabbim cumlemize huzuruna Selim bir kalp ile varmayi nasibi muesser eylesin.
|
|
|
|
|
Logged
|
Sen anilan guzel bir soz ol! Zira insan hakkinda soylenilen sozden ibarettir.
|
|
|
| 06 Mayıs 2008, 22:03:25 |
|
|
 |
« Yanıtla #23 : 06 Mayıs 2008, 22:03:25 » |
|
4-Mutmain kalp:(cc)in zikriyle sukunet bulan kalp. Zikrullah'a devam etmek, kalpde Teala'ya muhabbet filizlerini yesertir ve onu fani alakalardan uzakastirarak muhabbetullah ile doldurur.
Rasulu Sallallahu aleyhi vesellem soyle buyurur. '' 'i sevmnin alameti, 'u Tealayi zikretmeyi sevmektir.'' (Suyuti, el-Camis-Sagir,52) Ayeti Kerimede ise zikirden uzaklasmanin tehlikesi soyle birdirilir. ''Kim Rahman (olan )'i ziretmekten gafil olursa,yanindan ayrilmayan bir seytani ona musallat ederiz.Suphesiz bu seytanlar,onlari dogru yoldan alikoyarlarda onlar, kendilerinin dogru yolda olduklarini sanirlar. O seytana dost olan kimse, en sonunda Biz'e (huzurumuza hesap vermeye) gelince arkadasina: ''Keske, benimle senin aranda dogu ile bati arasi kadar uzaklik olsaydi! Sen ne kotu bir arkadasmissin! der '' ( zuhruf suresi,36-38)
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 06 Mayıs 2008, 22:55:31 Gönderen: asva »
|
Logged
|
Sen anilan guzel bir soz ol! Zira insan hakkinda soylenilen sozden ibarettir.
|
|
|
| 06 Mayıs 2008, 22:32:27 |
|
|
 |
« Yanıtla #24 : 06 Mayıs 2008, 22:32:27 » |
|
 hakikaten faydalı bilgiler rabbim yar ve yardımcınız olsun.
|
|
|
|
|
Logged
|
 bir insanınnasıl güldüğünden terbiyesini Neye güldüğünden ise ZEKASINI ve seviyesini anla..... MEVLANA
|
|
|
| 07 Mayıs 2008, 09:26:08 |
|
|
 |
« Yanıtla #25 : 07 Mayıs 2008, 09:26:08 » |
|
Rasülullah sallallahu aleyhi vesellem: "Muhakkak Allahu Teala cesetlerinize ve suretlerinize bakmaz, ancak kalplerinize ve amellerinize nazar eder." 109 buyurur.
Allahu Teala Kur' an-ı Kerim'de:
"Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?" buyurur.
Cenab-ı Hakk'ın tecellisi müminlerin sadrınadır. Kalp de nazargah-ı ilahidir.
Zahiri amellerin çıkış yeri olan kalp itminana erince mümin İstikametten ayrılmaz. Kalbin ıslahı Cenab-ı 'ın bizi sakındırdığı kötü amellerin terkiyle mümkündür. Kalp ıslah olursa o zaman hayat bulur, selim olur, kemale erer.
Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:
"O gün, ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak 'a selimü'l kalp ile gelenler müstesna. "
Selimü'l-kalbin üç alameti vardır: 1- İnsan, hayvan, canlı, cansız cümle mahlukat ve eşyaya karşı şefkat ve merhamet üzere bulunup, kimseyi incitmemeyi ve kimseden incinmemeyi şiar edinmek.
2- Dünyalık ele girdiği zaman sevinmemek, elden çıktığı zaman da yerinmemek.
3- Yapılan ibadet, taM ve duadan karşılık beklememek. Dünyada muvakkaten mevkuf makamında ubudiyet zinciri boynumuzda günümüzü beklemekteyiz. Çünkü biz kuluz. Nasıl ki köle efendisinden bir şey isteyemezse, bizim de Cenab-ı Hakk'tan bir şey istemeye hakk-ı sarihirniz yoktur. Her şey O'nun fazlu keremi, lütfu ihsanındandır. Her iş ve sözünde doğru ve dürüst olup, emrolunduğu gibi istikamet üzere bulunmalıyız. Göründüğün gibi olmak ve olduğun gibi görünmek de şiarımız olmalıdır.
|
|
|
|
|
Logged
|
! ياغايب
|
|
|
| 08 Mayıs 2008, 15:29:19 |
|
|
 |
« Yanıtla #26 : 08 Mayıs 2008, 15:29:19 » |
|
''Bir kalbim var ki benim, sevdiğinden burkulur: Kahredenden ziyade, sevilenden korkulur." (Necip Fazıl KISAKÜREK )
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| 08 Mayıs 2008, 16:18:44 |
|
|
 |
« Yanıtla #27 : 08 Mayıs 2008, 16:18:44 » |
|
Mevlâ buyurmuş olur ki;
"Sözünden caydın. Zikretmeyi bıraktın. Beni bu kadar mı seviyordun? Ey Kulum... Hakkımı vermedin. Hem de senin kârına olmasına rağmen"
İrşadü'l mûridin...(Mahmut Usta Osmanoğlu)
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 08 Mayıs 2008, 16:22:12 Gönderen: KaMeRaY »
|
Logged
|
Kâbe'yi gözlerimize âyine kıldığın gibi, Kâbe'nin nuruyla aldığın gibi gözlerimizi, Al bu gözlerimi, Âyine kıl Cemâli izzetine... Al bu gözlerimi, Seni görmezse benide görmesin... Seni görmezse, görmesin görülecek ne varsa... Seni görmezse görmesin...
|
|
|
| 08 Mayıs 2008, 21:45:08 |
|
|
 |
« Yanıtla #28 : 08 Mayıs 2008, 21:45:08 » |
|
KALP SEVMEKTEN YORULMAZ!..."İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi (gerçek manada) sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız." (Müslim–Tirmizi)
|
|
|
|
|
Logged
|
! ياغايب
|
|
|
|
|
|