logo
Kullanıcı Adı Sürekli Bağlı Kal
Şifre:

Sayfa: 1 [2] 3   Aşağı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır  
Gönderen Konu: İSRAF (16.07.07)  (Okunma Sayısı 6837 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Temmuz 16, 2007, 19:35:33
CeNNeT

Administrator

******


Üye No : 2

Nerden :

Konu  : 913

Mesaj : 5,509

...RaBBiMiN YoLuNDa SeVDaLiYiM BeN...
WWW
Offline
« Yanıtla #15 : Temmuz 16, 2007, 19:35:33 »



Cennet bu resimler koydun ama bende bundan sonra rahat rahat yemek yersem Allah bana gün yüzü göstermesin. İlk fırsatta da afrikaya gidicem yardım icin yeter artıkk, hayvanmıyım neyim ne bu insanların hali ben hala burda her gun zıkkımlanıyorum bi şelerrr kafayı yiycem simdiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii

                  
                  


yahu biraz sakin ol yaa, kendi kendine beddua etme...

kafayida yeme, kafayi yersen onlara yardim edicem diyen Muhammed kalmaz ortada dimi?...

dua edelim yardim bagisinda bulunalim ve konumuz neydi ? israff di dimi ozaman israf etmemeye calisalim...

ekledim resimleri cünkü israf ederken aklimiza gelsin onlari unutmayalim israf etmekten kacinalim...

sakin ol emi... 


Logged

Sen Yolcu Bu Yalan Dünya Hancıdır
Öyle Bir Gün Varki Yürekte Sancıdır
Yer Gök Bir Olup Da Hesap Sorulunca
En Sevdiğin Bile Senden Davacıdır


Temmuz 16, 2007, 23:39:34
VuSLaT

Administrator

******


Üye No : 11

Nerden :

Konu  : 1190

Mesaj : 8,409

ŞeHaDeT PaRMaĞıDıR GöĞe DoĞRu MiNaRe
Offline
« Yanıtla #16 : Temmuz 16, 2007, 23:39:34 »

pilav
Yahya baba , II. Bâyezîd Hân zamanında , Edirne Bâyezid Külliyesi'nin aşçılarından biridir.. Arkadaşları hoşaf, kebap sebze, bakliyat pişirir. Ama onun ihtisası pilavdır. Mübârek işe giriştimi, ibadet ettiğini sanırsınız. Pirinçleri salavat getire getire ayıklar, yağını tekbirlerle eritir. Tuzunu Besmele ile , suyunu Fatihalarla salar. Zaman zaman gözünü yumar, enbiyayı, evliyayı aracı yapar, Allah'tan bereket arzular. Onun pilavı herkese yeter, hatta artar. Ancak o tek pirinç tanesine bile kıyamaz; artanı Tuna nehrine atar. Balıklar onun geleceği saati bilir, köprü başında toplanırlar. Kilerci, bakar pilav artıyor; pirinci aşçıya az vermeye başlar. Ama Yahya Baba bir kere bile "Bu prinç yetermi?" demez. Kilerci şaşkındır. Her gün pirinç miktarını biraz daha kısar ama pilav azalmaz, aksine çoğalır. Yine herkes doyar, Tuna'nın balıkları bile nasibini alırlar. Kilerci, bunu izah edecek tek kelime bilir: "Bu bir keramet!" Çok dener ve emin olunca Pâdişaha çıkar. "Bu Yahya Baba boş değil sultanım der, halbuki biz ona amele muamelesi yapıyoruz." Bâyeziîd-i Velî gönül ehlidir ve aşçı ile tanışmak ister. Kilerci ile bir plan yaparlar. O gün Yahya Baba'ya çok az, hatta gülünç denilecek kadar az pirinç verilir. O her zamanki gibi okur, âlemlerin Rabbi'nden Halil İbrahim bereketi diler. Pilavı çok lezzetli olur, üstelik kazanlara sığmaz. Yahya Baba artanları yine yüklenir, Tuna'nın yolunu tutar. Tam kepçeyi daldırıp balıklara atarken Padişah ortaya çıkar. "Ne oluyor bre der. Yoksa devlet malını israfmı edersin?" Yahya Baba tutulur kalır. Ancak balıklar kafalarını sudan çıkarıp; "Ayıp olmuyormu sultanım derler. Koca devletin artığını bize çok mu görüyorsun?" Yahya Baba öylesine mahçup olur ki, anlatılamaz. Utancından secdeye kapanır, Allah'a sığınır. Bâyezîd-i Velî onun kalkmasını bekler, ama geçmiş ola.... Mübarek çoktan rûhunu teslim edip kavuşmuştur rahmet-i Rahmana

Logged

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


"Aşk'ına Tâlib'im, Ey Yâr...
Söyler misin, ne olur;
Vuslâdım'a daha, ne kadar var?"



Temmuz 16, 2007, 23:55:38
VuSLaT

Administrator

******


Üye No : 11

Nerden :

Konu  : 1190

Mesaj : 8,409

ŞeHaDeT PaRMaĞıDıR GöĞe DoĞRu MiNaRe
Offline
« Yanıtla #17 : Temmuz 16, 2007, 23:55:38 »

Logged

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


"Aşk'ına Tâlib'im, Ey Yâr...
Söyler misin, ne olur;
Vuslâdım'a daha, ne kadar var?"



Temmuz 17, 2007, 00:28:35
VuSLaT

Administrator

******


Üye No : 11

Nerden :

Konu  : 1190

Mesaj : 8,409

ŞeHaDeT PaRMaĞıDıR GöĞe DoĞRu MiNaRe
Offline
« Yanıtla #18 : Temmuz 17, 2007, 00:28:35 »

>
> Ondokuz yıl evveldi. Stockholm' e gitmiştim.
> Bir oteleindim.Geceydi.Sabahleyin, tıraş
> olmak için lâvaboya gittiğimde, aynanın
> yanında ilginç bir yazı gördüm. Lütfen diyordu,
> tıraştan sonra jiletinizi çöpe atmayın.Yanda bir
> kutu var, oraya bırakın. Bir tek jiletle dahi olsa,
> İsveç çelik sanayiine yardımcı olun. Doğrusu
> hayretler içinde kaldım. Çocukluğumdan beri çelik
> eşya denince akla İsveç çeliği gelir. Birçok eşya
> üzerinde " İsveç çeliğinden yapılmıştır" diye yazardı.
> İşte o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin
> bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor,
> gelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu.
>
> İsviçre' de zaman zaman, belli periyotlarda, radyolar,
> televizyonlar, basın bir haberi duyurur. Şu tarihte,
> şu saatte, adamlarımız gelecek. Siz lütfen hazırlığınızı
> yapın. Okumadığınız, ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız
> ne kadar kitap, dergi, gazete varsa, kağıt, ambalâj,
> kutu varsa, velev ki, bir ilaç prospektüsü dahi olsa,
> kapının önüne koyun. İsviçre'nin kalkınmasına yardımcı
> olun. Fazla ağaç ziyanına engel olun. Beş yaşında idim,
> rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu. Bir tane
> yere düştü. Babaannem eğildi, aramaya başladı. Sağa
> bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyor. Çocukluk işte,
> aman babaanne dedim. Bir pirinç tanesi için bu kadar çaba
> harcamaya, yorulmaya değer mi? Rahmetli ilk defa sertleşti
> bana karşı, öfkeyle doğruldu. Sen oturduğun yerden ahkâm
> kesiyorsun, dedi. Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar
> ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanın
> göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor musun?
> Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.
>
> Aradan yıllar geçti. Hukuk Fakültesinde öğrenciyim.
> Alain'in proposlarını okuyorum. Birden irkildim.
> Babaannemi hatırladım. Alain, bir insan yerde bir iğne
> görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığa karşı ihanet
> etmiş olur diyordu. İlâve ediyordu. Bir iğnenin üretiminde
> binlerce insanın alın teri, göz nuru, el emeği vardır diyordu.
> Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevâzı yaşayan
> insanlardır. Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar
> japonlara göre ruhen tekâmül edememiş, hayatın mânâsını
> anlayamamış, zavallı kimselerdir.Böyleleriyle, zavallı,
> evini belediye mezat salonuna çevirmiş diye eğlenirler.
> Bir insanın gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar
> acıdır.
>
> Vaktiyle Japon ekonomisi bir darboğazdan geçiyor. İç borçlar,
> dış borçlar gırtlağı aşıyor. Zamanın başbakanı meclisi toplar.
> Kürsüye çıkar.Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile
> anlatır ve şu andan itibaren der, Allah şahidim olsun ki,
> Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar
> ödenmeden, pirinçten başka bir şey yemeyeceğim. Şu üstümdeki
> elbiseden başka elbise giymeyeceğim. Dediklerini yapar, en
> üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır.
> Japonya bütün borçlarını öder. Bu durumun toplumun bütün
> kesimlerini, tek istisna olmadan kapsadığını söylemeye
> gerek yok. Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm.
> Yarabbim, ne kadar sade, ne kadar mütevâzı, ne kadar
> gösterişten uzak...
>
> Gerekmediği halde elektriği yakmakla, suyu kapamadan boş yere
> akıtmakta, gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla,
> yemek yediğimiz kapları yıkamadan bırakmakla biz de zalimler
> sınıfına geçmiyor muyuz? Hayat çok ince, akıl almaz incelikte
> ipliklerle örülmüştür. Her şey o kadar birbirine bağlıdır ki,
> ilkokul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım. Bir mıh
> bir nal kaybettirir. Bir nal, bir atı, bir at bir
> orduya savaşı kaybettirir diyordu. Maddî durumumuz ne olursa olsun,
> ister zengin olalım, ister fakir, hepimiz çok dikkatli olmak
> zorundayız. Bunda parayı da, maddiyatı da aşan büyük bir edep
> ve incelik vardır..
Logged

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


"Aşk'ına Tâlib'im, Ey Yâr...
Söyler misin, ne olur;
Vuslâdım'a daha, ne kadar var?"



Temmuz 17, 2007, 00:32:02
VuSLaT

Administrator

******


Üye No : 11

Nerden :

Konu  : 1190

Mesaj : 8,409

ŞeHaDeT PaRMaĞıDıR GöĞe DoĞRu MiNaRe
Offline
« Yanıtla #19 : Temmuz 17, 2007, 00:32:02 »

Dünyadaki tüm rezervler gerçek bir "rızık"tır. Rızkınızı kesbetmek helal, israf etmek haramdır.
Irmak kıyısında abdest alırken dahi suyu israf etmemeyi öğütleyen bir din olan İslam'ın bu hassasiyetinin dünyevi hikmeti, tüm nüfusu yaklaşık 80 milyon olan 1400 yıl önceki dünyada bilinemezdi.
Bu hikmet günümüzde olanca çıplaklığıyla kendini göstermektedir.
Öyle ki, parasını ödeyerek dahi olsa, bir İstanbullu'nun israf ettiği bir kova su, bir başka ailenin hakkına tecavüz olabilmekte, dolayısıyla israfın haramlığının hikmeti hayatımızda tecelli etmektedir.


Sahâbe’den Hazret-i Câbir, Hazret-i Peygamber’in bir sâ’ (yaklaşık 5 litre) su ile yıkandığını söylediğinde, dinleyenlerden biri «bu kadarı bana yetmez!» demişti. Bunun üzerine Câbir:

“Saçı senden daha gür, kendisi de senden daha hayırlı olan bir zâta yetiyordu.”

cevabıyla âdeta; “Fazla harcama yapmakta hayır olsa, senden hayırlı olan bunu yapardı.” demiş gibidir.
« Son Düzenleme: Temmuz 17, 2007, 00:41:46 Gönderen: VuSLaT » Logged

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


"Aşk'ına Tâlib'im, Ey Yâr...
Söyler misin, ne olur;
Vuslâdım'a daha, ne kadar var?"



Temmuz 17, 2007, 00:38:42
VuSLaT

Administrator

******


Üye No : 11

Nerden :

Konu  : 1190

Mesaj : 8,409

ŞeHaDeT PaRMaĞıDıR GöĞe DoĞRu MiNaRe
Offline
« Yanıtla #20 : Temmuz 17, 2007, 00:38:42 »



İsraf, değerli şeylere yazık etmekse, insanın en kıymetli varlığı, onun uhrevî geleceğidir.
Bu sebeple en büyük israf da âhirete ait olandır.
Onu israf etmek sadece kârdan zarar, sadece bir fırsatı kaçırmak değildir, cennetten olup cehennemi boylamaktır.
Sanki diğer bütün israflarda bize hissettirilen odur.
Boşa akıp giden sularda, ömrün akıp gidişini; yazık edilen bir ömürde de, perişan bir ukbâyı görmek mümkün değil midir?
« Son Düzenleme: Temmuz 17, 2007, 00:45:08 Gönderen: VuSLaT » Logged

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


"Aşk'ına Tâlib'im, Ey Yâr...
Söyler misin, ne olur;
Vuslâdım'a daha, ne kadar var?"



Temmuz 17, 2007, 00:50:54
VuSLaT

Administrator

******


Üye No : 11

Nerden :

Konu  : 1190

Mesaj : 8,409

ŞeHaDeT PaRMaĞıDıR GöĞe DoĞRu MiNaRe
Offline
« Yanıtla #21 : Temmuz 17, 2007, 00:50:54 »



Logged

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


"Aşk'ına Tâlib'im, Ey Yâr...
Söyler misin, ne olur;
Vuslâdım'a daha, ne kadar var?"



Temmuz 17, 2007, 01:02:33
VuSLaT

Administrator

******


Üye No : 11

Nerden :

Konu  : 1190

Mesaj : 8,409

ŞeHaDeT PaRMaĞıDıR GöĞe DoĞRu MiNaRe
Offline
« Yanıtla #22 : Temmuz 17, 2007, 01:02:33 »

300 milyon çocuk her gece aç yatıyor!






Logged

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


"Aşk'ına Tâlib'im, Ey Yâr...
Söyler misin, ne olur;
Vuslâdım'a daha, ne kadar var?"



Temmuz 17, 2007, 01:05:04
visal_

Gelişmiş Üye

***


Üye No : 74

Yaş : 24

Nerden : kocaeli

Konu  : 67

Mesaj : 663

sustum! kimse duymuyor...
Offline
« Yanıtla #23 : Temmuz 17, 2007, 01:05:04 »

         


 
Logged

Sustum tuz basıp yaralarıma,
Ne kadar susulacaksa o kadar sustum...
İçinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi;
Yaslanıp yalnızlığın kollarına,
Gül döküp kalabalıklara her gece,
Yalnız geziyorum gönül ülkemi kimse bilmiyor......
Temmuz 17, 2007, 08:39:01
MujaHiD

Forum Hizmetçisi

Administrator

******


Üye No : 1

Nerden : Istanbul

Konu  : 426

Mesaj : 1,104

Şehidan , Ey Şehidan !
WWW
Offline
« Yanıtla #24 : Temmuz 17, 2007, 08:39:01 »

S.a Vuslat abla hikayeler o kadar guzel o kadar ibret verici o kadar tatlıydı ki ALLAH senden razı olsun.
Logged

Temmuz 18, 2007, 11:03:15
VuSLaT

Administrator

******


Üye No : 11

Nerden :

Konu  : 1190

Mesaj : 8,409

ŞeHaDeT PaRMaĞıDıR GöĞe DoĞRu MiNaRe
Offline
« Yanıtla #25 : Temmuz 18, 2007, 11:03:15 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


Hepimizin hayatında bir türlü terk edemediği birçok yanlış alışkanlık olduğunu biliyoruz. İsraf da bu yanlış alışkanlıklarımızdan biri. Ve yazık ki köylü-kentli, zengin-fakir, hepimizin hastalığı.

Hayatın hemen hemen her alanında israfdan sözedebiliriz. Zaman israfı, mal israfı, emek israfı, yetişmiş insan israfı vs... Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Bir israf yarışı!.. Bu nedenle kirleniyor çevre. Bu nedenle ölüyor tüm canlılarıyla doğa ve tüm kaynaklarıyla dünya. İnsanlar bir yandan üretiyor, bir yandan da hızla israf ediyor. Büyük bir sorumsuzlukla, savurganlıkla yaklaşıyoruz yaşadığımız dünyaya. Tüm kaynakları sömürüyoruz adeta.

Öyle ki elbirliğiyle israf ederek tükettik herşeyi!

Doğru Tüketim Bilinci

İnsan, kendisine emanet olarak verilmiş bulunan her türlü imkanı meşru sınırlar içinde elde etme ve kullanma sorumluluğu taşır. Bitki ve hayvanlar doğal dengeyi bozmadan ihtiyaçlarını giderirler. Oysa insan, tüketim sınırlarını alabildiğine genişletmek için çaba harcar. Yeraltı, yerüstü kaynaklarını adeta sömürür. Buna bağlı olarak, israf zenginliğin bir sembolü olarak görülmekte.

Halbuki inancımız, kanaatkârlığın, ölçülü bir hayat sürmenin asıl zenginlik olduğunu bildirir bizlere. Efendimiz (A.S.), Ehli Beyt ve Ashab, imkanları olduğunda bile, sınırsız tüketimden kaçınmışlardır. Hatta Hz. Ömer (R.A.)’in, halifeliği döneminde yamalı elbiseyle dolaştığını bilmeyenimiz yok gibidir. Peygamberimizin sevgili kızı Hz. Fatıma validemizin mütevazi hayatı da dikkat çekici bir örnektir.

İsrafı bir kelimeyle tanımlayabilir miyiz? Evet, bir vurdumduymazlıktır israf! “Bir damladan ne çıkar deriz”. Halbuki düşünmeyiz musluktan damlayan sular barajları tüketir. Saniyede bir damla su, ayda bir ton demektir. Bu hesap bir musluk için. Bir de birçok evde bozuk musluk olduğunu düşünün. Sonucun hiç de iç açıcı olmadığını görürüz.

Hz. Peygamber (A.S.), ırmakta abdest alan sahabiye suyu israf etmekte olduğunu söyler. Sahabe: “Ey Allah’ın Rasulü ırmaktan abdest alırken de su israf olur mu?” diye sorar. Ölçüyü yine Peygamberimiz koyar: “Evet ırmak da olsa, su israf olur” buyurur. Halbuki çoğumuz abdest alırken ya da diş fırçalarken suyun akıp gitmesini önemsemeyiz.

Bir şükürsüzlüktür israf! Rabbimizin bizlere bahşettiği nimetlerin, verdiği zenginliğin şükrünü yaşayışımızda da göstermemiz gerekmez mi? Bunun için verileni doğru zamanda, doğru yere harcamalıyız. Toplumun zararına tüketim ve harcama yapmamak, hem Rabbimizin bizden isteği, hem de başkalarının haklarına saygının bir gereği.

Ülkemizde her yıl milyonlarca liralık ekmek çöpe atılıyor. Yalnızca ekmek mi? Tonlarca yiyecek, giyecek cabası. Yoksul ne gözle görüyor? Evine bir ekmek götüremeyen baba, sıcak bir aş pişiremeyen anne için atılan en küçük bir parça bile ne kadar değerlidir. Yalnızca onlar için değil bizim için de değerli olmalı. Bizim küçümseyerek israf ettikle-rimize ulaşmanın, birçok muhtaç ailenin hayali olduğunu hatırdan çıkarmamalıyız. Rabbü’l Alemin “Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah müsrifleri sevmez” buyuruyor.

Ne Darlık, Ne İsraf

İnsanların hayatlarını sürdürmeleri için gerekli olan harcamalar israf sayılmaz. Ayrıca zorunlu olmamakla birlikte rahatlık ve kolaylık sağlayan maddeler için harcama yapılması da sakıncalı görülmemiştir. Ancak harcamalarda tedbirsiz davranarak, saçıp savurarak, kendini ve ailesini muhtaç duruma düşürmemelidir. Ev geçiminde de itidal esas olmalı. Ne kısmalı ne de israf etmeli, her aile reisi örfe ve varlığına göre ailesine mutedil bir bolluk sağlamalı.

İsrafla insandaki yardım duygusu da ölür. Kanaatsiz olur. Kanaatsizlikse çalışma arzusunu kırar. İnsanı dünya nimetlerini elde etmeye hırslandırır. Alınteriyle kazanmaktan uzaklaştırır. Kısa yoldan başkalarının sırtından kazanmanın yollarını arar. Böyle insanlar için hak-hukuk kavramları anlamını yitirir. Yoklukla karşılaştığı zaman sabredemez. İsyankâr olması kolaydır. Kısacası bir ahlâki yıkıma uğrar.

Yetenek İsrafı

İsraf değer bilmemekten doğar. Her alanda iyi yetişmiş uzmanlarımız ve üstün yeteneklere sahip gençlerimiz var. Bu insanları değerlendirmemek, köreltmek ve verimli olmayacakları sahalarda istihdam etmek de israftır. Yeteneği olmayan insanları da, belli yetenek isteyen meslek ve sanatlar için zorlamak da israftır. Aynı şekilde rabbani alimlerimize gereken edeb ve saygıyı göstermeyip, faydalanmamak da israftır. Kalbimizin rotası onların himmetleriyle istikamet bulur. Kendimizi onların manevi yardımlarından mahrum etmek, belki de kendi ebedi hayatımızı israf etmek olamaz mı?

Dinimiz sağlık ve zamanın israf edilmesini de insanlık için önemli bir kayıp olarak değerlendirir. Efendimiz (A.S.) bunun önemini şu sözleriyle belirtmişlerdir: “İki nimet vardır ki insanların çoğu bunların değerinden habersizdir. Bunlar sağlık ve boş zamandır.” Bizlerin bu nimetlerin kadrini bilip, ilim, ibadet, çevremize destek olma, yardım gibi hayır işlerinde harcamamız gerekir.

Eğitim mi, Terbiye mi?

İsrafa sebep olarak eğitim seviyesinin düşüklüğü gösterilir. Biraz dikkat edilirse bunun tam tersi olduğu görülür. İsraf zengin ve iyi eğitim almış çevrelerde daha fazladır. Ölçüsüz tüketimin refah ve mutluluğun sembolü sayıldığı bir eğitim anlayışı hüküm sürerken, insanların eğitimle israftan kaçınmasını nasıl bekleyebiliriz?

diploma seviyeleri düşük de olsa titizlikle israftan kaçındıklarını görüGenellikle, yeterli dini terbiye almış insanların rüz. Sofralarındaki kırıntıları dahi çöpe atmaktan çekinen insanların bu davranışı inançlarından kaynaklanıyor. Bu örnekten de anlaşılacağı gibi, israfı önlemenin çaresi sadece eğitim değil, iyi bir dini terbiyedir. Her nimetin hesabının sorulacağı, müsrif insanın kendini bu sorumluluktan asla kurtaramayacağı anlayış ve terbiyesi, israfı engellemenin yegane yoludur.

Bu durumde bizlere düşen, kendimizi tartıp, tüketim alışkanlıklarımızda kimi örnek aldığımızı, nelerin etkisinde kaldığımızı bir daha düşünmek.

Çocuklarımıza olumlu tüketim alışkanlıklarını örnekleyerek kazandırmak. Onları reklamların ve cilalı ambalajların esaretine terketmek yerine, yediğimiz, içtiğimiz, kullandığımız herşeyin üzerimizde bir hakkı olduğu gerçeğine göre eğitmek. İhtiyacımızdan fazlasını tüketmenin, hem sağ-lığımız için, hem de yeryüzü kaynaklarının geleceği için ihanet anlamına geldiğini öğretmek.

Ve en önemlisi, şükür ehli bir nesil yetiştirebilmek.
Logged

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


"Aşk'ına Tâlib'im, Ey Yâr...
Söyler misin, ne olur;
Vuslâdım'a daha, ne kadar var?"



Temmuz 18, 2007, 13:10:25
yaren

Süper Yönetici

*****


Üye No : 209

Nerden :

Konu  : 522

Mesaj : 2,423

SESSİZİM
Offline
« Yanıtla #26 : Temmuz 18, 2007, 13:10:25 »

komşusu açken kendisi tok yatan bizden değildir
Logged

Temmuz 18, 2007, 13:41:26
yaren

Süper Yönetici

*****


Üye No : 209

Nerden :

Konu  : 522

Mesaj : 2,423

SESSİZİM
Offline
« Yanıtla #27 : Temmuz 18, 2007, 13:41:26 »

Muhterem Müslümanlar!

Her hususta orta yollu hareketi teşvik eden dinimiz, harcama­da ifratı ve yaşamada israfı yasak kılmıştır. Yeyip içmede, giyip ku­şanmada, sayılı nefeslerimizin ve bedenî kuvvetlerimizin kullanılma­sında israftan kaçınmayı emretmiştir.
İsraf, bir malı Allah'a isyan olan işte harcamaktır, îktisad, na­sıl cimrilik değilse israf da cömerdlik değildir.
îsraf, haksız yere mal sarf etmek ve lüzumsuz işlerde servetini harap etmektir
Cenab-ı Hak insana yeyip içmesi, giyip kuşanması, hayra sarf
etmesi ve sıkıntı zamanında darlığa düşmemesi için birçok nimetler vermişti
Harcamada îslâmî ölçü elden bırakıldığı zaman hazineler yetmez.Masraf, irada göre değil, ihtiyaca kıyasla yapılmalıdır. Gelirimiz artsa bile, masraf, ihtiyaç hududunu aşmamahdır.
Gelirimiz su gibi aksa bile onu iktisadla harcaman ve

PeygamberEfendimiz'in, «Fakirlikten önce zenginliğin kıymetini bil» tavsiyesini kendimize dostur edinmeliyiz.Bu usûle riayet etmeyenler, sonunda nadim olur. «Kim iktisad ederse Allah onu zengin yapar. Kim saçar savurursa (israf ederse)
Allah onu fakir kılar» (1).

Cenab-ı Hak, okumuş olduğum âyet-i kerimede buyuruyor ki: «Onlar ki harcadıkları vakit ne israf, ne de sıkılık yapmazlar;(harcamaları) ikisi arası ortalama olur» Beşeriyetin refah düstûrlarını ve terakki esaslarını vaz eden Pey-gamber Efendimiz de şöyle buyurmaktadır:«iktisad eden, fakir düşmez» (3).

Aziz mü'minler!

Malını şeytanî ve nefsânî yollarda harcayan, israf etmiç; İslâm dinine hizmet etmekte elini sıkan, cimrilik yapmış; Cenâb-ı Hakkın rızası uğrunda mal harcayan, yerli yerinde sarfetmiş olur.
Bir insan, haksız olarak bir lira harcasa israftır. Fakat hak yo­lunda ne kadar çok sarf etse israf değildir. Ancak malının tamamını verip çoluk ve çocuğunu muhtaç bırakmamalıdır.

Hazret-i Ebû Bekir
(r.a.) servetinin tamamını tasadduk etmek istediği zaman, Resûlul-lah Efendimiz buna müsaade etmemiştir (4).

Allah yolunda para sarf etmek bile bir ölçüye bağlanmış olunca şahsî ihtiyaçlarımız için yemek, içmek ve giyim işlerinde israfa sap­mak haramdır.
Biz; yemek için yaşamıyor, sadece yaşamak için yiyoruz. Yemek ve içmek, hayatın gayesi değil vasıtasıdır. Zarurî olan gıda, vücudu­muzu taşımaya ve belimizi dik durmaya yetecek miktarda olandır. Bu kadar yiyecek, vücud için zarurî ihtiyaçtır. Daha fazlası israftır.

«Yeyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz» (5)- emri, hiç unutulma­malıdır.
Su, her şeyin hayatına sebep iken, fazlası helakine yol açmakta­dır. Yeyip içtiğimiz şeylerin de azı karar çoğu zarardır. «Can boğazdan gelir» sözü bir yere kadar doğrudur. Fakat kontrolsuz, gelişi güzel ye-yip içmenin delili ve oburluğun hücceti olamaz. Can boğazdan geldiği gibi o yoldan da gider.
Midenin üçte biri yiyeceklere, üçte biri içeceklere, geri kalanı ha­va almaya ayrılacaktır. Bu ölçü, yeyip içmenin son haddidir. Bunu aştığı vakit israf edilmiş olur. Resûl-i Ekrem Efendimiz, Âdem oğlu, midesinden daha şerli bir kap doldurmamıştır» (6), buyurmaktadır.

Peygamberimiz, bir günde iki defa yemeyi hayatında bir defa ve bize müsaade olmak üzere yemişlerdir. Onun aile efradı bir günde iki defa arpa ekmeğinden karnını doyunnamıştır.

Bulduğuna kanaat gösteren Efendimiz, bize ışık tutan bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:
* «Canının her istediğini yemen israftır» (7). «Her ilâcın başı per-hizkârlıktır» (Cool.

Din kardeşlerim!

islâmiyet, israfın önüne geçmek için onun sahasını çok geniş tutmuş ve çay kenarında abdest alanın, suyu israf etmesine müsaade etmemiştir. Zaman denilen ömür sermayesinin boşa akmaması için, faydasız ve mânâsız sözleri israf saymış, sahiplerinin sorumlu olacak­larını bildirmiştir.

Allahü Teâlâ'nın ihsanı bulunan nimetlerden istifade etmenin öl­çüsü bir hadîs-i serilte şöyle beyan edilmektedir:
«İsraf etmemek, böbürlenmemek şartı ile yeyin, için, sadaka Te­rin ve giyinin» (9).
Akl-ı selim sahibi her insan, tutumlu hareket eder. ileriyi gören ve yarını düşünen kimsenin takip edeceği yol budur. «Yaşamasında tutumlu olması, adamın anlayışlı olmasındandır» (10).
Zira, «Har­camada iktisad, geçimin yarısıdır, insanlarla dostluk ve mahabbet, aklın yarısıdır. (İlmî) soruda güzellik (ile hareket) bilginin yansı-dır» (11).
Şeytan, insan oğlunu kötü yollara teşvik ve ömrünün sermayesi­ni israf ettirmek ve Hakka yarar bir iş yaptırmamak ister.
Allahü Te-âlâ, kuluna, iblisin oyununa gelmemesini ihtar ederek şöyle buyur­maktadır:
«Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların biraderleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine (karşı) çok nankördün» (12).
Ne cimri olup elini, ne de müsrif olup evini kapamak dinimizin tasvip ettiği bir yol değildir. İslâm dini her işte orta yola zorlamış ve itidali tavsiye etmiş bulunmaktadır.

                                                                   alıntı...
Logged

Temmuz 18, 2007, 15:57:26
VuSLaT

Administrator

******


Üye No : 11

Nerden :

Konu  : 1190

Mesaj : 8,409

ŞeHaDeT PaRMaĞıDıR GöĞe DoĞRu MiNaRe
Offline
« Yanıtla #28 : Temmuz 18, 2007, 15:57:26 »

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap



yağmur yağdı...

kısacıkken - büyüyememişken

sararmaya yüz tutan ekinler sevindi...

çocuklar sevindi,

ben sevindim...

bazıları gene şikayet etti,

çamur yağdı dedi,

bayram ertelendi dedi,

bu mevsimde ne yağmuru bile dediler...

sular azalıyor,

insanlar hala bilinçsizce kullanıyorlar onu...

araba yıkıyorlar tazyikli suyla,

dakikalarca aynı noktaya su tutma lüksünü kullanıyorlar,

hortum ellerinde suyu ,

yollara boşu boşuna akıtabiliyorlar...

bu hakkı nereden alıyorlar ki???

hala,

fatura olarak görüyorlar,

ödeyebilirim diyorlar,

bu bir kişinin su faturasını ödeme-ödeyememe

sorunu değil ki...

lütfen bilinçli olalım,

lütfen suyu israf etmeyelim,

susuz kalabileceğimiz akıllarına gelsin...

hatta akıllarından çıkmasın...

lütfen...

akla gelen her türlü kullanım alanında ,

gerektiği kadar kullanalım...

bilnçsizlik bizim hastalığımız,

özürümüz olmasın artık...

olmasın.

??!!!
« Son Düzenleme: Temmuz 18, 2007, 16:00:20 Gönderen: VuSLaT » Logged

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


"Aşk'ına Tâlib'im, Ey Yâr...
Söyler misin, ne olur;
Vuslâdım'a daha, ne kadar var?"



Temmuz 18, 2007, 16:11:48
VuSLaT

Administrator

******


Üye No : 11

Nerden :

Konu  : 1190

Mesaj : 8,409

ŞeHaDeT PaRMaĞıDıR GöĞe DoĞRu MiNaRe
Offline
« Yanıtla #29 : Temmuz 18, 2007, 16:11:48 »

Prof.Dr. Saffet Solak anlatiyor  :
     Amerika'da master yaptığım yıllarda,çalıştığım üniversitenin
yemek salonu açık büfe şeklindeydi. Herkes dilediği yemekten istediği kadar alabiliyordu. yemekhanenin kapısında *'Take what you need.Eat what you take' (Yiyeceğin kadar al, aldığını da ye)* diye yazmakta idi.
     Bir gün aynı masada yemek yediğimiz Çinli bir arkadaşi,tabağında
kalan son pirinç tanesini almaya çalışırken görünce dayanamadım ;denemek için dedim ki :
       'Bir pirinç tanesi için neden bu kadar uğraşıyorsun? Bırak
tabakta kalsın.'Çinli arkadasin verdiği cevap çok düşündürücüydü:
       'Her Çinli bir pirinc tanesi israf etse,Çin nüfusu ile çarp
bakalıim,kaç ton pirinç yapar?Biz kalabalık bir ülkeyiz,israf etme lüksümüz yoktur.' dedi.
       Yine denemek için dedim ki :
'Şu anda Çin'de değil Amerika'dasın. Tabağında bırakacağın pirinç
tanesi Çin'i  değil,Amerika' yı zarara ugratacaktır' .Bu sözlerim karşısında güldü ve şöyle dedi :
        'Yaşadığım ülke olan Amerika'yı bu şekilde zarara ugratmak
onurlu bir davranış olmaz.'
        Çinli arkadaşı bu onurlu davranışından dolayı tebrik ettim ve
düsüncesini paylastığımı söyledim. islam dininin bu konudaki,
*'Yiyiniz içiniz, fakat israf etmeyiniz. Cünkü Allah israf edenleri sevmez'* buyrugunu açıkladım.
      Çok hoşuna gitti. Tam o sırada, Ürdünlü Müslüman bir arkadaş tabağındaki yemek artıklarını çöp sepetine boşalttı. Bunu gören Çinli arkadaş Ürdünlü'yü  göstererek :
                    'O Müslüman değil mi? dedi.
             O kadar üzüldüm ki ,ne diyeceğimi bilemedim
Logged

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


"Aşk'ına Tâlib'im, Ey Yâr...
Söyler misin, ne olur;
Vuslâdım'a daha, ne kadar var?"



Anahtarlar:
Sayfa: 1 [2] 3   Yukarı git
  Favorilere Ekle  |  Yazdır