| Aralık 10, 2007, 16:11:30 |
|
|
 |
« : Aralık 10, 2007, 16:11:30 » |
|
Esselamun Aleykum Değerli Kardeşlerim..
Bu haftanın (ya da ayın) konusu dilerseniz AHİR ZAMAN ve alametleri olsun..
Çevremizde öyle çarpık öyle fena şeylere tanık oluyoruz ki insanın aklına hemen Ahir Zamanda yaşadığımız düşüncesi gelmiyor..
Amacımız birbirimizi bu zaman hakkında bilgilendirmek ve sonuçlarını öğrenip ders çıkarmak olsun inşaAllah. Katılımlarınızı beklerim. 
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Aralık 10, 2007, 19:49:18 Gönderen: elif_ »
|
Logged
|
y desde que t ú te fuiste yo solo, tengo tengo la camisa negra porque negra tengo el alma yo por ti perdí la calma
|
|
|
| Aralık 10, 2007, 16:13:18 |
|
|
 |
« Yanıtla #1 : Aralık 10, 2007, 16:13:18 » |
|
Ahir Zaman Ne Demektir? Ahir zaman kavramı bazı insanlar için tanıdık bir kavram olmayabilir. Bu nedenle öncelikle bu kavramı kısaca açıklamakta yarar var. Ahir zaman, "son dönem" anlamına gelir ve İslam'a göre kıyamete yakın bir zamanda yaşanacak bir dönemi ifade eder. Kuran'daki işaretler ve Peygamberimiz (sav)'in hadislerindeki detaylı açıklamalar biraraya getirildiğinde ortaya önemli bir sonuç çıkmaktadır. Ayet ve hadisler ahir zamanın iki safhalı olduğunu göstermektedir. Birinci devre dünyanın maddi ve manevi sorunlarla dolu olduğu bir dönem; bunun ardından gelecek ikinci devre ise "Altınçağ" olarak adlandırılan, Kuran ahlakının ve her alanda üstün bir refahın yaşanacağı bir çağdır. Dünyanın, Altınçağ'ın sona ermesiyle birlikte çok hızlı bir sosyal çöküş içine girmesiyle de kıyamet saatinin gelişi beklenmektedir. Açıkça görülmektedir ki söz konusu işaretler birbiri ardınca, birebir tasvir edildiği şekilde, içinde yaşadığımız çağda ortaya çıkmaya başlamıştır. On dört asır öncesinden bildirilen alametlerin çıkışı, inananların  'a olan iman ve bağlılıklarını artıran son derece büyük olaylardır. Bu kadar işaretin bir arada ve çok kısa bir zaman dilimi içinde art arda gerçekleşmiş olması elbette tesadüf değildir. Bu işaretler  'ın inanan kullarına birer müjdesidir. Rabbimizin "Ve de ki:  'a hamdolsun. O size ayetlerini gösterecektir, siz de onları bilip tanıyacaksınız." (Neml Suresi, 93) vaadi doğrultusunda hazırlanmıştır. Özellikle belirtmek istediğimiz önemli bir husus da şudur ki, her şeyin en doğrusunu  bilir. Her konuda olduğu gibi ahir zaman hakkında da O'nun bize öğrettiğinden başka hiçbir bilgimiz yoktur.
|
|
|
|
|
Logged
|
y desde que t ú te fuiste yo solo, tengo tengo la camisa negra porque negra tengo el alma yo por ti perdí la calma
|
|
|
| Aralık 10, 2007, 16:20:03 |
|
|
 |
« Yanıtla #2 : Aralık 10, 2007, 16:20:03 » |
|
Vaad edilen zamanı yaşıyoruz Kâinatın Efendisi ümmetinin geleceği ile ilgili endişeleri olmuştur. Zamanın bozulacağı, bozulan zamanda insanlığın ve de mü'minlerin bozulacağını açık bir ifade ile haber vermiştir. Kâinatın Efendisi'nin ümmetinin geleceği ile ilgili haberlerini incelediğimizde bugün bu haberlerle yüz yüze olduğumuzu görmekteyiz. Şimdi sizleri Efendimizin sav mübarek sözleri ile baş başa bırakıyoruz: (Ahirzaman Hadisleri - Suat Arusan)Kâinatın Gülü buyurdu ki: • İnsanların başına bir zaman gelecek ki, onlardan faiz yemeyen kalmayacak, yemese bile tozu onlara bulaşacaktır. • Birçok kişi, az bir dünyalık karşılığında dinini feda edecek. • Kazanç, belirli kişiler arasında dolaşacak, dar gelirliler açlık ve sıkıntıya düşecek. • Fitne her eve girecek ve tecrübesiz gençler başa geçecekler. • Kur’an’dan bir resim, İslâm'dan bir isim, Müslüman'dan bir cisim kalacak. • Üç şey çok kıymetlenecek; Helâl para, kendisiyle amel edilen sünnet ve candan bir dost. • Sonradan gelen nesiller, önceden gelenlere sövüp sayacaklar. • Bir Müslüman, koyundan daha âciz olacak, hor ve hakîr görülecek. • İlim azalacak, cehalet, anarşi ve cinayetler artacak, adam öldürmek, hafif bir suç sayılacak. • Akrabalık bağları kopacak ve selâm, sadece tanıdık olanlara verilecek. • Büyükleri merhametsiz, küçükleri hürmetsiz olacak çocukları terbiye, köpekleri terbiyeden daha zor olacak. • Hâinlere emin, emin olanlara hâin denilecek ve “şurada emin bir insan vardır” denilecek kadar emin insan sayısı azalacak. • Kişiye, şerrinden korkulduğu için ikramda bulunulacak. Görünüşte dost fakat esasında düşman insan sayısı artacak, sözler hep yalan ve birbirine muhalif olacak, amir ve memur çok, doğru iş yapan az olacak. • Yıldızlar (fal) doğrulanacak ve kader yalanlanacak. • Allahü Teâlâ (C.C.) apaçık inkâr edilecek. • Âlicenaplık, izzet-ikram ve cömertlik duyguları kaybolacak ve haklar para karşılığında satılır hâle gelecek. • Cemaatin inancı zayıf, ibadeti taklit olacak, hafızlar çok, ama âlim bulunmayacak. • Zenginlere itibar edilecek, cimrilik artacak, zekât ağır bir borç olarak kabul edilecek. • Âlimler, para ve dünyalık karşılığında ilim öğretecek, âhiret ameli ile dünyalık talep edecekler.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Aralık 10, 2007, 19:36:01 Gönderen: elif_ »
|
Logged
|
y desde que t ú te fuiste yo solo, tengo tengo la camisa negra porque negra tengo el alma yo por ti perdí la calma
|
|
|
| Aralık 10, 2007, 16:21:46 |
|
|
 |
« Yanıtla #3 : Aralık 10, 2007, 16:21:46 » |
|
• Dinden gayrı hususlar için öğrenim yapılacak. • Erkekler kendilerini kadınlara, kadınlar da erkeklere benzetecekler. • Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla münasebetsiz alâkalar kuracak. • Her tarafta şarkıcı ve çalgıcı kadınlar zuhur edecek. • Söz kadınlarda olacak ve zina yaygınlaşacak. • Haram işlemeyi kolaylaştıran imkânlar artacak, gençler günah işlemeye ve kötülük yapmaya çok meyledecekler. • İmanı kalpte tutmak, kor ateşi elde tutmak kadar zor olacak, kişi gece mü'min yatacak, sabah kâfir olarak kalkacak veya bunun tersi olacak. • Dünya işlerine dalınıp âhiret unutulacak,  'ın kitabıyla hükmetmek, ayıp sayılacak. • Ümmetimin erkekleri şişmanlayacak ve semizleşecekler. • Dedikodu, yaygın bir hâl alacak. • Herkes “kazanamadığından ve geçinemediğinden” şikâyetçi olacak. • Yalancı şahitlik ve boşanmalar artacak, ani ölümler sık görülecek. • Mal çoğalıp sel gibi akacak, mal sahibi malına tapacak ve tüccarların çoğu hilekâr olacak. • Kişi, karısına itaat edip anasına âsi olacak ve arkadaşına yaklaşıp babasından uzaklaşacak. • Gönüller birbirini sevmez olacak, dinde ve dünyalık işlerde muhtelif görüşler belirecek, kardeşler bile dinde ve mezhebde ihtilâf edecekler. • Fâsıklar başa geçecek ve konuşmasını bilmeyenler halka hitab edecekler. • Zaman kısalacak. Bir sene bir ay gibi, bir ay bir hafta gibi, bir hafta bir gün gibi geçecek, bir günün geçmesi ise bir yaprağın yanması kadar çabuklaşacak, hiçbir şeyde bereket kalmayacak (kısaltılmıştır..)
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Aralık 10, 2007, 19:37:08 Gönderen: elif_ »
|
Logged
|
y desde que t ú te fuiste yo solo, tengo tengo la camisa negra porque negra tengo el alma yo por ti perdí la calma
|
|
|
| Aralık 10, 2007, 17:04:46 |
|
|
 |
« Yanıtla #4 : Aralık 10, 2007, 17:04:46 » |
|
Bu güzel paylaşım için teşekkür ederim... Ashab-ı Kiram'ın ve Peygamberlerin dehşetinden ve sapıklığından  'a sığındığı ahir zaman, sanırım yaşadığımız zamandır."Daha ne kadar kötüye gidebilir?" sorusunu sorduğumuzda ertesi gün cevabını alıyoruz; "Daha kötüsü de varmış". ....... "Bu gözlerim, medeniyyetlerin bıraktığını, Beş on yıl önce, görür müydü böyle taş yığını? Bugünse yeryüzü hep madde, her ufuk maddi. Demek ki âlemin artık göründü serhaddi." Yahya Kemal
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Aralık 10, 2007, 19:34:33 |
|
|
 |
« Yanıtla #5 : Aralık 10, 2007, 19:34:33 » |
|
Evet, bu konu daha önce sevgili CeNNeT kardeş tarafından açılmıştı. Burada da açmak yararlı olacaktır inşaAllah..  Ahir Zamanda Cahil Olmak Ahir zamanda cahil olmak, cahilane bulunmak veya cahiliye döneminde ki gibi yaşamak...
İlim okumak, âlim olmak kâinattaki nizam, mizan, intizamı görmek ama 'ı bulamamak, görememek...
Kur'an'a bakmak ''Düşünmez misiniz, Tefekkür etmez misiniz'' ayetlerini okumak, sivrisineğin gözünden, güneşin vazifesinden, koyunların melemesinden, ineklerin süt çeşmesinden anlamamak, yaratılış hikmetlerini kavrayamamak, Cenab-ı Hakka yönelememek..
Her gün her gün yemek yemek, su içmek, havayı teneffüs etmek ama 'a verdiği bu nimetlerin mukabilinde şükür edememek..
Genç iken gençliğin değerini bilememek, günlerini taat üzerine geçirememek, gençliği zayi etmek...
Eline, diline beline hâkim olamamak..
Sağlıklı olunca şükredememek, hastalanınca nankörlük edip 'Niçin, Neden benim başıma geldi' diye gevezelenmek...
Dünyayı ahiretin tarlası bilmek ama ekememek, ahirette mahsullerini biçememek..
Dünyanın geçici olduğunu bilmek ama güzel yüzlerin toprak olacağını, ceylan gözlerin yere akacağını unutmak, fani pis heveslerin peşinde koşup sürüklenmek..
Dini yaşayanlara irticacı, mürteci, deli, gerici demek...
Aynı anne ve babadan dünyaya gelmek ama birbirine düşman olmak ana, baba, ced ve atasını inkâr etmek, onları kabul etmemek...
Bir buz parçası nevindeki enaniyetini için eritememek, ene'nin boynunu bükememek..
Cenab-ı Hakkın her gün verdiği yirmi dört saatini görmek, bilmek ama istediği bir saatini ona verememek..
Geçici pis heva ve heveslerin peşinde sürüklenmek, dinlenmemesi gereken şarkıları dinlemek, içilmemesi gereken pis müskirleri içmek...
Söz verip sözünde durmamak, yardıma muhtaç ellere uzanmamak...
Zeki geçinipte necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun suallerine cevap verememek...
Buğday ambarında bulunduğu halde açlıktan midesini kurcalamak...
Cahiliye döneminde gömülen kızları hatırlamak ve hatırladıkça bu zulüm karşısında içi kanamak, gözlerinden yaşlar akmak ama kızlarını cahilane dalalet vadisine sürüklemek, günahlar şehrine güle oynaya salmak, cehennemde onların yerlerini elleriyle hazırlamak...
'ı bilmek, ona iman etmek, peygamberlerini, meleklerini, ahiretini bilmek ve bunların hepsinin elmas kıymetinde olduğu bilmek ve aynı zamanda dünyanın fani ve geçici olduğunu bilmek... Elması elmas bildiği halde kırılacak cam şişesi hükmündeki dünyanın peşinden sürüklenmek...
Kısacası ahirzamanda cahil olmak, cehaletinin farkına varmamak demektir...Alıntı..
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Aralık 10, 2007, 19:38:01 Gönderen: elif_ »
|
Logged
|
y desde que t ú te fuiste yo solo, tengo tengo la camisa negra porque negra tengo el alma yo por ti perdí la calma
|
|
|
| Aralık 10, 2007, 19:42:31 |
|
|
|
| Aralık 11, 2007, 11:45:33 |
|
|
 |
« Yanıtla #7 : Aralık 11, 2007, 11:45:33 » |
|
Yazılarınızın hepsini okudum ve teşekkür etmeyi bir borc bildim. Tüm vücudumun tidrediğini hissettim.  razı olsun
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Aralık 11, 2007, 12:32:48 |
|
|
 |
« Yanıtla #8 : Aralık 11, 2007, 12:32:48 » |
|
Ahir zaman alametlerin en kötüleride Sapık ve Saptırıcı, Müminlerin Felaketi Facir olan Dünya Âlimleridir!Müslümanların Bu günkü hallerinden bunlar sorumludur!  Dünya âlimlerinin bilgiden amaçları, dünya menfaatidir. Ve onların yolu sadece dünyalılar katında rütbe ve şöhret kazanmaktır. Teala “Belam” için söyle buyuruyor:« O üzerine varsan da kendi haline bıraksan da dilini çıkarıp soluyan bir köpek gibidir.» (A´raf - 175)“İste günaha dalmış âlim de böyledir. Çünkü Belam  ’ın kitabını biliyordu. Buna rağmen azgın arzularla dolarak köpeğe benzetildi. Ayet demek istiyor ki. «O hikmeti bilsin bilmesin, fark etmez. Her iki durumda da azgın arzulara bulaşır.” Abdullah b.Amr b. el-As(ra) diyorki:Ben Resulullah(sav)'ı şöyle söylerken işitim:"  ilmi insanlardan söküp almak suretiyle kaldırmaz,bilakis alimlerin canlarını almak suretiyle ilmi kaldırır aralarında hiçbir alim kalmaz da insanlar cahilleri önderler edinirler,onlara sorular sorarlar,onlar da bilgisizce fetva verirler ve böylece hem kendileri sapıtırlar hem de başkalarını saptırırlar." Usame İbni Zeyd buyurur ki; Peygamber'imizin söyle buyurduğunu duydum:“Kıyamet Günü bir âlim getirilerek cehenneme atılır. Kalın bağırsakları dışarı sarkar ve eşeğin dolap çevresinde dönmesi gibi onların etrafında döner. Bu hâlini görmeye gelen diğer cehennemlikler «Ne oldu sana» diye sorarlar. Âlim de onlara «Dünyada iken iyiliği emreder, fakat kendim yapmazdım. Buna karşılık kötülüğü yasaklar, fakat kendim işlerdim» diye cevap verir.» Başka bir rivayette; "Âlim öyle ağır bir azaba çarptırılır ki, çektiği azabın şiddetinden dolayı ilgileri uyanan cehennemlikler onu görmeye gelirler." (Peygamber'imiz (S.A.S.) Bununla sapık âlimi kastetmiştir.) Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki: "Kıyamet Günü en ağır azaba çarptırılacak olan kimse,  ’ın ilminden kendisine fayda bağışlamadığı âlimdir." "İnsan, ilmî ile amel etmedikçe âlim olamaz." "Ahir zamanda cahil ibadetliler ile fasık âlimler çoğalır." "Kim bildiğini kendisine saklarsa  onun ağzına ateşten gem vurur." "Ben sizin hesabınıza deccaldan başka, fakat ondan daha korkunç bir şeyden korkuyorum.» Sahabeleri (Nedir o) diye sorarlar. Peygamber'imiz onlara yoldan çıkaran imamlardan korkuyorum." cevabini verir. « Kim bilgice gelişir, fakat hidayet yönünden gelişmezse, günden güne  ’tan daha da uzaklaşır.» Buraya kadar nakledilenler ile diğer deliller, ilmin öneminin çok büyük olduğunu ve âlimin ya ebedi bir helak ile veya ebedî saadet ile karşı karşıya olduğunu, ilme dalan âlimin saadete eremediği takdirde kendine kurtuluşu haram kıldığını gösterir.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
| Aralık 11, 2007, 12:39:13 |
|
|
 |
« Yanıtla #9 : Aralık 11, 2007, 12:39:13 » |
|
[youtube=425,350]VNVChN2Lo2Q&feature=related[/youtube]  Razı olsun kardeşim çok güzel bi konu açmışsın bende konu ile alakalı video paylaşmak istedim
|
|
|
|
|
Logged
|
HANGİ GÜZEL YÜZDÜR Kİ TOPRAK OLMADI! HANGİ CEYLAN GÖZDÜR Kİ YERE AKMADI!
|
|
|
| Aralık 11, 2007, 14:45:18 |
|
|
 |
« Yanıtla #10 : Aralık 11, 2007, 14:45:18 » |
|
Konuya katkısı bulunanlardan, okuyanlardan, ders çıkaranlardan cc razı olsun..AHİR ZAMANDA GENÇ OLMAK ATEŞLER İÇİNDE OLMAKTIR. AHİR ZAMANDA MÜ’MİN GENÇ OLMAK ATEŞLER İÇİNDE YANMAMAKTIR. AHİR ZAMANDA MÜ’MİN GENÇ,ATEŞLER İÇİNDE İBRAHİM MİSALİDİR. FİRAVUN SARAYINDAKİ MUSA, ÇAĞIN ZÜLEYHALARI KARŞISINDA YUSUF MİSALİDİR. VE ATEŞLER İÇİNDE İBRAHİM’İ YAKMAYAN, FİRAVUN SARAYINDA MUSAYI SAPTIRMAYAN, ZÜLEYHA KARŞISINDA YUSUFU KANDIRMAYAN SIRRA ERİLDİĞİNDE, AHİR ZAMANDA MÜ’MİN OLMANIN YOLU ELBETTE GÖRÜLECEKTİR.
|
|
|
|
|
Logged
|
y desde que t ú te fuiste yo solo, tengo tengo la camisa negra porque negra tengo el alma yo por ti perdí la calma
|
|
|
| Aralık 12, 2007, 01:35:06 |
|
|
 |
« Yanıtla #11 : Aralık 12, 2007, 01:35:06 » |
|
paylaşımlar çok etkileyici...  RABBİM razı olsun... Henüz daha radyo, televizyon nedir bilinmediği devirlerde rahmetli Erzurumlu mutasavvıf Muhammed Lütfi Hazretlerinden işittikleri şu bilgileri büyüklerimiz naklederlerdi bize çocukken:
“Ahir zaman yaklaştığında her evden dışarıya bir pencere açılırmış; o zamanda bir takim çalgıcı kızlar türer ve ulu orta oynarlarmış; tüm ev halkı da gözünü o pencereye dikerek geçirirmiş günlerini, gecelerini... Sonra Deccal diye yalancı bir Mesih çıkarmış ortaya; imanı sağlam olmayan herkesi kandırırmış! Her türlü dünya nimeti onun yanında olurmuş. Bu arada, müminlerin önderi “Mehdi” lâkaplı zat da insanları Deccal’ın şerrinden korumak için bir grup inananla çaba sarfedermiş”...
Henüz daha radyo, televizyon nedir bilinmediği devirlerde rahmetli Erzurumlu mutasavvıf Muhammed Lütfi Hazretlerinden işittikleri şu bilgileri büyüklerimiz naklederlerdi bize çocukken:
“Ahir zaman yaklaştığında her evden dışarıya bir pencere açılırmış; o zamanda bir takim çalgıcı kızlar türer ve ulu orta oynarlarmış; tüm ev halkı da gözünü o pencereye dikerek geçirirmiş günlerini, gecelerini... Sonra Deccal diye yalancı bir Mesih çıkarmış ortaya; imanı sağlam olmayan herkesi kandırırmış! Her türlü dünya nimeti onun yanında olurmuş. Bu arada, müminlerin önderi “Mehdi” lâkaplı zat da insanları Deccal’ın şerrinden korumak için bir grup inananla çaba sarfedermiş”...
40 yıla yakin zaman geçti aradan. O gün, acaba nasıl diye merak ettiğimiz o 'pencere' simdi her evin başköşesinde ve hemen herkesin gözü onda!.. Kim bilir hangi mecazlarla geçmişin koşullarında hangi günümüz gerçeklerine işaret edilmiş böyle... Nice işaretler var bu tür! Birazını dahi çözebilenler biliyorlar ki, yakın geçmişle karsılaştırınca artik bahsedilen o günlere geldik veya 'daha'sına çok yaklaştık şimdilerde...
Elektrik bir araçtır örneğin, ustura da! Faydalı amaçlar için de kullanabilirsiniz, kolaylık sağlarlar; zararlı amaçlar için de... Televizyon da öyle; konumuz ise onun Deccaliyetin amacına hizmet doğrultusunda kullanılması...
Hemen hepimiz duymuş, okumuşuzdur: "Küçük alametleri tamamlandığında kıyametin, sıra büyük alametlere gelir"...
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap"Aşk'ına Tâlib'im, Ey Yâr... Söyler misin, ne olur; Vuslâdım'a daha, ne kadar var?"

|
|
|
| Aralık 13, 2007, 17:57:32 |
|
|
 |
« Yanıtla #12 : Aralık 13, 2007, 17:57:32 » |
|
AHİR ZAMANDA ASRI SAADETİ YAŞAMAK!... M.NİHAT MALKOÇZamanı kokutanların İslamı masumca yaşayanları mürteci diye damgaladığı zor bir asırda yaşıyoruz. Onlar saldırdıkça yükseldiklerini sansalar da gerçekte çukurlaşıyorlardır. Fakat bunu anlamayacak kadar basiret fakiridirler. onlara akıl, fikir, sağduyu ve ufuk nasip eylesin. Böylelikle hem kendileri hem de hedef aldıkları kitleler felaha erişsin.
Belli ki ahir zamanda yaşıyoruz. Bu zamanın kendine mahsus özellikleri, daha doğrusu açmazları vardır. Her zaman hak ve batıl ayrı bir cephede birbirlerine karşı mücadele içerisinde olmuşlardır. Fakat ahir zamanda manevî cephelerdeki savaş daha da kızışmıştır. Çok şükür ki Yüce , hak ve hakikat saflarında yer alanların mutlaka muzaffer olacağını müjdelemiştir. Bizlere düşen tebliğ, sabır ve metanettir. De ki: Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur.İsra 17/81
İslam garip gelmiş, garip gidecektir. Müslüman zor zamanların adamıdır. Bu, imtihan sırrının da özüdür. Mümin bütün zorluklara göğüs geren insandır. Rasulüllah sav birçok hadis-i şeriflerinde ilerde ümmet içinde fitnelerin olacağından bahsetmektedir. Böyle bir zamanda İslamı yaşamak, Kuran hakikatlerini benimsemek, sünnet-i seniyyeye uymak, ateşi avuçlamak kadar zor olacaktır. Fakat bunun mükâfatı da zorluğu derecesinde büyüktür.
** Hangi birimiz asrı saadette yaşamayı istemezdi ki?... Hepimiz o mübarek çağda yaşamayı arzu ederdik. Fakat o çağda bile iman ile küfür savaş halindeydi. Birileri cennette büyük makamlar elde ederken, birileri de cehennemdeki kuyusunu daha da derinleştiriyordu. Demek ki mühim olan zaman değil, onun içini hak ve hakikat incileriyle doldurabilmektir.
Günümüzde iman kıpkızıl bir kor gibidir. Onu elinde, hatta yüreğinde taşımak alev ateş yanmayı kabullenmektir aynı zamanda Buna göğüs gerebilirseniz taşırsınız, karşılığında da mükâfatlandırılırsınız; bunun dışında hem yanmayım, hem elimden düşürmeyim deme şansınız yoktur. Ya yanmayı kabulleneceksiniz, ya da yere düşüreceksiniz. Günümüzde inancı vasat insanlar elindeki bu koru yere atmaya da, yanmaya da gelemiyor. Onun için tereddütlerin girdabında sürüklenip gidiyorlar. İman ağacı büyüyüp yeni filizler veremiyor. Her geçen gün kurumaya yüz tutuyor, cılızlaşıyor.
Fitne deyip geçmeyin, Bu bir ruhî maraz halidir. Müslümanların kâbusudur fitne. Ondan kaçmak, uzak durmak kurtuluşumuz için elzemdir. Fitne zincirleri ayaklarımıza şöyle bir dolanmaya görsün, kendimizi o ateşîn halkalardan bir daha kurtaramayız. Ahir zaman Peygamberi bu konudaki tehlikeyi gözler önüne sererek bizleri on dört asır evvelden uyarmıştır: "İlerde bir fitne olacak. O fitne içinde kişi mümin olarak sabahlayacak, kâfir olarak akşamlayabilecek. Ancak Allahın ilimle kalbini dirilttiği kimseler hariç.."
|
|
|
|
|
Logged
|
y desde que t ú te fuiste yo solo, tengo tengo la camisa negra porque negra tengo el alma yo por ti perdí la calma
|
|
|
| Aralık 13, 2007, 18:14:12 |
|
|
 |
« Yanıtla #13 : Aralık 13, 2007, 18:14:12 » |
|
 Günümüzde müslümanın dört bir tarafı yüksek ve kalın duvarlarla çevrilmiş. Bu duvarlar içerisinde hakkı ve hakikati yaşamak zor olsa da gerçek mümin bunun mücadelesini verir. Hakikat ışığını bir şekilde alır ve çevresine yansıtır. Şartların zorluğu onu bedbinliğe itemez. Bedeli ne olursa olsun sünnet üzere yaşamayı sürdürür. Müslüman hiçbir zaman bedbin, yılgın ve bıkkın olamaz. O daima bir ümit ışığı arar ve neticede bulur. ***
Asıl imtihan, zor zamanda müslümanca yaşamaktır. Yoksa baskı ve tehditlerin olmadığı bir dünyada İslamı yaşamak sanıldığı kadar zor olmasa gerek Etrafımızın dikenli tellerle çevrildiği, iman kalesinin çeşitli saldırılara maruz kaldığı bir dönemde bütün tehlikelere karşı canımızı siper edersek gerçek imanımızı teşhir ve ispat etmiş oluruz.
Ahir zaman ümmeti olarak zor zamanda yaşıyoruz. Cadde ve sokaklar İslami renklerden mahrum bir görüntüye büründürülmüş. Bu mekânlarda arz-ı endam edenler, günah çağlayanının debisini her geçen gün daha da yükseltiyor. Giyim tarzları İslamın aleyhinde değişmiş ve Batılı tarza bürünmüştür. Pariste çıkan moda, ertesi gün Türkiyenin herhangi bir Anadolu şehrinde görülebilir olmuştur. Günümüzde İslamî giyim tarzları bazı kesimlerce kabul görmemiş, inançları gereği böyle giyinenler, kendilerini modern olarak nitelendiren kesimler tarafından dışlanmıştır. Hatta gerici yaftası yapıştırılarak toplumdan koparılmaya, tecrit edilmeye çalışılmıştır. Kendisini hangi sıfatla nitelendirirse nitelendirsin buna hiç kimsenin hakkı yoktur. Herkes dini inancının gereğini yerine getirebilmelidir.
|
|
|
|
|
Logged
|
y desde que t ú te fuiste yo solo, tengo tengo la camisa negra porque negra tengo el alma yo por ti perdí la calma
|
|
|
| Aralık 13, 2007, 20:21:39 |
|
|
 |
« Yanıtla #14 : Aralık 13, 2007, 20:21:39 » |
|
Uzun bir süre kaldığını düşünmüyorum artık büyük alametleri bekliyorum... güzel bir konu paylaşmışsın çok etkilendim emeğine sağlık elif kardeş   c.c. her zaman yardımcımız olsun 
|
|
|
|
|
Logged
|
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
|
|
|
|