7. Hadis Rasulullah (sav) buyurdu ki:
“kimden bir ilim sorulurda onu gizleyecek olursa
kıyamet gününde onun ağzına ateşten gem vuracaktır” Ebu Davut, Tirmizi
İslamda ilim öğrenmenin belli bir maksadı vardır. Bunun birinci maksadı

’ın dinin yaşamak, ikinci maksadı ise diğer insanların bu konudaki problemlerinin meselelerinin çözümüne ilim ile katkıda bulunmaktır.
Kuran-ı Kerim bizlere bilmediğimiz takdirde bilenlere sormamızı da emretmektedir. ( Nahl, 16/43, enbiya 21/3). Bilmeyenlerin, bilenlere sorma mükellefiyeti, aynı zamanda bilenlere de soranlara da cevap vermek mükellefiyetini yüklemektedir.
Bilen kişi sorulduğu halde cevap vermezse ne olur? Evvela

’ın kendisine nasip ettiği bir nimeti başkalarından esirgeyerek cimrilik etmiş olur. Diğer taraftan soru soranın sorulduğu konuyu islamın emrettiği şekilde çözme fırsatını ortadan kaldırmış olur. Yani

’ın dininin yaşanması için bir araç olması gerek ilmini

’ın hükümlerinin uygulanması için bir engel haline getirmiş olur. Böyle bir şeyin cezası ise ateşten bir gem ile gemlenmektedir. Evet ceza ile amel türü arasında burada bir ilişki vardır ve son derece adil bir ilişkidir.

’ın dinin yaşanması için ağzıyla vereceği cevabı vermeyip esirgediği ağzına, cehennem ateşinden bir gem vurularak cezalandırılması, ilahi adaletin en mükemmel bir şekilde tecellisinden başka bir şey değildir.
İlmi esirgemek, sorulanlara bildiği halde cevap vermemek o kadar büyük bir suçtur ki kasten olmamakla birlikte kıyısına yanaşan peygamber dahi olsa, müsamaha ile karşılanmamıştır. Abese suresinin baş tarafının neden nazil olduğunu düşünmemiz, böyle bir günahın vebal boyutunu tasavvur edebilmek için yeterli bir ipucu olmalıdır.