Hakkınızı helal edin geçen hafta koyamadım bazı işler nedeniyle... inşAllah bu haftayla itibaren aksatmadan koyacağım inşAllah..
3. Hadis Rasulullah ( sav ) buyuruyor ki ;
“ Sadaka vermek malı eksiltmez.
mümin kardeşinin kusurunu bağışlayan bir kulun ise ancak şerefini arttırır, mütevazi olan bir kulun derecesini mutlaka yükseltir.” ( Müslim, tirmizi, imam malik, imam ahmed )
Bu hadiste biri maddi diğeri manevi olmak üzere insanlara yapılabilecek iki türlü iyilik söz konusu edilmektedir. Manevi iyilikte biri olumlu tutum diğeri olumsuz bir tutum olmak üzere iki çeşidiyle ele alınmaktadır.
Sadaka kelime olarak doğruluk anlamaına gelen sıdk ile aynı köktendir. Mükellef olmadığı halde sırf

rızası için iyilik kastı ile ihtiyacı bulunana kimseye verildiği için bu adı almıştır.
Sadaka zahiren malı eksiltiyormuş gibi görünüyorsa bile Hz. Peygamber, nübüvvet gözüyle eşya ve olayları göründüğünden dolayı sadakanın malı hiçbir şekilde eksiltmediğini beyan etmektedir. Bu eksiltmenin dünyada dahi söz konusu olmayacağı hadisin açıklamalarında anlaşılmaktadır. Dünyada kişinin malı sadaka dolayısıyla eksilmediği gibi ayrıca ahirette de ecir ve mükafata, günahların örtülmesine, ahiretteki derecelerinin yükseltilmesine sebeptir. Bunun böyle olduğunu sadaka veren ve sadaka vermeye devam eden müminler fiilen müşahede etmektedirler.
Bu maddi sadaka çeşidi… manevi sadaka türlerinden olumlu olanı ise, müminin mümin kardeşinin suçunu bağışlamasıdır. Bu müminin kendisine karşı işlenen bir kusuru cezalandırması gerekirken, cezalandırmaktan vazgeçmesi şeklinde ortaya çıkar.
Nitekim Rabbimiz kasısı emrettikten sonra “ Kim de bunu bağışlarsa o bağışı ona bir kefaret olur ( Maide 45 ). Diye buyururken bu noktaya dikkatimizi çekmektedir.
Manevi sadaka türünden ikincisine gelince, bu da kişinin zahiren şahsiyetinden fedakarlık gibi görünen mütevaziliği, yerli yerince ve

rızası için göstermesidir. Yersiz bir mütevazilik karşı tarafı yanlış tutumlara sürükleyebilir.

rızası için olmayan bir mütevazilik de riyakarlığa götürebilir. İşte bu olumsuzluk ihtimalleri dolayısıyla bunu olumsuz diye niteleyerek birinci türden ayırt etmeye çalıştık.
Kısacası yaptığımız her bir iyilik marufu emretmek, münkerden alı koymak, ihtiyaç sahibinin ihtiyacını görmek, Müslüman kardeşimizi güler yüzle karşılamak, yükünü kaldıramayana birine yarımcı olmak, kabımızdan onun kabına boşaltmak dahi birer sadakadır. Kısacası

rızası için yaptığımız ve istediği kadar gözümüzde küçük görünse dahi bir kişiye ya da topluma maddi ve manevi bakımdan yararlı olabilen her bir iş bizim için bir hayır mesabesindedir, ecir kazanmamıza sebeptir. Bunlar İslam bakış açısına göre hayır yollarının pek çok olduğunu göstermektir. Ayrıca Rabbimizin en ufak bir amelimizi dahi değerlendirerek önümüzde çokça ecir kazanmak için kapıları açık bulundurması biz kullarına olan rahmet ve merhametinin ayrı bir göstergesidir.
Önümüze açılmış bu fırsatları küçük büyük demeden değerlendirerek amel defterimizdeki hasenatı bir taraftan arttırırken, diğer yandan faziletli, fert ve toplumun var olmasında üzerimize düşen görevi yapmaktan uzan durmayalım. Unutmayalım ki

faizin bereketini giderir, sadakaları ise bereketlendirir ( Bakara -276 ). O bakımdan sadakanın her türlüsüyle ameli hayatımızı zenginleştirip güzelleştirmeliyiz. Asıl bereket ve zenginliğin

’ın bize vereceğini vaat ettiği ecirlere hak kazanmakla elde edilebileceğini unutmayarak,

nezdindeki kalıcı mükafatları hedefleyerek amellerimize yön vermeliyiz ( Rum-39)